Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/2168 E., 2025/3478 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2168 E., 2025/3478 K. (20.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2168
Karar No
2025/3478
Karar Tarihi
20.10.2025
Konu
Tazminat, İptal Davası

6. Hukuk Dairesi 2025/2168 E. , 2025/3478 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi (İlk Derece) SAYISI : 2024/4 E., 2024/6 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen Ortak Transit Sistemi Sözleşmesi kapsamında davalının taşıyıcı müvekkiline ücreti mukabilinde kendi sisteminde üzerinden Ortak Transit Sistemini kullanmasına izin verdiğini, müvekkilinin dava dışı gönderici ile taşıma anlaşması yaptığını, emtiaları belirlenen şart ve koşullarda İspanya’daki alıcısına teslim ettiğini, davalının dava dışı İspanya Gümrük Müdürlüğü’ne yaptığı ödemelerden müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, taşıyıcı müvekkilinin gümrük işlemlerini yapmadığını bu işlemlerin gönderici ve alıcı tarafından yapıldığını, hakem kurulu kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, tahkim davasına konu talebin zamanaşımına uğradığını, itirazın iptali davasının tahkim yargılamasına konu edilemeyeceğini, itirazın iptali olarak açılan davada talep sonucunun değiştirilmesinin mümkün olmadığını, davalı hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken reddedilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalarda hatalar yapıldığını, davalının sigorta şirketinden tüm zararını tazmin etmesine rağmen aynı bedelleri hakkı olmamasına rağmen mükerrer olarak talep ettiğini ileri sürerek; .... Tahkim Merkezi’nin 04.06.2024 tarihli nihai hakem kararının iptali ile %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 17.12.2015 tarihli taahhütname ve 06.05.2020 tarihli sözleşme gereğince borçlu firmaya rücu hakkı olduğunu, davacı tarafın iddialarının tahkim yargılamasının esasına yönelik olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ileri sürülen birden çok istemden ikisinin Ankara 6. İcra Dairesi’nin 2022/7691 ve Ankara 29. İcra Dairesi’nin 2022/9869 sayılı takiplerine yönelik itirazların iptaline ilişkin olduğu, alacağın varlığı ve miktarının hakem heyetince saptanmadan tek yanlı bir irade ile tahkim sözleşmesini dolanma sonucunu doğuracak biçimde icra takibine girişilmesi doğru olmadığı, itirazın iptali davasının özel dava şartı usulüne uygun bir icra takibinin bulunması olup somut olayda usulüne uygun bir icra takibinin bulunmadığından istemin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği, alacağın diğer kısımları bu dava sonrası talepler şeklinde ileri sürüldüğünden ve dolayısıyla tahsili istenebilecek toplam tutarın belirlenmesi için hesaplamanın bu dava dikkate alınarak yeniden yapılması gerektiğinden kararın tümüyle iptalinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile hakem kararın iptaline karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; MTK 6/2. maddesi uyarınca hakem veya hakem kurulunun cebrî icra organlarını bağlayan ihtiyatî tedbir kararı veremezken, aynı organları bağlayıcı nihai kararları da veremeyeceklerinden konu davaya itirazın iptali olarak devam edilemeyeceğini, tahkimde dava açılmayarak doğrudan ilamsız icra takibine geçilmesi, tahkim anlaşmasına ters düşeceği gibi tarafların serbest iradeleri ile oluşturdukları sözleşmeye de aykırı olacağını, davalının dava dışı sigorta şirketinden tüm alacaklarını ya nakit ödeme almak suretiyle ya da prim borçlarına mahsup etmek suretiyle tamamen tahsil ettiğini, iptal kararı doğru olmakla birlikte haksız olarak itirazın iptali davası açan davalı hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, tüm iptal sebeplerini aynen tekrarla kararın tüm itirazları doğrultusunda düzeltilerek onanması gerektiğini, avukatlık ücretinin dava değeri üzerinden hesap edilerek hüküm altına alınmamasının hatalı olduğunu beyan etmektedir. 2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; davacı ile müvekkili şirket arasındaki sözleşme uyarınca davacı adına ödenen tutarın tahsilinin talep edildiğini, davacının kanuna aykırı, suç teşkil eden kamu makamlarını yanıltmaya yönelik fiilleri göz önüne alındığında kötüniyetli olduğunu, davacının alacak tutarının tamamını sigorta şirketinden tahsil ettiği iddiasının mahkemeye yanıltmaya yönelik olduğunu, davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü hususların tamamının hakem kararının esasına ilişkin sebepler olduğunu, itirazın iptali davasının tahkime konu edilebileceğinin yerleşik içtihatlarla kabul edildiğini, davacı tarafından bölge adliye mahkemesinin iptal kararının bu çerçevede onanması talebi reddedilerek iptal talebi bu gerekçe açısından bozulması gerektiğini, alacak talebi yönünden de kararda yer verilen görüşle iptali içeren karar verilmesinin tamamen hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hakem kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin icra inkâr tazminatı ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; hakem kararının iptali talebine ilişkin istinaf dairesinin vermiş olduğu karara karşı iptal davasında davacı süresinde temyiz yoluna başvurmuş, iptal davasında davalı ise süresinden sonra katılma yoluyla temyiz yoluna başvurmuştur. Bu konuda öncelikle davalının süresinde temyiz yoluna başvurup başvurmadığı ve netice olarak temyiz isteminin değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin ele alınması gerekmektedir. İptal davası sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından karara karşı temyiz isteminde bulunulduğundan temyiz incelemesinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun temyize ilişkin 361. vd. maddelerinin uygulanması gerekir. (MTK md 15, HMK md 439). HMK’nun 348. maddesine göre, istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir. Yine aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, istinaf yoluna başvuran taraf, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yoluyla başvuranın talebi de reddedilir. HMK’nın 366. maddesi gereğince bu madde hükmünün temyizde de kıyas yoluyla uygulanması gerekir. Davaya konu olayda iptal davası davalısı katılma yoluyla temyiz yoluna başvurmuş olup, iptal davası davacısı temyiz isteminden feragat etmediğinden veya temyiz isteminin esasa girilmeden reddedilmesi söz konusu olmadığından katılma yoluyla temyiz yoluna başvuran tarafın temyiz isteminin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu hususlar dikkate alındığında bu yönden davacı tarafın temyiz itirazının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Davaya konu olayda hakemde görülen dava itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenmiş olan özel bir dava türüdür. İtirazın iptali davası bir alacak davası olmakla birlikte, icra takibine itiraz üzerine belirli bir süre içerisinde açılması gibi bir takım özel koşulları bulunmaktadır. İcra takibine itiraz halinde bu dava yerine doğrudan alacak davası açılması önünde de bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle icra takibine itiraz üzerine karşı tarafın tahkimde itirazın iptali davası açması mümkün olduğu gibi doğrudan alacak davası açması da mümkündür. Yargıtayın yerleşik uygulaması da bu yöndedir (Y. 6. HD. 29.04.2025 tarih ve 2025/1700, 2025/1758, Y. 11. HD. 06.04.2016 tarih ve 2015/9193, 2016/3733, Y. 11. HD. 21.05.2025 tarih ve 2024/4628, 2025/306). Diğer yönden, doğrudan tahkimde dava açılmadan takipte bulunulmasında da tahkim sözleşmesi veya şartınının dolanılmasından söz edilemez. Zira itiraz üzerine bu davanın doğrudan tahkimde açılması mümkündür. Aksinin kabulü halinde icria takibine ilişkin İcra İflas Kanunu hükümlerinden yararlanılarak tahkim şartı veya sözleşmenin dolanılması mümkün hale gelecektir. Bu konuda ancak iflas yoluyla takipte bulunulması ve itiraz üzerine itirazın iptali ve iflas davası açılması halinde bu tereddüt yaşanabilir. Dairemizin uygulaması da itirazın iptali ve iflas istenmesi halinde önce alacağa ilişkin bir tespit talebi bulunduğundan bunun öncelikle tahkimde belirlenmesi yönündedir(Y. 6. HD. 16.10.2024 tarih ve 2024/2828, 2024/3457). Zira iflas davası tahkimde görülemez. Diğer bir deyişle öncelikle alacağa ilişkin tahkimde bu davanın açılması ve hükme bağlanması sonucunda ihtiyaç duyulması halinde ancak iflas davasının açılması gerekir. İtirazın iptali davasının süre ve takip talebiyle bağlılığına ilişkin özel koşulları dışında sıradan bir alacak davasından farkı bulunmamaktadır. Bu yönleriyle tarafların iradelerine tabi olduğundan Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 1. maddesi ve HMK’nın 408. maddesi gereğince bu davaların tahkimde görülmesine engel bir durum bulunmamaktadır. Bu hususlar dikkate alındığında, itirazın iptali davasının tahkimde görülmesine engel bir durum bulunmadığından hakem kararının iptaline karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3. Bozma nedenine göre davacı vekilinin iptal sebeplerine ilişkin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin icra inkâr tazminatı ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 372.maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine, 20.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0d3edd667e37f090 d46b8aa927280ce4

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı