Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/9496 E., 2025/3227 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/9496 E., 2025/3227 K. (25.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9496
Karar No
2025/3227
Karar Tarihi
25.02.2025
Konu
Tazminat, Miras

4. Hukuk Dairesi 2024/9496 E. , 2025/3227 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/51 E., 2023/432 K. Taraflar arasında görülen 6183 sayılı Yasa'dan kaynaklanan tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlular ... Park Dekor Malz. Tar. Peyz. San. ve Tic. Ltd. Şti hakkında 6183 sayılı Yasa gereğince takip yaptıklarını, kamu alacağının tahsil edilemediğini, borçlu ...'ün alacağın tahsilini önlemek amacı ile dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara devrettiğini belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 02.10.2023 tarihli ve 2011/170 Esas, 2013/8849 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.10.2017 tarihli ve 2016/5939 Esas, 2017/170 Karar sayılı ilamı ile; "...Dava, 6183 sayılı Yasa'nın 24 devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 1-6183 sayalı Yasa'nın 25. maddesinde "iptal borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle, bunların mirasçıları ve suiniyet sahibi diğer üçüncü şahıslara karşı istenileceği" belirtilmiştir. Buna göre davalı olarak borçlu ile birlikte lehine tasarrufta bulunan üçüncü kişi ve bunlar tarafından devir halinde diğer üçüncü kişilerin yasal hasım olmaları gerektiği açıktır. Taraf ehliyeti dava koşullarından olup mahkemece öncelikle ve resen incelenmesi gereken hususlardandır. Somut olayda, davalı borçlu ... eldeki dava açıldıktan sonra tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının davaya dahil edildiği, mirasçıların Adana 5 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/2168 Esas 2011/2171 Karar sayılı mahkeme kararı ile murisin mirasının reddettiği anlaşılmaktadır. Zorunlu hasım olan borçlunun en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden konunun miras hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gereklidir. Bu durumda, anılan mirasın reddi kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmesi halinde mahallin Sulh Hukuk Hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanmalı, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunmalıdır. Açıklanan nedenlerle taraf teşkili sağlanmadan kurulan hüküm isabetli görülmemiştir. Zira mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerdendir. Talep üzerine yapılabilirliği bu özelliğini ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.1.1995 gün ve 1995/13145,1995/947; HGK'nun 29.1.1975 gün 1682-100 ve 3.7.2002 gün 15/572-577 sayılı kararları aynı doğrultudadır.) 2-HMK'nun 167. maddesi gereğince yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için davanın her aşamasında talep halinde veya kendiliğinden ayrılmasına karar verir.Dava konusu olaydaki tasarrufların bağımsız olduğu ayrı ayrı karar vermek gerektiği, taraf ve taşınmaz sayısının fazlalığı dikkati alınarak, yargılamanın daha sağlıklı yürütülmesi için taşınmaz veya davalıların belli gruplar halinde ayrılmasına karar verilmemesi de isabetsiz bulunmuştur.." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamından sonra mahkemece dosya tefrik edilmiş, bu davanın konusu olarak İzmir İli Narlıdere İlçesi ... (...) Mahallesi 24 ada 163 parsel, 8031 ada 1 parsel, 8005 ada 1 parsel, 8005 ada 7 parsel sayılı taşınmazların borçlu Hamit tarafından 13.11.2008 tarihinde davalı ...'a yapılan satış ile onun tarafındanda 24 ada 163 parselin, 14.10.2010 tarihinde davalı ...'na yapılan satışın iptali olarak belirlenmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu ile üçüncü kişi ... arasında yapılan satışlarda, ivazlar arasında önemli oransızlık olduğu gerekçesi ile hakkında açılan davanın kabulüne, davalı ...'nun borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğunun ispatlanmadığı gerekçesi ile hakkında açılan davanın reddine ile davalı ...'ın taşınmazları elinden çıkardığı tarihteki değeri kadar tazminatın alacak ile sınırlı olarak ve tahsilde tekerrür olmayacak şekilde davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, müvekkilinin iyi niyetli alıcı olduğunu, borçlunun satış tarihinde tahakkuk etmiş vergi borcu olmadığını, 2009 yılından sonraki vergi borcunun zaman aşımına uğradığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davanın ... yönünden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dosya içeriğine ve bozma kapsamına göre 6183 sayılı Yasa'nın 24 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığından, davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Tasarrufun iptali davalarında, dava konusu taşınmaz üçüncü kişi tarafından bir başka kişiye satılmış daha sonra bu kişinin elinden çıkmış ve dava üçüncü kişi ve dördüncü kişi yönünden dava kabul edilmiş ise, bedelden hem üçüncü kişi hemde dördüncü kişi sorumlu olur. Davalı ..., dava konularından, 24 ada 163 parseli 14.10.2010 tarihinde, 8031 ada 1 parseli 06.09.2011 tarihinde dava dışı şahsa satmış ancak 18005 ada 1 parsel, 8005 ada 7 parsel sayılı taşınmazlar anılan üçüncü kişinin elinden çıkmadığından, bu parseller yönünden sadece tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile bedele hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 3.Mahkemece konusunda uzman bilirkişiden, dava konusu gayrımenkullerin davalı 3. şahıslara devredildiği tarihler itibari ile davalı borçlu Hamit Önder'in 14.10.2010 ve 06.09.2011 tarihi itibari ile doğmuş vergi aslı borcu ve ferileri ile sınırlı olarak, iki taşınmaz için bedelden, elden çıkartılmayan iki taşınmaz için ise iptal kararı ve davacı alacaklıya cebri icra yetkisi verilmesi gerekirken, borçlu şirketin vergi borcunun belirlenmesi de doğru görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 492 Sayılı Harçlar Yasası’nın 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı ...'a iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b3e573ddb4840192 1c2129523afc7a7e This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 4. Hukuk Dairesi 2024/9496 E. , 2025/3227 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/51 E., 2023/432 K. Taraflar arasında görülen 6183 sayılı Yasa'dan kaynaklanan tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlular ... Park Dekor Malz. Tar. Peyz. San. ve Tic. Ltd. Şti hakkında 6183 sayılı Yasa gereğince takip yaptıklarını, kamu alacağının tahsil edilemediğini, borçlu ...'ün alacağın tahsilini önlemek amacı ile dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara devrettiğini belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 02.10.2023 tarihli ve 2011/170 Esas, 2013/8849 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.10.2017 tarihli ve 2016/5939 Esas, 2017/170 Karar sayılı ilamı ile; "...Dava, 6183 sayılı Yasa'nın 24 devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 1-6183 sayalı Yasa'nın 25. maddesinde "iptal borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle, bunların mirasçıları ve suiniyet sahibi diğer üçüncü şahıslara karşı istenileceği" belirtilmiştir. Buna göre davalı olarak borçlu ile birlikte lehine tasarrufta bulunan üçüncü kişi ve bunlar tarafından devir halinde diğer üçüncü kişilerin yasal hasım olmaları gerektiği açıktır. Taraf ehliyeti dava koşullarından olup mahkemece öncelikle ve resen incelenmesi gereken hususlardandır. Somut olayda, davalı borçlu ... eldeki dava açıldıktan sonra tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının davaya dahil edildiği, mirasçıların Adana 5 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/2168 Esas 2011/2171 Karar sayılı mahkeme kararı ile murisin mirasının reddettiği anlaşılmaktadır. Zorunlu hasım olan borçlunun en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden konunun miras hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gereklidir. Bu durumda, anılan mirasın reddi kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmesi halinde mahallin Sulh Hukuk Hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanmalı, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunmalıdır. Açıklanan nedenlerle taraf teşkili sağlanmadan kurulan hüküm isabetli görülmemiştir. Zira mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerdendir. Talep üzerine yapılabilirliği bu özelliğini ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.1.1995 gün ve 1995/13145,1995/947; HGK'nun 29.1.1975 gün 1682-100 ve 3.7.2002 gün 15/572-577 sayılı kararları aynı doğrultudadır.) 2-HMK'nun 167. maddesi gereğince yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için davanın her aşamasında talep halinde veya kendiliğinden ayrılmasına karar verir.Dava konusu olaydaki tasarrufların bağımsız olduğu ayrı ayrı karar vermek gerektiği, taraf ve taşınmaz sayısının fazlalığı dikkati alınarak, yargılamanın daha sağlıklı yürütülmesi için taşınmaz veya davalıların belli gruplar halinde ayrılmasına karar verilmemesi de isabetsiz bulunmuştur.." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamından sonra mahkemece dosya tefrik edilmiş, bu davanın konusu olarak İzmir İli Narlıdere İlçesi ... (...) Mahallesi 24 ada 163 parsel, 8031 ada 1 parsel, 8005 ada 1 parsel, 8005 ada 7 parsel sayılı taşınmazların borçlu Hamit tarafından 13.11.2008 tarihinde davalı ...'a yapılan satış ile onun tarafındanda 24 ada 163 parselin, 14.10.2010 tarihinde davalı ...'na yapılan satışın iptali olarak belirlenmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu ile üçüncü kişi ... arasında yapılan satışlarda, ivazlar arasında önemli oransızlık olduğu gerekçesi ile hakkında açılan davanın kabulüne, davalı ...'nun borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğunun ispatlanmadığı gerekçesi ile hakkında açılan davanın reddine ile davalı ...'ın taşınmazları elinden çıkardığı tarihteki değeri kadar tazminatın alacak ile sınırlı olarak ve tahsilde tekerrür olmayacak şekilde davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, müvekkilinin iyi niyetli alıcı olduğunu, borçlunun satış tarihinde tahakkuk etmiş vergi borcu olmadığını, 2009 yılından sonraki vergi borcunun zaman aşımına uğradığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davanın ... yönünden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dosya içeriğine ve bozma kapsamına göre 6183 sayılı Yasa'nın 24 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığından, davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Tasarrufun iptali davalarında, dava konusu taşınmaz üçüncü kişi tarafından bir başka kişiye satılmış daha sonra bu kişinin elinden çıkmış ve dava üçüncü kişi ve dördüncü kişi yönünden dava kabul edilmiş ise, bedelden hem üçüncü kişi hemde dördüncü kişi sorumlu olur. Davalı ..., dava konularından, 24 ada 163 parseli 14.10.2010 tarihinde, 8031 ada 1 parseli 06.09.2011 tarihinde dava dışı şahsa satmış ancak 18005 ada 1 parsel, 8005 ada 7 parsel sayılı taşınmazlar anılan üçüncü kişinin elinden çıkmadığından, bu parseller yönünden sadece tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile bedele hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 3.Mahkemece konusunda uzman bilirkişiden, dava konusu gayrımenkullerin davalı 3. şahıslara devredildiği tarihler itibari ile davalı borçlu Hamit Önder'in 14.10.2010 ve 06.09.2011 tarihi itibari ile doğmuş vergi aslı borcu ve ferileri ile sınırlı olarak, iki taşınmaz için bedelden, elden çıkartılmayan iki taşınmaz için ise iptal kararı ve davacı alacaklıya cebri icra yetkisi verilmesi gerekirken, borçlu şirketin vergi borcunun belirlenmesi de doğru görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 492 Sayılı Harçlar Yasası’nın 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı ...'a iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b3e573ddb4840192 1c2129523afc7a7e ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı