Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/565 E., 2020/648 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/565 E., 2020/648 K. (23.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/565
Karar No
2020/648
Karar Tarihi
23.06.2025
Konu
Tazminat, Tahliye, Çek, Belediye

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/565 Esas KARAR NO : 2025/664 DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) DAVA TARİHİ : 08/11/2021 KARAR TARİHİ : 23/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı sigorta şirketi ile dava dışı .... Sanayi Ticaret Limited Şirketi arasında 30.05.2020-30.05.2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere .... numaralı İŞYERİM PAKET SİGORTA POLİÇESİ tanzim edildiğini, riziko adresinin de içerisinde bulunduğu .... Sanayi Sitesi içerisinde 27.09.2020 ve 29.09.2020 tarihlerinde sel olmuş, sigortalı işyeri ile beraber 8 işyerini daha su bastığını, mahalde yapılan araştımalar neticesinde; yağan yağmurun sularının tıkalı rögarlardan tahliye edilememesinin sele neden olduğu ve bu suların da işyerlerine dolduğu tespit edildiğini, sigortalı, unvanın da anlaşılacağı üzere bebek bezi, yetişkin bezi, hijyenik ped, ıslak mendil gibi kişisel hijyen ürünleri ticareti ile iştigal etmektedir. Rögar tıkanması nedeniyle 60-70 cm yüksekliğe ulaşan su seviyesi, paletin 4. sırasına kadar sirayet etmiş ve hijyenik ürünlerin kullanılamaz hale gelmesine neden olduğunu, işyerlerini hem 27.09.2020 hem de 29.09.2020 tarihlerinde su bastığını, bu nedenle de hem ilk hasar hem de ikinci hasar için hasar dosyası oluşturulmuş ve sigortalının yekün zararı bu iki dosya üzerinden hesap edildiğini, ilk hasara ilişkin .... numaralı hasar dosyası ilk hasarın gerçekleşmesinden sonra hasarlanan ürünler sigortalı tarafından tasnif edilmiş ve sağlam ürünler hasar almayan başka bir depoya nakledildiğini, yapılan araştırmalarda da ilk hasar nedeniyle sigortalının 79.032,20 TL emtia zararı üzerinden %20 sovtaj uygulanmış olup teminatlar dahilinde toplamda 50.533,77 TL hasar miktarı hesap edildiğini, ikinci hasara ilişkin .... numaralı hasar dosyasında İkinci hasarın gerçekleşmesinden sonra meydana gelen dekorasyon hasarı için teminatlar dahilinde 1.753,96 TL; demirbaş hasarı için teminatlar dahilinde 3.249,95 TL; emtia hasarı için teminatlar dahilinde 44.155,76 TL; temizlik hasarı için ise teminatlar dahilinde 1.000,00 TL olmak üzere toplamda 50.159,67 TL hasar miktarı hesap edildiğini, ilk hasar dosyasına istinaden 50.533,77 TL 27.10.2020 tarihinde ödendiğini, ikinci hasar dosyasına istinaden 50,159.67 TL 27.10.2020 tarihinde ödendiğini, yapılan ödemeleri müteakiben sigortalının haklarına halef olan müvekkil sigorta şirketinin zararını tazmin amacıyla da huzurdaki dava ikame edildiğini belirterek davacı vekili davanın kabulü ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; Davanın idareleri yönünden husumet yokluğu sebebiyle de reddi gerektiğini, dava konusu olay sebebiyle idaremizin herhangi bir sorumluluğu ve kusuru bulunmadığını, hasara sebebiyet veren olumsuzlukların atık su kapağı (rögar kapağı) olduğunu, atık su hatlarının yapımı, bakımı ve onarımı ....'nin (...) yetki ve sorumluluğunda bulunduğunu, herhangi bir kusurlarının bulunmadığını, idare hukuku ilkelerine göre bir olayda İdarenin hizmet kusurunun varlığından söz edilebilmesi için, İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetinde kuruluş, işleyiş ya da personel açısından gereken emir ve talimatların verilmemesi, denetimin yetersiz olması, hizmete tahsis edilen araç ve gereçlerin hizmet gereklerine uygun ve yeterli olmaması, gereken önlemlerin alınmaması veya geç ya da yetersiz alınması gibi nedenlerle bir aksaklık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik veya sakatlık meydana gelmiş ve oluştuğu ileri sürülen zararın da bundan kaynaklanmış olması gerektiğini, dava konusu hasardan davalı ...' nin sorumlu olduğunu belirterek davalı vekili davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını istemiştir. HUKUKİ SÜREÇ: Mahkememizin ... esas sayılı dosyasında, 19/06/2025 tarihli duruşmada verilen ara karar ile, davalı .... Belediyesi yönünden davanın tefrikine karar verilmiş olup, davalı .... Belediyesine karşı açılan dava tefrik edilerek mahkememizin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydedilmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; Dava, davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalısına ait iş yerini yağmur suyu basması nedeniyle kendi sigortalısına ödediği hasar bedelinin, davalılardan rücuen tahsili talebine ilişkin olup, asıl davada, ... Belediyesi ile birlikte, ..., Isıtma Soğutma Havalandırma Sanayi Sitesi Yönetimi, ... Sigorta A.Ş, .... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. davalı olarak gösterilmiştir. Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının 19/06/2025 tarihli duruşma tutanağının 2 numaralı ara kararı ile Davalı ... Belediyesi yönünden davanın tefrik edilerek mahkememizin ayrı bir esasına kaydedilmesine, yargı yolu hususunun tefrik edilen dosya üzerinden değerlendirilmesine karar verilmiş ve dosya ... Belediye Başkanlığı yönünden tefrik edilerek Mahkememizin ... Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Davalı ... Belediyesine karşı açılan dava yönünden değerlendirme yapıldığında; Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472.maddesi uyarınca sorumlu olduğunu iddia ettiği davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davalı ... Belediyesine karşı açılan dava yönünden, dava konusunun çözüm yerinin adli yargı mı, idari yargı mı olduğunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. İdare hukukunda idarenin, idari işlem ve eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleri doğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluğu ile özel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığı sözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu olmak üzere iki tür sorumluluk hali kabul edilmektedir. İdarenin kişilere verdiği zararları tazmin yükümlülüğü, kusurlu sorumluluğuna yada kusursuz sorumluluğuna dayanabilir. İdarenin kusura dayanan sorumluluğu hizmet kusuru kavramı ile ifade edilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-3149 E. 2020/648 K. sayılı 22/09/2020 tarihli kararında belirtildiği üzere hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru, idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır (SARICA Ragıp, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, "Hizmet Kusuru ve Karakterleri", Y. 1949, C. 15, S. 4, s. 858; ATAY Ender Etem, İdare Hukuku, Ankara 2006, s. 571; YILDIRIM Turan, İdari Yargı, İstanbul 2008, s. 253). Hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi ve kötü işlemesi hallerinde hizmet kusurunun varlığı kabul edilmiştir. İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmeti ile nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) "İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı" başlıklı 2. maddesinde; idari dava türleri idari işlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/4-1688 E. 2019/1374 K. sayılı 17/12/2019 tarihli kararında; "...idarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göre tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle açılacak davaların çözümü, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine; idarece herhangi bir hakka haksız müdahalede bulunulduğu, plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak zararın tazmini davalarının haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre çözümü ise adli yargı yerine ait olacaktır. Nitekim aynı ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.03.2014 tarihli ve 2013/4-415 E., 2014/199 K.; 16.10.2018 tarihli ve 2017/4-1458 E., 2018/1437 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı belediye tarafından ihale edilen ve diğer davalı müteahhitin üstlendiği kanalizasyon yapımı sırasındaki kazı çalışmaları nedeniyle davacı şirkete ait kablo tesisinin zarar gördüğü ileri sürüldüğünden, dava hizmet kusuruna dayanmakta olup, tam yargı davası ile idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir..." şeklinde karar verilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 26/12/2022 tarihli 2022/10089 E. 2022/17731 K. Sayılı kararında da; sigorta şirketi tarafından sigortalısına yapılan ödemenin rücu istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle .... ve Büyükşehir Belediyesine açılan davada mahkemece yargı yolu bakımından davanın usulden reddine dair verilen karar onanmıştır. Yapılan açıklamalar, belirtilen yasal düzenlemeler ve içtihatlar çerçevesinde, somut olayda; davalı .... Belediye Başkanlığı yönünden, hizmet kusuruna dayalı uyuşmazlığın ve davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği anlaşılmakla, .... Belediyesi Başkanlığına karşı açılan davanın, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle HMK'nun 114/1-(b), HMK'nun 115. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK. M. 114/f.1-bend (b), HMK'nun 115. maddeleri gereğince, yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40-TL karar harcın davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından harcanın yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı ... Belediye Başkanlığı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacından alınarak davalı ... Belediye Başkanlığı'na verilmesine, 5-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/06/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c9bb8b5b194052f4 7fe9abfc61617358

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı