Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/1048 E., 2025/3117 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1048 E., 2025/3117 K. (25.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1048
Karar No
2025/3117
Karar Tarihi
25.09.2025

6. Hukuk Dairesi 2025/1048 E. , 2025/3117 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/23 E., 2025/206 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Divriği Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2022/39 E., 2023/148 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, yıllarca kooperatifte görev yaptığını, 1993 yılında da denetleme kurulu üyesi olduğunu, kooperatif ortağı olarak yükümlülüklerine yerine getiren davacıya son yıllarda davetiye veya herhangi bir belge gelmemesine üzerine şüphelenerek kooperatife gidip görüşmelerde bulunduğunda kooperatif üyesi olarak kaydının olmadığını öğrendiğini, kooperatif yetkilileri tarafından "bu gün yarın düzeltilir" diyerek bu zamana kadar oyaladıklarını, müvekkilinin kooperatif ortaklığından ayrılmadığını, ortaklık kaydının olmadığı için aldığı araçların kaydını yaptıramadığını ve kooperatife karşı ödevlerini de ifa edemez hale geldiğini ileri sürerek, kooperatifi üyesi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 2002 yılında anasözleşme doğrultusunda kooperatife ödemesi gereken aidatları süresinde ödememesi ve kooperatifin amacına uygun işletilecek kamyonunun olmaması nedeniyle kooperatif üyeliğinden çıkarıldığını, davacının çıkarma kararına karşı üç aylık hak düşürücü sürede itiraz davası açmadığını, 20 yıl sonra kooperatif üyesi olduğunun tespiti için dava açmasının Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''kooperatifin yıllık aidat toplayan bir bir kooperatif olduğu, davacının kooperatif tarafından kararlaştırılan ve tespit olunan aidata ilişkin ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğinin tespit olunduğu, davacının genel kurul çağrı listelerinde yer almadığı, genel kurul toplantılarına çağrılmadığı, davacının kooperatif ile ortaklık ilişkisini fiili olarak devam ettirmediğinin tespit olunduğu, netice olarak bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere aidat toplayan ve her yıl genel kurul yapılan bir kooperatife ortak olan birisinin, kendisinin mevcut dosya kapsamı itibarıyla üst üste 8 yıl genel kurullara davet edilmemesinin ve aidat talep edilmemesinin sebebini ortağı olduğu kooperatiften sorgulaması gerekirken bunu yapmadığı anlaşılmakla TMK'nın 2. maddesine aykırı davrandığı, davacının davasını ispatlayamadığı'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Hükme esas alınan 24.03.2023 tarihli bilirkişi raporunun 2013-2021 tarihlerine ilişkin belgelere göre hazırlandığını, oysa müvekkilinin 1993 yılında kooperatife üye olduğunu, davalı tarafça kooperatif üyeliğinin 2002 tarihi itibarıyla sona erdirildiğinin belirtildiğini, üye olduğu dönemde ve üyelikten çıkarıldığı 2002 - 2013 yılları arasına ilişkin her hangi bir aidat yükümlülüğününü olduğuna ilişkin herhangi bir tespit ve iddianın mevcut olmadığını, b. Davalı tarafın üyelikten çıkarılmasına ilişkin yasal mevzuata uygun alınmış bir çıkarma kararının mevcut olduğuna ve kararında davacıya tebliğ edildiğine ilişkin yazılı bir belgenin dosyaya sunulmadığını, c. Davalı tarafından aidatların ödenmediği belirtilmişse de ödenmeyen aidatlara ilişkin çıkarılma sonrası herhangi bir takip ya da dava yoluna gidilmediğini, müvekkilin üye olduğu ve üyeliğinin sona erdirildiği iddia edilen tarihler itibariyle herhangi bir aidat yükümlülüğünün söz konusu olmadığını, müvekkilin kooperatif üyeliğinin hukuka aykırı şekilde sona erdirildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Davalı, davacının kooperatif üyeliğinin 2002 yılında aidatları ödememesi nedeniyle sonlandırıldığını beyan etmekte, somut davada 2013-2021 yılları arası davalı kooperatife ait evraklar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış olmakla, davalının iddialarına göre davacının aradan geçen 20 yıl sonra davasını açtığı, dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporuna göre de dava tarihine kadar 9 yıl geçmiş olduğu göz önüne alınarak davacı her ne kadar çıkarılma kararının kendisine tebliğ edilmediğini iddia etmiş ise de davacı kooperatif üyesinin aidat yükümlülüğü bulunan kooperatife 9 yıl gibi uzun bir süre uğramadığı, aidat borcu bulunup bulunmadığını takip etmediği dolayısıyla üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ettiği, diğer bir anlatımla üyelik haklarından zımnen vazgeçtiğini benimsediği, eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıttığı ve açtığı davanın TMK'nın 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralına aykırı düştüğü anlaşılmaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dava kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkindir. Davacının kooperatife daha önce üye olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. 2013-2021 tarihleri arasında 9 yıl süreyle aidatlarını ödememesi nedeniyle üyeliğinin zımni olarak düşüp düşmediği uyuşmazlık konusudur. Kooperatif ortaklığından çıkma Kooperatifler Kanunu'nun 10. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 12. maddesi gereğince, çıkış, ancak bir hesap senesi sonu için ve en az 6 ay önceden haber verilerek yapılır. Ana sözleşmede daha kısa bir süre belirtilip hesap senesi içinde çıkışa müsaade edilebilir. Kanunun 16. maddesinde de kooperatif ortaklığından çıkma ve bunun koşulları düzenlenmiştir. Kanunun ortaklıktan çıkma ve çıkarılmaya ilişkin hükümleri içerisinde ve başka maddelerinde ortaklıktan zımni çıkmaya ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Kooperatif hukuku gerek kooperatifi gerek üyeleri gerekse bu kurumu korumak için açık düzenlemeler getirmiştir. Bu açık düzenlemelere rağmen zımni üyelik kaybının kabulü mümkün değildir. Kooperatif üyeliği aynı zamanda üyenin mülkiyet hakkına dayanır. Mülkiyet hakkı Anayasa'nın 35. maddesi ile güvenceye alınmıştır. Anayasa'nın 35. maddesi gereğince mülkiyet hakkı ancak kanunla sınırlanabilir. Anayasa gereği ancak kanunla sınırlanacak olan bir hakkın zımni kabulle kaybını kabul etmek mülkiyet hakkının ihlali olacaktır. Kooperatifler kanunen bir takım organlara sahip olup yine kanunen bu organların bir takım yükümlülükleri yerine getirmesi gerekir. Kooperatif üyesinin aidat borcunun tahsilini sağlamak ve bunun ödenmemesi halinde gerekli işlemleri yerine getirerek yönetim kurulunun grevdir. Bu durum KK’nın 16/2. maddesinde açık bir şekilde belirtilmiştir. Kooperatif yönetim kurlunun bu görevini usulüne uygun olarak yerine getirmeyip uzun süre kooperatifle irtibata geçmedi diye üyenin üyeliğinin sona erdiğini kabul etmek kooperatifler hukukunun temel mantığına uymadığı gibi hukukun temel ilkelerine de uymamaktadır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının talebinin kabulü ile üyeliğinin tespitine karar verilmesi gerektiğinden aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği düşüncemle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayım.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı