Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/692 E., 2025/1962 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/692 E., 2025/1962 K. (12.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/692
Karar No
2025/1962
Karar Tarihi
12.05.2025
Konu
Tazminat

6. Hukuk Dairesi 2025/692 E. , 2025/1962 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1389 E., 2024/1949 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/61 E., 2023/178 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Belediyesi Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü ile 2017 yılı taşıt kiralama hizmet alım işi teknik şartnamesi ile ihaleye çıkan işi üstlenen olarak aldıklarını ve 21.12.2016 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşme bedeli KDV hariç 2.780.627,50 TL olup ilaveler ile birlikte işin 2.836.240,05TL olduğunu, davalının iş süresini 3 ay uzattığını ve sözleşme bedelinin KDV hariç 3.322.348,45 TL ulaştığını, davalı belediyenin fiyat farkı ve KDV de eklendiğinden borcunun 3.998.080,61 TL olduğunu, ancak yapılan ödemelerden sonra müvekkilinin 380.133,35 TL alacağının kaldığını, davalının bu miktarı ödemediğini ve bazı kesintiler yaptığını belirterek bu alacağın dava tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin belediye olduğunu ve 6102 sayılı TTK'nın m. 4 gereğince doğrudan ticari dava niteliği taşımayan bu davada müvekkilinin tacir olmadığından (TTK m.16'ya göre) davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini, ayrıca davacının 21.12.2016 tarihli sözleşme kapsamında sözleşmenin 31.03.2018 tarihinde sona erdiğini, yükleniciye ödenen asgari işçilik maliyetinin çalışanların SGK primlerine yansımadığı ve fazla SGK primi ödendiğinin tespit edilmesiyle 15 adet hakedişten SGK işveren payı kesintisi yapıldığını, sonuç olarak SGK primlerini ödemeleri için yüklenici firmaya ödenen asgari işçilik maliyet kalemindeki SGK prim ödemeyen veya az ödeyen çalışanlar için kesinti yapılarak yüklenici firmadan kamu zararının tahsil edilerek davanın reddini ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayımızda dava konusu sözleşme ve eki idari şartnamede de davacı yüklenici ihale konusu işte çalıştırdığı şoförler için brüt asgari ücretin % 10 fazlası ücret ve bu ücret üzerinden % 22,5 oranında hesaplanan SGK primlerini hesaba katarak teklif verdiğini ve sözleşmenin de bu şartlar altında imzalandığını, İdarenin yükleniciye yaptığı hakediş ödemeleri içerisinde yüklenici tarafından ödenmesi gereken % 22,5 oranındaki SGK primlerini de ödediğini, İdarenin yükleniciye brüt asgari ücretin % 10 fazlası ücret ve bu ücret üzerinden hesaplanan % 22,5 oranındaki SGK primlerini de ödediğini, davacı tarafın ve davalı tarafın dayanağı olan sözleşme ve ekleri olan idari şartname, teknik şartname, hizmet işleri genel şartnamesi düzenlemelerine göre, sözleşme konusu işte alt yüklenici çalıştırılmasına izin verildiği ve emekli olan personel çalıştırılamayacağına dair bir düzenlemeye de yer verilmediği, buna göre yüklenicinin dava dışı kişiler ile sözleşme imzalaması ve sigortalı olmayan kişiyi de çalıştırmasının mümkün olduğunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 6. maddesine göre işverenin iş yerinde ücretsiz çalışan eşi, 6663 sayılı Yasa ile alınan Kanun'un 6. maddesindeki değişiklikler sonrası da emekli olup vergi mükellefi/esnaf olarak çalışan kişilerin sigortalı sayılmayacağı ve SGK primi de ödemeyeceği, davamızda davacı yüklenicinin 5510 sayılı Yasa'dan kaynaklanan avantajı kullanarak kiralık araç ve bu araçların emekli olan sahiplerini ve kiralık araç sahiplerinin eşlerini dava konusu işte çalıştırdığı ancak hakedişler ile birlikte kendisine ödenen SGK primlerini çalıştırmış olduğu kişilerin SGK priminden muaf olması sebebi ile SGK'ya ödemediği, davacı idarenin ihaleyi yaparken kanunları bilerek ihaleyi düzenlediği, davacı yüklenicinin de ihale yapılırken ihalenin şartlarını gözeterek ihaleye katıldığı, idarenin ihale yapılırken sigortasız çalıştırılacak işçiler ile ilgili özel bir madde ihale sözleşmesine eklemeyerek davacı yüklenicinin ihale sözleşmesine göre almış olduğu sigorta primlerini daha sonra talep etmesinin hukuka uygun olmadığı, davacıdan yapılan kesinti miktarı olan 380.133,35 TL'yi ödemek zorunda olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı İdarenin yasal düzenleme gereği tacir olarak kabul edilemeyeceğinden ticari faiz istenebilmesinin de mümkün olmadığını, kararda reeskont faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında her ne kadar davacının tacir olması nedeniyle reeskont faizine hükmedilebileceği belirtilmişse de; bunun yasal düzenlemelere aykırılık teşkil ettiği, Mahkemece gerekçeli kararda kesinti miktarı olan 380.133,35 TL' ye dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmesine karar verilmişse de; müvekkil İdare yasal düzenleme gereği tacir olarak kabul edilemeyeceğinden ticari faiz istenebilmesinin mümkün olmadığını, neredeyse asıl alacak miktarı kadar faize hükmedildiğini, Türk Ticaret Kanununa göre tacir olarak kabul edilmeyen kamu hizmetini yürüten ve bir kamu kurumu olan Belediyenin aleyhine kamu zararına sebep olacak bir karar verildiğini, reeskont faiz miktarının da kabulünün mümkün olmadığını, dava tarihinden itibaren reeskont faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ihale kapsamında çalışanların SGK primlerini ödemeleri için yüklenici firmaya ödenen asgari işçilik maliyeti kalemindeki SGK (İşveren payı), prim ödemeyen veya az ödeyen çalışanlar için kesinti yapılarak yüklenici firmadan kamu zararı olarak tahsil edildiğini, İdarece yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, Mahkemece aksi yönde hüküm kurulması yargılama sırasında İdare lehine olan tüm bilirkişi raporlarının hiçe sayılarak davacının lehine olabilecek bir bilirkişi raporunun içindeki ayrık bir görüşün hükme esas alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 13.06.2021 tarihinde düzenlenen 4. ek raporda belediyece davacının hakedişlerinden kesinlen 380.133,35 TL nin SGK bildirimi yapılmayan sigortalılara ait işveren payları tutarından 243.367,16 TL tutarındaki kesintinin yerinde olduğu, kalan 136.766,19 TL tutara ilişkin kesintinin ise yerinde olmadığı kanatine varıldığı, Belediyece 136.766,19 TL nin yerinde olmadığına ilişkin tespite itiraz edildiği, kesinti tutarlarının usul ve yasaya uygun olduğunun belirtildiği, Mahkemece bugüne kadar dosyada düzenlenen tüm raporların hiçe sayıldığı, son rapordaki tek aykırı ve İdare aleyhine olan görüşün hükme esas alındığı, davacı yüklenicinin iş bu kararla haksız kazanç elde etmekte ve kamu zararına sebebiyet vermekte olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan davalı Belediyenin davacıya ait hakedişten kesmiş olduğu sosyal destek primine ilişkin alacak istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun madde 6/I-a bendinde; işverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşi, 6663 sayılı Yasa ile anılan Kanun'un 6/I-n bendinde yapılan değişikliklerden sonra da emekli olup vergi mükellefi/esnaf olarak çalışan kişilerin sigortalı sayılmayacağı ve SGK primi ödemeyeceği hükme bağlanmış olup davacı yüklenicinin 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan avantajı kullanarak kiralık araç ve bu araçların emekli olan sahiplerinin eşlerini dava konusu işte çalıştırdığı, hakedişlerle birlikte kendine ödenen SGK primlerini, çalıştırmış olduğu kişilerin SGK priminden muaf olması nedeniyle SGK'ya yatırmadığı, bu nedenle söz konusu primlerin belediye tarafından hakedişlerden kesilmesinin yasal olmadığı, davacı tacir olup ticari iş söz konusu olduğundan avans faizi istenebileceği, taleple bağlı kalınarak alacağın reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 813b780ea1320c5a ba5fd1cbc9398175 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 6. Hukuk Dairesi 2025/692 E. , 2025/1962 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1389 E., 2024/1949 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/61 E., 2023/178 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Belediyesi Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü ile 2017 yılı taşıt kiralama hizmet alım işi teknik şartnamesi ile ihaleye çıkan işi üstlenen olarak aldıklarını ve 21.12.2016 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşme bedeli KDV hariç 2.780.627,50 TL olup ilaveler ile birlikte işin 2.836.240,05TL olduğunu, davalının iş süresini 3 ay uzattığını ve sözleşme bedelinin KDV hariç 3.322.348,45 TL ulaştığını, davalı belediyenin fiyat farkı ve KDV de eklendiğinden borcunun 3.998.080,61 TL olduğunu, ancak yapılan ödemelerden sonra müvekkilinin 380.133,35 TL alacağının kaldığını, davalının bu miktarı ödemediğini ve bazı kesintiler yaptığını belirterek bu alacağın dava tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin belediye olduğunu ve 6102 sayılı TTK'nın m. 4 gereğince doğrudan ticari dava niteliği taşımayan bu davada müvekkilinin tacir olmadığından (TTK m.16'ya göre) davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini, ayrıca davacının 21.12.2016 tarihli sözleşme kapsamında sözleşmenin 31.03.2018 tarihinde sona erdiğini, yükleniciye ödenen asgari işçilik maliyetinin çalışanların SGK primlerine yansımadığı ve fazla SGK primi ödendiğinin tespit edilmesiyle 15 adet hakedişten SGK işveren payı kesintisi yapıldığını, sonuç olarak SGK primlerini ödemeleri için yüklenici firmaya ödenen asgari işçilik maliyet kalemindeki SGK prim ödemeyen veya az ödeyen çalışanlar için kesinti yapılarak yüklenici firmadan kamu zararının tahsil edilerek davanın reddini ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayımızda dava konusu sözleşme ve eki idari şartnamede de davacı yüklenici ihale konusu işte çalıştırdığı şoförler için brüt asgari ücretin % 10 fazlası ücret ve bu ücret üzerinden % 22,5 oranında hesaplanan SGK primlerini hesaba katarak teklif verdiğini ve sözleşmenin de bu şartlar altında imzalandığını, İdarenin yükleniciye yaptığı hakediş ödemeleri içerisinde yüklenici tarafından ödenmesi gereken % 22,5 oranındaki SGK primlerini de ödediğini, İdarenin yükleniciye brüt asgari ücretin % 10 fazlası ücret ve bu ücret üzerinden hesaplanan % 22,5 oranındaki SGK primlerini de ödediğini, davacı tarafın ve davalı tarafın dayanağı olan sözleşme ve ekleri olan idari şartname, teknik şartname, hizmet işleri genel şartnamesi düzenlemelerine göre, sözleşme konusu işte alt yüklenici çalıştırılmasına izin verildiği ve emekli olan personel çalıştırılamayacağına dair bir düzenlemeye de yer verilmediği, buna göre yüklenicinin dava dışı kişiler ile sözleşme imzalaması ve sigortalı olmayan kişiyi de çalıştırmasının mümkün olduğunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 6. maddesine göre işverenin iş yerinde ücretsiz çalışan eşi, 6663 sayılı Yasa ile alınan Kanun'un 6. maddesindeki değişiklikler sonrası da emekli olup vergi mükellefi/esnaf olarak çalışan kişilerin sigortalı sayılmayacağı ve SGK primi de ödemeyeceği, davamızda davacı yüklenicinin 5510 sayılı Yasa'dan kaynaklanan avantajı kullanarak kiralık araç ve bu araçların emekli olan sahiplerini ve kiralık araç sahiplerinin eşlerini dava konusu işte çalıştırdığı ancak hakedişler ile birlikte kendisine ödenen SGK primlerini çalıştırmış olduğu kişilerin SGK priminden muaf olması sebebi ile SGK'ya ödemediği, davacı idarenin ihaleyi yaparken kanunları bilerek ihaleyi düzenlediği, davacı yüklenicinin de ihale yapılırken ihalenin şartlarını gözeterek ihaleye katıldığı, idarenin ihale yapılırken sigortasız çalıştırılacak işçiler ile ilgili özel bir madde ihale sözleşmesine eklemeyerek davacı yüklenicinin ihale sözleşmesine göre almış olduğu sigorta primlerini daha sonra talep etmesinin hukuka uygun olmadığı, davacıdan yapılan kesinti miktarı olan 380.133,35 TL'yi ödemek zorunda olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı İdarenin yasal düzenleme gereği tacir olarak kabul edilemeyeceğinden ticari faiz istenebilmesinin de mümkün olmadığını, kararda reeskont faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında her ne kadar davacının tacir olması nedeniyle reeskont faizine hükmedilebileceği belirtilmişse de; bunun yasal düzenlemelere aykırılık teşkil ettiği, Mahkemece gerekçeli kararda kesinti miktarı olan 380.133,35 TL' ye dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmesine karar verilmişse de; müvekkil İdare yasal düzenleme gereği tacir olarak kabul edilemeyeceğinden ticari faiz istenebilmesinin mümkün olmadığını, neredeyse asıl alacak miktarı kadar faize hükmedildiğini, Türk Ticaret Kanununa göre tacir olarak kabul edilmeyen kamu hizmetini yürüten ve bir kamu kurumu olan Belediyenin aleyhine kamu zararına sebep olacak bir karar verildiğini, reeskont faiz miktarının da kabulünün mümkün olmadığını, dava tarihinden itibaren reeskont faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ihale kapsamında çalışanların SGK primlerini ödemeleri için yüklenici firmaya ödenen asgari işçilik maliyeti kalemindeki SGK (İşveren payı), prim ödemeyen veya az ödeyen çalışanlar için kesinti yapılarak yüklenici firmadan kamu zararı olarak tahsil edildiğini, İdarece yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, Mahkemece aksi yönde hüküm kurulması yargılama sırasında İdare lehine olan tüm bilirkişi raporlarının hiçe sayılarak davacının lehine olabilecek bir bilirkişi raporunun içindeki ayrık bir görüşün hükme esas alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 13.06.2021 tarihinde düzenlenen 4. ek raporda belediyece davacının hakedişlerinden kesinlen 380.133,35 TL nin SGK bildirimi yapılmayan sigortalılara ait işveren payları tutarından 243.367,16 TL tutarındaki kesintinin yerinde olduğu, kalan 136.766,19 TL tutara ilişkin kesintinin ise yerinde olmadığı kanatine varıldığı, Belediyece 136.766,19 TL nin yerinde olmadığına ilişkin tespite itiraz edildiği, kesinti tutarlarının usul ve yasaya uygun olduğunun belirtildiği, Mahkemece bugüne kadar dosyada düzenlenen tüm raporların hiçe sayıldığı, son rapordaki tek aykırı ve İdare aleyhine olan görüşün hükme esas alındığı, davacı yüklenicinin iş bu kararla haksız kazanç elde etmekte ve kamu zararına sebebiyet vermekte olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan davalı Belediyenin davacıya ait hakedişten kesmiş olduğu sosyal destek primine ilişkin alacak istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun madde 6/I-a bendinde; işverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşi, 6663 sayılı Yasa ile anılan Kanun'un 6/I-n bendinde yapılan değişikliklerden sonra da emekli olup vergi mükellefi/esnaf olarak çalışan kişilerin sigortalı sayılmayacağı ve SGK primi ödemeyeceği hükme bağlanmış olup davacı yüklenicinin 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan avantajı kullanarak kiralık araç ve bu araçların emekli olan sahiplerinin eşlerini dava konusu işte çalıştırdığı, hakedişlerle birlikte kendine ödenen SGK primlerini, çalıştırmış olduğu kişilerin SGK priminden muaf olması nedeniyle SGK'ya yatırmadığı, bu nedenle söz konusu primlerin belediye tarafından hakedişlerden kesilmesinin yasal olmadığı, davacı tacir olup ticari iş söz konusu olduğundan avans faizi istenebileceği, taleple bağlı kalınarak alacağın reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 813b780ea1320c5a ba5fd1cbc9398175 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı