7. Hukuk Dairesi 2024/4791 E. , 2025/3052 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1658 E., 2024/1895 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/498 E., 2024/258 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar murisi ... ile müvekkillerinin murisleri ... ve ...'in kardeş olduklarını, kök muris ...'den davalılar murisi ... 'a intikal eden miras hisselerinin sözleşme ile müvekkillerinin murislerine devrettiğini, 26.09.1971 tarihli sözleşme ile Tokat ili, ... ilçesi, ... Kasabası, ... Mahallesinde yer alan ... ada ... parsel ile ... ada ... parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki hisselerini müvekkillerinin murisi ...'e 2.000,00 TL karşılığında satıldığını ve bedelinin peşin olarak aldığını, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı bahçe ve ev niteliğindeki taşınmaza ait miras hisselerinin ise 06.11.1980 tarihinde müvekkillerinin murisi olan ...'e 3.500,00 TL karşılığında satıldığını ve hisse bedelinin peşin olarak ödendiğini, müvekkilleri tarafından sözleşmelere konu taşınmazların tapu müdürlüğünde devrinin yapılması için davalılara başvurulduğunu ancak olumlu sonuç alınamadığını, öte yandan davalıların sözleşme konusu taşınmazlarla ilgili olarak Tokat Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/1365 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını belirterek, dava konusu miras payı yönünden davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı müvekkilleri adlarına miras hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline, bu talebin mahkemece kabul edilmemesi halinde ise ekonomik veriler dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tazminatın davalılardan tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar cevap dilekçelerinde özetle; davanın haksız olduğunu ve zamanaşımına uğradığını, satış yönünde bir sözleşmenin mevcut bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.04.2024 tarihli ve 2020/498 Esas, 2024/258 Karar sayılı kararı ile "...davaya konu ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazların tesis kadastrosu işlemlerinin 29.12.1975 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 26.10.2020 tarihinde açıldığı, davacı tarafın dayandığı satım sözleşmesinin 1971 tarihli olduğu, bu taşınmalzarın kadastro öncesinde satın alındığı, kadastro tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, bu parseller yönünden tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, tazminat talebinin de hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle talep edilemeyeceği .... dava konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları; ..., ..., ..., ve ... adına iştirakli hisse olarak tescil edildiği, ...'in itirazı üzerine yüz ölçümünün düzeltilmesi işlemi ile komisyon kararının 29.12.1975 tarihinde tescil edildiği, mirasçılar adına 2020 yılında intikalinin yapıldığı, tanık ...'un görgüye dayalı tanıklığında 1980 tarihli sözleşme ile ilgili olarak, annesi ... 'ın dayısı ...'e sattığı yerin parasını küçükken kendisinin alması için gönderdiği ve satış bedellinin dayısı tarafından iki seferde annesine getirdiği beyanının dikkate alındığı, dava konusu istem miras hissesi devrine yönelik olduğu için tapuda satış yapılmasının gerekmediği..." gerekçesiyle "...... ada ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan tapu iptal tescil ve terditli olarak tazminat talebi isteminin hak düşürücü süre nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulü ile taşınmazda davalılar adına kayıtlı hisselerin iptali ile, muris ...'in mirasçıları adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 11.07.2024 tarihli ve 2024/1658 Esas, 2024/469 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının ayrı ayrı "...esastan reddine...." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Hak düşürücü süre nedeniyle ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddinin doğru olmadığını, b.Müvekkillerinin davalılar murisi ...'ye taşınmazların tapuda devredileceğine güvendiklerini, c.Hak düşürücü sürenin edimin ifa edilmeyeceğinin anlaşıldığı tarihten başlaması gerektiğini, d.Bu parseller yönünden davanın reddi sonrası satış bedelin iadesine karar verilmemesinin yerinde olmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.Eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, b.Davacı iddiaları asılsız olduğundan davanın tüm parseller yönünden reddi gerektiğini, c.Dayanak sözleşmedeki parmak izinin murise ait olup olmadığı hususunun mahkemece araştırılmadığını, d.Kabul gerekçesine esas alınan davacı tanığının sözleşme tarihinde yaşının çok küçük olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, miras payı devir sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 676. maddesi "mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır." 678. maddesi "miras bırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli değildir. Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimlerin geri verilmesi istenebilir" şeklinde düzenlenmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 676. maddesi (743 sayılı MK. md. 611–612), mirasçıların tereke üzerinde yapacakları taksimin, keza mirasçıların birbirleri ile miras paylarının temliki konusundaki yapacakları sözleşmelerin aynı Kanunun 677. maddesi hükmü gereğince geçerli olması için yazılı olması koşulunu öngörmüştür. Her iki halde de, yapılacak tasarrufların murisin ölümünden sonra gerçekleştirilmesinin olanaklı bulunduğu sabittir. Öte yandan, Türk Medeni Kanunu’nun 678. maddesi düzenlemesi ile de, murisin sağlığında ileride (murisin ölümünden sonra) intikal edecek terekedeki hakkıyla ilgili olarak bir mirasçının diğer mirasçılarla veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için yazılı olması ve ayrıca mirasbırakanın da sözleşmede yer alması ve onun katılımıyla gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğu kuralına yer verilmiştir. Diğer yönden geçerli olarak düzenlenmiş bir sözleşmeye dayanılarak ifanın istenmesi için mirasın açılmış olması gerekir. TMK'ya göre miras ölüm ile açılır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi hükmüne göre, tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Tespit sonrası tescil öncesi zaman dilimi içinde düzenlenen senede dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunulduğunda kanun maddesinde sözü edilen hak düşürücü süre uygulanmaz. 3.Somut olayda; tarafların kök murisi ...'ın ...'in 18.08.1972 tarihinde öldüğü, bila başlıklı 26.09.1971 tarihli sözleşmenin davalılar murisi ... ile davacılar murisi ... arasında akdedildiği ve dava konusu ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara yönelik olduğu, satış bedeli olan 2.000,00 TL'nin teslim alındığının sözleşmede belirtildiği; dava konusu 06.11.1980 tarihli sözleşmenin ise ... ada ... parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak davalılar murisi ile davacılar murisi ... arasında ... Mahallesinde bulunan ev ve bahçedeki miras payına yönelik olarak 3.500,00 TL bedel karşılığı akdedildiği, bedelin teslim alındığının yazılı olduğu, tapulama tutanaklarından dava konusu taşınmazların muris ... adına 30.04.1971 tarihinde tescil edildiği, tesis kadastrosuna yapılan itirazlar neticesinde taşınmazların yüz ölçümleri düzeltilerek 29.12.1975 tarihinde kesinleştiği, 04.09.2020 tarihinde gerçekleştirilen intikal işlemi ile dava konusu taşınmazların mirasçılar adına tescil edildiği, güncel tapu kayıtlarında taşınmazlar üzerinde elbirliği halinde mülkiyetin devam ettiği anlaşılmaktadır. Davacılar murisi ... ile davalılar murisi ... arasında akdedilen 26.09.1971 tarihli sözleşmeye konu olan ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki tapu iptal ve tescil istemi ile bedelin iadesi yönündeki tazminat talebi, mahkemece taşınmazların kadastro öncesinde satın alındığı, kadastro tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddedilmiş ise de, mahkemenin bu yöndeki gerekçesi hatalı olmuştur. Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde tapulama çalışmalarına 1971 yılında başlanılmış, kesinleşme işlemi 1975 yılında yapılmıştır. Miras payı devir sözleşmesinin 26.09.1971 tarihinde yapıldığı, sözleşme tarihinin kadastro tespitinin kesinleştiği 29.12.1975 tarihinden önce olduğu dikkate alındığında, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yer alan 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması hatalı olmuştur. Öte yandan sözleşmenin yapıldığı tarihte muris ...'in hayatta olduğu anlaşılmaktadır. TMK'nın 677. maddesi hükmü uyarınca yazılı olmak koşuluyla bir mirasçının diğer mirasçıya miras payının devri hukuken mümkün ve geçerli olasına karşın, mirasın açılmasından önceki miras payının devri müessesesi TMK'nın 678. maddesinde de açıkça düzenlendiği üzere, bu sözleşme mirasbırakanın katılımıyla geçerli olabilir. Görülmekte olan davada, davacıların dayandığı sözleşmede kayıt maliki ve kök muris olan ... 'in miras payının devrine ilişkin sözleşmeye katılmadığı, açık şekilde muvafakatının bulunduğuna dair delillere de dayanılmadığı anlaşıldığından yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde değildir. 4.Davacılar tapu iptali ve tescil isteminin kabul edilmemesi halinde ikinci kademede tazminat isteminde bulunmuşlardır. ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden akdedilen 26.09.1971 tarihli sözleşmede bedelin davalılar murisine ödendiği yazılı olduğundan, davalılar murisi geçersiz sözleşme nedeniyle ödenen bedel yönünden sebepsiz zenginleşmiştir. ... 'a ödenen sözleşme bedelinden mirasçıları olan davalılar taşınmazları satın alan ... mirasçıları olan davacılara karşı sorumlu olduğundan, satış bedeli denkleştirici adalet ilkelerine göre güncellenerek tespit edilerek bu bedel üzerinden tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile bu talebin de reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. 5.Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davalılar vekili ile davacılar murisi ... arasında yapılan 06.11.1980 tarihli sözleşmeye konu ... ada ... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın kabulüde eksik inceleme inceleme ile karar verildiği ileri sürülmüştür. Tanık listesinde gösterilecek olan tanık sayısı hakkında herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Taraf, istediği sayıda tanığın dinlenilmesini talep edebilir. Kural bu olmakla birlikte hâkim gösterilen tanıkların tamamının dinlenilmesine gerek olmadığı veya bu hususun davayı uzatma amacıyla yapıldığı sonucuna varırsa, gerekçeli kararında belirtmek şartıyla bütün tanıkları dinlemeyebilir. Bu konuya işaret eden ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun getirdiği bir yenilik olarak karşımıza çıkan 241. maddesi “mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir” düzenlemesini içermektedir. Davalı tanıklarından ... beyanında; ... ada ... parsel sayılı taşınmazı (davacılar muris ... mirasçısı) ...'in kullandığını belirtmiş, davacı tanığı ... ise beyanında, kendisinin davalılar murisi ...'nin kızı olduğunu, annesinin satış bedelinin dayısı ...'den alması için kendisini gönderdiğini ve iki parça halinde bu bedelleri alarak annesine verdiğini ifade etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davacılar tanığı ...'un beyanları ile davanın ispatladığı gerekçesiyle 06.11.1980 tarihli sözleşmeye konu ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinde davacı taraf 02.08.2021 tarihli delil dilekçesi ile tebliğe elverişli adreslerini içeren tanıklarının isimlerini bildirdiği, davacılar tanığı ...'un dinlenilmesinden sonra İlk Derece Mahkemesince 06.02.2024 tarihli celsede usulüne uygun olarak bildirilen tanıklar ... ile ...'ın dinlenilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu tanıkların dinlenilmelerinden davacılar vekilince vazgeçildiğine ilişkin herhangi bir beyanın bulunmadığı anlaşılmıştır. O halde İlk Derece Mahkemesince HMK'nın 241. maddesinde belirtilen şartlar oluşmadan ve dinlenmeme gerekçeleri tartışılmadan, mevcut tanık beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile karar verilmesi isatbetli görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR 1.Yukarıda (V.B.2-4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne; 2.Yukarıda(V.B.5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.