Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/1325 E., 2025/2137 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1325 E., 2025/2137 K. (21.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1325
Karar No
2025/2137
Karar Tarihi
21.05.2025
Konu
Tazminat

6. Hukuk Dairesi 2025/1325 E. , 2025/2137 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1865 E., 2025/241 K. Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın niteliğinin duruşma istenebilecek davalardan olmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 31.03.2017 tarihli Yönetim Sözleşmesi imzalandığını, iş bedelinin aylık 25.000,00 TL + KDV olarak belirlendiğini, davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi 13.12.2017 tarihinde feshettiğini, sözleşmenin 2.10 maddesindeki ‘‘İşbu sözleşme taraflarca 36 ay boyunca tek taraflı olarak fesih edilemez niteliktedir. Buna rağmen iş bu sözleşme ... Yatırım A.Ş. tarafından 36 aylık sürenin öncesinde feshedilirse, 2.5. maddesinde belirtilen ödeme hükümleri dikkate alınarak, ... Yatırım A.Ş. fesih tarihinden 36 ayın sonuna kadar kalan süreye dair...’a hak edeceği aylık yönetim bedeli tutarlarının toplamını tazminat olarak...’a öder’’ hükmüne göre erken fesih nedeniyle müvekkilinin faturaya bağlanmamış sözleşmeden kaynaklı alacağı bulunduğu gerekçesiyle şimdilik 1.000.00 TL müvekkilin hak etmiş olduğu prim alacakları ile 9.000.00 TL erken fesih nedeniyle ödenmesi gereken ücret alacakları olmak üzere toplam 10.000.00 TL belirsiz alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında cezai şart alacağını 725.000,00 TL'ye artırmıştır.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; aynı sözleşmeye dayanılan İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/61 E. sayılı dava dosyası ile eldeki davanın birleştirilmesini, eldeki davada belirsiz alacak davası açılamayacağını, davacının sözleşmedeki rapor verme edimini yerine getirmediğini, davada erken feshin söz konusu olmadığını, sözleşmeye göre hizmet alamayan müvekkilinin, edimlerini yerine getirmeyen davacının ödemelerini kestiğini ve yapılmış olan ödemelerin de iadesini talep ettiğini, müvekkilinin bir temerrüdünün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.12.2021 tarihli kararı ile; taraflar arasındaki yönetim sözleşmesinin 31.03.2017 tarihinde imzalanarak 36 ay boyunca fesih edilemez nitelikte olduğunun düzenlendiği, ancak davalı tarafından sözleşmenin 36 aylık süre dolmadan feshedildiği, davacı ve davalının tacir oldukları, her iki tarafı tacir olan bu sözleşmede öngörülen cezai şart tutarının davalıyı bağladığı, öngörülen bu cezai şartın davalı şirketin ekonomik olarak mahvına da sebep olmasının mümkün olmadığı, ancak davacı tarafça herhangi bir emek sarf edilmeden cezai şartın tamamına hükmedilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesi ile sözleşmeye göre davalının ödemekle yükümlü olduğu 700.000,00 TL'lik cezai şart tutarından takdiren 200.000,00 TL'lik indirim yapılarak 500.000,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 15.12.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.04.2023 tarihli kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, sözleşmenin 36 ay boyunca feshedilemeyeceğine dair hükmünün geçersiz olduğuna dair istinaf sebebinin yerinde olmadığı, basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının, sözleşmenin anılan hükmü ile bağlı bulunduğu ve aşırı yararlanma iddiasının dinlenemeyeceği, davalı tarafından davacıya gönderilen ihtarnamede yer alan ve cevap dilekçesinde de ileri sürülen, davacının edimlerini yerine getirmediği, bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği yönündeki savunmanın, davalı tarafından ispatının gerektiği; ancak bu yönde bir delilin dosyaya sunulmadığı, kaldı ki sözleşmenin 2.10 maddesinde, anılan cezai şartın haklı nedenle fesih halinde ödenmeyeceğine dair bir koşul bulunmadığı, davalı yanın sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği yönündeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davalı şirketin TBK'nın 182/3 fıkrasına göre de indirim talep edemeyeceği, mahkemece tespit edilen 700.000,00 TL cezai şartın tamamına hükmedilmesi gerekirken, yasal dayanağı bulunmayan gerekçe ile takdiri indirime gidilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına ve davanın 700.000,00 TL üzerinden kısmen kabulüne ilişkin yeniden esas hakkında karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 06.04.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, taraflar arasındaki sözleşmenin 2.10. maddesinde yer alan "İşbu sözleşme taraflarca 36 ay boyunca tek taraflı olarak fesih edilemez niteliktedir. Buna rağmen iş bu sözleşme ... tarafından 36 aylık sürenin öncesinde feshedilirse, 2.5. maddesinde belirtilen ödeme hükümleri dikkate alınarak, ... fesih tarihinden 36 sonuna kadar kalan süreye daire...’a hak edeceği aylık yönetim bedeli tutarlarının toplamını tazminat olarak...’a öder. İş bu sözleşme... tarafından 36 aylık sürenin öncesinde feshedilirse ... tarafından...’a fesih tarihinden 36 ay sonuna kadar süreye dair ödenmesi gereken aylık yönetim bedeli ödemesi yapılmaz." şeklindeki düzenlemenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 179. maddesinin üçüncü fıkrasındaki dönme cezası olduğu, sözleşmede dönme cezasının kararlaştırılmış olması halinde sözleşmeyle bağlı olmak istemeyen taraf kararlaştırılan cezayı ödemek suretiyle sözleşmeyi ifa etmekten kurtulabileceği gibi, sözleşmenin haksız feshi halinde karşı tarafın cezanın ödetilmesini isteyebileceği, dönme cezası kararlaştırılması durumunda borçlunun, cezayı ödeyerek edimi ifa yükümlülüğünden kurtulduğu, burada borçlunun kusurlu olmasının da aranmadığı, ancak borçlunun kusurlu olması ve diğer tarafın haklı olarak sözleşmeyi feshetmesi halinde artık dönme cezasını talep etmesinin mümkün olmadığı, davaya konu olayda da her ne kadar davacı lehine dönme cezası kararlaştırılmış ise de, davacının dönme cezasını talep edebilmesi için sözleşmenin haksız olarak feshedilmiş olması gerektiği, buna göre davacının sözleşmede kararlaştırılan dönme cezasının karşı taraftan tahsili istemli olarak açtığı davada, davalı tarafından yapılan feshin haklı olup olmadığı tartışılıp, taraflara bu husustaki delilleri sunma imkanı sağlandıktan sonra yapılacak araştırma neticesinde oluşacak kanaate göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği gerekçesiyle söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 1. Taraflar arasındaki sözleşmenin başlangıç tarihinin 31.03.2017 olduğu, 36 aylık sürenin sona erdiği tarihin 31.03.2020 olduğu, davalının sözleşmeyi 13.12.2017 tarihinde feshettiği, Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere sözleşmenin 2.10 maddesinde kararlaştırılan cezai şart TBK'nın 179/3 fıkrası kapsamında olup, davalı yanın sözleşmenin 2.2 maddesinde üstlenilen işlerin yapılmadığını ve bu işlerin yapıldığına dair aylık bazda rapor sunma ediminin de yerine getirilmediğini, bu nedenle sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini ileri sürdüğü, yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacının sözleşmenin başlangıcından feshine dek düzenlediği tüm faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiş olup, yine Vergi Dairesi'nden getirtilen BA formlarından da davalının bu faturaları vergi dairesine bildirdiğinin saptandığı, davacının düzenlediği tüm aylık faturaları defterlerine kaydedip vergi dairesine de beyan eden davalının, sözleşmeden doğan ve faturalara konu edilen edimlerin yerine getirilmediğini, sözleşmenin bu nedenle haksız feshedildiğini ispat yükü altında olduğu tartışmasız olup, davalının bu iddiasını ispata elverişli somut hiçbir delil sunmadığı, önceki kararda da bu hususun "davalı tarafından davacıya gönderilen ihtarnamede yer alan ve cevap dilekçesinde de ileri sürülen, davacının edimlerini yerine getirmediği bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği yönündeki savunmanın, davalı tarafından ispatının gerektiği; ancak bu yönde bir delilin dosyaya sunulmadığı," şeklindeki gerekçe ile ortaya konulduğu, 2. Öte yandan; davalının cevap dilekçesinde birleştirme talep ettiği İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/61 Esas, 2019/394 Karar sayılı itirazın iptali davasında, iş bu davanın davacısı tarafından iş bu dosya davalısına karşı aynı yönetim sözleşmesine dayalı olarak ve sözleşmeye istinaden verilen hizmetler karşılığında kesilen faturalardan doğan bakiye alacakların tahsilinin talep edildiği, davalının bu dosyada da davacı tarafından sözleşmenin 2.2 maddesinde belirtilen edimleri yerine getirmediği savunmasında bulunarak hem davanın reddini talep ettiği, hem de karşı dava ikame ederek daha önce ödediği fatura bedellerinin iadesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince, davacının sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğini, takip ve dava konusu faturalardan takibe konu ettiği tutar kadar bakiye alacağı bulunduğunu ispat ettiği gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2019/1263 E., 2021/1483 K. sayılı ilamı ile davacının sözleşmenin feshine kadar davalıya hizmet verdiği gerekçesi ile esastan reddedildiği, istinaf ilamına karşı davalı tarafından yapılan temyiz başvurusunun ise Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/1698 E., 2023/2017 K. sayılı ilamı ile reddedildiği ve kararın onandığı, 3. Yargıtay bozma ilamında; davacının sözleşmede kararlaştırılan dönme cezasının karşı taraftan tahsili istemli olarak açtığı davada, davalı tarafından yapılan feshin haklı olup olmadığı tartışılıp, taraflara bu husustaki delilleri sunma imkanı sağlandıktan sonra yapılacak araştırma neticesinde oluşacak kanaate göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; taraflara 17.01.2019 tarihli ön inceleme celsesinde, dilekçelerinde gösterdikleri; ancak henüz dosyaya sunmadıkları delillerini sunmaları veya bunların getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için sonuçları hatırlatılarak iki haftalık kesin süre verilmiş olup, dosyada toplanmayan delil bulunmadığı, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının başlaması akabinde karşı tarafın açık muvafakatı bulunmaksızın yeni delil de sunulamayacağı, öte yandan, istinaf incelemesinin kamu düzeni hariç istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılabileceği, davalı tarafından delillerin eksik toplandığına yönelik bir istinaf sebebinin de ileri sürülmediği gerekçesiyle bozulan kararda direnilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ve ispat yükünün aksini iddia eden davacı tarafta olduğunu, davacı tarafın sözleşmeye konu hizmetleri verdiğine ilişkin herhangi bir delil sunamadığını, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/61 Esas, 2019/394 Karar sayılı itirazın iptali davasında davacının edimlerini yerine getirdiğine dair bir tespit bulunmadığını, davacı tarafça kesilen faturalar kayıtlara alınmışsa da sözleşmesi müvekkil tarafından haklı nedenle feshediline kadar davacıya ödeme yapılmadığını, cezai şart alacağının kabulü için feshin haklı olup olmadığının tartışılması gerektiğini, davacı sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmemiş olduğundan sözleşmenin müvekkil tarafından haklı sebeple feshedildiğini, davacının sözleşmede kendisine yüklenen edimlerini yerine getirdiğini ispat edemediğini, feshin haksızlığı noktasında aksi kanaat hasıl olursa yerel mahkemenin yaptığı hakkaniyet indiriminin haklı ve hukuka uygun olduğunu, savunma hakkının ihlal edildiğini, yasal faiz işletilmesi gerektiğini, delillerin toplanmadığını, tanık dinleneceğine dair bir ihtarat yapılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilir ve denetime elverişli nitelikte olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle bozma kararı verilen Bölge Adliye Mahkemesinin 06.04.2023 tarihli karar gerekçesinde sözleşmenin 2.10 maddesinde anılan cezai şartın haklı nedenle fesih halinde ödenmeyeceğine dair bir koşul bulunmadığı yönündeki gerekçesi yerinde değilse de dosya içeriği itibarıyla davalı tarafın sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği yönündeki savunmasını ispat edemediğinin anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 02cf86e59d49a1b7 0eae6f89279d5958

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı