Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/8629 E., 2025/8518 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/8629 E., 2025/8518 K. (26.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8629
Karar No
2025/8518
Karar Tarihi
26.05.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2024/8629 E. , 2025/8518 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2023/281 E., 2024/83 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından 23.11.2012 tarihinde satın alınan davaya konu 1853 ada, 316 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa edilecek olan yapının 16.500.000,00 TL bedelle dava dışı ... satışı konusunda 10.02.2014 tarihinde protokol imzalandığını, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/291 esas sayılı dosyasında açılan tasarrufun iptali davasında davalı bankanın talebiyle İİK’nun 281. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davaya konu taşınmaz üzerine 25.04.2014 tarihinde konulan ihtiyati haciz nedeniyle kamuya terk işlemi yapılamadığından inşaat ruhsatının alınıp süresinde inşaata başlanamadığını, bu nedenle alıcı firmanın sözleşmeyi feshettiğini, fesih nedeniyle müvekkili şirketin kazanç kaybına, inşaata bir yıl geç başlanılması nedeniyle kira kaybına uğradığını, artan inşaat maliyetlerinden kaynaklı zararın oluştuğunu, tasarrufun iptali dosyasına ihtiyati haczin kaldırılması amacıyla ibraz edilen teminat mektubu için dava dışı bankaya bloke edilen 500.000,00 TL nakit paranın kullanılamamasından kaynaklı faiz kaybı olduğunu, teminat mektubu için bankaya komisyon da ödendiğini, haksız ihtiyati haciz nedeniyle şirket ortağı olan müvekkillerinin ticari itibarlarının zarar gördüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek oranda ticari mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesine, davacı ... için 3.000.000,00 TL manevi, davacı ... için 2.000.000,00 TL manevi, davacı ... için 2.000.000,00 TL manevi, davacı ... için 2.000.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile anılan davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; 25.05.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle davacı şirketin maddi tazminat talebini 5.100.000,00 TL'ye yükseltmiş, manevi tazminat taleplerini davacı ... için 2.000.000,00 TL, davacı ... için 1.000.000,00 TL, davacı ... için 1.000,000,00 TL, davacı ... için 1.000.000,00 TL olarak ıslah ettiklerini bildirmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tasarrufun iptali davasında taraf olmayan davacı gerçek kişiler yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, ihtiyati haczin taşınmazda inşaat yapılmasına engel teşkil etmediğini, zararla ihtiyati haciz arasında nedensellik bağı bulunmadığını, davaya dayanak olarak bildirilen 10.02.2014 tarihli adi yazılı protokolün her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğunu, bu protokolün tanzim tarihinden sonra ilgili belediye nezdinde bir inşaat ruhsat başvurusu yapılmadığını, ihtiyati haczin yalnızca 5 aylık bir süreyi kapsadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.06.2018 tarihli ve 2017/737 Esas, 2018/733 Karar sayılı kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 05.03.2019 tarihli ve 2018/1647 Esas, 2019/393 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 05.03.2019 tarihli ve 2018/1647 Esas, 2019/393 Karar sayılı kararının süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 09.03.2021 tarihli ve 2019/1961 Esas, 2021/1088 Karar sayılı ilamıyla; davacılar ..., ..., ... ve ...’un tüm, davacı şirketin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek “dava konusu 316 parsel sayılı taşınmaz kaydına konulan ihtiyati haczin haksız olduğunun, tasarrufun iptali davasında verilen ret kararı ile sabit olduğu, haksız haciz nedeniyle davacı şirketin, dava dışı bankaya teminat mektubu karşılığı depo ettiği ve kullanamadığı 500.000,00 TL'nin, ihtiyati haczin konulduğu 25.04.2014 ile kaldırıldığı 29.09.2014 tarihleri arası işlemiş faizlerinden oluşan zararının ve dava dışı bankaya ödemek zorunda kaldığı teminat mektubundan kaynaklı komisyon bedelinin maddi zarar olarak kabulü ile bu miktarların hüküm altına alınması gerekirken, davacı şirketin maddi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli ve 2021/571 Esas, 2022/81 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; davacılar ..., ..., ..., ...’un maddi tazminat taleplerinin reddine, davacı şirketin maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 6.565,86 TL komisyon bedeli, 25.270,55 TL ihtiyati haciz dönemine ilişkin işlemiş faiz olmak üzere toplam 31.836,41 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dairemizin 21.11.2022 tarihli ve 2022/12973 Esas, 2022/14954 Karar sayılı ilamıyla; davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek "Davacılar vekilinin dava dilekçesinde, davacı gerçek kişiler için davalıya manevi tazminat istemini yönelttiği, davacı gerçek kişiler yönünden maddi tazminat talebinde bulunmadığı, şu halde mahkemece, talebi aşar şekilde davacı gerçek kişilerin maddi tazminat taleplerinin reddine ve davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin HMK’nın 297/2. maddesine uygun düşmediği, dava dilekçesinde davacı şirket yönünden talep edilen maddi tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilinin istenilmiş olduğu, ancak mahkemece bu husus hakkında bir hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, davacı şirket uğradığı maddi zararın faiziyle birlikte ödetilmesini istemiş bulunmasına karşın, mahkemece faiz talebinin de değerlendirilmesi gerekirken, bu talebe ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olmasının HMK’nın 297/2. maddesine uygun düşmediği, dava dilekçesinde davacı şirketin, davalıdan manevi tazminat talebi olmamasına karşın, mahkemece talebi aşar şekilde tüm davacıları kapsar şekilde manevi tazminat talebinin reddine şeklinde hüküm kurulmasının doğru olmadığı" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı şirketin maddi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulü ile 6.565,86 TL komisyon bedeli, 25.270,55 TL teminat bedelinin kullanılamamasından kaynaklı faiz kaybı olmak üzere toplam 31.836,41 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 29.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacılar ..., ..., ... ve ...'un manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı bankanın ortaya çıkan zarardan kusursuz sorumlu olduğunu, inşaat yapılacak yerlerde belediyeye terki gereken alanlar var ise bu terk işlemleri yapılmadıkça inşaat ruhsatı verilemeyeceğini, maddi tazminat isteminin tümden kabulü gerektiğini, kısmen kabul kararı verilen 31.836,41 TL yönünden dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, maddi tazminat isteminin davacı şirket yönünden olduğunu, davacı gerçek kişiler yönünden maddi tazminat talepleri olmayıp manevi tazminat talebinde bulunulduğunu, mahkemece gerçek kişi davacılar yönünden maddi tazminat talebinin reddi ile bu nedenle davalıya vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı gerçek kişiler yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı banka tarafından 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 277. maddesi uyarınca açılan tasarrufun iptali davasında anılan Kanun'un 281/2. maddesi uyarınca konulan ihtiyati haciz nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 01e9aee149acdcbe 15a5ddcf28bfed9b

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı