5. Hukuk Dairesi 2025/7537 E. , 2025/13581 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/622 Esas, 2025/1249 Karar KARAR: Esastan ret /Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2021/56 Esas, 2023/101 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından ... yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı idare vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;dava konusu Ankara ili, ..., (... köyü) Mahallesi eski 2947 parsel, 2822 parsel ve 2897 parsel sayılı (imar uygulaması ile 291 73... parsel) taşınmazlara davalı idare tarafından usulüne uygun kamulaştırma işlemi yapılmadan fiilen el atıldığını ve taşınmazların davalı idare adına tescil edildiğini, davacılara herhangi bir bedel ödenmediğini ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar yönünden usulüne uygun yapılmış bir tebligat bulunmadığını, bu yönüyle kamulaştırma işleminin kesinleştiğinden bahsedilemeyeceğini, 7201 sayılı Kanunla yapılan düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, bu hususun eldeki derdest davada da dikkate alınması gerektiğini, temyiz denetiminden geçen bedeller de dikkate alınarak davanın ıslah gibi kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma işlemlerinin usulüne ile uygun olarak tamamlandığını, kamulaştırma bedelinin bankaya bloke edildiğini, davanın usulüne uygun kamulaştırma nedeniyle reddi gerektiğini, belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların ... Araştırma İstasyonu kurulmak üzere 1962 gün ve 1843 sayılı kamulaştırma kararına istinaden kamulaştırıldığı, takdir edilen kamulaştırma bedelinin ... Bankası Merkez Şubesine 05.03.1963 tarihinde bloke edildiği, davacılar murisleri adına .... Noterliğince çıkartılan tebligatlar üzerinde tebliğ şerhi bulunmadığı ve ilgili noterlikçe taşlaşmış evrak gurubunda olmaları nedeniyle dosyaya ibraz edilemediği, idare tarafından sunulan noter tebligatı çıkartıldığına dair belge üzerinde de tebliğe ilişkin bir şerhin bulunmadığı, adres araştırması yapılmadan kamulaştırma işleminin ilanen tebliğ edildiği, davacılar murislerine ya da davacılara kamulaştırma bedelinin ödendiğine dair bir belge de sunulmadığı, ilanen tebliğin akabinde Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/977 Esas, 1965/601 Karar sayılı kararı ile 2822 parsel sayılı taşınmazın, Çankaya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1964/1026-1965/155 sayılı kararı ile 2947 parsel sayılı taşınmazın, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1971/249-1093 sayılı kararı ile 2897 parsel sayılı taşınmazın Kamulaştırma Kanunu’nun mülga 17 nci maddesi uyarınca idare adına tesciline karar verildiği, kesinleşen mahkeme kararı uyarınca taşınmazların idare adına tescilini müteakip yapılan imar uygulaması sonucunda taşınmazlardan Düzenleme Ortaklık Payı kesildikten sonra imar planında resmi kurum alanı olarak ayrılan 291 73... parsel sayılı taşınmaza şuyulandırıldığı, taşınmaza fiilen el atılarak imar planına uygun yapılaşmanın sağlandığı anlaşılmış olup, kamulaştırma işlemlerinin usulüne uygun tebliğinden söz edilemeyeceğinden davacılar yönünden kesinleşmiş bir kamulaştırma işleminden de bahsedilemeyeceği, her ne kadar mahkeme tarafından yargılama devam ederken 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen ek madde 3 ile aynı Kanun'un 7 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 15 inci maddenin 2 nci fıkrasındaki yasal düzenleme dikkate alınarak inceleme yapılıp alınan bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 15 inci maddenin 2 nci fıkrası ile "Mülga 6830 sayılı Kanun'un 16 ncı ve 17 nci maddeleri ile bu Kanunun mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılmış ve devam eden davalar, ek 3. madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılır.” hükmünde yer alan “…..ek 3. madde hükmü uygulanarak…..” ibaresi Anayasaya aykırı bulunarak iptal edildiğinden eldeki davanın dava açılış tarihinin 7201 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 24.12.2019 tarihinden önce olduğu ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alındığında 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 15 inci maddenin 2 nci fıkrasının uygulanma imkanının kalmadığı anlaşıldığından, davacılar yönünden kesinleşmiş bir kamulaştırma işlemi bulunmadığından, ıslah edilen bedele esas alınan bilirkişi raporunda arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak dava değerlendirme tarihinde imar parseli olarak değerinin tespit edilmesinde, aynı idareye karşı ve dava konusu taşınmaz ile aynı kamulaştırmaya tabi tutulmuş bulunan taşınmazlar yönünden açılan davalarda hükmedilen ve denetimden geçen bedeller dikkate alınarak değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen birim bedelde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek, dava konusu taşınmaza 1983 yılı öncesinde el atıldığı sabit olduğundan vekâlet ücretinin maktu olarak hüküm altına alınması gerektiğinden davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin ise istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle ve davacılardan ...’un öldüğü, veraset ilamlarının iptali için davalar açıldığı ve mahkeme tarafından ölü malikin mirasçıları yönünden taraf teşkili sağlanamadığından ve dosya bu mirasçılar yönünden tefrik edilmiş olduğundan bu husus da dikkate alınarak davanın kabulüne dair yeniden esas hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ... ... yönünden karar temize açık olup bu yönden temyiz ettiklerini, usulüne uygun kamulaştırma nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacılar tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 3’ün birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki; “...dava tarihi itibarıyla...” ibaresi ve 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak..." ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu durumda; eldeki davanın 04.08.2017 tarihinde açıldığı gözetildiğinde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır" genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararı nazara alınarak, el atma tarihindeki niteliği gözetilerek dava tarihi itibarıyla değerlendirme yapılarak tazminat bedelinin belirlenmesi yerindedir. 4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin davacı ... yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) . Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır. Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi. 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır. Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden; 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Kararsayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de;bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16... nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır. Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği, Uygulama yapılırken de Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih,değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin ... tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan “Onama” cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 23.10.2025