6. Hukuk Dairesi 2023/4192 E. , 2025/826 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1064 E., 2023/1187 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/440 E., 2023/146 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ile davacılar vekili Avukat ...’nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı yüklenici arasında 26.11.2014 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, davalı tarafın sözleşme konusu binayı sözleşmede belirtilen sürede ayıpsız ve eksiksiz, iskânı alınmış şekilde teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, binadaki eksik ve ayıplı işlerin olduğunu, müvekkillerine nama ifa yetkisi verilmesine, geç teslim sebebi ile müvekkillerinin mahrum kaldığı kira kaybı ve diğer alacaklar için şimdilik 3.000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı arsa sahipleri ile ilk olarak 27.09.2010 ve 25.10.2010 tarihlerinde sözleşme imzaladığını, bu sözleşmelere istinaden arsa üzerine bina yapım çalışmalarının başladığını, arsa sahiplerinin kendi aralarındaki sorunlardan dolayı, arsanın inşaata hazır hale getirilmesi ve müvekkiline bu şekilde tesliminin geciktiğini, bu sebeplerle inşaat ruhsatının 16.01.2012 tarihinde alınabildiğini, sonrasında arsa sahipleriyle müvekkili arasında inşaat subasman seviyesinde iken istenmeyen olaylar yaşandığını ve nihayetinde arsa sahiplerinin isteği doğrultusunda proje tadilatı yapılarak sonrasında 26.11.2014 tarihinde sözleşmenin imzalandığını, sözleşmenin 20. maddesinde arsa sahiplerinin inşaatın yürüyebilmesi ve devamı için müteahhide vekalet verecek veya bizzat kendileri gerekli yerlere gelecek şeklinde düzenleme yapıldığını, ancak bugüne kadar arsa sahiplerinin müvekkiline bu konuları kapsar şekilde inşaatın devamını sağlayacak nitelikte herhangi bir vekalet vermedikleri gibi inşaatın devamı için defalarca uyarılmalarına ve çağrılmalarına rağmen gelmediklerini, inşaatın bugüne kadar bitirilmemesi ve eksik kalmasının sebebinin tamamen arsa sahiplerinin vekalet vermemesi veya işlemler için hazır olmamalarından kaynaklandığını, arsa sahiplerinin tamamen kötü niyetli hareketlerine ve işleri uzatma amaçlarına rağmen 27.03.2015 tarihinde inşaat ruhsatı alınarak inşaata başlandığını, inşaatın yapı denetim firması olan ADF yapı denetim şirketinin izin belgesinin iptal edildiğini, bu durumun 25.12.2015 tarihinde arsa sahiplerine bildirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davaya ve sözleşmeye konu inşaatın davalı tarafından sözleşmeye uygun olarak tamamlanmadığı, eksik işlerin ve tamamlanma maliyetinin toplam 1.707.731,70 TL olduğu, masrafların karşılanması için dava konusu 1, 2 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerin satışına izin vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasındaki sözleşme 26.11.2014 tarihli olup, 3 aylık ruhsat süresi ile 15 aylık inşaat süresi dahil işin 26.05.2015 tarihinde tamamlanıp teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, dava tarihi olan 10.08.2016 tarihi itibariyle yüklenicinin temerrüde düştüğü, davalı tarafça yapı denetim firmasının izin belgesinin iptal edilmesi nedeniyle davacı arsa sahiplerinin yeni bir yapı denetim firmasıyla sözleşme imzalamadıkları gerekçesiyle işin devam etmediği savunulsa da, davalının davacılara yapı denetimle ilgili işin sözleşmeye göre bitirilmesi kararlaştırılan 26.05.2015 tarihinden sonra 25.12.2015 tarihinde bildirimde bulunduğu anlaşıldığından bu durumda arsa sahiplerinin kusuru veya temerrüdü bulunmadığı, davacıların dairelerinin ve ortak alanların eksik ve ayıplı işleri ile iskan alınması için gerekli masrafların nelerden ibaret olduğu ve bunların avans niteliğindeki giderim bedelinin hesaplattırıldığı, satışı için arsa sahiplerine yetki verilen bağımsız bölümlerin yükleniciye verilmesi kararlaştırılan yerler olduğu ve bunların en az satış değeri de belirlenerek hüküm kurulduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Sözleşmenin 26.11.2014 tarihinde imzalandığını, müvekkilinin inşaatı tamamlaması tarihinin 26.02.2016 tarihi olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin sözleşme süresi dolmadan basiretli bir tacir gibi hareket ederek binayı denetleyen firma olan ADF yapının izin belgesinin iptal edildiğini inşaata devam edebilmek için ya yeni bir yapı denetim firmasıyla arsa sahipleri olarak anlaşın ya da müvekkilime bu konuda vekalet verilmesi konusunda ihtarını sözleşme süresinin dolmasına 3 ay kala 25.12.2015 tarihinde ihtarname ile bildirdiğini, b. Yapı denetim firması olmaksızın ve yapı ruhsatı yenilenmeksizin müvekkilinin inşaata devam etmesi halinde hakkında ceza davasının açılacağını c. Davacılar ile yapılan sözleşmenin 12. maddesinde müvekkilden kaynaklanmayan sebeplerle gecikme olur ise bu sürenin de sözleşme süresine ekleneceği hükmünün bulunduğunu, d. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, e. Kararda davacılara verilen satış ile ilgili yetkinin kontrolü ve denetiminin nasıl yapılacağı hususlarında bir hüküm bulunmadığını, kötüye kullanılması olasılığı değerlendirilerek müvekkiline ait taşınmazın nasıl satılacağının, hangi usulde kararın icra edileceğinın açık bir şekilde belirlenmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan nama ifaya izin verilmesi istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve nama ifaya izin isteminde davacılara hükümle satışı için bırakılan bağımsız bölümlerin taraflar arasındaki sözleşme uyarınca eksik ve ayıplı imalatların tamamlanması için avans niteliğinde bırakıldığına göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davacılar yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. (Muhalif) - MUHALEFET ŞERHİ - (1) Yargıtayın yerleşik uygulamasında hükmü temyiz edenin aleyhine bozulması veya gerekçe yazılması hakimin tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olduğu talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar verilemeyeceği ilkesine aykırıdır. (6100 sayılı Kanun md. 25 ve 26) Usuli kazanılmış hakların da ihlali anlamındadır. (2) Somut olayımızda, temyizen incelenen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflardan yalnız birinin temyiz ettiği hüküm temyiz eden aleyhine bozulamayacağı gibi onama ilamına aleyhe gerekçe yazılamaz. Bu nedenlerle sayın çoğunluğun mahkeme kararının hüküm fıkrasında belirtilen bedellerin avans niteliğinde olduğu ve sonrasında avanstan fazla miktarın talep edileceği şeklinde görüşüne katılamamaktayım. Mahkeme kararının gerekçesine ek yapılmaksızın onanması gerektiği düşüncesindeyim. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5fb263bce87bc9c2 f6952fd19eba64d2