6. Hukuk Dairesi 2024/991 E. , 2025/1401 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1519 E., 2023/1233 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/400 E., 2022/258 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar-karşı davacılar ... ... Tasarruf Finansmanı Anonim Şirketi ile ... vekilleri tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı-karşı davacılar ... ... Tasarruf Finansmanı A.Ş. ve ... vekili Avukat ... ile davacı-karşı davalı .... Tas. Ahşap Met. İnş. Uyg. İm. San. ve Tic. Ltd. Şti vekili Avukat ... geldiler. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1.Davacı yüklenici vekili asıl dava dilekçesinde;davacı ile davalılar arasında düzenlenen Üsküdar 16. Noterliği'nin 1 Aralık 2010 tarih ve 28479 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesi uyarınca, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini süresinde tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, 3 bloktan ibaret inşaatın tüm bloklarını 26.04.2014 tarihi itibariyle su basman seviyesine getirdiğini, arsa payına karşılık gelen bağımsız bölümlerin %25'inin devrini talep etmeye hak kazandığını, davalıların arsa payını devir borcunu yerine getirmeyerek temerrüde düştüklerini, Nisan 2014 ayından itibaren davacının haketmiş olduğu kat irtifaklı arsa paylarını devralabilmek için görüşmeler yaptığını, davalıların arsa payı devir yükümlülüğünü geciktirerek pazarlık aracı olarak kullanmak istediklerini, davalı ... Otomotiv'e Kartal 23. Noterliği'nin 15 Temmuz 2014 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalıların arsa payı devir borcunu yerine getirmemeleri üzerine zaruri sebeplerden dolayı hisse devralmadan kat irtifakı kurulduğunu, yüklenicinin, sözleşmenin 6. maddesi uyarınca, kat irtifaklı arsa paylarının madde metninde belirlendiği şekilde kendisine devrinin yapılmaması halinde yükleniciye düşen her bir daire için aylık 900,00 TL cezai şart ve uğrayacağı kâr kaybını talep edebileceğini, davalıların Nisan 2014 tarihinde temerrüde düştüğünü, davalıların geciktikleri gün boyunca her ay 23 daire için cezai şart ödemeleri gerektiğini, daire fiyatlarının ortalama 600.000,00 TL civarında olduğunu, davalıların temerrüdü süresince hiçbir satış yapılamadığını, davacının satış yoksunluğu nedeni ile kredi kullanmak zorunda kaldığını, 8.500,00 TL kredi kullandığını, 23 adet dairenin satışından ortalama 12.000,00 TL gelir elde edebilecekken 6 aylık gecikmeden kaynaklı kâr kaybına uğradığını, bu geliri elde edemediğini, üstüne kredi çekerek faiz ödemek zorunda kaldığını, belirterek davalılar adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, sözleşmenin 6.maddesinin son fıkrası uyarınca 5.000,00 TL cezai şartın davalı ... Otomotiv Ltd. Şti'nden, 5.000,00 TL cezai şartın da ...'tan tahsiline, davacının kâr kaybı ve bankalardan kullanmak zorunda kaldığı kredileri için ödemek zorunda kaldığı faiz zararına mahsuben 10.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı arsa sahipleri vekili birleşen dava dilekçesinde; mahkemece alınan 09.02.2017 tarihli bilirkişi ikinci ek raporunda, taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince ...'e C - blok 24 numaralı dairenin, ... ... Otomotiv'e ise B - blok 40 numaralı dairenin verilmesi gerektiğinin tespit edildiğini, yüklenicinin C blok 24 numaralı daireyi 09.10.2015 tarihinde davalı ...'ya tapudan devrettiğini, B blok 40 numaralı daireyi de 03.06.2016 tarihinde davalı ...'ya tapudan devrettiğini, yüklenicinin davalılara temlik ettiği taşınmazları hak etmediğinden davalıların da bu taşınmazlarda hak iddia etmelerinin mümkün olmadığını, davalıların kat irtifaklı, iskân alınmamış taşınmaz satın aldıklarını, sözleşmeye göre müteahhitin iskân almak zorunda olduğunu dolayısıyla davalıların inşaatın bitmediğini bildiklerini belirterek 2 adet bağımsız bölümün tapularının iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA 1.Asıl davada davalı arsa sahipleri vekili cevap dilekçesinde; her bir taşınmaz için 10.000,00 TL bedel üzerinden dava açılmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında 01.12.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin iki tarafa edimler yüklediğini, davacının kendi edimlerini yerine getirmeyerek temerrüde düştüğünü, ancak davalılardan edimde bulunmalarını talep ettiklerini, sözleşmenin 9. maddesinin c fıkrasında yüklenicinin, mevcut dairelerin tamamının boşaltıldığı tarihten teslim tarihine kadar mal sahiplerine aylık 900,00 TL kira bedeli ödeyeceğinin yazılı olduğunu, davacının Nisan 2014 ayı kira bedelini Mayıs 2014 ayında ödediğini, kendisine yüklenen kira ödeme borcunu ifa etmediğini, bu hususun Üsküdar 17. Noterliği'nin 24.07.2012 tarihli ihtarnameleri ile ihtar edildiğini, yüklenicinin inşaat ruhsatını 25.12.2013 tarihinde alabildiğini, teminat vermediğini, paylaşıma ilişkin olarak davacının paylaşım esaslarına uymadığını, özen borcuna ve sözleşmeye aykırı davrandığını, her davalıya mevcut katın bir üst katı ve aynı cephede daire vermesi gerekir iken, ara sokakta cephesi olmayan yerlerden yer verilmek istendiğini, davacının edimlerini yerine getirmediğini, davalıların aleyhine kat irtifakı kurduğunu, belirterek asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Karşı davada arsa sahipleri vekili dava dilekçesinde, davacı- karşı davalının yıkım öncesi dairelerin katından bir üst katta daire vermeyi taahhüt etmiş ise de, yaptığı inşaatın yeni 2. kat seviyesinin, kot farkı dolayısıyla yıkım öncesi zemin kat seviyesine denk düştüğünü, inşaatın kot seviyesinin indirilmesi dolayısıyla öncelikle davalılara ait eski dairelerin yüksekliğinin hesap edilerek buna göre bir üst seviyesinin şimdiki yeni inşaatta kaçınca kata denk düştüğünün hesap edilmesi gerektiğini, yüklenicinin verilen vekalete göre kat irtifakını sözleşmeye uygun olarak kurması gerekir iken davalı- karşı davacılara arka cepheden ve daha düşük kat seviyesinden daire vererek kat irtifakını kurduğunu ve çıkarttığı tapuları birçok arsa sahibine teslim ettiğini, sözleşmeye aykırı olarak daire verdiğini, Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/33 Değişik İş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, Mayıs ayından Aralık 2014 ayına kadar birikmiş 8 aylık, ayda 900,00 TL 'den , her bir davalı- karşı davacı için olmak üzere 14.400,00 TL kira alacağı bulunduğunu belirterek,anılan kira bedelinin davalıdan faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- karşı davalı yüklenici vekili ile karşı davacı ve birleşen dosya davacıları olan arsa sahipleri vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Asıl dava yönünden davacı yüklenicinin istinaf talebinin incelenmesinde; Her ne kadar mahkemece; tapu iptal ve tescil, kâr kaybı, cezai şart ve tazminat talepleri (ödediği kredi faizleri) yönünden davacı yüklenicinin sözleşmeye uygun öncelikli edimini yerine getirmediğinden bahisle asıl davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı yüklenici sözleşmede öngörülen aşamalı devri esas alarak, inşaatın geldiği aşama itibarı ile devredilmesi gerekirken tapuların devirlerinin yapılmaması nedeniyle talepte bulunduğundan, taraflar arasında düzenlenen Üsküdar 16. Noterliği'nin 1 Aralık 2010 tarih ve 28479 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesinin, aşamalı tapu devrini öngören 6. maddesi dikkate alınarak, taraflarca kararlaştırılan aşamaya göre, devri gereken paylar belirlenerek, davalıların bu tarih itibariyle bu maddeye göre belirlenen tapuları haksız olarak devretmemiş olmaları halinde, yüklenicinin cezai şart, kar kaybı ve çektiği kredilere ilişkin zarar talepleri yönünden değerlendirme yapılarak, karar verilmesi gerektiğinden davacı yüklenicinin asıl dava yönünden istinaf talebi yerinde görülmüştür. Davalı arsa sahiplerinin tapu devrini yapmamaları haklı sebebe dayanıyorsa bu hususun da araştırılarak, haklı sebebin oluştuğu tarih itibari ile de inceleme yapılarak davacı yüklenicinin her bir talebinin bu yönden de incelenmesi gerektiğinden kararın bu nedenle de kaldırılması gerekmiştir. Karşı dava yönünden davacı yüklenicinin istinaf talebinin incelenmesinde; Karşı davacı arsa sahiplerinin talep ettiği, Mayıs - Aralık 2014 tarihleri arasında geçen 8 aylık, 2 daire yönünden davacıların 14.400,00 TL kira bedeli talep edebileceğinin bilirkişi raporları ile tespit edilmiş olması, davacı yüklenicinin ödemeye ilişkin herhangi bir delil sunmamış olması sebebiyle karşı davanın kabulüne dair verilen karar usul yasa ve dosya kapsamına uygun olduğundan karşı dava yönünden davacı yüklenicinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Birleşen dava yönünden davalı arsa sahiplerinin istinaf talebinin incelenmesinde ; arsa sahiplerince, dahili davalı ...' ya ait B blok, 9. kat, 40 no.lu bağımsız bölümün arsa sahibi ... Otomotiv'e ait olduğu, diğer dahili davalı ...' ya ait C blok, 5. kat, 24. no'lu bağımsız bölümün ise ...' e ait olduğu gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talep edilmiş ise de, üçüncü kişilerin tapuları kötüniyetli olarak iktisap ettikleri ispat olunamadığından tapu iptal ve tescil talebi yönünden verilen ret kararı usul yasa ve dosya kapsamına uygun olmuştur. Arsa sahiplerinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Karşı dava yönünden istinaf itirazlarında, tapu iptal ve tescil talebi hakkında karşı davada karar verilmediğini belirtmiş iseler de, tapu iptal ve tescil talepleri birleşen davada değerlendirildiğinden, buna yönelik istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir." gerekçesiyle "Davacı- karşı davalı yüklenici vekilinin istinaf başvurusunun asıl dava yönünden kabulüne, karşı dava yönünden istinaf talebinin reddine, Davalı arsa sahipleri yönünden karşı ve birleşen dava yönünden istinaf taleplerinin reddine, Asıl dava yönünden; İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17.05.2022 tarihli, 2014/400 Esas, 2022/258 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı-karşı davacı arsa sahipleri vekili temyiz dilekçesinde, a. Mahkemenin 14 sayfalık gerekçeli kararı incelendiğinde dosyaya sunulan rapor ve ve beyanların aynen karara geçirildiğini, mahkemece herhangi bir hukuki değerlendirme yapılmadan direk hüküm kurulduğunu, b. Mahkemece, karşı davacılardan Eminevim açısından B blok, 40 no'lu dairenin net olarak tespit edilemediğinden bahisle, birleşen dosyadaki talebin reddedildiğini, oysa bu karşı davacıya B blok 40 nolu dairenin verilmesi gerektiğinin birçok ek ve kök bilirkişi raporu ve uzman mütalaası ile tespit edildiğini, kaldı ki hangi dairenin verilmesi gerektiğinin tespitinin mahkemenin görevi olup, bu beyana göre mahkemenin görevini yerine getirmediğini, c. Birleşen davada, davalıların yüklenici müteahhitin halefi sıfatına sahip olduklarını, yükleniciye devredilen payın avans niteliğinde olduğunu, sadece tescil işleminin yapılmasının mülkiyet hakkının doğması için yeterli olmadığını, geçerli bir hukuksal nedenin olması gerektiğini, yükleniciden daire satın alan 3. kişilerle müteahhit arasındaki devrin aslında alacağın temliki sözleşmesi niteliğinde olduğunu,arsa sahibinin öncelikli hak sahibi olduğunu ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği hallerde 3. kişilerin hak sahibi olmalarının mümkün olmadığını, d. Müteahhitin, sözleşmeye aykırı davranmış olmakla birleşen dosyadaki davalılara yapılan temlike konu taşınmazları hak etmediğini, adı geçen taşınmazların müvekkillerinin hakkı olduğunu, yapılan tescillerin yolsuz olduğunu, bu itibarla iyiniyetin de bir önemi olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl, birleşen ve karşı davada uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, yüklenici tarafından açılan asıl dava, tapu iptali ve tescil, kâr kaybı, cezai şart ve çekilen kredi sebebiyle ödenen faizlerin tahsili istemine, arsa sahipleri tarafından açılan karşı dava, kira alacağı ile tapu iptali ve tescil istemine, arsa sahipleri tarafından açılan birleşen dava ise tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 1. İlk Derece Mahkemesi kararının taraflarca istinaf edilmesi üzerine dosya bölge adliye mahkemesine gönderildikten sonra bölge adliye mahkemesi HMK'nın 352. maddesi çerçevesinde yapacağı ön inceleme sonunda başvurunun kabul edilebilir olduğunu, maddede belirtilen eksiklik bulunmadığını belirlerse dosyayı incelemeye alacaktır. Bu incelemenin ne şekilde yapılacağı Kanun'un 353 ve devamı maddelerinde düzenlemiştir. Bölge adliye mahkemeleri HMK'nın 353. maddesinde sayılan hâllerden birinin varlığı durumunda incelemesini duruşma açmaksızın dosya üzerinden yapabilecek, maddede sıralanan bu hâller dışında 356. maddenin emredici hükmü gereği duruşma açmak durumunda kalacaktır.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılabileceği durumları düzenleyen 353. maddenin düzenleniş şekline bakıldığında bunun iki şekilde söz konusu olabileceği anlaşılmaktadır. Bu hâllerden ilki, HMK'nın 353/1-a maddesidir. Buna göre (7035 ve 7251 sayılı Kanun’lar ile yapılan değişiklikler öncesi ilk hâliyle) davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması, ileri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması gibi tahdidi sıralanmış sebepler dışında, 6 numaralı alt bent gereği "Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" durumunun varlığı hâlinde bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan "kesin olarak" karar verecektir. Bahsi geçen 6 numaralı alt bent, 28.07.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun ile değiştirilmiş ve 353/1-a-6 maddesindeki “mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması” şeklindeki ifade “mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması” hâlini almış, bu suretle söz konusu gönderme sebebinin kapsamı bir anlamda genişletilmiştir. Kanun koyucu 353. maddenin 1. fıkrasında a bendi kapsamında verilen kararların kesin olduğunu belirtmiş, sonrasında 7251 sayılı Kanun’un 39. maddesi ile eklenen HMK'nın md. 362/1-g bendiyle de 353/1-a maddeleri uyarınca verilen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamayacağını düzenlemek suretiyle bu husustaki tereddütlerin önüne geçmek istemiştir. Hem HMK'nın 353/1-a-6 maddesi ve sonrasında yapılan değişiklik hem de HMK'nın 362/1-g maddesiyle getirilen düzenleme bir arada değerlendirildiğinde, kanun koyucunun iki amacı birlikte sağlamak istediği açıktır: Bir yandan, dosyanın henüz istinaf incelemesi ve tarafların itirazlarının bölge adliye mahkemesince işin esasına girilip tartışılabilmesi için gereken esaslı/önemli unsurları taşımaması hâlinde öncelikle bu eksikliklerin giderilmesi için dosyanın mahalline gönderilmesine imkân sağlanarak, dar istinaf sisteminin ruhuna uygun denetim mekanizması tesis edilmiş; bir yandan da, bu şekilde verilen bir kararda bölge adliye mahkemesince esasa ilişkin bir değerlendirme yapılıp henüz nihai hüküm niteliği taşıyan bir sonuca varılmadığından kararın kesin olduğu belirtilmek suretiyle yargılamanın gereksiz uzamasının önüne geçilmiştir. İstinaf incelemesinde duruşma yapılmadan karar verilebilecek ikinci durum HMK'nın 353/1-b maddesinde düzenlenmiş olup, (a) alt bendinden farklı olarak bölge adliye mahkemesinin işin esasına girip karar vermesinin mümkün olduğu ve fakat duruşma yapılmasının yargılamanın seyrine etki etmeyeceği hâllere işaret edilmiştir. Buna göre; bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesince yapılan yargılama ve verilen hükmün, işin esası ve tarafların istinaf itirazlarının incelenebilmesine imkân verecek yeterlilikte olduğunu değerlendiriyorsa üç ihtimal gündeme gelecektir: Mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunu düşünüyorsa başvurunun/başvuruların esastan reddine karar verecek (md.353/1-b-1), yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edildiği ancak bu hatanın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğini yahut aynı şekilde kararın gerekçesinde hata edildiğini tespit ediyorsa bu hataları düzelterek yeniden esas hakkında kendisi bir karar verecek (md.353/1-b-2), yargılamada bazı eksiklikler mevcut olmakla birlikte bu eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunları kendi tamamlayacak ve neticesine göre ya istinaf başvurusunu esastan reddedecek ya da yeniden esas hakkında bir karar verecektir (md.353/1-b-3). Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere HMK'nın 353/1-b hükmüyle düzenlenen durumlar yargılamanın hızlandırılması düşüncesine dayalıdır ve bölge adliye mahkemesi artık esasa ilişkin bir hüküm tesis etmiş olduğundan bu kez karara karşı (362. maddedeki diğer koşullar mevcutsa) temyiz yoluna başvurulabilecektir. Koşulları sağlanmadığından HMK'nın 353. maddenin verdiği imkândan istifade etmek mümkün değilse, bölge adliye mahkemesi aslolan duruşmalı inceleme usulünü yerine getirmek, duruşma gününü taraflara tebliğ etmek zorundadır. Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil gerekli kararları verir (md. 356) ve elbette yine diğer şartları sağlıyorsa bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda da açıklandığı üzere, HMK’nın 353/1-a maddesinde belirtilen durumlarda, usule ilişkin hukuka aykırılık tespit edildikten sonra sadece İlk Derece Mahkemesine ait kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahalline geri gönderilmesine karar vermekle yetinilir. Bunun dışında bir müdahale söz konusu değildir. İstinaf mahkemesi böyle bir durumda kararı esas yönünden inceleyemez. Bu kararlara neden olan usule ilişkin hukuka aykırılıkların, istinaf aşamasında telafi edilemeyeceği düşünülmüş olduğundan, ilk derece mahkemesine ait kararın tümüyle kaldırılması ve dosyanın gönderileceği ilk derecede yeniden bir yargılama yapılması öngörülmüştür. Bu kararlar, dosya kendisine gönderilen İlk Derece Mahkemesini bağlayacağından, gönderme kararına göre işlem yapılması zorunludur. Bölge Adliye Mahkemesince bu yönde verilecek kararlar, usul hukukuna ilişkin olacaktır. Bu şekildeki gönderme kararında, istinaf mahkemesi yetkisini aşarak işin esasını ilgilendiren hususlarda da bir tespit yapmışsa, bu tespit İlk Derece Mahkemesini bağlamayacaktır. Bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada, davacı yüklenici vekilinin,asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a/6. maddesinde belirtilen “Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması” nedenine dayalı olarak, usule ilişkin hukuka aykırılık nedeniyle kararın kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, asıl davada,davalı-karşı davacı ve birleşen davada davacı olan arsa sahiplerinin, karşı ve birleşen dava yönünden istinaf talepleri bakımından ise, işin esasına girilerek 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b/1. maddesinde yeralan “İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine” karar verileceğine ilişkin hüküm gereğince, esasa dair karar verildiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere birleşen davalar, birleşmekle müstakil dava olma özelliklerini kaybetmezler. Asıl dava, birleşen dava ve karşı dava,her biri müstakil dava olma özelliğini muhafaza etmekle birlikte, somut olay bakımından her bir davada verilen hükmün diğer davaları da etkileyeceği açıktır. Tüm davaların birlikte incelenerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde tek bir kararla sonuçlandırılması, birbiriyle çelişik hükümlerin engellenmesi açısından ve bir dosyada verilen kararın diğer dosyanın sonucunu etkileme olasılığından kaynaklanan bir zorunluluktur.Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemiyle önüne gelen dosyanın ve kararın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. Asıl dava, karşı dava ve birleşen dava bakımından, yapılan istinaf başvuruları sonucunda, karşı dava ve birleşen dosya açısından arsa sahiplerinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl dosya açısından ise davacı yüklenicinin istinaf başvurusunun kabul edilerek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesi, yukarıda açıklanan "birbiriyle çelişik hükümlerin engellenmesi" ilkesine aykırı bulunduğu gibi, istinaf sistematiği içerisinde yer almayan ve amacına da aykırı düşen bir hüküm tesisi niteliğinde olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince, dosyanın birinde istinaf başvurusunun esastan reddi, diğerinde ise istinaf başvurusunun kabulü kararı hukuka uygun bulunmamış, kararın bozulması gerekmiştir. 2.Bozma sebep ve şekline göre, asıl davada davalı-karşı davacı ve birleşen davada davacı olan arsa sahipleri vekilinin sair temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalı- karşı davacılara verilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.