7. Hukuk Dairesi 2024/2034 E. , 2025/588 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2894 E., 2022/1843 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Halfeti 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/366 E., 2019/217 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 133 ada 4 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalı yüklenicinin komşu 133 ada 14-16 parsel sayılı taşınmazların üzerine yaptığı inşaatta imar mevzuatına aykırılık bulunduğunu, çekme mesafesine dikkat edilmeksizin bina inşa edildiğini, bu nedenle davacının kendi taşınmazına yaptıracağı binada daire metrekarelerinin küçüldüğünü yüklenicilerin müvekkili ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmaya yanaşmadığını, durumun hoşgörü ve katlanma sınırlarını aştığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2. ve 737. maddelerinin ihlal edildiğini, durumun Halfeti Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/4 Değişik İş dosyası ile tespit edildiğini iddia ederek 131.250,00 TL'nin davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; inşaata 31.10.2013 tarihinde başlandığını, zamanaşımı def'inde bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu yapının maliki olmadığını, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, husumetin binadaki kat maliklerine yöneltilmesi gerektiğini, yargı yoluna itiraz ettiğini, davacının zararının bulunmadığını, inşaatın ruhsat ve projeye uygun yapıldığını, davalının 133 ada 16 parsel sayılı taşınmazla ilgisinin bulunmadığını davacının taşınmazına el atılmadığını belirterek davanın öncelikle usulden olmadığı takdirde esastan reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "... davacının ileride inşaat yapacağından bahisle zarara uğrayacağını ileri sürerek dava açıtığı, Yargıtay kararlarında da ifade edildiği üzere ileride zarar doğacağından bahisle dava açılamayacağından bu şekilde açılan davaların reddedilmesi gerektiği, ancak, istisnai durumlarda, henüz zarar doğmadığı halde, yakın gelecekte zarar doğacağı pek muhtemel veya muhakkak ise, davacıya zarar tehlikesinin önlenmesi davasını açma hakkı tanınarak zararın doğmasının beklenmeyeceği, davalı tarafından yapılan binanın bittiği ve halen kullanılmakta olduğu, davacı tarafından henüz bir inşaat yapılmaya başlanılmadığı, ilerde yapacağı bina nedeniyle şimdiden uğradığı zararın tazminini talep ettiği, davacının zararının henüz ortaya çıkmadığı, davacının bina yapması halinde projeye göre yapacağı inşaatın kaç kat olacağı, daire sayısı, binanın oturacağı zeminin henüz belli olmadığı, davacının ileride yapacağı inşaat nedeniyle uğradığı zarar dışında başkaca bir talebinin bulunmadığı, komşuluk hukukundan kaynaklı haksız fiilin şartlarından zarar unsurunun oluşmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF Hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "... Halfeti Belediye Başkanlığından gelen cevabi yazıda davalının mevcut inşaatının davacının ileride yapması muhtemel inşaatın m2'sini etkilemediğinin ifade edildiği, kaldı ki davacının taşınmazının hali hazırda boş arazi olduğundan ve bilirkişi raporu davacının ileride yapması muhtemel inşaatı ve daire sayısı dikkate alınarak düzenlendiğinden bu aşamada davacının doğmuş somut bir zararı olduğundan bahsedilemeyeceği, bu nedenle, dava dosyasındaki bilgi ve belgelere, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle yerel mahkemece delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün istinaf itirazlarının reddi ile usul ve yasa yönünden hukuka uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1.Halfeti Belediyesinin yazısının yanlı bir cevap olduğunu, yazı cevabının alanında uzman kişilerce hazırlanmadığını, cevaplarda çelişki bulunduğunu, ileride yapılması muhtemel inşaatın metrekaresinin etkilenip etkilenmeyeceği hususunda alanında işin ehli kişilerce tespit yapılması gerektiğini, 2.İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında davalının savunmasında belirtilen hususlar dışında bir gerekçeye dayanarak davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 3. Bilirkişi raporlarında doğacak zarar belirlendiği hâlde yazılı şekilde karar verildiğini, 4.Yapının imar mevzuatına aykırı inşa edildiğini, 5.Arsa maliki ile yüklenicinin bilerek çekme mesafesine uymadığını, inşaatın kötü niyetle yapıldığını, 6.Davalının soyut iddiaları dışında herhangi bir bilgi belge ibraz edilmediğini, 7. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yapılan inceleme sonucunda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Davacının tesbit talebi üzerine İnşaat Mühendisi ... tarafından hazırlanarak Halfeti Sulh Hukuk Mahkemesine sunulan 26/06/2017 tarihli raporda özetle; davalının taşınmazının 133 ada 14 ve 16 parsel üzerinde kain olduğu, bu parsellere yapılan binanın ön ve yan cephelerinde çekme mesafelerine uyulduğu, ancak binanın arka cephesinde bulunan 3 ve 4 No.lu parsellere sıfır mesafede konumlandırılarak imar planından gelen ve bırakılması gereken mesafeye uyulmadığı, binanın bu şekliyle İmar Kanununa aykırı olarak yapıldığı, komşu binanın 262,50 m2 küçültüldüğü, davacının 131.250 TL zarara uğratıldığı belirtilmiştir. Yargılama sırasında 09.05.2019 tarihinde yapılan keşif sonrasında Fen bilirkişileri ...ve... tarafından hazırlanarak mahkemeye sunulan raporda ise, binanın 14 no'lu parsel üzerinde olduğu belirtilmiştir. .... ve İnşaat Mühendisi ... ... tarafından hazırlanarak mahkemesine sunulan 28.05.2019 tarihli raporda; 133 ada 14 No.lu parselde yapılan binanın arka tarafında İmar Kanunu gereğince uyulması gereken çekme mesafesine uyulmadığı, bu durumun, davacıya ait 4 No.lu parselde yapılacak dairelerde değer kaybına yol açacağı, bu kaybın parasal karşılığının 114.000,00 TL olduğu belirtilmiştir. Davacının bu zararının tazmini talebi ile açtığı dava ise, davacının henüz doğmuş bir zararının bulunmadığı, ilerde doğacak muhtemel bir zarar nedeniyle dava açılamayacağı gerekçesi ile reddine karar verilmiş, davacının istinaf talebi Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 21.11.2022 tarih 2019/2894 Esas 2022/1843 Karar sayılı kararı ile esastan reddedilmiş, davacının temyiz istemi ise Dairemizin çoğunluk görüşü ile reddedilerek kararın onanmasına karar verilmiştir. İster Sulh Hukuk Mahkemesine sunulan rapor, isterse Mahkemeye sunulan rapor esas alınsın, davalının, 14 No.lu parsel üzerinde yaptığı binanın arka kısmında İmar Kanun'u gereğince bırakması gereken çekme mesafesini bırakmayarak davacının taşınmazına sıfır mesafede inşa ettiği sabittir. Bu durumun, davacının yapacağı binada yer alan dairelerin değerinde azalmaya yol açacağı açık olduğu gibi, davacı buraya hiç bina yapmayacak olsa dahi, davalının yaptığı binanın, davacının hali hazırda mevcut arsasının değerinde azalmaya neden olacağı açıktır. Bu nedenle artık, davacının doğmuş bir zararının bulunmadığından söz edilmesi mümkün değildir. Davalı tarafından İmara Kanununa aykırı bina yapılması ile, davacının zararı oluşmuştur. Bu durumda davacının zararı yöntemince tam olarak hesaplanarak bu zararın tazminine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 21.11.2022 tarih 2019/2894 Esas 2022/1843 Karar sayılı kararının bu gerekçe ile bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne iştirak edemiyoruz. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2d8dbbe0a721c743 f84150702d7e4610