Yargıtay Kararları › Yargıtay 5. Hukuk Dairesi › Kasım 2025 › 2024/13607 E., 2025/14060 K.

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13607 E., 2025/14060 K. (04.11.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13607
Karar No
2025/14060
Karar Tarihi
04.11.2025
Konu
Tazminat, Tapu

5. Hukuk Dairesi 2024/13607 E. , 2025/14060 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/592 Esas, 2024/1676 Karar KARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/97 Esas, 2022/110 Karar Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı ... vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.11.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kocaeli ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 138 parsel sayılı 5000 m² yüzölçümlü taşınmazı ...'dan satın aldığını, ilerleyen süreçte davacının başvurusu ile ... Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme sonucunda taşınmazın gerçekte 2936,73 m² olduğunun tespit edilerek düzeltme kararı verildiğini ve taşınmazının yüzölçümünün 2063.27 m² azaldığını, davacının taşınmazın 5000 m² olduğunu düşünerek satın alma işlemini gerçekleştirdiğini ve ödeme yaptığını, taşınmazın gerçek yüzölçümünde olmaması nedeniyle faaliyetlerini gereği gibi sürdüremediğini, tapuda görünen yüzölçümü üzerinden tapu harcı ödediğini ve imar barışı başvurusunda bulunulduğunu, yapı kayıt belgesi için bu alan üzerinden ödeme yapıldığını, bu nedenle zarara uğradığını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL taşınmaz bedeline ilişkin maddi tazminat, 1.000,00 TL davacının faaliyetinin kısıtlanmasına ilişkin maddi tazminat, 1.000,00 TL tapu harcına ilişkin maddi tazminat, 1.000,00 TL imar barışı kapsamında ödenen bedele ilişkin maddi tazminatın Kocaeli Kadastro Müdürlüğünün düzeltme kararı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazları bulunduğunu, dava konusu taşınmazın 27.05.1956 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmaları sonucunda takeometrik olarak 1/2000 ölçekli pafta 10 numaralı karton kullanılarak oluşturulduğunu, daha sonra ... Kadastro Müdürlüğünün 01.09.2009 tarihli ve BÖO 21... 20.152- 02/2183 sayılı yazısında 01.09.2009 tarih ve ... nolu talep ile plan örneği çıkartılırken ... köyü 10... parsel sayılı taşınmazda yüzölçümü hatası olduğunun tespit edildiğini ve 3. şahısların zarar görmemesi için tapu kütüğünün beyanlar hanesine "genel alan hatalıdır" belirtmesi işlediğini, daha sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi gereğince Kadastro Müdürlüğü tarafından düzeltme işlemlerinin tapuya tescil edildiğini, davacı tarafın eldeki bu davaya konu taşınmazda yapılan düzeltme işleminden ve taşınmazın sınırlarından 25.05.2017 tarihli kurum yazısının kendisine tebliğinden itibaren haberdar olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının faaliyet kısıtlanması nedeniyle tazminat talebinin reddine, imar barışı nedeniyle yapı kayıt belgesinde ve tapu harcında fazla yapılan ödemelere ve taşınmazın azalan yüzölçümünün bedeline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının gerek ödemiş olduğu bedele ilişkin zararlarının gerekse faaliyetlerine alan darlığı nedeniyle sağlıklı bir şekilde devam edememesi nedeniyle potansiyel iş fırsatlarının kaçırılması ve üretim kısıtlılığı gibi ortaya çıkan zararların yerel Mahkemece tespit edilerek bu zararlarının karşılanmasına yönelik hüküm kurulması gerekirken faaliyet kısıtlanması nedeniyle tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, hatalı düzenlemenin satış ilişkisinden bağımsız olarak Devlet eliyle gerçekleştirilmiş olduğunun ortada olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarını tekrar ettiklerini, davacının 2008 tarihinde 9653 yevmiye nolu işlemle dava konusu taşınmaz ile birlikte hemen bitişiğinde bulunan aynı yer 1.700,00 m² yüzölçümlü 137 parsel sayılı taşınmazı da satın aldığını, dolayısıyla gerçekleştirilen kadastro işlemleri sonucunda bitişik 137 parselin ve bölgedeki diğer taşınmazların büyüklüklerinde artış olup olmadığı dikkate alınmaksızın, sadece dava konusu parsel dikkate alınarak değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, davacının kendi ihmali veya kusurlu eylemleri nedeniyle uğramış olduğu zarardan Hazinenin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın zemindeki sınırlarının önceden beridir aynı olduğunun dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğunu, imar barışından faydalanan dava konusu taşınmazın kendisi değil, taşınmaz üzerinde inşa edilen ruhsatsız yapı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminat isteminin kabulü halinde dahi, istenebilecek tazminat hesaplanırken davacının taşınmazı satın aldığı tarihteki niteliği ve evrede oluşan fiyatlar dikkate alınması gerekirken, dava tarihi dikkate alınarak hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, hükmün tashih yoluyla değiştirilmesinin hatalı olduğunu, kararda 12.762,96 TL olarak aleyhlerine hükmedilen karşı taraf vekâlet ücretinin, 06.10.2022 tarihli tashih kararıyla kaldırılarak 101.260,48 TL şeklinde değiştirilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Kocaeli ili, ... ilçesi, ... köyü 138 (yeni 2 85... ) parsel sayılı taşınmazın ilk tesis kadastrosu yapılırken 5000 m² olarak ölçüldüğü, davacının taşınmazı 07.07.2008 tarihinde 5000 m² olarak aldığı, 07.09.2009 tarihinde taşınmazın genel alanının hatalı olduğuna dair şerh konulduğu, Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi gereğince yapılan düzeltme sonrası taşınmazın yüzölçümünün 2936,73 m²ye düştüğü, akabinde taşınmazın son alanı ile imar uygulamasına girdiği, eldeki davanın 19.08.2020 tarihinde açıldığı, davacının tapulu parselinin yüzölçümünün, parseli satın aldığı tarihe göre azaldığı, davacının zararının oluştuğu ve bu zararın tazminini 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletten isteyebileceğinin kabulü ile arsa niteliğindeki taşınmaz emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği; ancak davacı tarafın faaliyet kısıtlanması nedeniyle oluşan zarar talebinin reddi yerinde ise de 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca yalnızca yüzölçümü azalan kısım bakımından taşınmaz bedeline hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken; yasal olmayan gerekçelerle imar barışı için fazla ödenen miktar ile tapu harcı giderine hükmedilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar etmiş, yasal faizin dava tarihinden itibaren başlatılmasının hatalı olduğunu, zarar hesabının da hatalı yapıldığını, müvekkilinin zarar gerçekleşmemiş olsaydı mal varlığındaki durumun tespitinin yapılması gerektiğini, satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile bedelin tahsiline karar verilmesi gerektiğini, fazla ödenen tapu harcı ve imar barışı bedelinin de davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesince özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar etmiş, tahsis kararı ile düzeltilerek vekâlet ücretinin bölge adliye mahkemesi kararı ile yeniden belirlenmesinin de hatalı olduğunu, ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımının dolduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Yapılan incelemede Kocaeli ili, Gebze ilçesi, ... köyü 138 parsel sayılı, 5000 m² yüzölçümlü taşınmazın kadastro çalışmaları esnasında senetsizden 27.05.1956 tarihinde dava dışı üçüncü kişi adına tespit ve tescil edildiği, davacının 07.07.2008 tarihinde 5000 m² yüzölçümü ile dava konusu taşınmazı satın aldığı, 07.09.2009 tarihinde taşınmazın genel alanının hatalı olduğuna dair şerh konulduğu, Kadastro Müdürlüğünce 05.05.2017 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi gereğince yapılan düzeltme sonrası taşınmazın yüzölçümünün 2936,73 m²ye düştüğü ve tapuya tescil edildiği, eldeki davanın 19.08.2020 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. 3. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve yüzölçüm azalışının nedeninin taşınmazın sınırlarının değiştirilmesinden değil, ilk tesis kadastrosu esnasında kullanılan ölçü tekniği, teknolojisinin ve alan hesaplama yönteminin, teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklandığı kesin olarak tespit edildiğinden somut olayda 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şartlarının oluştuğu anlaşıldığından yüzölçümü azalan kısmın bedelinin davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi eldeki davada zarar kapsamında bulunmayan davacı tarafın faaliyet kısıtlanması nedeniyle oluşan zararı, imar barışı için fazla ödenen miktar ile tapu harcı giderine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. Dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerinde bulunan ipotek şerhlerinin hükmedilen bedele yansıtılmaması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak "Dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerinde bulunan ipotek şerhlerinin hükmedilen bedele yansıtılmasına" cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazineye ödenmesine, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 278fe4b1d34bd7eb 6df529f74dfb3561

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi – Kasım 2025 kararlarının tamamı