Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/2277 E., 2025/3100 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2277 E., 2025/3100 K. (25.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2277
Karar No
2025/3100
Karar Tarihi
25.09.2025

6. Hukuk Dairesi 2025/2277 E. , 2025/3100 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/257 E., 2025/449 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/771 E., 2024/768 K. Bölge Adliye Mahkemesi'nce temyiz isteminin miktardan reddine ilişkin verilen 13.05.2025 tarihli ek karara karşı, süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonucunda gereği konuşulup düşünüldü. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır” hükmü 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi hükmü ile, “341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır” şeklinde değiştirilmiştir. Öncelikle bu değişikliğin 04.06.2025 tarihinden önce verilen kararlar bakımından uygulanıp uygulanamayacağı üzerinde durmak gerekir. Usul kurallarındaki değişiklikler tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır. Bu ilkeye HMK 448. maddede kural olarak da yer verilmiştir. Verildiği tarihteki usul kurallarına göre temyiz yolu kapalı olan bölge adliye mahkemesi kararları verildiği tarihte şekli anlamda kesinleşir ve aynı zamanda şekli anlamda kesin hüküm oluşur. Şekli anlamda kesin bir karar verilmesi aynı zamanda davayı da sona erdiren tamamlanmış bir işlemdir. Bu tarihten sonra yürürlüğe giren bir usul kuralının şekli anlamda kesinleşmiş karar ile sona ermiş olan bu davada uygulanması mümkün değildir. Verildiği anda kesin olmasına rağmen temyiz yoluna başvurulmuş olması, bu temyiz talebi hakkında bir karar verilmemiş olması, karara kesinleşme şerhi verilmemiş olması şekli anlamda kesinleşmeyi öteleyip ertelemez. Verildiği anda kesin olan bir karar için bu nedenle verilecek temyiz talebinin reddi kararı ile o kararın verildiği tarihte kesinleşmiş olduğu tespit edilmiş olur. Kararın kesin olmasına rağmen temyiz edilmiş olması da Kanun değişikliğinin uygulanması gerektiği sonucunu doğurmayacaktır. Öte yandan verildiği anda kesin olan bir karar, şekli anlamda kesin hüküm teşkil ettiği kadar maddi anlamda da kesin hüküm teşkil eder. Şeklî anlamda kesinleşen ve maddi anlamda da kesin hüküm gücüne sahip bulunan bir karar, kesin hükme saygı ve kesin hükmün bağlayıcı olması ilkelerinin kapsamındadır. Bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse bu kesin hükmün otoritesini, saygınlığını ve bağlayıcılığını sarsıp ortadan kaldıracak adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin de bir anlamı kalmayacaktır. Mahkemeye erişim hakkı adil yargılanma hakkının unsurlarından ise de kararın icrası hakkı da unsurlarındandır. Mahkemeye erişim hakkı kanun hükümlerinin sonucu olarak sınırlandırılmış ve sonucunda kesin hüküm oluşmuş ise artık kararın icrası hakkı devreye girecek ve kesin hükmün bağlayıcılığı, saygınlığı ve otoritesinin tartışılmazlığı söz konusu olacaktır. Anayasa Mahkemesinin 04.12.2024 tarihli, 2023/182 Esas, 2024/203 Karar sayılı kararıyla istinaf ve temyiz kesinlik sınırı yönünden iptal kararı verilmiş ise de, aynı zamanda doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğü gerekçesiyle iptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve bu süre dolmadan kanun değişikliği gerçekleşmiş olduğundan iptal kararının da uygulanması mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle temyize konu kararın 04.06.2025 tarihinden önce verilmiş olması halinde HMK 341 ve 362. maddedeki kesinlik sınırınin karar tarihinde yürürlükte bulunan Kanun hükmüne göre belirlenmesi gerekir. Somut olayda, bölge adliye mahkemesi kararı 20.03.2025 tarihindedir. Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre dava değeri, toplam 491.695,33 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararlar kesin olduğundan, 13.05.2025 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının usul ve yasaya uygun olması sebebiyle onanması gerekmiştir. KARAR İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince verilen 13.05.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA, Davacıdan alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7a6540ae1a9c999b 065883f922fa5eac This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 6. Hukuk Dairesi 2025/2277 E. , 2025/3100 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/257 E., 2025/449 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/771 E., 2024/768 K. Bölge Adliye Mahkemesi'nce temyiz isteminin miktardan reddine ilişkin verilen 13.05.2025 tarihli ek karara karşı, süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonucunda gereği konuşulup düşünüldü. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır” hükmü 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi hükmü ile, “341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır” şeklinde değiştirilmiştir. Öncelikle bu değişikliğin 04.06.2025 tarihinden önce verilen kararlar bakımından uygulanıp uygulanamayacağı üzerinde durmak gerekir. Usul kurallarındaki değişiklikler tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır. Bu ilkeye HMK 448. maddede kural olarak da yer verilmiştir. Verildiği tarihteki usul kurallarına göre temyiz yolu kapalı olan bölge adliye mahkemesi kararları verildiği tarihte şekli anlamda kesinleşir ve aynı zamanda şekli anlamda kesin hüküm oluşur. Şekli anlamda kesin bir karar verilmesi aynı zamanda davayı da sona erdiren tamamlanmış bir işlemdir. Bu tarihten sonra yürürlüğe giren bir usul kuralının şekli anlamda kesinleşmiş karar ile sona ermiş olan bu davada uygulanması mümkün değildir. Verildiği anda kesin olmasına rağmen temyiz yoluna başvurulmuş olması, bu temyiz talebi hakkında bir karar verilmemiş olması, karara kesinleşme şerhi verilmemiş olması şekli anlamda kesinleşmeyi öteleyip ertelemez. Verildiği anda kesin olan bir karar için bu nedenle verilecek temyiz talebinin reddi kararı ile o kararın verildiği tarihte kesinleşmiş olduğu tespit edilmiş olur. Kararın kesin olmasına rağmen temyiz edilmiş olması da Kanun değişikliğinin uygulanması gerektiği sonucunu doğurmayacaktır. Öte yandan verildiği anda kesin olan bir karar, şekli anlamda kesin hüküm teşkil ettiği kadar maddi anlamda da kesin hüküm teşkil eder. Şeklî anlamda kesinleşen ve maddi anlamda da kesin hüküm gücüne sahip bulunan bir karar, kesin hükme saygı ve kesin hükmün bağlayıcı olması ilkelerinin kapsamındadır. Bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse bu kesin hükmün otoritesini, saygınlığını ve bağlayıcılığını sarsıp ortadan kaldıracak adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin de bir anlamı kalmayacaktır. Mahkemeye erişim hakkı adil yargılanma hakkının unsurlarından ise de kararın icrası hakkı da unsurlarındandır. Mahkemeye erişim hakkı kanun hükümlerinin sonucu olarak sınırlandırılmış ve sonucunda kesin hüküm oluşmuş ise artık kararın icrası hakkı devreye girecek ve kesin hükmün bağlayıcılığı, saygınlığı ve otoritesinin tartışılmazlığı söz konusu olacaktır. Anayasa Mahkemesinin 04.12.2024 tarihli, 2023/182 Esas, 2024/203 Karar sayılı kararıyla istinaf ve temyiz kesinlik sınırı yönünden iptal kararı verilmiş ise de, aynı zamanda doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğü gerekçesiyle iptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve bu süre dolmadan kanun değişikliği gerçekleşmiş olduğundan iptal kararının da uygulanması mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle temyize konu kararın 04.06.2025 tarihinden önce verilmiş olması halinde HMK 341 ve 362. maddedeki kesinlik sınırınin karar tarihinde yürürlükte bulunan Kanun hükmüne göre belirlenmesi gerekir. Somut olayda, bölge adliye mahkemesi kararı 20.03.2025 tarihindedir. Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre dava değeri, toplam 491.695,33 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararlar kesin olduğundan, 13.05.2025 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının usul ve yasaya uygun olması sebebiyle onanması gerekmiştir. KARAR İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince verilen 13.05.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA, Davacıdan alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7a6540ae1a9c999b 065883f922fa5eac ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı