4. Hukuk Dairesi 2024/6511 E. , 2025/5241 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2366 E., 2024/632 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/439 E., 2022/188 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Şırnak ilinde piyade er olarak askerliğini yaptığı sırada 26.02.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanarak malul kaldığını, söz konusu kazanın müvekkilinin görevi nedeniyle yolcu olarak bulunduğu davalıya ait askeri aracın devrilmesi sonucu oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 2.000,00 TL maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 102.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin talebini 673.425,19 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin yetkisiz olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davaya konu olayda davalı idarenin bir kusurunun bulunmadığını, askerlik hizmetini ifa ederken meydana gelen zarardan dolayı açılacak davalarda görevli mahkemenin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi olacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.12.2017 tarihli ve 2015/897 E., 2017/472 K. sayılı ilk kararı ile dosya kapsamında alınan Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 03.02.2017 tarihli raporuna göre kazanın meydana gelmesinde dava dışı sürücünün % 80, dava dışı araç komutanının % 20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davalının %100 kusurdan sorumlu olduğu, ... Tıp Akademisi Komutanlığının 31.10.2013 tarihli raporuna göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin %50 oranında olduğu, 12.07.2017 havale tarihli aktüer bilirkişi raporuna göre 673.425,19 TL sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 673.425,19 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kabul edilen tazminata kaza tarihi olan 26.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz uygulanmasına, 45.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kabul edilen manevi tazminata kaza tarihi olan 26.02.2010 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 08.12.2017 tarihli ve 2015/897 E., 2017/472 K. sayılı ilk kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli ve 2018/1006 E., 2019/962 K. sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 12.07.2017 tarihli raporda 2330 sayılı Kanun kapsamında davacıya yapılan ödeme konusunda herhangi bir indirim yapılmadığı, davacıya davalı idare tarafından 2330 sayılı Kanun kapsamında bir ödeme yapılıp yapılmadığının davalı idareden sorulması, davacıya yapılan bir ödeme varsa hangi kalemlerden ödeme yapıldığı, ödemenin maddi tazminata ilişkin olarak mı, manevi tazminata ilişkin olarak mı ödendiği, her ikisine yönelik ödeme var ise hangisi için ne miktar ödeme yapıldığının sorulması ve sonucuna göre ödenen kısımların güncellenerek hesaplanan tazminattan indirilmesi gerektiği, aktüer bilirkişi raporunda pasif döneme ilişkin hesaplamada maddi hata yapıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, sair istinaf nedenleri incelenmeksizin, Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 08.12.2017 tarihli ve 2015/897 E., 2017/472 K. sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6.maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İKİNCİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2021 tarihli ve 2019/257 E., 2021/202 K. sayılı ikinci kararı ile Milli Savunma Bakanlığının 13.02.2020 tarihli cevabi yazısına göre davacıya 2330 sayılı Kanun kapsamında 14.714,08 TL nakdi ödeme yapıldığı, ödemenin ne kadarının maddi tazminata, ne kadarının manevi tazminata ilişkin olarak ödendiği hususunda bir açıklama olmadığı, bu nedenle nakdi tazminat ödemesinin tamamının maddi tazminata yönelik olarak ödendiğinin kabul edilmesi gerektiği, davalı vekili tarafından nakdi tazminat ödemesine ilişkin dekont sunulduğu, buna göre davacıya 2330 sayılı Kanun kapsamında 28.07.2011 tarihinde 14.616,97 TL nakdi tazminat ödendiğinin anlaşıldığı, dosya kapsamında alınan 07.05.2021 havale tarihli aktüer bilirkişi raporunda nakdi tazminat ödemesinin güncelleştirilmiş halinin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi suretiyle davacının talep edebileceği tazminatın hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, 582.476,26 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 26.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 45.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
VI. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2021 tarihli ve 2019/257 E., 2021/202 K. sayılı ikinci kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2021 tarihli ve 2021/2046 E., 2021/1964 K. sayılı kararı ile tazminat hesaplanmasında ilk kararda hükme esas alınan rapor tarihi verilerine göre, TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılarak (ilk kararın davacı tarafça istinaf edilmediği gözetilerek ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar korunarak) davacının bakiye muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi ve buna göre tazminat hesabı yapılması gerekirken, yazılı olduğu gibi davacının 1931 tarihli “PMF” cetveline göre bakiye ömür süresinin tespiti ile tazminat hesabı yapılmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin hesap yöntemine ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, davacı tarafın sair istinaf nedenleri ile davalı tarafın istinaf nedenleri incelenmeksizin, Şarkışla Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 01.06.2021 tarihli ve 2019/257 E., 2021/202 K. sayılı kararının, HMK’nın 353/1-a-6.maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın, davanın yeniden görülmesi için İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
VII. İLK DERECE MAHKEMESİNİN ÜÇÜNCÜ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 01.03.2022 havale tarihli aktüer bilirkişi raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre tazminatın hesaplandığı, hesaplanan tazminattan 2330 sayılı Kanun kapsamında davacıya ödenen nakdi tazminatın güncelleştirilmiş halinin mahsup edilmesi suretiyle davacının talep edebileceği bakiye tazminatın tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, 643.663,09 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 26.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
VIII. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kurumun harçtan muaf olduğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin hüküm kısmının düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin davalı kurumun harçtan muaf olduğu yönündeki itirazı yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının esastan reddine, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile, 643.663,09 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 26.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IX. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu kaza nedeniyle davalı idareye herhangi bir kusur veya sorumluluk izafe edilmesinin mümkün olmadığını, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat miktarının fazla olduğunu, raporda davacıya 2330 sayılı Kanun kapsamında ödenen nakdi tazminat, vazife malullüğü kapsamında bağlanan emekli aylığı ve diğer ödemeler ile davacının halen Orman İşletme Müdürlüğünden aldığı maaş ve ilave tediye ücretinin dikkate alınmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin davalı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazında bulunulmadığı yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat miktarına karşı istinaf itirazında bulunmalarına rağmen bu hususun Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmediğini, mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarı ile vekalet ücretlerinin fazla olduğunu, davaya konu olayın 2010 yılında meydana geldiğini, davacının ise 2012 yılında Orman İşletme Müdürlüğünde çalışmaya başladığını, bilirkişi raporunda davacının bu işyerinde kazandığı gelir esas alınarak ödenecek tazminatın belirlendiğini, oysaki davacı 2012 yılından itibaren çalışmaya başladığından herhangi bir maddi kaybının söz konusu olmadığını, davacının bu işyerinde çalıştığı ücret üzerinden tazminatın hesaplanmasının hatalı olduğunu, bu şekilde yapılan hesaplamanın mükerrer ödeme mahiyetinde olacağını ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, meslekte kazanma gücü kaybı ile efor kaybının aynı nitelikte olmadığını, %50 oranında meslekte kazanma gücü kaybına göre tazminatın hesaplanmasının hatalı olduğunu, aktüer bilirkişi raporunda "PMF" cetveli yerine "TRH 2010 Yaşam Tablosu" kullanılarak bakiye muhtemel yaş değerlendirmesinin yapıldığını, raporda muhtemel ölüm yaşı olarak 74 yaşın kabul edildiğini, ancak bu değerlendirmenin nasıl yapıldığına dair açıklama yapılmadığını, ayrıca 2048 yılı hem aktif dönem ve hem pasif dönem hesabına dahil edildiğini, bu hususa ilişkin itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2021/2046 E., 2019/1964 K. sayılı kararında tazminatın TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre hesaplanması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiğini, yalnızca nakdi tazminat hesaplaması yönünden inceleme yapıldığını, diğer itirazlar hiç incelenmeden yerel mahkeme kararı kaldırılarak dosyanın mahkemeye gönderilmesine karar verildiğini, mahkemece 01.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda yalnızca yukarıda belirtilen konu ile ilgili değerlendirme yapılmasının istendiğini, diğer itirazlar hakkında değerlendirme yapılmadığını, mahkemece alınan raporların eksik olduğunu, davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesinde efor ile ilgili itirazlarının dikkate alınmadığını, Adli Tıp Kurumundan iş göremezlik oranı yönünde rapor alınmadığı gibi davacının efor kaybı da tespit edilmediğini, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2019/6607 E., 2020/5850 K. sayılı kararında "...meslekte kazanma gücü kaybı oranının (sürekli iş göremezlik derecesinin) %60’ın altında kaldığı durumlarda, emsallerine göre sigortalının daha fazla efor harcamak suretiyle de olsa çalışmasını sürdürüp yaşlılık aylığına hak kazanması olası bulunduğundan, 60 yaş sonrası yönünden pasif dönem zarar hesabı yapılmamalıdır." demek suretiyle pasif dönem hesabının yapılması için belirli bir oranın belirlendiğini, eldeki dosyada da meslekte kazanma gücü kaybının %50 olarak tespit edildiğini, bu emsal kararın dikkate alınmadığını, davacının çalışmasını sürdürüp yaşlılık aylığına hak kazanması mümkün olduğundan 60 yaş sonrası pasif dönem için zarar hesabı yapılmasına da olanak bulunmadığını, tazminat hesabında % 10 iskonto yerine % 5 iskonto oranının uygulanması gerektiğini, davacıya SGK tarafından yapılan ödeme ya da bağlanan bir gelir olup olmadığının tespit edilmediğini, kazanın meskun mahal dışında virajlı, mıcırlı yolda meydana geldiği, olay öncesinde keskin viraj levhasının bulunmadığının anlaşılması karşısında İl Özel İdaresinin olayda sorumlu olmasına yönelik Adli Tıp Kurumunun raporunda herhangi bir tespit yapılmadığını, TSK Mehmetçik Vakfı Genel Müdürlüğünün yazısında davacıya 23.03.2011 tarihinde bir defaya mahsus olmak üzere 20.220,00 TL maluliyet yardımı yapıldığının belirtildiğini, yapılan bu yardımın güncelleştirilmiş halinin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davacının 19.09.2012 tarihinden beri Orman Genel Müdürlüğü Sivas Orman İşletme Müdürlüğü Ağaçlandırma Şefliğinde çalıştığını, ilgili kurumdan gelen 2015 ve 2016 yılı bordrolarının incelenmesi neticesinde davacıya aylık ücretinin haricinde yılda iki defa ilave tediye ücreti ve yine yılda iki defa ikramiye ödendiğinin anlaşıldığı, bu verilere göre aktüer bilirkişi raporunda tazminat hesabının giydirilmiş net ücret üzerinden yapıldığını, hesaplama yapılırken ikramiye ödemeleri 6 ncı ve 12 nci aylarda alındığı için toplam ikramiye 12 aya bölünerek hesaplama yapıldığını, buna rağmen tediye ücretlerinin üçe bölündüğünü, bu şekilde yapılan hesaplama sonucunda fahiş bir miktarın ortaya çıktığını, 01.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda da aynı oran esas alınarak rapor düzenlenmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalının maliki ve işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 1.Davalı vekilinin maddi tazminat davasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalının araç işleten olmasına göre davacının zararından sorumlu olmasına, tazminat hesaplama yönteminin doğru olmasına, davacının gelirinin doğru bir şekilde tespit edilmiş olmasına, davacıya 2330 sayılı Kanun kapsamında ödenen nakdi tazminatın güncelleştirilmiş halinin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi suretiyle bakiye tazminatın tespit edilmesine, dosya kapsamında alınan rapor ile davacının maluliyet oranının doğru bir şekilde belirlenmesine, davaya konu kazanın iş kazası niteliğinde olmamasına, TSK Mehmetçik Vakfı ödemelerinin rücuya tabi olmamasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının maddi tazminat davasına ilişkin kısmı usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde maddi tazminat davasına ilişkin ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2.Davalı vekilinin manevi tazminat davasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesinin 08.12.2017 tarihli ve 2015/897 E., 2017/472 K. sayılı ilk kararı ile; davacı lehine 673.425,19 TL maddi tazminat ile 45.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli ve 2018/1006 E., 2019/962 K. sayılı ilk kararı ile, 2330 sayılı Kanun kapsamında yapılan nakdi tazminatın mahsup edilmesi ve aktüer bilirkişi raporunda pasif döneme ilişkin hesap hatası yapıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, sair istinaf nedenleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, anılan sebepler yönünden yeniden yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesinin 01.06.2021 tarihli ve 2019/257 E., 2021/202 K. sayılı ikinci kararı ile; davacı lehine 582.476,26 TL maddi tazminat ile 45.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2021 tarihli ve 2021/2046 E., 2021/1964 K. sayılı ikinci kararı ile; tazminatın TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre hesaplanması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin hesap yöntemine ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, davacı tarafın sair istinaf nedenleri ile davalı tarafın istinaf nedenleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, anılan sebepler yönünden yeniden yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı lehine 643.663,09 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kurumun harçtan muaf olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin hüküm kısmının düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin davalı kurumun harçtan muaf olduğu yönündeki itirazı yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının esastan reddine, esas hakkında yeniden karar verilmesine karar verilerek davacı lehine 643.663,09 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. Şu durumda, İlk Derece Mahkemesinin 08.12.2017 tarihli ve 2015/897 E., 2017/472 K. sayılı ilk kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, buna göre İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda hüküm altına alınan 45.000,00 TL tutarındaki manevi tazminat yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunun anlaşılmasına göre, yapılan yargılama sonucu Bölge Adliye Mahkemesince davacı lehine 45.000,00 TL'den daha fazla miktarda manevi tazminata hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının manevi tazminat davasına ilişkin kısmının bu nedenle bozulması gerektirmiştir.
X. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin maddi tazminat davasına ilişkin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının maddi tazminat davasına ilişkin kısmının ONANMASINA, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin manevi tazminat davasına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının manevi tazminat davasına ilişkin kısmının BOZULMASINA, 492 Sayılı Harçlar Yasası’nın 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e7b108cbfae0ad82 e4ebbf7a0ae0b64f