5. Hukuk Dairesi 2025/1576 E. , 2025/13062 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/2912 Esas, 2024/3156 Karar KARAR: Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2021/153 Esas, 2023/192 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;dava konusu Ankara ili, ..., (... köyü) Mahallesi eski 2923 parsel sayılı (imar uygulaması ile 291 73... parsel) taşınmaza davalı idare tarafından usulüne uygun kamulaştırma işlemi yapılmadan fiilen el atıldığını ve Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1969/463 Esas, 1969/673 Karar sayılı kararı ile taşınmazın davalı idare adına tescil edildiğini, davacıya herhangi bir bedel ödenmediğini ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar yönünden usulüne uygun yapılmış bir tebligat bulunmadığını, bu yönüyle kamulaştırma işleminin kesinleştiğinden bahsedilemeyeceğini, 7201 sayılı Kanunla yapılan düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, bu hususun eldeki derdest davada da dikkate alınması gerektiğini, temyiz denetiminden geçen bedeller de dikkate alınarak davanın ıslah gibi kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırmasız el atma durumunun söz konusu olmadığını, kamulaştırma işlemlerinin usulüne uygun olarak tamamlandığını, 17 nci madde uyarınca açılan tescil davası kesinleşmiş olmakla istimlak olunan taşınmaz bedelinin ... Bankasında açılan hesaba yatırıldığını, usulüne uygun kamulaştırma nedeniyle davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1962 yılında alınan kamulaştırma kararı gereğince kamulaştırıldığı, takdir edilen kamulaştırma bedelinin ... Bankası Merkez Şubesine bloke edildiği, 6830 sayılı Kanunun 7 nci ve 8 inci maddeleri uyarınca adres araştırması yapılmadan kamulaştırma işleminin ilanen tebliğ edildiği, .... Noterliğinin 1963 tarihli ve 2155 yevmiye nolu davacılar murisi adına çıkartılan noter tebligatının taşlaşmış evrak grubunda olması nedeniyle kayıtlarına ulaşılamadığı, akabinde Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/463 Esas, 1969/673 Karar sayılı kararı ile taşınmazın idare adına tesciline karar verildiği, kesinleşen mahkeme kararı uyarınca taşınmazın idare adına tescilini müteakip yapılan imar uygulaması sonucunda taşınmazdan düzenleme ortaklık payı kesildikten sonra imar planında resmi kurum alanı olarak ayrılan 291 73... parsel sayılı taşınmaza şuyulandırıldığı, taşınmaz üzerinde davalı idareye ait resmî kurum binaları, lojmanlar, sosyal tesis alanları ve ... alanlar yapılmak suretiyle fiilen el atıldığı anlaşılmış olup davanın kabulüne karar verildiği, ilk kararın istinaf incelemesi sırasında 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7201 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun'un eklenen ek madde 3 ile aynı Kanun'un 7 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 15 inci maddenin 2 nci fıkrasındaki yasal düzenleme dikkate alınarak taşınmaz bedelinin yeniden tespiti için İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dosya mahkemesine iade edildiği, kaldırma kararına uyularak yapılan inceleme sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93-2023/87 sayılı kararı ile 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ile "Mülga 6830 sayılı Kanun'un 16 ncı ve 17 nci maddeleri ile bu Kanun'un mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılmış ve devam eden davalar, ek 3. madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılır.” hükmünde yer alan “…..ek 3. madde hükmü uygulanarak…..” ibaresi Anayasaya aykırı bulunarak iptal edildiği eldeki davanın dava açılış tarihinin 7201 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 24.12.2019 tarihinden önce olduğu ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alındığında 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 15 inci maddenin 2 nci fıkrasının uygulanma imkanının kalmadığı, davacılar yönünden kesinleşmiş bir kamulaştırma işlemi bulunmadığından aynı idareye karşı açılan ve istinafa intikal eden dava dosyalarında yapılan incelemelerde kamulaştırma kapsamında yapılaşmanın 1970 yılında başladığı, 1976 yılında Tarım Bakanlığına ait yapılaşmanın ilerlemiş olduğu, 1986 yılında yapılaşmanın tamamlandığı ve dava konusu taşınmazın 291 73... parselin içinde kaldığı, bu yönüyle aynı kamulaştırma kapsamında açılan davalarda taşınmazların arsa olarak kabul edildiği ve yargı denetiminden geçerek kesinleştiği, daha önce aynı idareye karşı açılan aynı kapsamdaki dava dosyalarında celp edilen ve tapu müdürlüğünce dosya içerisine gönderilen belgelerden dava konusu 2923 parsel sayılı taşınmazın 60.000 m² alanlı kök 2808 parsel sayılı taşınmazdan özel ifraz krokisine göre 12.599 m² yola terk edildikten sonra 141 adet parçaya ifrazı sonucu oluşmuş tapuda arsa vasfı ile tescilli taşınmaz olduğu da dikkate alındığında, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak imar parseli olarak dava tarihindeki değerinin tespit edilmesinde, aynı idareye karşı ve dava konusu taşınmaz ile aynı kamulaştırmaya tabi tutulmuş bulunan taşınmazlar yönünden açılan davalarda Mart 2015 değerlendirme tarihi itibarıyla belirlenen 4.400 TL/m² birim bedelinin Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2016/19464 Esas, 2018/8686 Karar sayılı kararı ile Haziran 2016 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 4.670,00 TL/m² birim bedelin Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2018/8736 Esas sayılı Kararı ile Haziran 2016 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 4.675,00 TL/m² birim bedelin Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 2020/5626 Esas sayılı Kararı ile onanarak kesinleştiği de dikkate alındığında Temmuz 2018 değerlendirme tarihi itibarıyla imar parseli olarak tespit edilen metrekare birim bedelde bir isabetsizlik görülmediği, bu metrekare birim bedel üzerinden yapılan 1.022,020,00 TL ıslah da dikkate alınarak davanın kabulünde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek dava konusu taşınmaza 1983 yılı öncesinde el atıldığı sabit olduğundan vekâlet ücretinin maktu olarak hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; Ankara 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/463 Esas sayılı kararıyla taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini, kesinleşmiş bu mahkeme kararı dikkate alınarak davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, tescil dosyasında davetiye tebliğ edildiği hâlde gelmeyen davalıların yokluğunda yapılan yargılamada ifadesinin yer aldığı dikkate alınarak yapılan tebliğe rağmen gelmeyen davalarının fiili sebebiyle müvekkili idarenin sorumlu tutulamayacağını, kamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığını, aradan geçen uzun zaman nedeniyle kamulaştırma evraklarının korunamadığını, taşınmaza fiilen el atmanın söz konusu olmadığını, emsalin uygun olmadığını, belirlenen bedelin yüksek olduğu, ıslah harcı yatırılmadığı hâlde ıslah edilen bedel üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, tescil tarihi itibarıyla belirlenen bedele hükmedilmesi gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacılar tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 3’ün birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki; “...dava tarihi itibarıyla...” ibaresi ve 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak..." ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu durumda; eldeki davanın 10.07.2018 tarihinde açıldığı gözetildiğinde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır" genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararı nazara alınarak, el atma tarihindeki niteliği gözetilerek dava tarihi itibarıyla değerlendirme yapılarak tazminat bedelinin belirlenmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 5. Buna karşın, dava tarihi 10.07.2018 olduğu halde hükümde 10.07.1918 olarak gösterilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (B) bendinin (1) numaralı alt bendindeki “10/07/1918” tarihi hükümden çıkartılarak yerine “10.07.2018” tarihinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 2019 yılında 7201 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16/01/2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) . Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır. Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi. 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır. Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden; 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16... nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır. Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda da eldeki davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesi, aynı Kanunun ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği, Uygulama yapılırken de; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dava dosyaları yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden, davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin ... tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği, Kanaatinde olduğumuzdan, Sayın çoğunluğun “Düzeltilerek Onanma Kararına” katılmıyoruz. 16.10.2025