Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/4104 E., 2025/775 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/4104 E., 2025/775 K. (27.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4104
Karar No
2025/775
Karar Tarihi
27.02.2025
Konu
Tapu

6. Hukuk Dairesi 2023/4104 E. , 2025/775 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/167 E., 2023/591 K. DAVACILAR : 1- ... vekili Avukat ... 2- ...nşaat Müh. Makina Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi DAVALILAR : 1- ... 2- ... İnşaat Mob. Tic. Ltd. Şti. vekilleri Avukat ... Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili Ali Behram Şahbudak ile davalı ... arasında imzalanan 29.05.1998 tarihli sözleşmeyle ...Tapu Sicil Müdürlüğü'nde 36186 ada, I parselde kayıtlı 13 numaralı bağımsız bölümün 60.000 DM bedel ile satışının, satış bedelinin 25.000 DM’lik kısmının peşin olarak, kalan kısmın ise taraflar arasındaki 27.05.1998 tarihli dört adet daire ile bir villanın bir kısım doğalgaz tesisat işlerinin yapımına ilişkin sözleşmedeki eser bedelinin 35.000 DM olarak mahsubu ile ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkillerinin üzerine düşen işin büyük bir bölümünün tamamlandığı halde, davalıların tapuda devre yanaşmadıklarını ve taşınmazı üçüncü kişiye devrettiklerini ileri sürerek toplamda 39.942,56 TL alacağın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; alacak iddiasının eser sözleşmesine dayandığını, bu halde 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın öncelikle zamanaşımından, bunun mümkün olmaması halinde ise istemin haksız olması nedeniyle esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.03.2011 tarihli, 2007/714 Esas, 2011/124 Karar sayılı kararı ile alacağın eser sözleşmesinden kaynaklandığı ve eser sözleşmesinden kaynaklanan davaların Borçlar Kanunu'nun 126/son maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tâbi bulunduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 15.11.2011 tarihli, 2011/6143 Esas, 2011/6581 Karar sayılı kararıyla; mahkeme kararının onanması üzerine davacılar vekilince süresi içinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 06.12.2012 tarihli, 2012/1361 Esas, 2012/7694 Karar sayılı kararıyla; davada harici satış sözleşmesinin feshi nedeniyle ödenmiş olan satış bedelinin istirdadı istendiğinden, bu nitelemeye göre uyuşmazlık harici satım akdinden kaynaklandığından BK'nın 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tâbi olduğu, harici satım sözleşmesinin, sözleşme konusu dairenin üçüncü kişiye devredildiği 03.06.1998 tarihinde feshedilmiş ve iadesi istenen satış bedeli yönünden alacak bu tarihte muaccel hale gelmiş olduğundan BK'nın 128. maddesi uyarınca zamanaşımının bu tarihten başlatılması gerektiği, eldeki dava 18.12.2007 tarihinde 10 yıllık süre içinde açılmış olup, zamanaşımına uğramadığı, bu durumda mahkemece davalıların zamanaşımı def'inin reddedilerek işin esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemenin 03.02.2014 tarihli, 2013/132 E., 2014/53 K. sayılı kararı ile önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir. Mahkemenin direnme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.11.2017 tarihli, 2017/15-2694 E., 2017/1425 K. sayılı ilâmı ile kural olarak geçersiz sözleşmelerde taraflar Borçlar Kanunu'nun 60. ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde verdiklerini iade ile yükümlü iseler de, harici taşınmaz satış sözleşmelerinde satıcının kararlaştırılan şekilde tapuda ferağ vermeye yanaşmayıp ifayı da imkânsız hale sokacak şekilde taşınmazı üçüncü kişiye devretmesi halinde alıcının ferağ ümidinin son bulduğu tarihten itibaren anılan Kanun’un 125’inci maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde sözleşme bedelinin iadesini isteyebileceğinin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 07.06.1939 gün, 31 E.-47 K. sayılı içtihadı ile kabul edildiği, mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen bozma kararında işaret edilen ilkeler gözetilip, buna ilave olarak dava konusu 36186 ada 1 parsel sayılı taşınmazda yer alan 13 numaralı bağımsız bölümün tüm tedavüllerini gösterir tapu kaydı getirtilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile direnme kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin 12.02.2020 tarihli, 2019/508 Esas, 2020/116 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir. 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 20.09.2021 tarihli, 2021/51 Esas, 2021/190 Karar sayılı kararıyla; davacının dava dilekçesinde bedelinin iadesini talep ettiği çekle ilgili davacı tarafından yemin teklif edildiği davalının da 03.02.2014 tarihli celsede çeki teslim almadığına ilişkin yemin ettiği, davacının çek bedeline yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, dava konusunun geçersiz satış sözleşmesi olduğu derecattan geçerek kesinleşmiş olmasına ve davacının bu sözleşmenin içinde belirlendiği şekilde yaptığı iş karşılığını talep edebileceği anlaşılmasına rağmen mahkemece davacının, kararlaştırılan işi davalı lehine ne miktarda yaptığı, tamamlayıp tamamlamadığı kesin olarak belirlenmeden ve gerekçesi de karar yerinde açıklanmadan çek bedeli de dahil olmak üzere tüm sözleşme bedelinin tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı, mahallinde keşif yapılarak belirlenmesi mümkün ise; davacının davalı lehine yapmış olduğu iş miktarı ve bedelinin; sözleşmeye konu işlerde varsa eksik ve kusurlar gözetilerek sözleşme doğrultusunda işin tamamına göre gerçekleştirilen imalatların fiziki oranı ve bu oranın KDV dahil sözleşmedeki kararlaştırılan götürü bedele uygulanarak hesaplanan bedelden varsa kanıtlanan ödemeler mahsup edilerek yüklenicinin bakiye iş bedelinin belirlenmesinden ve sözleşme dışı yapıldığı iddia edilen diğer iş kalemi bedelinin, bedel konusunda yanlar arasında mutabık kalınan bir miktar bulunmadığından, 818 sayılı B.K.'nın 413. ve devamı (6098 sayılı TBK'nın 526 ve devamı) maddelerinde düzenlenen vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca, imalâtın yapıldığı tarihteki serbest piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi ve mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanan bu tutara KDV ve yüklenici kârı dahil olduğundan, ayrıca KDV ve yüklenici kârı ilave edilmeksizin hesaplanarak varsa kesinleşen ödemelerin mahsubu ile belirlenmesinden; keşif yerinde yapılan işin belirlenmesi mümkün değil ise delil tespiti raporlarından yola çıkılarak yine aynı ilkeler ışığında davacının yaptığı işin değerinin belirlenmesinden ibaret olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 4. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamındaki Değişik İş tespit dosyalarındaki bilgi ve belgeler de dikkate alınarak 27.05.1998 tarihli sözleşme kapsamındaki işin %77,18'inin yapılmış olduğu, davacı vekilince her ne kadar işin tamamlandığı iddia edilmiş ise de, Gölbaşı'ndaki villada tüm tesisatın ve malzemelerin teslim edilip montajının yapılmış olduğuna ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığından, işin tamamının yerine getirildiğinin ispatlanamadığı, davacı şirketin 27.05.1998 tarihli sözleşme kapsamında yerine getirdiği iş bedelinin bilirkişi raporundaki tespitlere göre 28.116,67 DEM (KDV dahil) olarak hesaplandığı, bu miktarın da 24.573,97 TL olduğu, davalı tarafça ödemenin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 24.573,97 TL'nin dava tarihi olan 18.12.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilin davalı ile yaptığı anlaşmada 4 işten sadece bir tanesinde kombi cihazı takılacak şekilde anlaşma yapıldığı, bunun da davalın kendi oturduğu ev olup dava dilekçesinde 231/7 tespit raporunda 209/7 olarak geçen adres olduğunu, buna rağmen diğer işlerin sözleşmesi iyi incelenmeden kombi cihazının takılmadığını iddia edip işin eksik yapıldığı sonucuna varılmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin işi tamamladığını beyan etmektedir. 2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davacının iddiasını gerek ticari defter ve kayıtlarla gerekse de somut delillerle ispat edemediğini, alacağın zaman aşımına uğradığını, müvekkil ...'e husumet yöneltilemeyeceğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmaların mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden doğan alacağını harici sözleşme ile satın almak istediği taşınmaz bedeline mahsup eden ve bu meblağ dışında da ödemede bulunduğunu ileri süren davacının, taşınmazın kendisine devredilmeyip üçüncü kişiye satılması üzerine, ödediği satış bedelinin faizi ile iadesi istemine ilişkindir. 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden taraflara yükletilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9d4a9c42e2d167d6 adbf49b2ef4b86d1 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 6. Hukuk Dairesi 2023/4104 E. , 2025/775 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/167 E., 2023/591 K. DAVACILAR : 1- ... vekili Avukat ... 2- ...nşaat Müh. Makina Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi DAVALILAR : 1- ... 2- ... İnşaat Mob. Tic. Ltd. Şti. vekilleri Avukat ... Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili Ali Behram Şahbudak ile davalı ... arasında imzalanan 29.05.1998 tarihli sözleşmeyle ...Tapu Sicil Müdürlüğü'nde 36186 ada, I parselde kayıtlı 13 numaralı bağımsız bölümün 60.000 DM bedel ile satışının, satış bedelinin 25.000 DM’lik kısmının peşin olarak, kalan kısmın ise taraflar arasındaki 27.05.1998 tarihli dört adet daire ile bir villanın bir kısım doğalgaz tesisat işlerinin yapımına ilişkin sözleşmedeki eser bedelinin 35.000 DM olarak mahsubu ile ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkillerinin üzerine düşen işin büyük bir bölümünün tamamlandığı halde, davalıların tapuda devre yanaşmadıklarını ve taşınmazı üçüncü kişiye devrettiklerini ileri sürerek toplamda 39.942,56 TL alacağın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; alacak iddiasının eser sözleşmesine dayandığını, bu halde 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın öncelikle zamanaşımından, bunun mümkün olmaması halinde ise istemin haksız olması nedeniyle esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.03.2011 tarihli, 2007/714 Esas, 2011/124 Karar sayılı kararı ile alacağın eser sözleşmesinden kaynaklandığı ve eser sözleşmesinden kaynaklanan davaların Borçlar Kanunu'nun 126/son maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tâbi bulunduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 15.11.2011 tarihli, 2011/6143 Esas, 2011/6581 Karar sayılı kararıyla; mahkeme kararının onanması üzerine davacılar vekilince süresi içinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 06.12.2012 tarihli, 2012/1361 Esas, 2012/7694 Karar sayılı kararıyla; davada harici satış sözleşmesinin feshi nedeniyle ödenmiş olan satış bedelinin istirdadı istendiğinden, bu nitelemeye göre uyuşmazlık harici satım akdinden kaynaklandığından BK'nın 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tâbi olduğu, harici satım sözleşmesinin, sözleşme konusu dairenin üçüncü kişiye devredildiği 03.06.1998 tarihinde feshedilmiş ve iadesi istenen satış bedeli yönünden alacak bu tarihte muaccel hale gelmiş olduğundan BK'nın 128. maddesi uyarınca zamanaşımının bu tarihten başlatılması gerektiği, eldeki dava 18.12.2007 tarihinde 10 yıllık süre içinde açılmış olup, zamanaşımına uğramadığı, bu durumda mahkemece davalıların zamanaşımı def'inin reddedilerek işin esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemenin 03.02.2014 tarihli, 2013/132 E., 2014/53 K. sayılı kararı ile önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir. Mahkemenin direnme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.11.2017 tarihli, 2017/15-2694 E., 2017/1425 K. sayılı ilâmı ile kural olarak geçersiz sözleşmelerde taraflar Borçlar Kanunu'nun 60. ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde verdiklerini iade ile yükümlü iseler de, harici taşınmaz satış sözleşmelerinde satıcının kararlaştırılan şekilde tapuda ferağ vermeye yanaşmayıp ifayı da imkânsız hale sokacak şekilde taşınmazı üçüncü kişiye devretmesi halinde alıcının ferağ ümidinin son bulduğu tarihten itibaren anılan Kanun’un 125’inci maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde sözleşme bedelinin iadesini isteyebileceğinin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 07.06.1939 gün, 31 E.-47 K. sayılı içtihadı ile kabul edildiği, mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen bozma kararında işaret edilen ilkeler gözetilip, buna ilave olarak dava konusu 36186 ada 1 parsel sayılı taşınmazda yer alan 13 numaralı bağımsız bölümün tüm tedavüllerini gösterir tapu kaydı getirtilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile direnme kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin 12.02.2020 tarihli, 2019/508 Esas, 2020/116 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir. 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 20.09.2021 tarihli, 2021/51 Esas, 2021/190 Karar sayılı kararıyla; davacının dava dilekçesinde bedelinin iadesini talep ettiği çekle ilgili davacı tarafından yemin teklif edildiği davalının da 03.02.2014 tarihli celsede çeki teslim almadığına ilişkin yemin ettiği, davacının çek bedeline yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, dava konusunun geçersiz satış sözleşmesi olduğu derecattan geçerek kesinleşmiş olmasına ve davacının bu sözleşmenin içinde belirlendiği şekilde yaptığı iş karşılığını talep edebileceği anlaşılmasına rağmen mahkemece davacının, kararlaştırılan işi davalı lehine ne miktarda yaptığı, tamamlayıp tamamlamadığı kesin olarak belirlenmeden ve gerekçesi de karar yerinde açıklanmadan çek bedeli de dahil olmak üzere tüm sözleşme bedelinin tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı, mahallinde keşif yapılarak belirlenmesi mümkün ise; davacının davalı lehine yapmış olduğu iş miktarı ve bedelinin; sözleşmeye konu işlerde varsa eksik ve kusurlar gözetilerek sözleşme doğrultusunda işin tamamına göre gerçekleştirilen imalatların fiziki oranı ve bu oranın KDV dahil sözleşmedeki kararlaştırılan götürü bedele uygulanarak hesaplanan bedelden varsa kanıtlanan ödemeler mahsup edilerek yüklenicinin bakiye iş bedelinin belirlenmesinden ve sözleşme dışı yapıldığı iddia edilen diğer iş kalemi bedelinin, bedel konusunda yanlar arasında mutabık kalınan bir miktar bulunmadığından, 818 sayılı B.K.'nın 413. ve devamı (6098 sayılı TBK'nın 526 ve devamı) maddelerinde düzenlenen vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca, imalâtın yapıldığı tarihteki serbest piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi ve mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanan bu tutara KDV ve yüklenici kârı dahil olduğundan, ayrıca KDV ve yüklenici kârı ilave edilmeksizin hesaplanarak varsa kesinleşen ödemelerin mahsubu ile belirlenmesinden; keşif yerinde yapılan işin belirlenmesi mümkün değil ise delil tespiti raporlarından yola çıkılarak yine aynı ilkeler ışığında davacının yaptığı işin değerinin belirlenmesinden ibaret olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 4. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamındaki Değişik İş tespit dosyalarındaki bilgi ve belgeler de dikkate alınarak 27.05.1998 tarihli sözleşme kapsamındaki işin %77,18'inin yapılmış olduğu, davacı vekilince her ne kadar işin tamamlandığı iddia edilmiş ise de, Gölbaşı'ndaki villada tüm tesisatın ve malzemelerin teslim edilip montajının yapılmış olduğuna ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığından, işin tamamının yerine getirildiğinin ispatlanamadığı, davacı şirketin 27.05.1998 tarihli sözleşme kapsamında yerine getirdiği iş bedelinin bilirkişi raporundaki tespitlere göre 28.116,67 DEM (KDV dahil) olarak hesaplandığı, bu miktarın da 24.573,97 TL olduğu, davalı tarafça ödemenin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 24.573,97 TL'nin dava tarihi olan 18.12.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilin davalı ile yaptığı anlaşmada 4 işten sadece bir tanesinde kombi cihazı takılacak şekilde anlaşma yapıldığı, bunun da davalın kendi oturduğu ev olup dava dilekçesinde 231/7 tespit raporunda 209/7 olarak geçen adres olduğunu, buna rağmen diğer işlerin sözleşmesi iyi incelenmeden kombi cihazının takılmadığını iddia edip işin eksik yapıldığı sonucuna varılmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin işi tamamladığını beyan etmektedir. 2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davacının iddiasını gerek ticari defter ve kayıtlarla gerekse de somut delillerle ispat edemediğini, alacağın zaman aşımına uğradığını, müvekkil ...'e husumet yöneltilemeyeceğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmaların mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden doğan alacağını harici sözleşme ile satın almak istediği taşınmaz bedeline mahsup eden ve bu meblağ dışında da ödemede bulunduğunu ileri süren davacının, taşınmazın kendisine devredilmeyip üçüncü kişiye satılması üzerine, ödediği satış bedelinin faizi ile iadesi istemine ilişkindir. 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden taraflara yükletilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9d4a9c42e2d167d6 adbf49b2ef4b86d1 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı