Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2025/3044 E., 2025/11487 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/3044 E., 2025/11487 K. (07.07.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3044
Karar No
2025/11487
Karar Tarihi
07.07.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2025/3044 E. , 2025/11487 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/233 E., 2024/30 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili, katılma yoluyla davalılar ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Ltd. Şti. vekili ve katılma yoluyla davalı .... Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketlerin yaklaşık iki yıldır ... Devlet Karayolu üzerinde istiap haddinin üzerinde malzeme taşımak suretiyle karayolunu tahrip ettiklerini, yolun fiziki yapısının bozulduğunu, iki yıllık zarar tutarının imalat maliyeti 73.360,00 TL ve asfalt tamir masrafı 564.636,00 TL olmak üzere toplam 637.996,00 TL olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL nin 01.07.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; ilk bozmadan sonra 07.03.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 159.499,00 TL' ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalılar ... Nakliyat şirketi vekili süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuş, davalı ..., ..., ... ve diğerleri vekili 05.02.2013 tarihli beyan dilekçesinde, ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def’inde bulunduklarını bildirmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.07.2003 tarihli ve 2000/230 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 2.000.00 TL maddi tazminatın 01.07.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Limited Şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma verilmesine, ... Limited Şirketi aleyhine açılan davayı davacı kurum atiye bıraktığından bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 18.07.2003 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili ile davalı .... Şti vekili, davalılar Nasa şirketi, ... Maden Ltd. Şti, ... Petrol Tic. ve San. Tic. Ltd. Şti, ... Maden Ltd. Şti, ... Ltd. Şti. tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 05.06.2006 tarihli ve 2005/7830 Esas, 2006/6679 Karar sayılı ilamıyla; tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, mahkemece öncelikle karayoluna verilen zararın belirlemesi, bu zarar miktarına davalıların katkısının ise BK’nın 42. maddesi hükmü gözetilerek tespit edilmesi gerektiği, oysa bu belirlemeler yapılmadan, karayolu zararının talep edilen 10.000 TL olduğu sonucunu doğurur şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 14.01.2014 tarihli ve 2008/66 Esas, 2014/6 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak davanın ıslah dilekçesi de dikkate alınarak kabulü ile 159.499,00 TL tazminatın 01.07.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karar, davalı .... Şti. ve ... Taş Ocağı İşletmesi Ltd. Şti. dışındaki tüm davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. Dairenin 24.05.2016 tarihli ve 2015/1071 Esas, 2016/6890 Karar sayılı ilamı ile bozmadan sonra ıslah yapılamayacağından hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre temyize gelen davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemenin 21.09.2017 tarihli ve 2016/435 Esas, 2017/132 Karar sayılı kararıyla bozma ilamı doğrultusunda, davacının zararını dosya kapsamı itibariyle ispat ettiği, 13.06.2011 havale tarihli raporun hüküm kurmaya yeterli bulunduğu, bozmadan sonra ıslahın mümkün olmaması nedeniyle, bozma öncesi ilk talep doğrultusunda 10.000 TL bedel üzerinden davanın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL tazminatın 01.07.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ile davalı .... Şti. vekili ve davalı .... Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 26.12.2022 tarihli ve 2022/12437 Esas, 2022/17735 Karar sayılı ilamıyla; davacının temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede 28.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK’nın 177. maddesinin ikinci fıkrası ile bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapılması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceğine dair açık düzenleme yapıldığı gözetilerek Kanun değişikliği uyarınca davacı yanın 07.03.2011 tarihli ıslah dilekçesi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği, 14.01.2014 tarihli ilk kararı temyiz etmeyen davalı .... Şti. ve davalı ... Taş Ocağı İşletmesi Ltd. Şti. yönünden kararın kesinleştiği belirtilmeksizin anılan davalılar yönünden daha düşük miktarda yeniden maddi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun düşmediği, hakkında verilen ilk ret hükmü kesinleşen davalı .... Şirketinin tazminatla yükümlü tutulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma neden ve şekline göre davalı .... Şt.'nin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında belirtilen kararı ile 14.01.2014 tarihli kararı temyiz etmeyen davalılar ... Madencilik Ltd. Şti ve davalı ... Taş Ocağı İşletmesi Ltd. Şti. yönünden bu kararın kesinleştiği ve bu davalılar yönünden davacı yararına usuli kazanılmış hak doğduğu anlaşıldığından bu davalılar yönünden usuli kazanılmış hakka riayet edilmek suretiyle 14.01.2014 tarihli 2008/66 E. 2014/6 K. sayılı karar gibi 159.499,00 TL tazminatın adı geçen davalılardan tahsiline karar verildiği, davalılar ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti, ve ... Madencilik Ltd. Şti. yönünden; davanın dayanağı olan eylem haksız fiil niteliğinde olduğundan, dava konusu eylemi gerçekleştiren adı geçen davalı şirketlerin 818 sayılı BK'nun 41. maddesi uyarınca haksız eylemin faili olarak meydana gelen zarardan sorumlu oldukları, zararın tespiti için mahallinde icra edilen keşif sonrasında alınan 20.09.2010 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunda davacı idare tarafından tespit ettirilen 637.996.000.000-TL'nin (Türk Lirasından 6 sıfır atılması ile 637.996-TL) 19 98... yılı yol yapım birim fiyatları ile uyumlu olduğu, yıllık 2.000.000 ton civarında gerçekleştiği belirtilen taşımacılık işinde yola ağır hasar verilmesi durumunda bu rakamın kabul edilebilir bulunduğu kanaatine varıldığı, yolu kullanan başka kamyon trafiği de olduğu ve aşırı yükleme olmasa bile bakım hizmeti için harcama yapılacağı göz önüne alındığında, tespit edilen zararın ne kadarının davalıların eylemlerinden kaynakladığını tespit etmenin mümkün olmadığı, bu halde 818 sayılı BK'nun 42. maddesi uyarınca davalıların sorumluluğunun hakim tarafından halin mutat cereyanını ve mutazarrır olan tarafın yaptığı tedbirleri nazara alarak onu adalete tevfikan tayin edileceği nazara alındığında adı geçen davalıların dava konusu yolda meydana gelen zararın %25 oranındaki kısmından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının uygun görüldüğü, davanın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere kısmi dava olarak açıldığı, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 60. maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, bu itibarla dava dilekçesi içeriğine göre davaya konu haksız eylemlerin 19 98... yıllarında gerçekleştiği, davanın 08.06.2000 tarihinde açıldığı, ıslah dilekçesinin ise 07.03.2011 tarihinde verildiği, ıslah dilekçesinin verildiği tarih itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde düzenlenen 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin ıslah tarihi itibariyle geçtiği ve adı geçen davalıların ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşılmakla adı geçen davalılar yönünden ıslahla istenen miktar için davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, dava dilekçesi ile istenen miktar yönünden kabulüne karar verildiği, hakkında verilen ilk ret hükmü kesinleşen davalı .... Şirketi aleyhine açılan davanın reddine, kesinleşen hükümde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediğinden adı geçen davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 159.499,00 TL tazminatın 01.07.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Madencilik Ltd. Şti ve ... Taş Ocağı İşletmesi Ltd. Şti'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL tazminatın yukarıda hükmolunan 159.499,00 TL ile tahsilde tekerrüre yol açmayacak şekilde 01.07.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti, ve ... Madencilik Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının ıslaha konu 149.499,00 TL'lik talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine, ... Madencilik Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamındaki tüm beyan ve itirazlarını tekrar ederek, bozma ilamına uyulmasına karar verilmişse de yeniden tesis edilen hükmün bozma ilamına uygun olmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini beyan etmektedir. Katılma yoluyla davalılar ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; davanın açıldığı tarihte bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, zamanaşımı nedeniyle davanın tümden reddi gerektiğini, ilk bozma sorası alınan 17.05.2011 tarihli ek raporun hükme esas alınmasının yerinde olmadığını, %25'lik oranı kabul etmediklerini, davalı müvekkillerinin kusuru bulunmadığını, müvekkili şirketlerin diğer davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığını beyan etmektedir. Katılma yoluyla davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle tümden reddi gerektiğini, ikinci bozma sonrası alınan raporlar esas alınarak hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, %25'lik oranın nazara alınamayacağını, davalı şirket sadece alçı taşı ruhsat sahibi olup nakliye işlerinin başka şirketlere yaptırıldığını, karayolunu kullanan başkaca araçların bulunduğunu, müvekkili şirketin diğer davalılar ile müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 1998-1999 yıllarında karayolu üzerinde istiap haddinin üzerinde malzeme taşınması suretiyle karayoluna verilen zararın tazmini istemine ilişkindir. 1-Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı .... Şti., ... Madencilik Ltd. Şti.. ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti. vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince; Zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır. Zamanaşımı def'i, davalının aslında var olan bir borcunu özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren bir haktır. Bu hakkı kullanıp kullanmamak tamamen borçluya kalmıştır. Diğer bir anlatımla, davalı tarafından zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe, o hak ve alacak için yasanın öngördüğü zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (BK m. 140, TBK m. 161). Zamanaşımı def'inin cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Süresi içinde cevap dilekçesi verilmiş ancak bu dilekçede zamanaşımı def'i ileri sürülmemiş ise cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla zamanaşımı ileri sürülebilecektir. Ancak bunun için süresi içinde cevap dilekçesi verilmiş olması gerekir. Süresinde cevap dilekçesi vermeyenin ıslah edebileceği bir işlem de yoktur, bu nedenle süresinde olmayan yeni cevap dilekçesi vermek suretiyle ıslah talebinde bulunulamaz. Dava dilekçesinin ıslahı ile talep sonucunun artırılması durumunda bu alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasının yani zamanaşımı def'inin davalı tarafından hangi sürede ileri sürüleceğine ilişkin gerek eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HUMK) gerekse yargılamanın devamı sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ne var ki yorum yoluyla dava dilekçesinde ileri sürülen alacak talebine karşı cevap süresi içinde zamanaşımı def'nin ileri sürülme esasına göre davalı tarafından ıslah dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede zamanaşımı def'inde bulunulması gerekir. Aksi düşünce zamanaşımının def'i olma özelliği ve TBK m. 161/son madde hükmüne aykırı olacaktır. Zamanaşımı kişisel bir savunma (def'i) olup ancak ileri süren davalı yönünden değerlendirilebilir. Bu savunma açıkça ve usulüne uygun şekilde ileri sürmeyen diğer davalılara sirayet de etmez. Islahın konusunu tarafların yaptıkları usul işlemleri oluşturduğundan taraflardan birinin ıslah yoluna başvurabilmesi için daha önce yapmış olduğu bir usul işleminin bulunması gerekir. Cevap dilekçesinin hiç verilmemiş olması halinde ortada ıslah edilmesi mümkün bir usul işleminin varlığından söz edilemez. Usul işleminin ıslahla düzeltilmesi öncelikle geçerli bir hukuki işlemin varlığını gerektirdiğinden, yapılmamış hükmünde sayılan bir usul işleminin ıslahla düzeltilmesi de düşünülemez. Somut olaya gelince, davacı davasını HUMK döneminde 08.06.2000 tarihinde ikame etmiş, davalılardan ... Şirketi davaya cevap dilekçesi sunmuş ancak dava dilekçesinde talep edilen tazminata ilişkin zamanaşımı defini ileri sürmemiş, diğer davalılar ise süresi içinde davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. Davacı vekili 07.03.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 159.499,00 TL'ye artırmıştır. Davacının ıslah dilekçesi kalemde davalılar vekili Avukat ...'a 08.03.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, bir sonraki duruşma olan 18.04.2011 tarihli duruşmada bir kısım davalılar vekili Avukat ... ve Avukat ..., sadece ıslah talebinin yerinde olmadığı şeklinde beyanda bulunmuş, ıslaha karşı zamanaşımı def'ini sözlü olarak da ileri sürmemiştir. Anılan davalılar vekilleri 05.02.2013 imza, 19.02.2013 havale tarihli dilekçelerinde ise zamanaşımı def'inin ıslahla ileri sürülmesinin mümkün olduğunu belirterek ıslahla artırılan kısmın zamanaşımına uğradığını beyan etmişlerdir. Mahkemenin 18.04.2013 tarihli celsesinde davalı vekillerinin zamanaşımına ilişkin ıslah dilekçesi verdikleri mahkemece tutanağa geçirilmiş, davalılar vekilleri ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığına ilişkin beyanlarını tekrarlamıştır. 05.02.2013 tanzim (09.02.2013 tanzim tarihli) dilekçe davacı vekiline 18.04.2013 tarihli duruşmada elden tebliğ edilmiş ve davacıya beyanda bulunmak üzere 2 haftalık süre verilmiş, davacı vekili 30.04.2013 tarihli dilekçesinde davalıların bu beyanlarına itiraz etmiştir. Dolayısıyla, davalılar ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti'ne davacının ıslah dilekçesi 08.03.2011 tarihinde tebliğ edilmiş olup yasal sürenin dolmasından sonra 09.02.2013 tarihinde ileri sürülen ıslaha karşı zamanaşımı def'inin kabulü mümkün değildir. Şu halde; süresinde ve usulüne uygun şekilde ıslaha karşı ileri sürülmüş bir zamanaşımı def'i bulunmayan davalılar ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti. yönünden ıslahla artırılan kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekir.

VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı .... Şti., ... Madencilik Ltd. Şti.. ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti. vekillerinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılar ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti.'ye yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 07.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! df18b690cce13ba4 219d2d377bd10590 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 4. Hukuk Dairesi 2025/3044 E. , 2025/11487 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/233 E., 2024/30 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili, katılma yoluyla davalılar ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Ltd. Şti. vekili ve katılma yoluyla davalı .... Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketlerin yaklaşık iki yıldır ... Devlet Karayolu üzerinde istiap haddinin üzerinde malzeme taşımak suretiyle karayolunu tahrip ettiklerini, yolun fiziki yapısının bozulduğunu, iki yıllık zarar tutarının imalat maliyeti 73.360,00 TL ve asfalt tamir masrafı 564.636,00 TL olmak üzere toplam 637.996,00 TL olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL nin 01.07.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; ilk bozmadan sonra 07.03.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 159.499,00 TL' ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalılar ... Nakliyat şirketi vekili süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuş, davalı ..., ..., ... ve diğerleri vekili 05.02.2013 tarihli beyan dilekçesinde, ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def’inde bulunduklarını bildirmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.07.2003 tarihli ve 2000/230 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 2.000.00 TL maddi tazminatın 01.07.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Limited Şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı kuruma verilmesine, ... Limited Şirketi aleyhine açılan davayı davacı kurum atiye bıraktığından bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 18.07.2003 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili ile davalı .... Şti vekili, davalılar Nasa şirketi, ... Maden Ltd. Şti, ... Petrol Tic. ve San. Tic. Ltd. Şti, ... Maden Ltd. Şti, ... Ltd. Şti. tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 05.06.2006 tarihli ve 2005/7830 Esas, 2006/6679 Karar sayılı ilamıyla; tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, mahkemece öncelikle karayoluna verilen zararın belirlemesi, bu zarar miktarına davalıların katkısının ise BK’nın 42. maddesi hükmü gözetilerek tespit edilmesi gerektiği, oysa bu belirlemeler yapılmadan, karayolu zararının talep edilen 10.000 TL olduğu sonucunu doğurur şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 14.01.2014 tarihli ve 2008/66 Esas, 2014/6 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak davanın ıslah dilekçesi de dikkate alınarak kabulü ile 159.499,00 TL tazminatın 01.07.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karar, davalı .... Şti. ve ... Taş Ocağı İşletmesi Ltd. Şti. dışındaki tüm davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. Dairenin 24.05.2016 tarihli ve 2015/1071 Esas, 2016/6890 Karar sayılı ilamı ile bozmadan sonra ıslah yapılamayacağından hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre temyize gelen davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemenin 21.09.2017 tarihli ve 2016/435 Esas, 2017/132 Karar sayılı kararıyla bozma ilamı doğrultusunda, davacının zararını dosya kapsamı itibariyle ispat ettiği, 13.06.2011 havale tarihli raporun hüküm kurmaya yeterli bulunduğu, bozmadan sonra ıslahın mümkün olmaması nedeniyle, bozma öncesi ilk talep doğrultusunda 10.000 TL bedel üzerinden davanın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL tazminatın 01.07.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ile davalı .... Şti. vekili ve davalı .... Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 26.12.2022 tarihli ve 2022/12437 Esas, 2022/17735 Karar sayılı ilamıyla; davacının temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede 28.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK’nın 177. maddesinin ikinci fıkrası ile bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapılması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceğine dair açık düzenleme yapıldığı gözetilerek Kanun değişikliği uyarınca davacı yanın 07.03.2011 tarihli ıslah dilekçesi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği, 14.01.2014 tarihli ilk kararı temyiz etmeyen davalı .... Şti. ve davalı ... Taş Ocağı İşletmesi Ltd. Şti. yönünden kararın kesinleştiği belirtilmeksizin anılan davalılar yönünden daha düşük miktarda yeniden maddi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun düşmediği, hakkında verilen ilk ret hükmü kesinleşen davalı .... Şirketinin tazminatla yükümlü tutulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma neden ve şekline göre davalı .... Şt.'nin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında belirtilen kararı ile 14.01.2014 tarihli kararı temyiz etmeyen davalılar ... Madencilik Ltd. Şti ve davalı ... Taş Ocağı İşletmesi Ltd. Şti. yönünden bu kararın kesinleştiği ve bu davalılar yönünden davacı yararına usuli kazanılmış hak doğduğu anlaşıldığından bu davalılar yönünden usuli kazanılmış hakka riayet edilmek suretiyle 14.01.2014 tarihli 2008/66 E. 2014/6 K. sayılı karar gibi 159.499,00 TL tazminatın adı geçen davalılardan tahsiline karar verildiği, davalılar ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti, ve ... Madencilik Ltd. Şti. yönünden; davanın dayanağı olan eylem haksız fiil niteliğinde olduğundan, dava konusu eylemi gerçekleştiren adı geçen davalı şirketlerin 818 sayılı BK'nun 41. maddesi uyarınca haksız eylemin faili olarak meydana gelen zarardan sorumlu oldukları, zararın tespiti için mahallinde icra edilen keşif sonrasında alınan 20.09.2010 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunda davacı idare tarafından tespit ettirilen 637.996.000.000-TL'nin (Türk Lirasından 6 sıfır atılması ile 637.996-TL) 19 98... yılı yol yapım birim fiyatları ile uyumlu olduğu, yıllık 2.000.000 ton civarında gerçekleştiği belirtilen taşımacılık işinde yola ağır hasar verilmesi durumunda bu rakamın kabul edilebilir bulunduğu kanaatine varıldığı, yolu kullanan başka kamyon trafiği de olduğu ve aşırı yükleme olmasa bile bakım hizmeti için harcama yapılacağı göz önüne alındığında, tespit edilen zararın ne kadarının davalıların eylemlerinden kaynakladığını tespit etmenin mümkün olmadığı, bu halde 818 sayılı BK'nun 42. maddesi uyarınca davalıların sorumluluğunun hakim tarafından halin mutat cereyanını ve mutazarrır olan tarafın yaptığı tedbirleri nazara alarak onu adalete tevfikan tayin edileceği nazara alındığında adı geçen davalıların dava konusu yolda meydana gelen zararın %25 oranındaki kısmından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının uygun görüldüğü, davanın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere kısmi dava olarak açıldığı, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 60. maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, bu itibarla dava dilekçesi içeriğine göre davaya konu haksız eylemlerin 19 98... yıllarında gerçekleştiği, davanın 08.06.2000 tarihinde açıldığı, ıslah dilekçesinin ise 07.03.2011 tarihinde verildiği, ıslah dilekçesinin verildiği tarih itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde düzenlenen 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin ıslah tarihi itibariyle geçtiği ve adı geçen davalıların ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunduğu anlaşılmakla adı geçen davalılar yönünden ıslahla istenen miktar için davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, dava dilekçesi ile istenen miktar yönünden kabulüne karar verildiği, hakkında verilen ilk ret hükmü kesinleşen davalı .... Şirketi aleyhine açılan davanın reddine, kesinleşen hükümde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediğinden adı geçen davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 159.499,00 TL tazminatın 01.07.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Madencilik Ltd. Şti ve ... Taş Ocağı İşletmesi Ltd. Şti'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL tazminatın yukarıda hükmolunan 159.499,00 TL ile tahsilde tekerrüre yol açmayacak şekilde 01.07.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti, ve ... Madencilik Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının ıslaha konu 149.499,00 TL'lik talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine, ... Madencilik Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamındaki tüm beyan ve itirazlarını tekrar ederek, bozma ilamına uyulmasına karar verilmişse de yeniden tesis edilen hükmün bozma ilamına uygun olmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini beyan etmektedir. Katılma yoluyla davalılar ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; davanın açıldığı tarihte bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, zamanaşımı nedeniyle davanın tümden reddi gerektiğini, ilk bozma sorası alınan 17.05.2011 tarihli ek raporun hükme esas alınmasının yerinde olmadığını, %25'lik oranı kabul etmediklerini, davalı müvekkillerinin kusuru bulunmadığını, müvekkili şirketlerin diğer davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığını beyan etmektedir. Katılma yoluyla davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle tümden reddi gerektiğini, ikinci bozma sonrası alınan raporlar esas alınarak hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, %25'lik oranın nazara alınamayacağını, davalı şirket sadece alçı taşı ruhsat sahibi olup nakliye işlerinin başka şirketlere yaptırıldığını, karayolunu kullanan başkaca araçların bulunduğunu, müvekkili şirketin diğer davalılar ile müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 1998-1999 yıllarında karayolu üzerinde istiap haddinin üzerinde malzeme taşınması suretiyle karayoluna verilen zararın tazmini istemine ilişkindir. 1-Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı .... Şti., ... Madencilik Ltd. Şti.. ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti. vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince; Zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır. Zamanaşımı def'i, davalının aslında var olan bir borcunu özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınmasına olanak veren bir haktır. Bu hakkı kullanıp kullanmamak tamamen borçluya kalmıştır. Diğer bir anlatımla, davalı tarafından zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe, o hak ve alacak için yasanın öngördüğü zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz (BK m. 140, TBK m. 161). Zamanaşımı def'inin cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Süresi içinde cevap dilekçesi verilmiş ancak bu dilekçede zamanaşımı def'i ileri sürülmemiş ise cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla zamanaşımı ileri sürülebilecektir. Ancak bunun için süresi içinde cevap dilekçesi verilmiş olması gerekir. Süresinde cevap dilekçesi vermeyenin ıslah edebileceği bir işlem de yoktur, bu nedenle süresinde olmayan yeni cevap dilekçesi vermek suretiyle ıslah talebinde bulunulamaz. Dava dilekçesinin ıslahı ile talep sonucunun artırılması durumunda bu alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasının yani zamanaşımı def'inin davalı tarafından hangi sürede ileri sürüleceğine ilişkin gerek eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HUMK) gerekse yargılamanın devamı sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ne var ki yorum yoluyla dava dilekçesinde ileri sürülen alacak talebine karşı cevap süresi içinde zamanaşımı def'nin ileri sürülme esasına göre davalı tarafından ıslah dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede zamanaşımı def'inde bulunulması gerekir. Aksi düşünce zamanaşımının def'i olma özelliği ve TBK m. 161/son madde hükmüne aykırı olacaktır. Zamanaşımı kişisel bir savunma (def'i) olup ancak ileri süren davalı yönünden değerlendirilebilir. Bu savunma açıkça ve usulüne uygun şekilde ileri sürmeyen diğer davalılara sirayet de etmez. Islahın konusunu tarafların yaptıkları usul işlemleri oluşturduğundan taraflardan birinin ıslah yoluna başvurabilmesi için daha önce yapmış olduğu bir usul işleminin bulunması gerekir. Cevap dilekçesinin hiç verilmemiş olması halinde ortada ıslah edilmesi mümkün bir usul işleminin varlığından söz edilemez. Usul işleminin ıslahla düzeltilmesi öncelikle geçerli bir hukuki işlemin varlığını gerektirdiğinden, yapılmamış hükmünde sayılan bir usul işleminin ıslahla düzeltilmesi de düşünülemez. Somut olaya gelince, davacı davasını HUMK döneminde 08.06.2000 tarihinde ikame etmiş, davalılardan ... Şirketi davaya cevap dilekçesi sunmuş ancak dava dilekçesinde talep edilen tazminata ilişkin zamanaşımı defini ileri sürmemiş, diğer davalılar ise süresi içinde davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. Davacı vekili 07.03.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 159.499,00 TL'ye artırmıştır. Davacının ıslah dilekçesi kalemde davalılar vekili Avukat ...'a 08.03.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, bir sonraki duruşma olan 18.04.2011 tarihli duruşmada bir kısım davalılar vekili Avukat ... ve Avukat ..., sadece ıslah talebinin yerinde olmadığı şeklinde beyanda bulunmuş, ıslaha karşı zamanaşımı def'ini sözlü olarak da ileri sürmemiştir. Anılan davalılar vekilleri 05.02.2013 imza, 19.02.2013 havale tarihli dilekçelerinde ise zamanaşımı def'inin ıslahla ileri sürülmesinin mümkün olduğunu belirterek ıslahla artırılan kısmın zamanaşımına uğradığını beyan etmişlerdir. Mahkemenin 18.04.2013 tarihli celsesinde davalı vekillerinin zamanaşımına ilişkin ıslah dilekçesi verdikleri mahkemece tutanağa geçirilmiş, davalılar vekilleri ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığına ilişkin beyanlarını tekrarlamıştır. 05.02.2013 tanzim (09.02.2013 tanzim tarihli) dilekçe davacı vekiline 18.04.2013 tarihli duruşmada elden tebliğ edilmiş ve davacıya beyanda bulunmak üzere 2 haftalık süre verilmiş, davacı vekili 30.04.2013 tarihli dilekçesinde davalıların bu beyanlarına itiraz etmiştir. Dolayısıyla, davalılar ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti'ne davacının ıslah dilekçesi 08.03.2011 tarihinde tebliğ edilmiş olup yasal sürenin dolmasından sonra 09.02.2013 tarihinde ileri sürülen ıslaha karşı zamanaşımı def'inin kabulü mümkün değildir. Şu halde; süresinde ve usulüne uygun şekilde ıslaha karşı ileri sürülmüş bir zamanaşımı def'i bulunmayan davalılar ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti, ... Madencilik Ltd. Şti. yönünden ıslahla artırılan kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekir.

VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı .... Şti., ... Madencilik Ltd. Şti.. ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti. vekillerinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılar ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ... Madencilik Ltd. Şti.'ye yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 07.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! df18b690cce13ba4 219d2d377bd10590 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı