7. Hukuk Dairesi 2024/4380 E. , 2025/2617 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1878 E., 2022/1556 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/153 E., 2020/68 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinin davalı babaları ...'ye gönderdikleri paralarla dava konusu taşınmazların ... üzerine satın alındığını, taşınmazların alım bedellerinin 2/5'ini ...'in, 1/5'ini ...'ın, 1/5'ini ...'in ve 1/5'ini ...'ın karşıladığını, taşınmazların daha sonradan bu oranlar dâhilinde paylaşılması gerekirken muvazaalı şekilde 236 parselin davacı ...'e, 235 parselin 1/2'şer pay oranında davacı ... ile davalı ...'e, 306 parselin ise davalı ...'a devredildiğini, 306 parselin imar görerek farklı parsellere ayrıldığını, ...’ın 306 parselin imar nedeniyle değerleneceğinden haberdar olduğunu, bu nedenle daha az ücret ödeyerek daha değerli bir taşınmaza sahip olduğunu, hile, nispi muvazaa ve yolsuz tescil nedeni ile dava konusu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile üç adet taşınmazda 2/5 hissenin ..., 1/5 hissenin ..., 1/5’er hissenin de davalılar ... ve ... adına tescilini, olmadığı takdirde bedellerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ..., dava konusu yerleri almak için çocuklarından para istediğini, onların gönderdikleri para ile dava konusu taşınmazları aldıklarını, daha sonra çocukları ile Tarsus’ta bir araya geldiklerini ve herkesin rızası ile verdiği para karşılığı ...’e büyük olan tarlayı, ...’a 18 dekar olan tarlayı verdiğini, 10 yıl boyunca herhangi bir sorun çıkmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... cevabında; Avusturya’dan Türkiye’ye dönen babalarının çocuklarına taşınmaz almak istediğini söylemesi üzerine dört kardeşin para gönderdiğini, tapunun önce babaları üzerine alındığını, 2007 yılında babalarının taşınmazları oğullarına devretmek istemesi üzerine dört kardeşin anlaşarak tapuda işlemleri yaptıklarını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 3.Davalı ... ... vekili, dört kardeşin tapuya giderek ortak iradeleri ile işlem yaptığını, ayrıca bir sözleşme olmadığını, 306 parsel değerlendikten sonra davacı ...’in kendisinin ortak edilmesini, karşılığında para vereceğini söylediğini, alacak talebi yönünden davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; 235 ve 236 parsel yönünden muvazaa iddiasının ispat edilemediği, 306 parsel yönünden ise imar planı kapsamına alınacağı bilinmesine rağmen bunun söylenmemesinin hile olduğu şeklindeki iddiaların ispat edilemediğini, iradelerinin sakatlandığı iddiasını davacıların ispatlayamadığını, hata, hile gibi sebeplerle dava açma süresinin de dolduğunu belirterek davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF Davacılar vekili tarafından hükmün istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; ortada nisbi muvazaalı işlem olduğunu, davalı ...’ın belirtilen ücretlerle bağlı olarak bir hisse paylaştırması yapmadığını, sadece üç adet tapuyu oğullarına paylaştırmakla yetindiğini, temelde her bir parsel yönünden paylı mülkiyet kurulması şeklinde anlaşma yapıldığını, ancak üç ayrı taşınmaz üzerinde ayrı ayrı mülkiyet hakkı tesis edildiğini, tapu kaydının dayandığı sözleşme geçersiz olduğundan tapu kaydının iptal edilmesi, hatalı hesaplanan vekâlet ücretinin ise yeniden hesaplanması gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava; tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir. Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince bu Tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7. maddenin ikinci fıkrası, 10. maddenin üçüncü fıkrası ile 12. maddenin birinci fıkrası, 16. maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinde, “Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır". Somut olaya gelince, ispat edilemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yok ise de; tesis edilen hükmün vekâlet ücreti yönünden usul ve yasaya uygun olduğunu söylemek mümkün değildir. İlk Derece Mahkemesince 306 parselin ifrazı ile oluşan parsellerde davalıya ait hissenin değeri dava değeri olarak kabul edilmiş ve dava reddedildiği için bu değer üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Ancak davacılar dava dilekçesinde, 306 parselin ifrazı ile oluşan parseller ile birlikte 235 ve 236 parsel sayılı taşınmazlardaki 3/5 hissenin adlarına tescilini istemişlerdir. Dava değeri, davacıların adlarına tapu iptali ve tescil istedikleri taşınmazların 3/5 hissesinin değeri olup bu değer üzerinden nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken 306 parselin ifrazı ile oluşan parsellerdeki davalı ...’a ait hisselerin bedeli üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesi isabetsizdir. Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA; Tarsus 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli ve 2017/153 Esas, 2020/68 Karar sayılı kararının hüküm sonucunda 4 numaralı bentte yer alan “138.577,38 TL” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “129.625,00 TL” yazılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararın DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b5c17edb951df907 0400aa2871d8873b