7. Hukuk Dairesi 2024/1522 E. , 2025/2591 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3559 E., 2024/149 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/600 E., 2022/304 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı asil ... ile diğer taraftan davalı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 4817 ada 29 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 1/5 pay sahibi olduğunu, dava dışı paydaşlardan (kardeşleri) davalı ...'e 3/5 pay satıldığı ancak satışın davacıya bildirilmediğini, davalı ...'in davacı aleyhine açtığı ortaklığın giderilmesi talepli dava ile satıştan haberdar olduğunu, satış bedelinin rayiç fiyatın oldukça üzerinde gösterildiğini düşündüklerini, bu nedenle taşınmaz üzerinde keşif ve bilirkişi ile bedel tespitinin yapılması gerektiğini ileri sürerek davalının dava konusu taşınmaz üzerindeki hissesinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunduğunu, tapu kaydında bağ nitelikli görünse de taşınmaz üzerinde fiili durumda 3 katlı bina inşa edildiğini, ilgili binanın ilk iki katında yer alan 4 dairenin ise davalının hisselerini satın aldığı kişiler tarafından fiilen kullanıldığını, satış işleminin davacıya bildirildiğini ancak olumsuz yanıt alındığını, satış bedelinin 585.000,00 TL olduğunu, davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırı hareket ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif, alınan bilirkişi raporu ve dinlenen tanık beyanlarına göre; taşınmaz üzerinde 3 katlı bina bulunduğu, binadaki her bir bağımsız bölümün hangi paydaş tarafından kullanıldığının belli olduğu, 5 No.lu bağımsız bölümün davacı tarafından kullanıldığı, davacının davadan evvel diğer bağımsız bölümlerin kullanımına ilişkin açık bir itirazı, açtığı bir dava ya da gönderdiği bir ihtarname de bulunmadığı, böylece paydaşlar arasında fiili taksim bulunduğu anlaşılmış olup, fiili taksim nedeniyle davanın reddine karar verilmesine bir usulsüzlük bulunmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davacının 31 yılı aşkın süredir Kastamonu ilinde yaşamakta olduğunu, 31 yılı aşkın süredir Ankara ilinde dahi yaşamadığını, dolayısıyla davacının dava konusu evi fiilen kullandığı ve fiili taksim bulunduğu iddialarının mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında fiili taksimin gerçekleştiğine dair herhangi bir yazılı sözleşme ve belge bulunmadığını, davacı aleyhine açılan ortaklığın giderilmesi konulu davanın dahi ortaklar arasında fiili taksim anlaşmasının olmadığının tek başına kanıtı olduğunu, diğer mirasçıların davacıyı mirastan çıkarmak için uğraştıklarını, alıcı-satıcı taraflardan herhangi birinin söz konusu satış işlemini müvekkiline resmî ve/veya başkaca hiçbir şekilde bildirmediklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Ön alım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle ön alım hakkını kullanması 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hâlde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı hâlinde davanın reddi gerekir. Somut olaya gelince; davalı vekili dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece, fiili taksim hususu, başka bir ifadeyle satış tarihinde davacının ve davalıya pay satan satıcıların taşınmazda fiilen kullandığı yer olup olmadığı var ise kim tarafından ne şekilde kullanıldığı net olarak açıklığa kavuşturulmamıştır. Şöyle ki, yargılama aşamasında dava konusu ön alıma konu payın bulunduğu taşınmazın başında keşif yapılmış, keşif sonucunda taşınmazın niteliğinin tapuda bağ olduğu oysa fiili durumda bağımsız bölümlerden ibaret bina olduğu tespit edilmişse de, taraf tanıkları keşif esnasında taşınmaz başında dinlenmemiş, duruşmada alınan ve birbiriyle çelişkili olan beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden dikkate alınmıştır. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler gereğince Mahkemece, davalının ileri sürdüğü fiili taksim savunmasının tereddüte yer vermeyecek şekilde araştırılması, yerinde keşif yapılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 259. maddesi gereğince tarafların tanıklarının taşınmaz başında dinlenmesi, çelişkili beyanlar varsa giderilmesi, tanıklarca gösterilecek yerlerin bilirkişi tarafından düzenlenecek raporda denetime elverişli şekilde belirlenmesi ile dosya içerisinde bulunan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilmek suretiyle eylemli paylaşım olup olmadığının tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı verilen karar doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. VI KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2fa8ec35a31d237a 39e25e0c19c78366