6. Hukuk Dairesi 2024/391 E. , 2025/973 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/312 E., 2023/1077 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/68 E., 2021/795 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ve davacı şirket yetkilisi ..........................,ile davalı vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen 17.01.2017 tarihli sözleşme uyarınca davacı müvekkilinin ...Özel Hastane inşaatının mekanik elektrik tesisat işlerini tamamlayarak davalıya teslim ettiğini, davalının süreçte peyderpey ödeme yapmış olmasına rağmen bakiye 300.000,00 TL’nin ödenmediğini, davalı iş sahibinin yapılan işte kusur bulunduğuna yönelik beyanlarının doğru olmadığını, davacı şirketin içine düştüğü güç durumdan kurtulabilmek ve davalının elinde bulunan teminat senedinin işleme konulmasını önlemek amacıyla davalının tehdidini kabul ederek 08.02.2018 tarihli "3 no.lu hak ediş ve kesin hesap raporu" başlıklı protokolü imzalamak zorunda kaldığını, bu protokolün ticari ilişkiye ilişkin gerçek durumu yansıtmadığını iddia ederek 08.02.2018 tarihli "3 no.lu hak ediş ve kesin hesap raporu" başlıklı protokolün iptaline ve sözleşme gereğince yapılan işlerden kaynaklanan alacak ile davalının sözleşmeye, hukuka, ahlaka ve hakkaniyete aykırı hareketleri nedeniyle davacının uğramış olduğu zararların tespiti ile şimdilik 100.000,00 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde özetle; 08.02.2018 tarihli sözleşmenin üzerinden 1 yıldan fazla süre geçmiş olması nedeniyle TBK'nın 28. maddesine dayanan davanın hak düşürücü süreye uğradığını, davacının basiretli bir iş adamı gibi davranmakla yükümlü olduğunu, iptali istenen protokolün tekrar tekrar görüşülmek suretiyle imzalandığını, işin bitirilmediğinin geçici kabul tutanaklarından da anlaşılabileceğini, yapılan ödemeler düştükten sonra bakiye alacağın protokolde tek tek gösterilerek ve ödeme yapılarak ibralaşıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının bu protokol yüzünden hak ettiğinden daha az bir ödemeye razı olduğunu ve bu protokolü, söz konusu işler için verilen 960.000,00 TL'lik teminat senedinin icraya konulması tehdidine maruz kaldıkları için imzaladıklarını savunduğu, davacının bu iddiasını 6098 sayılı TBK’nın "III. Korkutma" başlıklı 37. maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirmek gerektiği, maddenin; "Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir" hükmünü taşıdığı, aynı yasanın "IV. İrade bozukluğunun giderilmesi" başlıklı 39. maddesinin; "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz." hükmünü taşıdığı, buna göre; davacı tarafın en geç "3 Nolu Hakediş ve Kesin Hesap Raporu"nun imzalandığı 08.02.2018 tarihinde bu korkutmaya maruz kaldığını bildiği, zira iddiasının zaten bu olduğu, söz konusu işler için verdiği 960.000,00 TL'lik teminat senedinin icraya konulması tehdidine maruz kaldıklarını söylediği, davanın açıldığı tarihin ise 03.02.2020 tarihi olduğu, yani protokolün imzalanmasından 2 yıl sonra "Korkutma" iddiasına dayandığı, bu nedenle 6098 sayılı TBK'nın 39. maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü süre dolduğundan davanın TBK'nın 39. maddesi gereğince hak düşürücü süre yönünden usulden reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde : korkutmanın etkisinin ne zaman kalktığına dair yasada açık bir düzenleme olmadığını, söz konusu teminat senedinde yalnızca davacı şirket değil davacı şirket ile birlikte davacı şirketin ortakları ve babalarının da borçlu olarak bulunduklarını, şirket dışındaki herhangi birine de haciz işlemi yapılabileceğini, bu nedenle korkutma unsuru olan icra takibini ortadan kaldırmak için icra mahkemesinde dava açıldığını ve davanın 29.04.2019 tarihinde kesinleştiğini, korkutmanın icra takibinin başlaması ile ortadan kalktığını kabul etmenin hayatın olağan akışına uygun olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, irade bozukluğuna dayalı imzalanan sözleşmenin iptali talebine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Davacı tarafça imzalanan sözleşme uyarınca davalıya verilen teminat senedinin davalı tarafından Antalya 3. İcra Müdürlüğü’nün 2018/11955 Esas sayılı icra dosyası ile 25.10.2018 tarihinde takibe konulduğu, icra tehdidinin en geç bu tarihte senedin icra takibine konu edilmekle ortadan kalktığının kabulünün gerektiği, dava ise 03.02.2020 tarihinde açılmış olup, dava tarihi itibariyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazları yerine görülmemiş, reddi gerekmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davalı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 545644aa6de09d65 c7a8a0ed1841d9d5 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 6. Hukuk Dairesi 2024/391 E. , 2025/973 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/312 E., 2023/1077 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/68 E., 2021/795 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ve davacı şirket yetkilisi ..........................,ile davalı vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen 17.01.2017 tarihli sözleşme uyarınca davacı müvekkilinin ...Özel Hastane inşaatının mekanik elektrik tesisat işlerini tamamlayarak davalıya teslim ettiğini, davalının süreçte peyderpey ödeme yapmış olmasına rağmen bakiye 300.000,00 TL’nin ödenmediğini, davalı iş sahibinin yapılan işte kusur bulunduğuna yönelik beyanlarının doğru olmadığını, davacı şirketin içine düştüğü güç durumdan kurtulabilmek ve davalının elinde bulunan teminat senedinin işleme konulmasını önlemek amacıyla davalının tehdidini kabul ederek 08.02.2018 tarihli "3 no.lu hak ediş ve kesin hesap raporu" başlıklı protokolü imzalamak zorunda kaldığını, bu protokolün ticari ilişkiye ilişkin gerçek durumu yansıtmadığını iddia ederek 08.02.2018 tarihli "3 no.lu hak ediş ve kesin hesap raporu" başlıklı protokolün iptaline ve sözleşme gereğince yapılan işlerden kaynaklanan alacak ile davalının sözleşmeye, hukuka, ahlaka ve hakkaniyete aykırı hareketleri nedeniyle davacının uğramış olduğu zararların tespiti ile şimdilik 100.000,00 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde özetle; 08.02.2018 tarihli sözleşmenin üzerinden 1 yıldan fazla süre geçmiş olması nedeniyle TBK'nın 28. maddesine dayanan davanın hak düşürücü süreye uğradığını, davacının basiretli bir iş adamı gibi davranmakla yükümlü olduğunu, iptali istenen protokolün tekrar tekrar görüşülmek suretiyle imzalandığını, işin bitirilmediğinin geçici kabul tutanaklarından da anlaşılabileceğini, yapılan ödemeler düştükten sonra bakiye alacağın protokolde tek tek gösterilerek ve ödeme yapılarak ibralaşıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının bu protokol yüzünden hak ettiğinden daha az bir ödemeye razı olduğunu ve bu protokolü, söz konusu işler için verilen 960.000,00 TL'lik teminat senedinin icraya konulması tehdidine maruz kaldıkları için imzaladıklarını savunduğu, davacının bu iddiasını 6098 sayılı TBK’nın "III. Korkutma" başlıklı 37. maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirmek gerektiği, maddenin; "Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir" hükmünü taşıdığı, aynı yasanın "IV. İrade bozukluğunun giderilmesi" başlıklı 39. maddesinin; "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz." hükmünü taşıdığı, buna göre; davacı tarafın en geç "3 Nolu Hakediş ve Kesin Hesap Raporu"nun imzalandığı 08.02.2018 tarihinde bu korkutmaya maruz kaldığını bildiği, zira iddiasının zaten bu olduğu, söz konusu işler için verdiği 960.000,00 TL'lik teminat senedinin icraya konulması tehdidine maruz kaldıklarını söylediği, davanın açıldığı tarihin ise 03.02.2020 tarihi olduğu, yani protokolün imzalanmasından 2 yıl sonra "Korkutma" iddiasına dayandığı, bu nedenle 6098 sayılı TBK'nın 39. maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü süre dolduğundan davanın TBK'nın 39. maddesi gereğince hak düşürücü süre yönünden usulden reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde : korkutmanın etkisinin ne zaman kalktığına dair yasada açık bir düzenleme olmadığını, söz konusu teminat senedinde yalnızca davacı şirket değil davacı şirket ile birlikte davacı şirketin ortakları ve babalarının da borçlu olarak bulunduklarını, şirket dışındaki herhangi birine de haciz işlemi yapılabileceğini, bu nedenle korkutma unsuru olan icra takibini ortadan kaldırmak için icra mahkemesinde dava açıldığını ve davanın 29.04.2019 tarihinde kesinleştiğini, korkutmanın icra takibinin başlaması ile ortadan kalktığını kabul etmenin hayatın olağan akışına uygun olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, irade bozukluğuna dayalı imzalanan sözleşmenin iptali talebine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Davacı tarafça imzalanan sözleşme uyarınca davalıya verilen teminat senedinin davalı tarafından Antalya 3. İcra Müdürlüğü’nün 2018/11955 Esas sayılı icra dosyası ile 25.10.2018 tarihinde takibe konulduğu, icra tehdidinin en geç bu tarihte senedin icra takibine konu edilmekle ortadan kalktığının kabulünün gerektiği, dava ise 03.02.2020 tarihinde açılmış olup, dava tarihi itibariyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazları yerine görülmemiş, reddi gerekmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davalı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 545644aa6de09d65 c7a8a0ed1841d9d5 ... ...