Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2025/2403 E., 2025/5952 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/2403 E., 2025/5952 K. (16.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2403
Karar No
2025/5952
Karar Tarihi
16.04.2025
Konu
Tazminat, Miras

4. Hukuk Dairesi 2025/2403 E. , 2025/5952 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/477 Değişik İş, 2022/477 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-22601 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/83451 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar murisi ile davalı arasında 3 ayrı hayat sigorta poliçesi düzenlendiğini, murisin 15.05.2020 tarihinde vefatı üzerine davalıya tazminat ödemesi için yapılan başvurunun reddedildiğini, müvekkiller tarafından kredi borcunun kapatıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 230.195.42 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin beyan edilmeyen hastalık nedeniyle vefat ettiğini, bu nedenle tazminat ödeme yükümlülüklerinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru sahipleri tarafından yapılan başvurunun açıklanan gerekçelerle kısmen kabulüne, 229.195,42 TL'nin 28.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ... A.Ş.'den alınarak mirasçılık belgesi doğrultusunda başvuru sahiplerine ödenmesine, 1.000,00 TL'lık talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; beyan edilmeyen rahatsızlık nedeniyle davanın reddi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava, hayat sigortası poliçesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacıların murisi ile davalı sigorta şirketi arasında davaya konu hayat sigorta sözleşmeleri düzenlenmiş; poliçelerin düzenlenmesinden sonra sigortalı vefat etmiştir. Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 1435,1439 ve 1440 ıncı maddeleri genel hüküm niteliğinde olduğundan hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Ayrıca anılan bu düzenlemeler, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2 inci maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır. Gerek TTK’nın düzenlemeleri ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2 nci maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, şayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise sigortacının sözleşmeden cayma hakkı söz konusudur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, poliçenin düzenlenmesi sırasında murisin hastalığının olup olmadığı, sigortalının önceki hastalıkları ile ölümü arasında illiyet bağının olup olmadığı, bu hastalıkları kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile ihbar yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı noktasında toplanmaktadır. Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır. Davalı taraf, sigortalının doğru beyanda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediği savunmasında bulunmuştur. 6102 sayılı TTK’nın 1439 uncu maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. (2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." düzenlemesi yer almaktadır. TTK'nın 1439/2 nci maddesinde, sigortalının kasten ya da ihmali ile beyan yükümlülüğüne uymaması hallerinin, sigortacının tazminat sorumluluğunun son bulması, tazminattan indirim yapılması, proporsiyon hesabı ile tazminatın belirlenmesi şeklinde üç ayrı sonucu olduğu kabul edilmiştir. Sigortalının poliçeden önceki rahatsızlığını bildirmediği ve bu bildirmeme halinin kast derecesinde (buradaki kastın kötüniyetle bildirmeme halini değil, bildiği halde beyansızlığı ifade ettiği dikkate alındığında) olduğu; bildirilmeyen hastalığın doğrudan ölüm nedeni olmadığı (bağlantının bulunmadığı) durumda, ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre (proporsiyon hesabıyla) tazminatın belirlenmesi, TTK'nın 1439/2 nci maddesi gereğidir. Somut olayda hükme esas alınan, ilgili dosyada hakem heyetince doktor bilirkişiden alınan raporda murisin poliçelerin tanziminden önce haftada üç kez diyalize girmesini gerektiren kronik böbrek yetmezliği hastalığının olduğu imzalanan beyan formunda sigortalının böyle bir rahatsızlığının bulunmadığını bildirerek gerçeğe aykırı beyanda bulunmuş olduğu ancak ölüm sebebinin bu rahatsızlıkla ilgisi olmayan diz protezi ameliyatına bağlı yara yeri, protez enfeksiyonu kaynaklı ağır sepsis ve bunun sonucunda septik şok olduğunun, ölüm sebebi ile beyan edilmemiş haftada 3 kez diyalize girmesini gerektiren kronik böbrek yetmezliği rahatsızlığı arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığı bildirilmiştir. Davacıların murisinin kronik böbrek yetmezliği hastalığı sebebi ile ilgili takipte olup, TTK'nın 1435, 1439 ve 1440 ıncı maddelere göre beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı ancak ölüm ile bildirilmeyen hastalık arasında illiyet bağı bulunmadığından TTK'nın 1439/2 nci maddesinin değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacılar murisinin, sigortacı için önemli sayılabilecek bir hususu bildirme yükümlülüğünü ihlali nedeniyle, TTK'nın 1439/2 nci maddesinin son cümlesindeki (proporsiyon hesabıyla) sigorta bedelinin belirlenmesi şartları dikkate alınarak bu hususun kararda tartışılması; hayat sigortası düzenleyen farklı sigorta şirketlerinden, bildirilmeyen kronik böbrek yetmezliği hastalığı olan sigortalı adayından alınması gereken primin araştırılması ile davalı sigortacının aldığı prim ile önceki hastalığın bildirilmesi halinde alınması gereken prim arasındaki orana göre (proporsiyonla hesaplanan) sigorta bedelinden sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı