Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2024/7071 E., 2025/22 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/7071 E., 2025/22 K. (06.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7071
Karar No
2025/22
Karar Tarihi
06.01.2025
Konu
Tazminat, Tapu, İptal Davası

4. Hukuk Dairesi 2024/7071 E. , 2025/22 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/430 E., 2024/61 K. Taraflar arasında görülen muvazaalı işlemin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalılar ............ ile ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2008/1714 sayılı takip dosyasında alacaklı bulunan dava dışı ...'dan alacağı temlik aldığını, davalılar ...'in ortağı bulunduğu yine dava dışı ....'nin adına tescil edilmesi gereken ...Mahallesi 25289 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki 1 nolu bağımsız bölümdeki şirkete ait payın ... üzerine devredilip daha sonra da ...'ya temlikinin sağlandığını, davalıların kötü niyetli hareketleri nedeni ile alacağın tahsilinin imkansız bırakıldığını ileri sürerek 46.296,34 TL takibe konu alacağın davalılardan faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar ...ve ... cevap dilekçesinde; davanın Ticaret Mahkemesinin görevine girdiğini, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava şartı husumet nedeni ve davacının olayda hukuki yararı da bulunmaması nedeni ile davanın usulden reddi gerektiğini, adı geçen pay satışının borçlu .... adına işlem görmediğini, yapılan işlemlerde muvazaa bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar; davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 02.04.2014 tarihli ve 2011/495 Esas, 2014/146 Karar sayılı kararı ile; dava dışı şirketin adına tescili gereken ... ...mahallesi 25289 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki 1 nolu bağımsız bölümdeki payın dava dışı 3. kişilerle yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalı şirket adına tescil edilmesi gerekirken şirket adına tescil edilmeksizin doğrudan şirket ortağı ... tarafından davalı ...'e 22.01.2001 tarihinde temlik edildiği, bu durumda şirketin alacaklılarını zarara uğratmak kastı ile hareket edilip ...'in davalı ...'ın oğlu olması nedeni ile bu işlemi bilebilecek durumda olduğu, ... tarafından da aynı payın ...'ya devredildiği ancak ...'nun davalılarca el ve işbirliği içerisinde hareket ettiği hususunun kanıtlanmadığı gerekçesiyle davalı ...'ya karşı açılan davanın reddine, davalılar ... ve ...'e karşı açılan davada; tahsilde tekerrür olmamak üzere 9.338,02 TL'nin 08.05.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla isteğin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 07.06.2021 tarihli ve 2021/14797 Esas, 2021/2496 Karar sayılı ilamı ile; "...İİK.’nun 282. maddesi hükmü gereğince bu tür davalarda, davalı olarak borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Somut olayda borçlu konumundaki .... davada taraf gösterilmemiştir. Taraf teşkili davanın görülebilme koşullarından olup, re'sen nazara alınması gerekir. Ayrıca taraf teşkili sağlanmadığı sürece işin esasına girme olanağı da yoktur. Açıklanan nedenle takip borçlusu ....’na dava dilekçesi tebliğ edilmeli, şayet şirket ticaret sicilinden terkin edilmiş ise ihyası gerekip gerekmediği değerlendirilerek oluşacak sonuca göre taraf teşkili sağlandıktan sonra .... yahut yasal temsilcisinin cevabı alınıp göstereceği delilleri toplanmalıdır. Mahkemece bu yönlerin göz ardı edilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekili ve davalı ... ve ..............vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davalı şirketin adına tescili gereken ... ...mahallesi 25289 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki 1 nolu bağımsız bölümdeki payın dava dışı 3. kişilerle yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalı şirket adına tescil edilmesi gerekirken şirket adına tescil edilmeksizin doğrudan şirket ortağı ... tarafından davalı ...'e 22.01.2001 tarihinde temlik edildiği, bu durumda şirketin alacaklarını zarara uğratmak kastı ile hareket edildiğinin, ...'in davalı ...'ın oğlu olması nedeni ile bu işlemi ve şirketin mali durumunu bilebilecek durumda olduğu, mahkememizin 2013/518 Esas sayılı dosyasında davalı ...'ın taşınmazı elden çıkardığı tarihteki değerinin tespit edildiği, bu nedenle yeniden keşif yapılmasına gerek olmadığı, davalı ... tarafından aynı pay ...'ya devredilmiş ise de, ...'nun davalılarca el ve işbirliği içerisinde hareket ettiği hususunun kanıtlanmadığı anlaşılmakla davalı ...'ya karşı açılan davanın reddine, davalılar ... ve ...'e karşı açılan davada; tahsilde tekerrür olmamak üzere 9.338,02 TL'nin 08.05.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; alacağın tamamı yerine kısmen hüküm altına alınmasının hukuka uygun olmadığını, davalılar ... ve ...'in müşterek hareket etmek suretiyle alacağın sonuçsuz bırakılmasından dolayı sorumluluğunun sabit olduğunu, davalı ...'nun, davalılar ile birlikte hareket eden kişi konumunda olup herhangi surette taşınmaz alım gücü bulunmadığını, davalı şirket ortaklarının borçlardan dolayı alacaklılarından mal kaçırmak amacı ile kullanılan kişi olduğunu, bu durumun, ................. Noterliği 08.08.2005 tarih ve 31721 yevmiye nolu davalı ...’ya verilen vekaletname ile açıkça görüldüğünü, bu vekaletnameye dayanarak; davalıların 21.10.2005 tarihli 13082 yevmiye no ile tapuda yapılan satış ile davaya konu taşınmaz üzerine inşa edilmekte olan binanın bir bölümünü üçüncü bir kişiye sattıklarını belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının tazminat talebinin zaman aşımına uğradığını, davacı yanın müvekkillerinden herhangi bir alacağının mevcut olmadığını, dahili davalı borçlu şirket tarafından davalı ... ve diğer davalı adına herhangi bir tescil işleminin söz konusu olmadığını, davalı ...'in 25289 ada sayılı dava konusu taşınmazda pay sahibi olduğunu, diğer davalıya devredilen söz konusu payın, müvekkilin dahili davalı borçlu şirkette olan ortaklık ilişkisiyle bir bağlantısı olmadığını, dahili davalı borçlu şirketten tamamen bağımsız olarak kendi payını tapuda devrettiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı muvazaanın, muvazaanın tarafı olmayan üçüncü kişiler (burada alacaklı) bakımından haksız fiil niteliğinde olduğu, buna göre borçlu ile muvazaalı hukuki ilişki içine giren kişinin (...) muvazaalı işlemden zarar gören üçüncü kişinin (alacaklı) zararından sorumlu olduğu (TBK 49 vd) anlaşılmakla; davacı vekili ve davalılar ... ile ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalılar ... ile ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalılar ... ve ...'e yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 06.01.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Kural olarak alacaklıların alacaklıdan mal kaçırmak amacı ile muvazaalı olarak mallarını ellerinden çıkarması durumunda TBK'nın 19. madde uyarınca muvazaa nedeniyle borçlu ve üçüncü, dördüncü kişilere karşı tasarrufun iptali davası açılması Yargıtay kararları ile kabul edilmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine dayalı muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali davalarında İcra İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali davalarından şartları, zamanaşımı ve sonuçları açısından farklılık arzeder. İİK'nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılacak tasarrufun iptali davalarında kesinleşmiş bir icra takibi, aciz vesikası davanın devamı açısından zorunlu iken TBK'nın 19. maddesine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davalarında kesinleşmiş bir icra takibi zorunlu olmadığı gibi buna bağlı olarak aciz vesikası da gerekli değildir. Ayrıca İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre açılacak tasarrufun iptali davalarında davanın açılması hak düşürücü sürelere tabi kılınmış iken TBK'nın 19. maddeye dayalı açılacak tasarrufun iptali davalarında herhangi bir hak düşürücü ve zamanaşımı süreleri öngörülmemiştir. İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali davalarında belirli tasarrufların belirlenen şartlarda yapılması iptale tabi tutulmuş iken TBK'nın 19. maddesinde tasarrufun iptali için borçlu ile üçüncü kişi arasında muvazaa olgusunun varlığı aranmıştır. İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali davalarında borçlunun üçüncü kişiler ile yapmış olduğu tasarruf işlemleri geçerli kabul edilir. Ancak İİK'nın 277 ve devamı maddelerinde ki şartları gerçekleşmesi durumunda geçerli olan tasarruf işleminin iptali imkanı tanır. Oysa TBK'nın 19. maddesine dayalı muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali davalarında yapılan tasarruf işlemi baştan itibaren muvazaa nedeniyle geçersiz kabul edilir. Borçlu ile üçüncü kişi arasında ki resmi tasarruf işlemi kişilerin gerçek iradelerini yansıtmadığı asıl amaçlarının alacaklıdan mal kaçırma ve bedelsiz olarak devir olduğu için bu işlem baştan itibaren geçersizdir. Diğer taraftan borçlu ile üçüncü kişilerin gerçek iradeleri karşılıksız mal kazandırma olması ve bununda resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz bir işlem olması nedeniyle işlem baştan itibaren geçersiz olarak kabul edilir. Kural olarak TBK'nın 19. maddesine dayalı muvazaaya dayalı iptal davalarında yapılan işlem baştan itibaren geçersiz olduğu için tasarruf iptal edilerek tekrar mal borçlu üzerine geri döner. Örneğin gayrimenkulün üçüncü kişiye devrinin iptaline karar verilmiş ise gayrimenkul tekrar borçlu üzerine kaydına karar verilmesi gerekir. Ancak Yargıtay kararları ile TBK'nın 19. maddesine dayalı tasarrufun iptali davalarında alacaklının asıl amacının tasarrufu iptal ettirerek borçlu üzerine tekrar dönmesi olmayıp alacağını tasarruf yapılan malın satışını sağlayarak tahsil etmek olduğundan talepten fazlaya karar verilemez ilkesi gereği İİK'nın 283/1 maddesinin muvazaaya dayalı tasarrufun iptali davalarında da uygulanması kabul edilerek, iptal davası sabit olduğu takdirde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği kabul edilmiştir. Bunun yanında İİK'nın 277 ve devamı maddelerinde öngörülen şartlar, hak düşürücü süreler uygulanmadığı gibi İİK'nın 283/2. maddesinde düzenlenen “İptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taallük ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (Davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilir” hükmü TBK'nın 19. maddesine dayalı davalarda uygulama imkanı bulunmamaktadır. Somut davada tasarrufun iptaline konu taşınmazın malik borçlu ... tarafından ...’e ...'in ise yine davalı ...’ya bu kişinin de dava dışı kişilere taşınmazı devrettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece ...’nun elbirliği ve işbirliği içerisinde hareket ettiği kanıtlanamadığından davanın reddine tahsilde tekerrür olmamak üzere 9.338,02 TL'nın borçlu ... ile üçüncü kişi ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Muvazaa nedeniyle iptali istenen taşınmazın dördüncü kişi tarafından dava dışı kişilere satılarak elden çıkarıldığı bu kişilerin davaya dahil edilmediği gibi dördüncü kişinin el ve işbirliği içinde hareket etmediğinin tespit edilmesi ve bu kişiye karşı davanın reddine karar verilmesine ve muvazaalı tasarrufun iptalinin mümkün olmaması, TBK'nın 19. maddesine dayalı tasarrufun iptali davalarında İİK 283/2. maddesinin uygulanmasını öngören hiçbir yasal bir düzenlemenin olmaması karşısında borçlu ve üçüncü kişi aleyhine alacağın tazminata çevrilerek verilen hükmün bozulması gerekirken onanması yönünde ki çoğunluğun kararına katılmıyorum.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı