Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/877 E., 2025/5326 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/877 E., 2025/5326 K. (08.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/877
Karar No
2025/5326
Karar Tarihi
08.04.2025
Konu
Tapu, Miras

4. Hukuk Dairesi 2024/877 E. , 2025/5326 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1766 E., 2023/2212 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/467 E., 2023/131 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Avukat Musa Kutlu, davalı vekili Avukat ... geldiler. Taraflar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 08.04.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların babasının 23.08.2020 tarihinde vefat ettiğini, davalı ...'in de mirasçı olduğunu, murisi minibüsçü olup Atakum-Samsun minibüs hattı açılırken de hat kurucularından olup ... plakalı minibüsü ile hatta dahil olduğunu, yaklaşık 25 yıl evvel hattın kurulduğunu, ancak babalarının ölümünden hemen önce erkek kardeşleri ...'in bu hattı babasından satın aldığını ve kendisine ait olduğunu ileri sürmeye başladığını, davalı ...'in 1986 yılında evlendiğini ve evlendikten sonra da babası ile birlikte aynı evde yaşamaya devam ettiğini, gelirlerinin ise birlikte yaptıkları tütün, mısır, buğday ve birkaç tane büyükbaş hayvan ve bunun yanında köy hattında minibüsten elde ettikleri gelir olduğunu, bu gelirin idaresi ve evin iaşesi ile harcamaların babası tarafından yapıldığını ve davalı ...'in ayrı bir geliri olmadığını, 1998 yılında Atakum hattının kurulmasından sonra minibüs ile babalarının hatta dahil olduğunu ve hatta çalışmaya başladığını, babalarının annelerinin 2003 yılında vefat etmesinden sonra köyü bırakıp Atakum merkezdeki dairesine taşındığını, davalı ...'in ise köyde babasının evinde yaşamaya devam ettiğini, 15.10.2020 tarihinde yapılan araştırmada ise murisin 22.7.2003 tarihinde bu minibüs hattını davalı ...'e devrettiğinin öğrenildiğini, ortada gerçekte bağış amacı güden ancak şeklen satış gibi yapılan muvazaalı işlem bulunduğunu, murisin dört dairesi olup kira geliri, emekli maaşı ve minibüsten kira almakta olduğundan herhangi bir malını veya minibüs hattını oğluna satma gibi bir ihtiyacı veya durumunun söz konusu dahi olamayacağını, davalı ...'in de zaten minibüs hattını alacak gelir veya parası da olmadığını, dolayısıyla babalarının minibüs hattından kızlara düşecek mirası engellemek ve erkek çocuğu olan davalıya geçirilmesini sağlamak için gerçekte bağış yaptığını ve görünürde satış olan noter satışında da herhangi bir para ödemesi olmadığını, amacın minibüs hattı satışı olmayıp 3 kızından mal kaçırmak olduğunu, bu sebeple geçerli olmadığını belirterek 55.MOO.44 plakalı minibüsün 22.07.2003 tarihinde noter satışının ve bu satışa dayalı trafik tescil kaydının iptali ve davacıların mirastaki payları olan 1/4 oranında adlarına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davacıların iddia ettiği gibi muris baba ... tarafından davalıya mal kaçırma eyleminin hiçbir zaman olmadığını, aksine vasiyetnamesi ile maliki olduğu taşınmazları çocuklarına bıraktığını, 1988 yılından bu yana dolmuş şoförü olarak çalışan, dava konusu minübüs hattının kurulmasından bu yana da bu hat üzerinde şoför olarak uzun yıllar çalışmış olan oğlu davalıya dava konusu minübüs hattını sattığını, muris ...'in gerek vasiyetname ve gerekse diğer yollardan bütün çocuklarına TMK madde 505 ve 506 hükmüne aykırı olmayacak şekilde mal paylaşımını yaptığını, muris tarafından davacıların saklı paylarının korunduğunu ve hatta davacılara saklı paylarından fazlası verildiğini, davacıların iddia ettiği gibi hiçbir mal kaçırma eylemi bulunmadığını, bilakis murisin, kız çocuklarına daha rahat etmeleri için yatırım olarak da kullanabilecekleri taşınmazları verirken, dolmuş ve minübüs hattını ise oğlu olan davalıya verdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'ın çocukluğundan minübüs hattının kendisine devrine kadar olan süre zarfında, muris ile birlikte minübüs hattında babasına yardım etme amacıyla çalıştığı, temlikten sonra ise kendisi adına çalışmaya devam ettiği, davalı ... ile mirasbırakan arasındaki yakınlık durumu, ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışına göre mirasbırakanın yapmış olduğu temlikteki gerçek irade ve amacının davacı mirasçılarından mal kaçırma olmadığı, asıl irade ve amacının, çocukluğundan bu yana minübüs hattında kendisine yardım eden tek oğlu davalı ...'ın bu işi devam ettirmesi düşüncesiyle bu temlik işlemini gerçekleştirdiği, öte yandan bilirkişi raporunda da ayrıntıları belirtildiği üzere muris adına kayıtlı olan, üçüncü kişilere temlik edilen, bağışlanan, mirasçılarına intikal gören, vasiyet edilen birden çok taşınmaz bulunduğu, muris mirasçılarından mal kaçırmak iradesiyle hareket etmiş olsaydı başkaca diğer taşınmazlarını da davalıya devredebileceğinin açık olduğu, yine temlike konu minübüs hattının değerinin, murisin tüm mamelekine oranı nazara alındığında yapılan temlik işleminin de makul karşılanabilecek bir sınırda kaldığı, ayrıca yörede kız çocuklarına mal bırakmama yönünde bir eğilim olsa dahi, olayda murisin kız çocuklarını, oğlundan ayırmadığı, onlara da taşınmaz verdiği, gelinen noktada murisin minübüsünü davalıya temlik etmesinde haklı ve makul sebeplerinin bulunduğu, bu iradesine üstünlük tanınması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; muris muvazaasıyla ilgili 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının tapulu taşınmazların satışıyla ilgili ve konusuyla sınırlı olması nedeniyle menkul mal olan minibüs hattına ilişkin uyuşmazlık konusu olayda uygulama yeri olmasa da genel muvazaa hükümlerinin uygulanması gereken somut olayda TBK 19 maddesine göre genel muvazaa açısından da davacıların davasını TMK 6 ve HMK 190. maddesine göre ispatlayamamasına, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince sonuç olarak isabetli olarak davanın reddine karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu minibüs devrinin para karşılığı olmadığını, mal kaçırma amaçlı yapıldığını, davalının müsrif alkole düşkün ve sürekli borç içinde olduğunu, murisin yaşlılığına doğru gidişte oğlunun kendisine hiç bakmadığını görünce mal kaçırma şeklindeki dava konusu işlemden pişman olduğunu, bu pişmanlığın etkisi ile taşınmazlarını mirasçılarına paylaştırdığını, tartışılması gerekli hususun 2003 yılında babanın oğluna satış yaptığı minibüsün gerçek bedel ödenerek yapılan bir satış mı yoksa gerçekte bağış amaçlı bir işlem mi olduğunu, davalının iddia etmediği bir temelin davanın reddi sebebi olamayacağını, davalının para ödeyerek minibüs hattını aldığını iddia ettiğini, mahkeme gerekçesinin ise miras paylaşımı amaçlı yapıldığı yönünde olduğunu, miras paylaşımı ile haraket eden kişinin 2003 yılında minibüsü miras paylaşımı ile verip 11 yıl sonra diğer malların paylaşımını yapmayacağını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 86bf3b66fb67479e 1990cf507630b62e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı