4. Hukuk Dairesi 2024/2159 E. , 2025/9789 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI: 2020/2019 E., 2022/1561 K. HÜKÜM/KARAR: Davanın Reddi/ İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2019/45 E., 2020/262 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... Dan. ve Mimarlık San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... Dan. ve Mimarlık San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ..., davalı ... Dan. vekili Avukat ..., davalı ... Grup İnş. vekili Avukat ... geldiler. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 23.06.2025 tarihinde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... İnş. Yapı Taah. Turz. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenen 01.11.2018 düzenleme tarihli 2 adet toplam 1.000.000 USD bedelli bononun ödenmemesi üzerine İstanbul 13.İcra Müdürlüğü'nün 2018/46271 Esas numaralı dosyası ile davalı şirket ve avalist olarak bono üzerinde imzası bulunan diğer borçlu ... aleyhine icra takibi başlattığını, davalı borçlu şirket ve yetkilisi hakkında gerçekleştirilen icra takibi neticesinde davalıların borcu karşılamaya yeter haczi kabil herhangi bir malvarlığının tespit edilemediğini, 28.12.2018 tarihinde dava konusu taşınmazların diğer davalı ... Dan. ve Mimarlık San. Tic. Ltd. Şti.'ne muvazaalı olarak devredildiğini, üzerinde mevcut hacizler ve şerhler ile birlikte taşınmazlarına emsal değerlerinden çok düşük bir bedelle ve topluca devredilmiş olduğunu, taşınmazın gerçek değeri ile tapuda gösterilen satış rakamları arasında fahiş bir farkın mevcut olduğunu, yapılan satış ve devir işleminin gerçek bir işlem niteliğinde olmadığını, davalıların birbirini tanıdıklarını, borçlu şirket ve yetkilisinin alacaklarından mal kaçırma saiki ile hareket etmiş olduğunu, tüm bu hususlar çerçevesinde, davalılar arasında aynı gün gerçekleşen 9 adet tapu satışı ile devir işlemlerinin muvazaalı ve mal kaçırma amacıyla gerçekleştirilmiş olduğunu belirterek dava konusu taşınmazların devrine ilişkin satış tasarruflarının iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... İnş. Yapı Taah. Turz. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından somut herhangi bir delil ibraz edilmediğini, davacı tarafın davayı açmakta kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazların davalı ... İnşaat Şirketi ile müvekkili şirket arasında düzenlenen 15.04.2016 günlü adi ortaklık sözleşmesine dayanılarak daha sonra akdedilen satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yapılan inşaat nedeniyle taraflar adına el birliği mülkiyeti şeklinde kayıtlandığını, ancak davalı ... Şirketinin aralarında düzenlenen adi ortaklık sözleşmesi kapsamında yerine getirmesi gereken edimlerini yerine getirmediği için el birliği mülkiyeti hükümleri uyarınca adına kayıtlı taşınmazları vekil edenine devrettiğini, muvazaalı bir devir işlemi olmadığını, ayrıca takip konusu senet lehtarı ... ile davalı alacaklı arasında gerçek bir alacak - borç ilişkisinin varlığının ispatı gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı senet lehtarı olan ...'ın alacağının bilirkişi raporuna göre gerçek bir alacak olamayacağı, senedi ciro aldığını beyan eden davacının, senedi hangi ticari ilişkiye dayalı olarak aldığını, alacağın gerçek bir alacağa ilişkin olduğu hususunu dosya kapsamında ispat edemediği ve bu haliyle alacağın gerçek bir alacağa ilişkin olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... Dan. ve Mimarlık San. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; alacağın gerçek bir alacak olup olmadığına ilişkin olarak mahkemeye sundukları deliller değerlendirilmeksizin ve tanıkları da dinlenmeksizin varsayıma dayalı bir gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Katılma yoluyla davalı ... Dan. ve Mimarlık San. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde; her ne kadar mahkeme kararında davanın dava şartı yokluğundan reddedildiği belirtilmiş olsa da davanın esasına girilerek yargılama yapıldığı göz önüne alındığında bu reddin esasen esastan ret olduğu kabul edilerek, vekil edeni yararına nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğu, ayrıca kararla birlikte iptal isteğine konu taşınmazlar üzerine konulan hacizlerle ilgili olarak herhangi bir hüküm tesis edilmemiş olması nedeniyle bu konuda ek karar verilmesi talebinde bulunulması üzerine, mahkemece 11.11.2020 tarihli tavzih kararı ile ihtiyati haczin aynen devamına şeklinde hüküm tesis edildiğini, oysa reddedilen bir davada konulan ihtiyati haczin kaldırılması gerektiğini, kararın bu yönüyle de isabetsiz olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; serbest muhasebeci mali müşavir ... tarafından düzenlenen 18.12.2019 günlü rapordaki belirleme ve değerlendirmelerin dosyaya oluşa uygun, denetlenebilir gerekçeler içermesi karşısında hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve dava ön şartı yokluğundan reddedilen davada, davalı taraf yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmiş olmasında bir yanılgı tespit edilemediği, ayrıca yargılama sırasında tasarrufun iptali isteğine konu taşınmazlar üzerine konulan hacizlerin ret kararının henüz kesinleşmediği gözetilerek, 11.11.2020 günlü tavzih kararı uyarınca karar kesinleşinceye kadar dosya kapsamında verilen ihtiyati haciz kararının devamına hükmedilmiş olmasında da herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf dilekçesini ekleyerek vekil edeninin, senet lehtarı ...'dan alacaklı olduğunu gösterir tutanaklar bulunduğunu ileri sürerek bir takım belgeler ibraz edilmiş ise de HMK'nın 357. madde hükmü uyarınca yargılama süresinde ileri sürülmeyen delillere istinaf aşamasında dayanılmayacağı gibi istinaf aşamasında ibraz edilen bu belgelerin her zaman düzenlenebilecek nitelik taşıdığı ve ayrıca var olduğu ileri sürülen alacağın tanıkla kanıtlanabilmesinin de mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekili ve katılma yolu ile de davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının HMK.m.353/1-b/1 hükmü gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... Dan. ve Mimarlık San. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2.Katılma yoluyla davalı ... Dan. ve Mimarlık San. Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Uyuşmazlık İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir. 1.Tasarrufun iptali davaları hukuki niteliği itibariyle, dava konusu malın aynına ilişkin olmayıp, şahsi bir davadır. Bunun doğal sonucu olarak da dava ve tasarrufa konu mal devir alanın mal varlığından çıkartılarak borçlunun mal varlığına iade edilmez. Sadece alacaklıya malın bedelinden alacağını alma imkanı sağlar. İptal davasının amacı, İİK 277. ve devamı maddelerinde öngörüldüğü gibi borçlunun mevcudunu azaltmaya yönelik tasarruflarını iptal ettirmektir. İİK.nun 283. maddesi hükmüne göre iptal davasının konusu taşınmaz mal olduğu takdirde, davalı 3. şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan bu taşınmazın haciz ve satışı istenebilir. Diğer söyleyişle bu dava alacaklıya borçlunun mal kaçırma amacıyla yaptığı tasarrufla ilgili mal üzerinde alacağın tahsilini sağlama yetkisini verir. Bu yetki de alacak miktarı ile sınırlıdır. Bu özelliklerin doğal sonucu olarak davanın görülebilirlik şartlarından birisi alacağın varlığı diğer söyleyişle tasarrufta bulunan kişinin borçlu olmasıdır. Diğer bir yönüyle de konu ele alındığında, İİK.277.vd maddelerine göre açılan iptal davalarında takip borçlusundan hak iktisap eden 3.kişilerin davacının takip borçlusundan alacaklı olmadığına ilişkin savunmasının araştırılmasında zorunluluk vardır. Aksi takdirde takip alacaklısıyla anlaşarak veya nasıl olsa kendisinin borca batık olması nedeniyle gerekli çabayı göstermeyerek icra takibine itiraz etmeyen, itiraz üzerine durması söz konusu olmayan kambiyo senetlerine dayalı takibe karşı menfi tespit davası açmayan takip borçlusunun bu davranışı karşısında borçludan mal edinen üçüncü kişilerin yargı eliyle zarara uğratılması söz konusu olur ki bunun kabulüne olanak yoktur. Hatta tasarrufta bulunurken borçlu olmayan kötü niyetli kişilerin malvarlığındaki bir unsuru iyi niyetli üçüncü kişilere devrettikten sonra hileli işbirliği halinde olduğu kimselere eski tarihli borç senedi vererek elinden çıkardığı malları iptal davası yoluyla dolaylı olarak geri alması dahi imkan dahiline sokulabilir. Elbette ki bunlar yasaca amaçlanan durumlar değildir. Tasarrufun iptali davalarında alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlanırken bu alacaklının alacağının şeklen varlığının değil, gerçekliğinin amaçlandığını göz ardı etmemek gerekir. Ancak bu amaç için ve davalı üçüncü kişinin alacağın gerçek olmadığı yönünde bir iddiası olması gerektiği gibi bu iddianın altının somut olgulara dayandırılması gereklidir. Her soyut iddiası için tasarrufun iptali davasına bakan hakimi, alacağın var olup olmadığını ticaret hukuku ilkeleri içerisinde bir menfi tesbit yargılaması gibi araştırma zorunluluğunu da doğurmaz. Somut olayda, davalı üçüncü kişi tarafından alacağın gerçek olmadığı yönünde ki iddiası üzerine mahkemece araştırma yapılarak alacağın gerçek olmadığı sonucuna varılmış ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Öncelikle davalı üçüncü kişinin alacağın gerçek olmadığı iddiasının gerisinde alacaklı ve borçlunun anlaşma ile böyle bir borcu yaratabileceği yönünde ciddi şüphe uyandıran verilerin sunulması gerekir. Davalı üçüncü kişi şirket böyle bir somut delil sunmamıştır. Öte yandan borç kaynağı bono, alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere borçlunun ticari defterlerine 01.11.2018 tarihinde kaydedilmiştir. Bu tarihte henüz iptali istenilen tasarruf gerçekleşmemiştir. Dava konusu tasarruf bu tarihten sonra 28.12.2018 tarihinde yapılmıştır. Bu durumda alacaklı ile davalı borçlunun bu tasarrufun iptalini sağlamak amacı ile sonradan bir muvazaalı alacak ilişkisini yarattığından söz edilemez. Ayrıca senet borçluları dava dayanağı takip dosyası ile ilgili olarak borca itiraz ederek muaraza çıkarmış, yapılan yargılama sonunda İstanbul 28.İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/20 Esas -2019/377 Karar sayılı ilamı ile itiraz red edilmiş ve karar kesinleşmiştir. Bu durumda senet borçlusu ve alacaklısının anlaşma içinde olduğu düşünülemez. Kaldı ki tasarrufun iptali davasını açan kişi borç kaynağı senedin lehtarının cirosu ile senet alacaklısı haline gelmiştir. Bu nedenlerle, davanın alacağın gerçek olmadığı gerekçesi ile reddi usul ve yasaya aykırıdır . 2.Bozma nedenine göre, davalı ... Dan. Ve Mimarlık San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazları incelenmemiştir. IV.KARAR 1-Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararınına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2- Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... Dan. ve Mimarlık San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.