Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2024/2732 E., 2025/3451 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2732 E., 2025/3451 K. (15.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2732
Karar No
2025/3451
Karar Tarihi
15.10.2025
Konu
Tazminat

6. Hukuk Dairesi 2024/2732 E. , 2025/3451 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2801 E., 2024/1633 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tük. Mah. Sıf.) SAYISI : 2019/360 E., 2023/152 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının boy uzatma ameliyatı için davalılardan ... ile iletişime geçtiğini, ... ile ödemeler konusunda anlaştıklarını, ameliyatın diğer davalı Doktor ... tarafından .... Üniversitesi .... .... Hastanesi .... Şubesi'nde yapılacağının kararlaştırıldığını, davacının 03... tarihinde ameliyat olduğunu, ancak söz konusu ameliyattan sonra davacının sağlığının daha kötüye gittiğini, ameliyattan 3 ay sonra vidaların tekrar kırıldığını, müvekkilin bacağındaki ameliyat yerlerinde, iç kemik ve femur kısımlarında iltihaplanma olduğunu, söz konusu ameliyat ile ilgili Atina’da kemik ve ortapedi alanında danışman cerah olan Dr ....’dan rapor aldığını, alınan raporda vidaların hatalı takıldığının ve kemiklerin birleşmesinde gecikme olduğunun tespit edildiğini, davalı doktorun hatalı ve ihmalkar tedavisinden dolayı davacının daha estetik bir vücuda kavuşmak isterken vücudunda kalıcı yaraların oluştuğu, bu durumun ayrıca davacıda psikolojik baskı ve depresyon hali yarattığını beyan ederek manevi hasarın telafisi için 200.000,00 TL manevi tazminatın, davalılara söz konusu estetik ameliyatın yapılması maksadıyla ödenmiş olan 55.785,00 Euro ve zorunlu tedavi ücreti olan 4.764,50 Euro ve 1.810,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'ın .... Sağlık Danışmanlık ve Turizm Ltd. Şti.'nin sahibi olduğunu, bu şirket aracılığıyla davacı ile diğer davalının hukuki ilişki kurmasına aracılık ettiğini, davacının dilekçesinde belirttiği üzere kimseyle eser sözleşmesi imzalamadığını, müvekkilinin karşılama, transfer, konaklama gibi eser sözleşmesine konu olmayan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini beyan ederek öncelikle davanın usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise de esastan reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; davacıya ameliyat süreci, tüm komlikasyonlar ve tedavinin yaklaşık 1 yıl süreceği ile ilgili bilgi verildiğini, hastanın ameliyattan 2 hafta sonra tıbben sakıncasının olup olmadığını sormadan yurt dışına gittiğini, hastanın tekrar Türkiye’ye döndüğünde çektikleri filmde sağ femurproksimal kilitleme vidalarından bir tanesinin ucunda kırılma tespit edildiğini, davacının verilen ilaçları kendisine önerildiği şekilde kullanmadığını, Yunanistan'da bu ameliyatları yapan herhangi bir Ortopedi ve .... Uzmanı bulunmadığını, raporu sunan kişinin bu konu ile ilgili tecrübesinin bulunmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan raporlara göre yapılan ameliyatın endikasyon ve tekniğinin tıbben uygun olduğu, davalı hekimin uygulamalarının tıp bilimince genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, davalı doktora atfı kabil kusur bulunmadığı, davacının işlem öncesi sonuçları ve olası komplikasyonları konusunda bilgilendirildiğini ve davacının bu işleme rıza gösterdiğine dair aydınlatılmış rızanın alındığına ilişkin onam formunun düzenlendiği, onamın alındığının imzası inkar edilmeyen onam formu ile davalı tarafça ispatlandığını, ayrıca ameliyat sonrasında kişinin yurtdışına gitmesi nedeniyle ilgili hekimin takibinden çıktığı ve hekimin komplikasyonu yönetme imkanının kalmadığı gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalının ise yalnızca doktor ile hasta arasında aracılık yapan firmanın sahibi olduğu, meydana gelen sonuçlardan da sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın da pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı doktor ...’un ameliyatı aralarındaki sözleşmeye uygun yapmadığını, yanlış kemik kırma işlemleri gerçekleştirdiğini, ameliyat sonrasında da gereki özeni göstermediğini, İlk Derece Mahkemesince alınan raporlara itiraz edilmesine rağmen mahkemece değerlendirilmeye alınmadığını, Dr.....’dan aldıkları rapor ile Adli Tıp raporları arasında çelişki bulunduğunu, diğer davalı ...’a ise yapılan eser sözleşmesi kapsamında ödemeler yaptığını, davalı doktor ... ile davalı ... arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. a-) Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyizi yönünden; Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. b-) Davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyizi yönünden; Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfı ile aynı Kanun'un 352/1-b maddesi hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacı vekili tarafından temyize konu edilen miktar 200.000,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kaldığından davacı vekilinin manevi tazminat talebi yönünden temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının maddi tazminat talebi yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacı vekilinin manevi tazminat yönünden temyiz isteminin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE, Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı