Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2022/6398 E., 2025/9797 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/6398 E., 2025/9797 K. (23.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6398
Karar No
2025/9797
Karar Tarihi
23.06.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2022/6398 E. , 2025/9797 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI: 2021/782 E., 2022/415 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI: 2017/1185 E., 2020/383 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketine Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı, diğer davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın 29.04.2017 tarihinde dava dışı araçla karıştığı trafik kazası sonucu davacıların yaralandığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, talebini davacı ... yönünden 274.276,15 TL'ye, ... yönünden 202.899,14 TL'ye artırmıştır.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacıların sigorta şirketine zorunlu başvuru şartını gerçekleştirmemeleri sebebiyle başvuru şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalının kusuru oranında olduğunu, SGK tarafından yapılmış olan geçici iş göremezlik ödemelerinin tespiti ile belirlenecek olan tazminattan düşülmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde, öncelikle yetki ve görev itirazları olduğunu, maddi ve manevi tazminat taleplerinin belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, kaza sırasında aracı diğer davalının kullandığını, kendisinin bir kusurunun bulunmadığını, davacılara sigorta şirketinin ödeme yaptığını beyan ederek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulü ile davacılar ... için 274.276,15 TL, ... için 202.899,14 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan 29.04.2017, davalı ... şirketinden 11.12.2017 tarihlerinden işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak (davalı ... poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) davacılara verilmesine, davacılar ... için 20.000,00 TL, ... için 16.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, 29.04.2017 tarihinde davacıların yolcu olarak bulundukları araca, davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı oldukları araç arkadan çarptığı, davacılar yaralandığını, kesinleşen kusur oranına göre kazada, davalı sürücü ...'ın tam kusurlu olduğu, davacıların maluliyet raporları, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından alınmış, davacı ... için 02.09.2019 ve davacı ... için 11.09.2019 tarihli raporlar kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e göre düzenlendiği, davacı ...'nın gebeliğinin sona ermesi ile kaza arasında da illiyet bağı bulunduğunun belirtildiği, dosya kapsamında maluliyet raporları esas alınarak hazırlanan aktüer raporlar da efor tazminatı olarak hesaplandığı, olay tarihi, olayın oluş şekli, kusur durumu, tarafların sosyal ekonomik durumları ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğu, davacılar lehine ayrı ayrı 30.000,00'er TL manevi tazminata hükmedilmesinin olaya ve hakkaniyete daha uygun düşeceği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeni hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davacı ... bakımından 274.276,15 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan 29.04.2017, davalı ... şirketinden 11.12.2017 tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak (davalı ... poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) davacı ...'e verilmesine, davacı ... bakımından 202.899,14 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan 29.04.2017, davalı ... şirketinden 11.12.2017 tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak (davalı ... poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) davacı ...'e verilmesine, davacı ... bakımından 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan 29.04.2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ...'e verilmesine, davacı ... bakımından 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan 29.04.2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı ...'nın RİA kullandığını ve gebeliğin sonlandırılması ile kaza arasındaki illiyet bağının Yargıtay kararları uyarınca kesildiğini, RİA bir doğum kontrol yöntemi olması sebebiyle davacı tarafların bebek düşünmediklerini, hatta ve hatta istemediklerinden bu duruma karşı önlem aldıklarını gösterdiğini yani bu gebeliğin istenmeyen bir durum olduğu çok yüksek ihtimalle yine davacı tarafından sonlandırılacağı karinesi hakim olduğunu, Adli Tıp Kurumu raporunda da "...RİA'nın takılı olduğu süre boyunca kişinin gebelik istemediğinin kabulü gerektiği..." sonucuna yer verildiğini, genel kabulde olduğu üzere; davacıların bebeğe ilişkin bir heyecanı ve beklentisi olamayacağı açık olduğunu, bu sebeple duydukları elem ve keder dolayısıyla manevi tazminat isteminde bulunması ve bu taleplerin kabul edilmesi haksız bir kazanç oluşturduğunu, hükme esas alınan ATK raporunda ''herhangi bir ruhsal bozukluğun tanı ölçülerini ortaya koyacak şekilde bulgu saptanmadığı" belirtilmişse de mahkeme tarafından bu durumun dikkate alınmadığını, davacı ...'in kaza sebebiyle çocuğunu kaybettiği iddiasının kabul edilemeyeceğini, kaza sonrasında ... Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan işlemlerin hamilelere uygulanmasının tıbbi sonuçlar yaratacağı ve bebeğe zarar vereceğinin açık olduğunu, ...'in söz konusu işlemlerin yapılmasına onay verip vermediğinin incelenmesi gerektiğini, ancak bilinci açık olarak hastaneye gelen hastadan böyle bir onay alınıp alınmadığının rapordan anlaşılamadığını, ...'in hastanede yapılan işlemlerden önce hamile olduğunu belirtmediği için söz konusu tetkiklerin yapıldığını, hükmedilen manevi tazminata müvekkilinin ekonomik durumu dikkate alınmadan karar verildiğini, davacıların çalışıp çalışmadığının tespiti amacıyla hiç bir araştırma yapıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davacıların durumuna yönelik subjektif bir değerlendirme yapılmadığını, yapılan hesaplamaların farazi olduğunu, yapılacak hesaplamanın daha sağlıklı olması açısından öncelikle davacıların yaptığı iş ile oluşan maluliyetin işe ne kadar engel olacağının araştırılması gerektiğini, maluliyet oranlarının yanlış belirlendiğini, ... hakkında oluşturulan raporda omur zedelenmesine ilişkin olsa da uzmanlar arasında ortopedi uzmanı bulunmadığını belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaptığı trafik kazası sonucu yaralanan davacıların maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'ye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı