Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/98 E., 2025/1987 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/98 E., 2025/1987 K. (13.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/98
Karar No
2025/1987
Karar Tarihi
13.05.2025

6. Hukuk Dairesi 2025/98 E. , 2025/1987 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi(İlk Derece) SAYISI : 2024/6 E., 2024/5 K. Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz talebinde bulunan davacı vekilleri Avukat ..., Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...’nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 29.07.2006 tarihli müşavirlik sözleşmesi bulunduğunu, hakem heyetince 18.07.2024 tarihli kararla, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu, 31.10.2007 tarihinde 150.000,00 USD için, 27.02.2008 tarihinde 275.000,00 USD için alacağın muaccel hale geldiği, Ekim 2012 tarihli fizibilite raporunun teslimi ile Ekim 2012 tarihinden sonra yapılan tüm işlemlerin taraflar arasındaki edimin konusunu oluşturmayıp, başka bir hukuki ilişkinin konusu olduğu, 24.02.2021 tarihinde yapılan arabuluculuk başvurusuna kadar TBK'nın 147. maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, hakem heyeti kararının adil yargılanma hakkına, silahların eşitliği ilkesine, çelişkili yargılama olmaması ilkesine ve kamu düzenine aykırı olduğunu, yargılama sürecince taraflara eşit davranılması ve hukuki dinlenme hakkına riayet edilmesi gerektiğini, hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olarak kararın somut, gerekçeli ve açık olması gerektiğini, yargılama süreci boyunca, iddia ve savunma hakkının sağlanmasında taraflara eşit muamele ilkesinin gözetilmesi ve herhangi bir tarafın, diğerine göre avantajlı bir duruma getirilmemesi gerektiğini, hakem heyeti kararında muhalefet şerhinde, "Söz konusu kararda dava dilekçesi dikkate alınmış olmakla birlikte, davacı vekilinin diğer beyanları ve özellikle 04.07.2024 tarihli beyan dilekçesi dikkate alınmamıştır. Bu durum dosyanın eksik incelenmesine, delillerin eksik incelenmesine ve dolayısıyla zaman aşımı yönünden yanlış karar verilmesine sebep olmuştur" tespitinde bulunduğunu, heyette bulunan hakemin açıkça silahların eşitliği ilkesine uyulmadığını gerekçesine şerh ettiğini, taraflar arasında imzalanan müşavirlik sözleşmesinin 3. maddesinde ödeme takviminin düzenlendiğini, 4. maddesinde, "Bu anlaşma tarafların imzası ile yürürlüğe girecektir. GÜLSAN tarafından ödemelerin yapılması ile son bulacaktır." şeklinde düzenlendiğini, 3. maddede bir vadenin varlığı kabul edilecek olsa dahi, bu vadenin kesin ve belirlenebilir bir vade olmadığını, 4. maddede ise 3. maddedeki bu düzenlemeden bağımsız olarak sözleşmenin yanlar arasındaki geçerliliği, hüküm ve sonuç doğurması ile sona ermesinin bozucu koşula bağlandığını, bu anlamda da kesin ve belirli vade ve muacceliyetten söz edilemeyeceğini, davalı şirketin projeyi fizibil bulduğuna ve/veya bulamadığına dair bir bildirimde bulunmadığını, yine sözleşmeyi feshetmediğini, davalı aleyhine 24.02.2021 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, davalının arabuluculuk aşamasında bu sözleşmeyi ve alacağı kabul etmediğini, inkâr ettiğini ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle zamanaşımının ilk toplantı tarihi olan 01.04.2021 tarihinde muaccel hale geldiğini, bu durumun kabul edilmemesi halinde; davalı vekilinin Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/666 E., 2019/49 K. sayılı dosyasına sunduğu cevap dilekçesinde, "davacı şirketten sadece fizibilite raporu alınmış olup, taraflar arasındaki ilişki bundan ibarettir" açıklamasının yapıldığını, görüldüğü üzere davalının fizibilite raporlarını ve çalışmalarının tümünü kabul ettiğini, zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması oluşturduğu hallerin her durumda uyuşmazlık konusu olayın niteliğine göre incelenmesi gerektiğini, zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin çelişki yasağına aykırılık teşkil etmesi halinde hakim tarafından TMK’nın 2. maddesindeki yaptırımın uygulanıp def'inin nazara alınmaması gerektiğini, müvekkilinin 2006 yılından 2016 yılına kadar sözleşme kapsamındaki işleri yürüttüğünü, 2016 Mayıs ayında yapılan fizibilitede belirtilen yapıların arazi çalışmasının müvekkili tarafından yapıldığını, fizibilite çalışması ve lisans işlemlerinin bir defa yapılıp bitirilen işlerden olmadığını, proje hayata geçene kadar sürekli yenilenen ve projedeki somut duruma göre revize edilen çalışmalar olduğunu, fizibilite çalışmalarının bittiği Mayıs 2016 tarihinde alacağın muaccel olduğu kabul edilse dahi arabuluculuğa başvurulan 24.02.2024 tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığını, çelişkili kararların verildiğini ileri sürerek, 18.07.2024 tarihli Hakem Heyeti Kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; HMK'nın 439. maddesinde sınırlı şekilde sayılan şartlardan hiçbirinin somut olayda gerçekleşmediğini, tahkim heyeti tarafından taraflara iddia ve savunmalarını sunmak üzere eşit haklar ve süreler tanındığını ve yargılama boyunca tarafların delilerini sunması noktasında taraflara eşit yaklaşıldığını, davacı tarafça yapıldığı iddia edilen işlerin eser sözleşmesi niteliğini taşıdığını, hazırlandığı iddia olunan ön raporun en son 2007 tarihinde kaydedildiğini, bu nedenle davanın TBK'nın 147/1. maddesinin 6. fıkrasına göre zamanaşımından reddedilmesinin yerinde olduğunu, iptale konu tahkim yargılamasının Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/613 E. sayılı dosyasına ek olarak ikame edildiğini, söz konusu yargılamada alınan son bilirkişi ek raporunda sürecin sona erdiği 2012 yılından dava tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI (İLK DERECE MAHKEMESİ SIFATIYLA) Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilince iptal sebebi olarak ileri sürülen, davalı tarafın zamanaşımı def'inin kabulü ile davanın bu sebeple reddine karar verilmesinin, hakem heyetince hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığına, bir başka anlatımla kararın hukuka uygun olup olmadığına yönelik olduğu, iptal davasında, içerik denetiminin söz konusu olmadığı, HMK'nın 439. maddesinde tek tek sayılan iptal sebepleriyle sınırlı olarak inceleme yapıldığını, davaya konu tahkim yargılamasının usul açısından HMK hükümlerine uygun olarak yürütüldüğü, tarafların eşitliği ilkesi ile hukuki dinlenilme hakkının gözetildiği, iptal sebebi olarak ileri sürülen hususların; hukukun kaynağını oluşturan temel değerlerine, toplumun genel ahlak ve adabına, toplumun birlik ve dirliğini oluşturan temel değerlerine, devletin anayasal düzenine ve Anayasa'da kabul edilen temel değerlere, insan hak ve hürriyetlerine, toplumun kabul ettiği temel sosyal ve ekonomik düzenine aykırılık oluşturmadığı gerekçesiyle, hakem heyeti kararının iptali davasının reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Hakem heyeti kararında muhalefet şerhinin yeterince incelenmediğini, b. Borcun doğumunun koşula bağlandığı hallerde borcun ifa zamanının belirli olmadığı gibi, daha da önemlisi borcun hükümlerinin doğması veya hükümlerini doğuran borcun sona ermesinin ne zaman gerçekleşeceğinin belirli olmadığını, c. Davalı aleyhine 24.02.2021 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve davalı arabuluculuk aşamasında bu sözleşmeyi ve alacağı kabul etmediğini, bu nedenle zamanaşımının ilk toplantı tarihi olan ve alacağın kabul edilmeyerek inkar edildiği 01.04.2021 tarihinde muaccel hale geldiğini, d. Tarafların sundukları layihalar ve delillerin eşit şekilde aynı ihtimamla incelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiğini, dilekçe ve delillerinin göz ardı edildiğini, e. Davalı şirket tarafından projenin devredildiği Maren şirketine karşı açılan dava neticesinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 09.06.2022 tarih ve 2021/5656 E., 2022/3214 K. sayılı ilamıyla zamanaşımının reddi kararının doğru bulunmadığını, dava konusu projelerin ve yapılan işlerin birbirinin devamı niteliğinde olması halinde bedel bakımından rapor alınmasının istendiğini, f. Aynı maddi vakıadan kaynaklanan davalarda farklı kararlar verilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hakem heyeti kararının iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, hakem kararlarının iptaline ilişkin 6100 sayılı HMK'nın 439/2. maddesinde sınırlı olarak sayılan sebepler kapsamında inceleme yapılmış olmasına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve Dairemizin 09.06.2022 tarih ve 2021/5656 E., 2022/3214 K. sayılı ilamının, işbu davadaki davalı ile anılan ilamdaki davalının farklı tüzel kişiler olduğundan kesin hüküm niteliğinde olmamasına göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 372. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine (İlk Derece Mahkemesi) gönderilmesine,13.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı