6. Hukuk Dairesi 2024/707 E. , 2025/1242 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/988 E., 2023/935 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 42. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/193 E., 2023/70 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davacılar vekilince duruşmalı, asli müdahiller vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz talebinde bulunan davacılar ... ve ... vekili Avukat ...le davalılar vekili avukat ...’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Davacı dava dilekçesinde; davalı arsa sahipleri ile 22.11.1982 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, bu kat karşılığı inşaat sözleşmesinde taraf olarak kendisinin yüklenici sıfatı ile sözleşmede belirtilen esaslara göre bir yapı inşa etme, arsa sahiplerinin ise sözleşmede belirtilen arsa paylarını kendisi adına devri hususunda bütün tarafların anlaştığını, arsa sahipleri ...ve ...'un kendisine karşı İstanbul 1. Tüketici Mahkemesinde dava açtıklarını, arsa sahibi olan davacılar tarafından özetle kat karşılığı inşaat sözleşmesinin sona erdirilmesini talep ettiklerini, görevsizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edildiğini, davanın 14.12.2017 tarihli celsesinde davacılar ile sulh olabileceklerini beyan ettiğini, 18.01.2018 tarihli celsede davacılar vekilinin sulh protokolü gereği anlaşmaya varıldığını beyan ettiğini, mahkemenin taraflar arasındaki sulhu tasdik ederek davanın konusuz kaldığını ve esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verildiğini, sulh protokolü incelendiğinde protokolde düzenleme tarihinin yer almadığını, dolayısıyla sulh protokol metninde bu protokolün hangi tarihte düzenlenip imzalandığının anlaşılamadığını, ancak mahkeme kararında protokolün 09.05.2017 tarihinde olduğunun belirtildiğini, olay ve olguların seyrine bakıldığında ve bunlardan hareket edildiğinde sulh protokolünün 09.05.2017 tarihli olmadığının kesin biçimde görüldüğünü, kaldı ki sulh protokolünde imzası bulunan vekil Av.......'ın 09.05.2017 tarihinde kendisinin temsilcisi olmadığını, arsa sahiplerinden...'ın da kısıtlandığını dolayısıyla sulh protokolüne vasisinin ya da vekilinin imza atması gerektiğini, kısıtlının attığı imzanın da geçerli olmadığını ileri sürerek, İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/239 E., 2018/18 K. sayılı esas davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararına konu olan sulh protokolünün geçersizliğine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Asli müdahale talebinde bulunan ... talep dilekçesinde; davacı yüklenici ile aralarında imzalanan 02.12.2013 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi konusunu oluşturan İstanbul ili, Sarıyer ilçesi,..... Mahallesi,....... sok, 55 pafta, 233 ada, 10 parsel üzerindeki binanın giriş katında bulunan 2/A numaralı iş yerinin 1/2 hissesine isabet eden oranda iptal edilerek bu hisselerin adına cebren tesciline, lehine satış vaadi yapılan ve bedeli alınan taşınmazların mahkemece kendi adına cebri tesciline karar verilmemesi halinde bu defa satış vaadi sözleşmelerine konu taşınmazlarda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ilişkin İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/37 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, görülmekte olan davada aslen tüm davalıların bilgisi dahlinde kendisine satışı yapılan ve bedeli alınan taşınmazın hileli ve kanuna açıkça aykırı işlemle elinden alınmaya çalışıldığını, davalıların kendisine ait malı muvazaalı ve kanuna aykırı konusu suç teşkil eden işlemlerle kaçırmaya çalıştıklarını, bu nedenle asli müdahil davacı olarak davaya kabul edilmesine, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 3. Asli müdahale talebinde bulunan ... talep dilekçesinde; davacı yüklenici ile aralarında imzalanan 02.12.2013 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi konusunu oluşturan İstanbul ili, ..... ilçesi, ....Mahallesi, ..... sok, 55 pafta, 233 ada, 10 parsel üzerindeki binanın 2. katında bulunan 4 numaralı dairenin tapusunun iptal edilerek bu hisselerin adına cebren tesciline, lehine satış vaadi yapılan ve bedeli alınan taşınmazların mahkemece kendi adına cebri tesciline karar verilmemesi halinde bu defa satış vaadi sözleşmelerine konu taşınmazlarda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ilişkin İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/37 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, görülmekte olan davada aslen tüm davalıların bilgisi dahilinde kendisine satışı yapılan ve bedeli alınan taşınmazın hileli ve kanuna açıkça aykırı işlemle elinden alınmaya çalışıldığını, davalıların kendisine ait malı muvazaalı ve kanuna aykırı konusu suç teşkil eden işlemlerle kaçırmaya çalıştıklarını, bu nedenle asli müdahil davacı olarak davaya kabul edilmesine, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının davadan feragat beyanı olduğunu, asli müdahale taleplerinin de feragat nedeniyle reddinin gerektiğini, derdestlik itirazlarının bulunduğunu, huzurdaki davada iddia edilen hususların tamamen gerçek dışı olduğunu, davacı yüklenici ile müvekkilleri arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçmişe dönük olarak mahkeme kararı ile feshedildiğini, bahse konu taşınmazın yüklenici tarafından kaçak olarak yapıldığı için ruhsat süresinin geçmiş olduğunu, kat irtifakı veya kat mülkiyeti tesis edilemeyeceği yani yapının yasal hale getirilmesinin mümkün olmadığından taleplerin bu yönü ile de reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı vekilinin 26.02.2019 tarihinde feragat dilekçesi sunduğu, dilekçesinde açıkça, ‘bu dava ile ilgili tüm taleplerinden müvekkilinin talebi ve taraflarına verilen yetki üzerine kayıtsız şartsız feragat ettiklerini, açılan davadan tüm sonuçları ile birlikte feragat ettiklerini, ayrıca davalılar tarafından herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama giderleri taleplerinin olmadığını, davadan vazgeçme beyanlarının kabulü ile davalı taraflara tebliğine karar verilmesini’ talep ettiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu, feragat beyanının açık olmadığına ilişkin ara karar kurulmuş ise de, davacı vekilinin 26.02.2019 tarihli dilekçesinde kayıtsız ve şartsız davadan feragat edildiğinin bildirildiği, dilekçedeki beyanın feragat niteliğinde olduğu, davanın geri alınmasına ilişkin bir irade beyanı bulunmadığı, kaldı ki bu beyanın açıklatılması istendikten sonra davacı vekilinin 12.03.2019 tarihinde feragat beyanının tekrarlandığı, davacı vekilinin ilk feragat beyanı ile kesin hükmün yasal sonuçlarının doğduğu, bu durumun taraflar ve mahkeme açısından da bağlayıcı olduğu,kanunun açık hükmüne göre asli müdahale davası ile asıl yargılamanın birlikte yürütülüp, karara bağlanması gerektiği, somut olayda ise davacıların tek taraflı feragat beyanı ile asıl dava sona erdiği, bu nedenle, ortada müdahale edilebilecek bir davanın varlığından söz edilemeyeceği, kesin hükmün sonuçlarını doğuran feragatten sonraki asli müdahale talebinin geçerli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın feragat nedeniyle reddine, asli müdahale talep edenlerin asli müdahale taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar vekili ve asli müdahale talebinde bulunanlar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının tek taraflı feragat beyanı ile asıl davanın sona erdiği, her ne kadar daha sonra mahkemece bu hususta açıklama istenilmiş ise de yapılan inceleme ile bu hususa gerek olmaksızın irade beyanın açık olduğu ve feragat iradesinin açıklamaya gerek bulunmaksızın anlaşıldığı, bu nedenle, ortada müdahale edilebilecek bir davanın varlığından söz edilemeyeceği, zaman bakımından hüküm verilinceye kadar asli müdahalede bulunulması kabul edildiğinden, kesin hükmün sonuçlarını doğuran feragatten sonraki asli müdahale talebinin geçerli kabul edilemeyeceği, ortada usulüne uygun şekilde açılmış bir asli müdahale davası bulunmadığından tefrik edilerek ayrı bir esasta görülmesinin de mümkün olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ 1. Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Feragat dilekçesi ön inceleme duruşmasında sözlü olarak dile getirilmiş ise de mahkemenin aynı gün vermiş olduğu 24.09.2019 tarihli 2 numaralı ara kararda; 26.02.2019 tarihli ...'a ait ilk dilekçenin içeriği net olmadığından açıklama istenilmiş olması ve kesin feragat beyanının asli müdahale talebinden sonra 13.03.2019 tarihinde yapılmış olması nedeniyle aksi yöndeki itirazın reddine karar verildiğini, b. 26.02.2019 tarihli dilekçede davadan vazgeçme beyanı olduğunu, davadan vazgeçme ile davadan feragatin sonuçlarının birbirinden oldukça farklı olduğunu, c. Müvekkillerinin, asli müdahale davası açıldığı tarihte dosyaya sunulmuş geçerli bir feragatin yapılmadığının ve bulunmadığının açık olduğunu, d. İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/38 E., 2019/514 K. sayılı davada vermiş olduğu 26.12.2019 tarihli gerekçeli kararıyla feragatin asli müdahale davasından sonra olduğunun kesinleştiğini beyan etmektedir. 2. Asli müdahiller vekili temyiz dilekçesinde; a. İşbu dava konusu hukuka ve gerçeğe aykırı sahte işlem nedeniyle hakları ihlal edilen müvekkillerin ayrı bir bağımsız dava açabilme hakkına sahip iken, aynı konuda bir dava açıldığından haberdar olmaları üzerine davacıların murisi ... tarafından açılan davaya, HMK’nın 65. maddesi uyarınca asli müdahalede bulanarak hem davacı hem de davalılar aleyhine asli müdahale davasını ikame ettiklerini, b. Müvekkillerinin asli müdahale davası açtığı tarihte dosyaya sunulmuş geçerli bir feragatin yapılmadığının ve bulunmadığının açık olduğunu, c. İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/38 E.-2019/514 K. sayılı dava dosyasında vermiş olduğu 26.12.2019 tarihli gerekçeli kararıyla feragatin asli müdahale davasından sonra olduğunun kesinleştiğini, d. 26.02.2019 tarihli dilekçede davadan vazgeçme beyanı olduğunu, davadan vazgeçme ile davadan feragatin sonuçlarının birbirinden oldukça farklı olduğunu, bu husunun İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından hem ön inceleme duruşmasında hem de kesin hüküm niteliğinde birleştirme kararında vurgulandığını, e. Asli müdahale davasının ayrı ve bağımsız bir dava olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacıların murisi ile davalılar arasında düzenlenen sulh protokolünün iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacılar vekilinin 26.02.2019 tarihli feragat dilekçesinin HMK’nın 311. maddesi uyarınca kesin hüküm gibi sonuç doğurduğunun dikkate alınmasına göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar ... ve ... vekilince ve asli müdahiller vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davalılar yararına 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılar ... ve ...’dan alınarak davalılara verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! cb4836548f6518bc a80ab202b4b70b5c