4. Hukuk Dairesi 2025/5715 E. , 2025/14043 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/119- Esas 2025/24 Karar Mahkeme kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 15.12.2008 günü okuluna gitmek üzere motosikleti ile seyir halinde iken davalı ...'in otomobili ile ...'a çarptığını, trafik ekiplerince tutulan kaza tespit tutanağında müvekkilinin birinci derecede kusurlu gösterildiğini, asıl birinci derecede kusurlu olanın davalı olduğunu, bu nedenle kusur oranını kabul etmediklerini, kaza mahallinde keşif yapılarak kusur oranının tespit edilmesi gerektiğini, kaza anında ...'ın sağ ayak bileğinden darbe aldığını, henüz öğrenci olduğunu, kaza tarihinden beri sıkıntılı ve acılı yaşamının devam ettiğini, bu durumun manevi olarak kendisine ve ailesine büyük acı yaşattığını bu nedenle davacının kaza sonrasında efor ve hareket kaybına bağlı olarak çalışma iş ve güç kaybına maruz kalacak şekilde yaralanmasına sebep olan davalı sürücü ile işletenden ve sigorta poliçe bedeli ile sınırlı olmak üzere sigorta şirketinden şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 15.12.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, kaza sonrasında ayak bileğinin parçalı ve kanamalı kırığından dolayı tedavi süresince çekilen acı ve ızdıraplar için ve askerlik ve evlilikle ilgili haklı gerçek vehimlere kapılması sebebiyle 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü ve işletenden kaza tarihi olan 15.12.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 17.09.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 45.651,85 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; trafik kazası nedeniyle ceza hukuku yönünden herhangi bir soruşturma söz konusu olmadığını, trafik kazalarından doğan zararlar nedeniyle dava açma süresinin iki yıl olduğunu, iki yıl süre geçtikten sonra 30.05.2011 tarihinde dava açıldığını, davalıların karı koca olup mülkiyeti ... adına kayıtlı aracın ...'in sevk ve yönetiminde iken kaza meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalının bir kusurunun bulunmadığını, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya dayanak teşkil eden ve davacının davasını ispat eden delillerin gönderilmediğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, söz konusu kazada davalının kusurunun asli kusur ve sigortalının olayla ilgili herhangi bir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.11.2021 tarihli ve 2019/151- Esas 2021/204 Karar sayılı kararıyla davacının yaralanmasının niteliğinin tespiti için alınan Adli Tıp Kurumu raporunda davacının geçici iş göremezlik durumunun olay tarihinden itibaren 9 ay olabileceği, kalıcı maluliyetin % 10,3 oranında olduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda davacının % 75, davalı sürücü ...'in % 25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının maddi zararının alınan hesap bilirkişi raporu ile 45.651,85 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin de talebini bu bedel üzerinden ıslah ettiği, mahkemece kısa kararında iş yoğunluğu nedeniyle sehven davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine şeklinde maddi yazım hatası yapılmış ise de davacının maddi tazminat talebinin tümünün kabul edildiği ve hükümde hesaplamaların bu değerler üzerinden yapıldığı, hak ve nesafet kurallarına göre ve dosya kapsamına göre manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel haller göz önünde tutularak, hak sahibi davacıda manevi huzur doğurmayı gerçekleştirecek, mevcut hale göre elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olacak miktar değerlendirilerek ve bu değerlendirilerek manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 45.651,85 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 15.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Dairenin 24.10.2023 tarihli ve 2022/2674 Esas-2023/11207 Karar sayılı kararı ile;"1086 Sayılı HUMK 3 88... uncu maddeleri ile 6100 Sayılı HMK karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerektiği gibi, HUMK 388/3. maddesi gereğince (HMK 297/c) hükmün gerekçesinde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi gerekir. Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 2016/20114 Esas-2018/10285 Karar sayılı 07.11.2018 tarihli kararı ile; tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin gider avansı içinde değerlendirilmesi olanağı HMK.’nun 324. maddesi düzenlemesi olduğu, bu nedenle de verilen süre usul hükümlerine uygun olmadığından mahkemece davacı vekiline HMK.’nun 324. maddesi uyarınca delil avansını yatırması için usulüne uygun şeklide süre verilmesi ve gerekli delil avansı yatırılmadığı taktirde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının usulüne uygun şekilde ihtarı gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak davadaki talep açısından hüküm kurulmuş ise de karar gerekçesinde "her ne kadar mahkememizin kısa kararında iş yoğunluğu nedeniyle sehven davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine şeklinde maddi yazım hatası yapılmış ise de davacının maddi tazminat talebinin tümü kabul edilmiş ve hükümde hesaplamalar bu değerler üzerinden yapılmıştır" denilmesi doğru görülmemiştir. Bu yanılgılar, yukarıda açıklanan ilkelere aykırılık oluşturduğundan, gerekçe ve hükümdeki çelişkiler giderilerek usulüne uygun bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekmiştir. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalılar ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada davacının yaralanmasının niteliğinin tespiti için alınan Adli Tıp Kurumu raporunda davacının geçici iş göremezlik durumunun olay tarihinden itibaren 9 ay olabileceği, kalıcı maluliyetin % 10,3 oranında olduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda davacının % 75, davalı sürücü ...'in % 25 oranında kusurlu olduğu tespit edildiği, davacının maddi zararı alınan hesap bilirkişi raporu ile 45.651,85 TL olarak hesap edildiği, davacı vekilinin de talebini bu bedel üzerinden ıslah ettiği gerekçesiyle 45.651,85 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 15.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının davasının ve davasını ıslah ettiği kısmın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı def’inin ileri sürüldüğünü, davanın ve ıslah edilen kısmın zamanaşımından reddine karar verilmesi talep edilmesine rağmen mahkemece bu husus hatalı değerlendirilerek zamanaşımı def’inin reddine karar verildiğini, kusur raporunun hatalı olduğunu, maluliyetin kaza ile illiyet bağının kurulmadığını, davacının istediği maddi zarar kalemlerinin açıklattırılması gerekmekte iken hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinde bulunamayacağını, hükmedilen manevi tazminat miktarının da çok fazla olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar ... ve ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhâlde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre ise dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Açıklanan ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu trafik kazası sonucunda davacının yaralandığı, kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, davaya konu trafik kazasının 15.12.2008 tarihinde meydana geldiği, Covid 19 pandemisi nedeniyle uzayan süreler de dahil edilerek hesaplansa dahi davacı tarafından olay tarihi üzerinden 8 yıl geçtikten sonra 17.09.2021 tarihinde taleplerini ıslah ettiği, davalı tarafından davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda kısmi dava olarak açılan davada kaza tarihinden itibaren 8 yıl içinde ıslah yapılmadığı gözetilerek zamanaşımı nedeniyle ıslah edilen kısmın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece eldeki davayı kısmi dava olarak değerlendirerek ıslah dilekçesine yönelik davalıların zamanaşımı def'inin kabul edilmemesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ... ve ...'e iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.