Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2024/212 E., 2025/216 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/212 E., 2025/216 K. (23.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/212
Karar No
2025/216
Karar Tarihi
23.01.2025
Konu
Tazminat

6. Hukuk Dairesi 2024/212 E. , 2025/216 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/699 E., 2023/831 K. KARAR : Asıl davanın kabulüne, birleşen davaya yönelik temyiz talebinin reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/153 E., 2023/77 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile birleşen dava yönünden miktar itibari ile kesin olması nedeniyle temyiz isteminin reddine dair verilen ek karar asıl davada davacı - birleşen davada davalı iş sahibi vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/728 Esas Sayılı Dosyası A. DAVA Davacı iş sahibi vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 21.06.2012 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davalı yüklenicinin ediminin tekniğine uygun olarak asansörlerin parçalarını temin edilmesi, montajının yapılması ve çalışır pozisyona getirilmesi, projelerin onaylatılması ve takip eden 4 ay içinde işin teslim edilmesi olduğunu, yüklenicinin edimlerini yerine getirmediğini, başvuru üzerine düzenlenen tespit raporu ile işin % 75 oranında tamamlandığının ve eksik işlerin giderim bedelinin 46.695,50 Türk Lirası olduğunun tespit edildiğini, davalı yüklenicinin edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle ticari alanın kiraya verilemediğini, sonrasında sözleşmenin gönderilen ihtarname ile feshedildiğini belirterek eksik işler giderim bedelinden ödenmesi gereken bedelin düşülmesi ile kalan 28.915,00 Türk Lirası bedel ile kira kaybından kaynaklanan 20.207,50 Türk Lirasının davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B. CEVAP Davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarını ispata yarar herhangi bir bilgi veya belge sunmadığını, sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde bulunduğunu, davalı yüklenici tarafından işin yerine getirilmesi sırasında iş sahibine gerekli uyarıların yapıldığını, sözleşmenin 14. maddesi uyarınca davacı iş sahibi tarafından yapılması gereken işlerin zamanında yapılmadığını, işin gecikmesine davacı iş sahibinin sebep olduğunu, asansör kuyularının hazır halde olmadığını, yazılı olarak davacı iş sahibine bildirildiğini, delil tespiti raporundaki hususların gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. II. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/454 Esas sayılı dosyası A. DAVA Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde; eser sözleşmesinin iş sahibi tarafından haksız olarak feshedildiğini, fesih tarihine kadar iş bedeli alacağının olduğunu, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kar kaybına uğradığını belirterek 8.000,00 Euro iş bedeli alacağı ile 2.000,00 Euro kâr kaybı tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) CEVAP Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde; eser sözleşmesinin işin tamamlanması hususunda gönderilen ihtarnameye rağmen tamamlanmadığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında 21.06.2012 tarihinde asansör yapımına ilişkin sözleşmenin imzalandığı, sözleşme bedelinin götürü bedel olarak belirlendiği, işin teslim süresinin teknik proje çizimlerinin onaylanmasından itibaren 4 ay olduğu, projelerin 08.08.2012 tarihinde onaylandığının iş sahibi tarafından bildirildiği, bu hali ile teslim tarihinin 08.12.2012 olduğu, tespit raporuna göre işin tamamlanma oranının % 75 olduğu, sözleşmenin işin süresinde tamamlanmaması gerekçesi ile iş sahibi tarafından feshedildiği, asıl davada talep edilen kira kaybı tazminatının müspet zarar kapsamında olduğu, imzalanan sözleşmede fesih halinde müspet zararın istenilebileceğine dair hükmün bulunmadığı, müspet zararın sözleşmenin feshedilmemiş olması halinde talep edilebileceği, müspet zarar kapsamındaki eksik işler bedeli ile kira kaybı tazminatının fesih halinde istenilemeyeceği, yüklenicinin yükümlülüklerini süresinde yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu olduğu, kusurlu olan tarafın da kar kaybı talebinde bulunamayacağı, sözleşmenin feshi halinde yüklenicinin fesih tarihine kadar yapmış olduğu ediminin karşılığını talep edebileceği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın iş bedeli alacağı yönünden kabulüne, kâr kaybı yönünden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı, birleşen davada davalı iş sahibi tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, sözleşmenin geriye etkili feshedilmesi nedeniyle yüklenicinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre imalat bedelini talep edebileceği, birleşen davada talep edilen imalat bedeline ilişkin alacağın kısmi dava niteliğinde bulunduğu ve iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, birleşen dosyada davalı tarafından ıslaha karşı zaman aşımı def'inin ileri sürüldüğü gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın iş bedeli alacağı yönünden kısmen kabulüne, ıslah ile artırılan miktar yönünden davanın zaman aşımı nedeniyle reddine, kâr kaybı yönünden reddine, birleşen dava yönünden kesin, asıl dava yönünden temyiz yolu açık olarak karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacı - birleşen davada davalı iş sahibi vekili temyiz dilekçesinde; sözleşmenin 15. maddesinde yer alan "her türlü alacak hakkı saklı kalmak kaydı ile" ibaresi nedeniyle iş sahibinin menfi ve müspet zararlarını talep edebileceğini, aksi yöndeki kabulün hatalı olduğunu, kira alacağının tamamının müspet zarar kapsamında kabul edilemeyeceğini, edilse bile sözleşmenin 15. maddesi uyarınca istenilebileceğini, bilirkişi raporunda yer alan hesaplamaların hatalı olduğunu, ödemelerin leasing firması aracılığı ile yapıldığını, yükleniciye yapılan ödeme miktarının 50.247,50 Euro olduğunu, yapılması gereken ödeme miktarının ise 47.465,72 Türk Lirası olduğunu, yüklenicinin iade etmesi gereken miktar var iken alacaklı çıkarılmasının hatalı olduğunu, yüklenicinin işi yapmaması nedeniyle KDV alacağının bulunmadığını, bilirkişi raporunda ödemelerin leasing firması aracılığı ile yapılması nedeniyle KDV'nin % 1 olarak hesaplanması gerekirken, hatalı olarak % 18 olarak hesaplandığını belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Asıl davada davacı - birleşen davada davalı iş sahibi vekili ek karara karşı temyiz dilekçesinde; alacağın yabancı para üzerinden hesaplanıyor olması nedeniyle miktar itibari ile kesin olarak karar verilmesinin mümkün olmadığını belirterek ek kararın kaldırılması ile esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava eser sözleşmesinin haklı feshi nedeniyle eksik işler giderim bedeli ile gecikmeden kaynaklanan kira kaybı tazminatının ödenmesi istemine; birleşen dava eser sözleşmesinin feshi nedeniyle ödenmeyen bakiye iş bedeli alacağı ile fesih nedeniyle mahrum kalınan kâr kaybı tazminatı istemine ilişkindir. 1. Asıl dava yönünden yapılan incelemede; Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Birleşen dava yönünden yapılan incelemede; Bölge Adliye Mahkemesince 24.11.2023 tarihli ek karar ile temyiz isteminin miktardan reddine karar verilmiştir. Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b maddesi hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar 231.228,00 Türk Lirası (8.000,00 Euro), Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 Türk Lirası’nın altında kalmaktadır. Temyiz isteminin reddine ilişkin verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Asıl dava yönünden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, 2. Birleşen dava yönünden, Bölge Adliye Mahkemesince verilen 24.11.2023 tarihli ek kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 23.01.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı