5. Hukuk Dairesi 2024/8463 E. , 2025/12388 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/4179 Esas, 2024/680 Karar Taraflar arasındaki arsa paylarının düzeltilmesi davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile davalı ... ve ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; hatalı arsa paylarının iptaline ve düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Kısmi ıslah dilekçesinde ise; dava dilekçesindeki diğer kısımları baki kalmak ve sadece bir kısım davalılar hakkında olmak üzere genel çamaşırlık, çamaşır kurutma yeri ve su deposu olarak projelendirilmişken sonradan daireye çevrilerek tapuya tescil edilmiş bulunan çatı katında mevcut (Çekme kat) ve tapuda 6 nolu bağımsız bölüm numaralı olarak gözüken daireye ait arsa payının öncelikle iptalini, iptal edilen arsa payının, 634 sayılı Kanun uyarınca diğer paydaşlara dağıtılmasına karar verilmesini, talep kabul görmediği takdirde ise, taşınmazdaki orantısız arsa paylarının iptal edilerek hukuka uygun olarak yeniden düzenlenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa paylarının belirlendiği 19 61... tarihinde 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun yürürlükte olmadığını, 1961 tarihinde yapılan işlem yürürlükteki mevzuata ve gayrimenkulün tüm sahiplerinin oybirliği ile muvafakatine uygun olduğundan davanın öncelikle bu nedenle reddine, davanın esasına girilmesi halinde dava konusu taşınmazın inşa edildiği 1961 yılındaki arsa payı değerleri dönemin koşullarına göre uygun olduğundan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, şuana kadar dava konusu taşınmazda arsa payıyla ilgili sıkıntı bulunmadığını, yıkım ve yeniden inşa söz konusu olunca davacılar tarafından bu hususun gündeme getirildiğini, davacıların asıl amacının arsa payını yükseltmek ile yeni durumdan ekonomik olarak faydalanmak ve taşınmazına kat ve kat değer kazandırmak olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. 3.Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerin sahibi olduğu gayrimenkul edinim tarihinde tapu kayıtlarına bakılarak ve bu kayıtlara güvenilerek edinildiğini, davacı tarafın arsa paylarını başlangıçtan beri bilmekte olduğunu, vergi ve harçların arsa payı değeri üzerinden ödendiğini, davacının kentsel dönüşümü adeta bir fırsata çevirerek mezkur gayrimenkul üzerinden daha fazla hak sahibi olmak istediğini, bağımsız bölümlerden her birine tahsis edilen arsa payının o bölümlerin değerinde sonradan meydana gelen çoğalma veya azalma sebebiyle değiştirilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... ve ... istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin arsa payının düzeltim davasını red etme gerekçesini 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine dayandırdığını, esasen ana taşınmaz hakkında verilen riskli yapı kararının kaldırıldığını, iş bu davanın riskli yapı kararı alınması ile ilgili olmadığını, davaya konu ana yapı üzerinde kurulu dükkanlar ile daireler arasında arsa payları arasında aşırı orantısızlığın söz konusu olduğunu, bu hususun alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, davacıların murisi tarafından dava konusu taşınmazın 1977 yılında satın alındığı, ana taşınmazın ise 1967 yılında kat mülkiyetine geçiş işlemlerinin yapıldığını, binadaki pay dağılımının o tarihteki mülkiyet sahipleri yani müteahhitler tarafından her hangi bir kurala bağlı olmadan keyfi bir şekilde belirlendiğini, arsa payı dağılımındaki esaslı orantısızlık ve bu orantısızlığa yol açan somut ve haklı nedenlerin bilirkişi raporlarında belirtildiğini, yerel mahkeme kararının gerekçe kısmında belirtilen sebeplerin gerekçe olarak kabul edilemeyeceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... ve ... istinaf dilekçesinde özetle; davacılar tarafından açılan iş bu davada hukuki yararlarının bulunduğunu, ana taşınmaz üzerinde kurulu binada 8 nolu Dükkan niteliğindeki taşınmaz malikleri olduklarını, tapuda arsa payı olarak 18/200 pay olarak gösterildiklerini, bu oranın çok düşük belirlendiğini, yerel mahkemenin herhangi bir gerekçe göstermeden davayı reddettiğini, ana taşınmazdaki payların hangi usule ve yönteme göre paylaştırıldığının tapudan anlaşılmadığını esasen kanunda belirtilen kriterlere uyulmadığının açık olduğunu, kendi payının fahiş şekilde düşük gösterildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kat irtifakına geçiş tarihinde bağımsız bölümlerin değerinde ve arsa paylarının tespitinde dikkate alınmayan veya arsa payları arasında orantısızlığa yol açan somut ve haklı nedenler ortaya konulmadığından mahkemece arsa paylarının düzeltilmesi davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacılar vekili ile davalı ... ve ...' nin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak sahiplerinin yahut müteahhitlerin yapmış olduğu orantısız ve hakkaniyete aykırı olarak belirlenen arsa paylarının mahkeme kararıyla her zaman düzeltilebileceğini, kat irtifakı kurulduktan uzun yıllar sonra işbu davanın ikame edildiği yönündeki değerlendirmenin kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerin bağımsız bölümün, 21.06.2005 tarih ve 6301 yevmiye numaralı işlem ile intikal yoluyla iştiraken ve 10.04.2014 tarih ve 9371 yevmiye numaralı işlem ile birleştirme neticesinde paylı mülkiyetle maliki oldukları, dolayıs��yla 1967 yılında kurulan kat mülkiyetine müvekkillerin bahsi geçen tarihte itiraz etmesinin fiilen ve hukuken de mümkün olmadığını, diğer yandan 7 numaralı bağımsız bölümün müvekkillerin murisi tarafından, kat mülkiyetine geçildikten (02.03.1967) on yıl sonra 09.05.1977 tarihinde iktisap edildiğini, dolayısıyla müvekkillerin murisinin de arsa payının nasıl dağıtıldığına ilişkin herhangi bir bilgisi ya da tasarrufu bulunmadığından ve kat mülkiyetinin kuruluşu aşamasında bağımsız bölüm maliki olmadığından arsa paylarına itiraz etmesinin beklenemeyeceğini, müvekkillerin, bina hakkında riskli yapı kararı alındıktan sonra arsa paylarının düzeltilmesi talebinde bulunmasında herhangi bir yasal engel bulunmadığı gibi, dava konusu talebin iyi niyetle bağdaşmadığından da söz edilmeyeceğini, müvekkillerinin bina için riskli yapı kararı alınması gerekçesi ile arsa payı düzeltilmesi talebinde bulunmadıklarını, dava konusu bina riskli yapı statüsünden çıkartılmış olup, binanın risksiz olduğunun resmi kurumlar tarafından yapılan inceleme ve tetkikler neticesinde ortaya çıktığını ve tapuya şerh edilen riskli yapı şerhinin de kaldırıldığını, tüm raporlarda müvekkillerin mevcut arsa payından çok daha yüksek oranda arsa payının tespit olunduğunu, Mahkemece, dosya kapsamında alınan 11.11.2019 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında tespit edilen asma katın, kat mülkiyetine geçişten sonra yapıldığı ve değerlendirmeye etki etmeyeceği yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, asma kat projede gözükmemekle birlikte kat mülkiyetine geçilmezden evvel ilave edildiğini, arsa payların hukuka uygun ve orantılı bir şekilde yeniden paylaştırılması halinde ortak giderler bakımından geriye dönük herhangi bir adaletsizlik de yaşanmayacağını, zira davaya konu, mevcut arsa paylarına göre ödenmiş bir aidat ya da ortak gider söz konusu olmadığını, onaylı mimari projede ve kat mülkiyetine geçilen 1967 yılında binanın çatı katı, çamaşırlık ve su deposu alanı olarak görünen kısımları binanın iskana konu edilemez ortak alanı mahiyetinde iken, müteahhit tarafından sonradan yapılan ve iskana ve 634 sayılı Kanun'un 44 üncü hükmüne aykırı birtakım değişiklikler ile, çatı katının 6 numaralı daireye dönüştürülmesinin ve bu alana arsa payı özgülenmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, kısmi ıslah dilekçesinde de ortak alana verilen bu arsa payının iptal edilmesi açıkça talep edilmiş olmasına rağmen, bu talebe ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Mahkemede yapılan yargılamada, müvekkillerin yurtdışı tebligata yönelik kararlara karşı sunmuş oldukları rücu talepleri herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiş olup, bu hususun da açıkça hukuka aykırı olduğunu, ayrıca istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; bağımsız bölümünün diğer bağımsız bölümlerden daha değerli olduğunu, arsa payının daha yüksek olması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, arsa paylarının tespiti ile tapu siciline tescili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosya kapsamında yapılan incelemeye göre kat irtifakının kurulmasına esas mimari projede 6 nolu bağımsız bölüme arsa payı verildiği anlaşılmakla temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin ve davalı ...'nin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usûl ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılar ile davalı ...'den peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7036a5a16f262505 38ecf293c9f9c372