Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/1334 E., 2025/3568 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1334 E., 2025/3568 K. (23.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1334
Karar No
2025/3568
Karar Tarihi
23.10.2025
Konu
Tazminat

6. Hukuk Dairesi 2025/1334 E. , 2025/3568 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1520 E., 2025/149 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/261 E., 2023/89 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 1991 tarihinde imzalanan sözleşme ile ..... Alışveriş Merkezinde bulunan toplam 486 adet bağımsız bölümün işletilmesi, her türlü bakım ve onarım işinin davacı tarafından yerine getirildiğini, davacı tarafın sözleşme kapsamındaki her türlü hizmeti, hazırlayacağı ve davalı kat malikleri yönetim kurulu tarafından onaylanacak olan işletme projesine ve kat malikleri yönetim kurulunun talimatlarıına göre yapacağının kararlaştırıldığını, taraflar arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle sözleşmenin karşılıklı olarak 2011 yılında feshedildiğini, davalı tarafından ödenmeyen ücret alacağı için davacı aleyhine Ankara 15. İcra Müdürülüğü'nün 2010/18078 sayılı dosyasında başlatılan ilamsız icra takibine davacının itirazı üzerine davalı tarafından Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/21 E. sayılı dosyasında açılan itirazın iptali davasında alınan bilirkişi raporunda Ocak-Kasım 2010 aylarına ilişkin şirket yönetim kurulu üyesi olan diğer davalı ... için istenen huzur hakkının, ofisinin kira bedeli ile aidat giderinin ve ofis sekreterinin maaşının, ofis sekreteri tarafından kullanılan 433 numaralı büronun elektrik giderinin, davalının taleplerinden 401 numaralı ofis kirasının ve aidat giderinin, onay alınmadan çalıştırılan genel müdür tazminat giderinin, makam otosunun kirası ile yakıt giderinin, elektrik faturaları dolayısıyla alınan kâr payı alacağı ve KDV'sinin onay alınmadan çalıştırılan işyeri doktorunun maaş giderlerinin, bir kısım personele verilen onaysız zam farkları ile maaş farklarının sözleşme kapsamındaki hizmetlerden olmadığından talep edilemeyeceklerinin tespit edildiğini, tespit edilen bu giderlerin 31.12.2009 tarihinden önceki yıllarda da davalının haksız talebi üzerine ödenmiş olduğunu, ayrıca davalı şirketin alışveriş merkezinin yönetimini davacıya devrederken iş akitlerini feshettiği, ancak ertesi gün tekrar alışveriş merkezinde çalışmaya başlayan personele yasaya aykırı olarak ihbar tazminatı ödediğini ve kendisi içinde %8 kâr payı ve KDV aldığını ileri sürerek ödenen ihbar tazminatı ve kâr payı ile 31.12.2009 tarihinden geriye doğru 10 yılı içinde haksız olarak alınan tüm giderlerin tespit edilerek, davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 1991 yılında imzalanan sözleşmenin, muhtelif sebeplerle taraflar arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle 04.02.2011 tarihinde yapılan 2010 yılı kat malikleri kurulu toplantısında feshine karar verildiğini ve tarafların 31.03.2011 tarihinde imzaladıkları tasfiye protokolü ile Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/21 E. sayılı dosyasına konu davalı alacakları dışındaki tüm hak ve alacak yönünden birbirlerini ibra ederek sözleşme ilişkisinin tasfiye ettiklerini, dava dilekçesinde işletme projesinde yer almayan ve yönetim kurulundan da talimat alınmadan yapıldığı belirtilen giderlerin bir kısmının 2010 yılını sonrasına ilişkin hizmetler için olduğunu, bir kısmının ise 2010 yılından öncesinde verilen hizmetleri de kapsadığını ancak davacının 2010 yılı öncesi için itiraz etmeden ödeme yaptığını, onay verildiğinden artık istenemeyeceğini, sözleşmenin feshedilmesinden sonra iş akdi feshedilen işçilere ödenen ihbar tazminatı ve buna bağlı kâr payı alacağından sözleşmenin ilgili hükmü uyarınca davacının sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davacı, davalı şirket tarafından Ocak 2010 öncesi haksız olarak tahsil edilen tutarların iadesi için şimdilik 10.000,00 TL, 2010 Kasım itibarı ile yasaya aykırı olarak ödenen ihbar tazminatlarının iadesi için 87.373,81 TL ve davalı ... için Ocak 2010 öncesi ödenen huzur hakkı, sekreter gideri, ofis kira ve aidat giderlerine ilişkin alacaklar için şimdilik 5.000,00 TL talep etmiştir. Görüldüğü gibi davacının, yönetimce kabul edilmeyen giderlere ilişkin talepleri Ocak 2010 dönemi öncesine ilişkindir. 2010 öncesine ait devreden hakediş tutarının 810.905,10 TL olduğu, bu dönem için yönetimce kabul edilmeyen herhangi bir tutar bulunmadığı, yönetimce kabul edilmeyen tahsilatların Ocak 2010 ve sonrası dönemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. yönetimce kabul edilmeyen Ocak 2010 dönemi sonrasına ilişkin tahsilatlar yönünden, davacının dava dilekçesinde talebinin bulunmadığı, yani bu dönemin dava konusu edilmediği görülmektedir. Davacı her ne kadar ıslah dilekçesinde; dava dilekçesinde dava konusu edilmeyen ancak bilirkişilerce Ocak 2010 dönemi sonrası için Yönetimce kabul edilmeyen tahsilatlar yönünden yaptığı tespiti esas alarak ıslah dilekçesi ile dava değerini artırmış ise de; dava dilekçesinde dava konusu edilmeyen bir hususun ıslah dilekçesi ile dava konusu edilmesi mümkün değildir. Bu itibarla dava dilekçesinde 10.000,00 TL olarak talep edilen tutarın 1.024.150,70 TL olarak, dava dilekçesinde 5.000,00 TL olarak talep edilen tutarın 187.779,30 TL olarak ıslahı geçersizdir. Dava dilekçesinde talep edilen Ocak 2010 öncesi dönemi yönünden yönetimce kabul edilmeyen herhangi bir ödeme/tahsilat olmadığı anlaşılmıştır. İhbar tazminatından son işveren sorumlu olup, davalı şirketin çalıştırdığı işçilerin ihbar tazminatından, davacının sorumlu olacağına dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.'' gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 87.373,81 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda Ocak 2010 öncesi için yasal süre olan 10 yılı kapsar şekilde yapılan tespit doğrultusunda dava değerini ıslah ettiklerini, Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/21 E. sayılı dosyadaki bilirkişi raporunda; hangi kalem alacakların talep edilemeyeceğinin açıkça tespit edildiğini, davacının tespit edilen bu alacakları geçmiş yıllarda da ödediğini, bilirkişi raporunda hatalı değerlendirme yapılarak sanki 2010 sonrasına ilişkin talepleri varmış gibi değerlendirme yapıldığını, 2010 öncesine dair ödenen bedeller yönünden uyuşmalık bulunmadığının belirtildiğini, dava dilekçesinde Ocak 2010 öncesi ve sonrası şeklinde bir değerlendirme yapılmadığı gibi Ocak 2010 sonrasına ilişkin bir talepleri bulunmadığının da ifade edilmediğini, 2010 öncesi ve sonrası şeklinde değerlendirme yapılarak kurulan hükmün usule aykırı olduunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava açarken talep edilmesi unutulan veya sonradan talep etme ihtiyacı hissedilen taleplerin ıslah dilekçesi ile davaya eklenebileceğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; hizmet alım sözleşmesi kapsamında haksız ödendiği iddia edilen bedellerin istirdadı istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı