7. Hukuk Dairesi 2024/1562 E. , 2025/936 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/195 E., 2024/316 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 161 ada 6, 8, 9, 13 parsel ve 158 ada l parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında tarafların paydaş olduğunu, tarafların babalarının vefatından sonra bir araya gelerek rızaen taksim ile babalarından kalan tüm taşınmazları kendi aralarında paylaştıklarını ve zilyetliklerini devrettiklerini, taşınmazların bu fiili taksime göre kullanıldığını, ancak davalıların 652, 656, 671, 676, 713, 714, 1079 ve 1080 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını dava dışı ... ... satış yoluyla devrettiklerini, rızai taksime binaen satılan yerlerde kayden müvekkile de malik göründüğü için bu parsellerde ...'a kayden görünürde kendi hissesini gerçekte ise davalıların hisselerini satış yaptığını, bu sebeple davalıların iş bu dava konusu parsellerde herhangi bir hakları kalmadığını, taraflar arasında görülen ecrimisil davasında kendilerine rızai taksim sonucu düşen yerleri ...’a sattığına dair taraf ve tanık beyanlarının bulunduğunu ileri sürerek 161 ada 6, 8, 9 ve 13 parsel ile 158 ada l parsel sayılı taşınmazlarda tapu kaydında davalıların payının iptali ile müvekkili adına tesciline, tescili mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın yasal süresi içinde açılmadığını, zamanaşımına uğradığını, temlik işleminin yapıldığı tarih üzerinden 15 yıla yakın bir zaman geçtiğini, tüm paydaşların söz konusu satışı bizzat kendilerinin yaptıklarını, davacının iddia ettiği gibi aralarında yazılı bir sözleşme bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "taraflar arasında murislerinden gelen mallar yönünden rizai taksim yaptıklarını ve daha önce görülen bir ecrimisil davasındaki tanık olarak dinlenen davalıların da bu dosyadaki beyanlarına göre mal taksiminin ikrar ettiklerini ileri sürülerek işbu davayı ikame ettiği, ecrimisil davasının niteliği gereğince, zilyetlik hususu dikkate alınarak taşınmaz başında dinlenmemiş tanık beyanlarının mülkiyete ilişkin bir davada kesin delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmayacağı, eldeki davada davalıların rızai taksimi kabul etmediği, davacı tarafça yazılı bir taksim sözleşmesinin sunulmadığı, taksim sözleşmesinin yazılı olmasının geçerlilik şartı olduğu, taşınmazların ilk tapulamasının 1964 yılında yapıldığı, kadastro öncesine yönelik bir talebin olmadığı, davacı ile davalıların murisi ya da davalılar arasında tanzim olunmuş yazılı paylaşma sözleşmesi bulunmadığı, dolayısıyla taraflar arasında düzenlenmiş geçerli bir taksim sözleşmesinin ispat edilemediği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Tanık beyanlarının birbirleriyle uyumlu olduğunu, rızai taksimi doğruladığını, 2. Yazılı paylaşım sözleşmesine değil, rızai taksime dayandıklarını, 3. Terditli talebi hakkında ayrı bir hüküm kurulmadığını, 4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.