4. Hukuk Dairesi 2024/12713 E. , 2025/9448 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1913 E., 2021/1827 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/1054 E., 2020/404 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; 20.09.2012 tarihinde davacıların desteği ...’nin dava dışı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki otomobilde yolcu olarak bulunduğunu, aracın E-80 TEM otoyolunu takiben İstanbul istikametinden Kocaeli istikametine seyri sırasında sürücü ...’in kalp rahatsızlığı geçirdiğini, bu nedenle yolun sol ve orta şerit çizgileri üzerinde aracın durdurulduğunu, akabinde davacıların desteği ...’nin sağlık problemi yaşayan sürücüye müdahale etmek amacıyla araçtan inip sol ön şoför kapısının yanına gelerek açık olan kapıdan sürücüye müdahale etmeye çalıştığını, bu esnada arkadan aynı istikametten sol şeridi takiben gelen davalı sürücü ...’un sevk ve idaresindeki otomobili ile açık olan sürücü kapısına ve kapının yanında yaya olarak bulunan davacıların desteği ...'ye çarptığını, meydana gelen kazada davacıların desteği ...’nin vefat ettiğini, davalı sürücü ...’un idaresindeki aracın diğer davalı ... nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacılardan her biri için şimdilik 1.000,00’er TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile davacılardan her biri için 100.000,00’er TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde; 20.09.2012 tarihinde davacıların desteği ...’nin dava dışı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki otomobilde yolcu olarak bulunduğunu, aracın E-80 TEM otoyolunu takiben İstanbul istikametinden Kocaeli istikametine seyri sırasında sürücü ...’in kalp rahatsızlığı geçirdiğini, bu nedenle yolun sol ve orta şerit çizgileri üzerinde aracını durdurduğunu, akabinde davacıların desteği ...’nin sağlık problemi yaşayan sürücüye müdahale etmek amacıyla araçtan inip sol ön şoför kapısının yanına gelerek açık olan kapıdan sürücüye müdahale etmeye çalıştığını, bu esnada arkadan aynı istikametten sol şeridi takiben gelen sürücü ...’un sevk ve idaresindeki otomobili ile açık olan sürücü kapısına ve kapının yanında yaya olarak bulunan davacıların desteği ...'ye çarptığını, meydana gelen kazada davacıların desteği ...’nin vefat ettiğini, dava dışı sürücü ...’in idaresindeki aracın davalı ...Ş. nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacılardan her biri için şimdilik 5.000,00’er TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze ve defin giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak dava konusu taleplerin poliçe teminatı kapsamına girip girmediği, kusur oranları ve varsa destekten yoksun kalma tazminatının tespitinin gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; trafik kazası tespit tutanağında müvekkilinin meydana gelen kazada tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ancak müvekkilinin davaya konu kazada kusurunun bulunmadığını, kazaya davacıların desteği müteveffanın sebebiyet verdiğini, kusur raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davaya konu trafik kazası sırasında davacıların desteği müteveffa ...'nin müvekkiline sigortalı 34... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğunu, sigortalı araç sürücüsü ...'in kalp krizi geçirmesi nedeniyle aracı durdurması üzerine davacıların desteğinin tedbirsiz olarak sigortalı araçtan indiğini ve bu sırada kendisine 34... plakalı aracın çarpması sonucunda hayatını kaybettiğini, müteveffanın vefatı ile müvekkiline sigortalı aracın işletilmesi arasında illiyet bağının bulunmadığını, kaza nedeni ile müvekkiline sigortalı aracın sürücüsüne atfedilecek bir kusurun da olmadığını, aksi kanaatte olunması halinde ise Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İstanbul Anadolu 9.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/277 Esas sayılı dosyasında yargılanan davalı sürücü ...'un meydana gelen olayda kusursuz olduğunun tespit edildiği, söz konusu kararın kesinleştiği, dosya kapsamında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 26.11.2018 tarihli rapora göre; davalı sürücü ...'un davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, davacıların desteği müteveffa ...'nin kusursuz olduğu, sürücü ...'in öngörülemeyecek ve zorunlu olarak aracını durdurmasına sebep olacak şekilde yaşadığı sağlık probleminin kazanın oluşumunda asli ve tamamen etken olduğunun tespit edildiği, meydana gelen olayda davalı sürücüye atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı, haksız fiil sorumluluğunun kusura dayalı olduğu, yine davalı ... şirketinin de ancak sigortalı araç sürücüsünün kusurunun varlığı halinde zarardan sorumlu olacağı, bu itibarla davacıların davalılardan esas ve birleşen dava yönünden talep edebileceği tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının davasının sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilindiği üzere (haksız fiil) trafik kazalarında, özellikle sorumluluğun kusur nispetinde olduğu hallerde kaza taraflarının meydana gelen kazada kusurlarının ne olduğunun tespit edilmesinin esaslı unsurlardan olduğu, çünkü tarafların meydana gelen sonuçtan sorumluluklarının tespit edilecek kusurları nispetinde olacağı, kusur tespitinin de ancak delillerin tam olarak toplanması ve gerekmesi halinde bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle mümkün olduğu, bu açıklamadan sonra toplanan tüm deliller ve ceza dosyasındaki deliller, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 23.02.2017 tarihli ve 2015/16952 Esas, 2017/1383 Karar nolu bozma ilamındaki kusur ile ilgili yapılan değerlendirme ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, ceza davası sırasında verilen raporda davalı sürücüye her ne kadar tali kusur izafe edilmiş ise de, davalı sürücünün olayı önlemek için herhangi bir etkili tedbir almasının mümkün olmadığı, kusurunu gerektirecek herhangi bir eylemi bulunmadığından kusur izafesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; trafik kazası tespit tutanağında davalı ...’un kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, buna rağmen sonraki aşamalarda alınan Adli Tıp Kurumu raporlarında anılan davalının kusursuz olduğunun belirlendiğini, davalı ...’un kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, davacıların desteği müteveffa ...'nin söz konusu kazada hiç bir kusurunun bulunmadığını, ceza yargılamasında çelişki üzerine alınan raporda davalı sürücü ...’un kusurlu bulunmuş olmasına rağmen, yerel mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan rapora itibar edilerek beraat kararı verildiğini, bunun üzerine eldeki davada hukuk hakimince ceza yargılamasında davalı ...'un beraat ettiğinden bahisle davanın reddine karar verildiğini, ceza dosyası ile hukuk hakiminin bağlı olmadığını, ceza yargılamasında şeklen hüküm kesinleşmiş ise de esas bakımından hakkaniyete aykırı bir sonucun ortaya çıktığını, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf dilekçelerinde belirtmiş oldukları itiraz sebeplerinin yeterince incelenmediğini, bu nedenle hukuka aykırı bir hüküm tesis edildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalıların sürücüsü ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı (ZMSS) oldukları araçların karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan davacıların destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze ve defin gideri ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; dosya kapsamında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 26.11.2018 tarihli rapora göre; davalı sürücü ...'un davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, kesinleşen ceza davasına göre de anılan sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığının anlaşıldığı, buna göre asıl davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davacılar vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Trafik kazalarında araç işletenin sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85 inci maddesinde düzenlenmiş olup, anılan Kanunun 85/1 inci maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”, 85/3 üncü maddesinde, “İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir.”, 85/son maddesinde, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.”, 91/1 inci maddesinde ise, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” hükümlerine yer verilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde düzenlenme bulunmaktadır. Buna göre, 2918 sayılı KTK’nun 85/1 inci maddesinde bir aracın işletilmesinden doğan sorumluluk, 85/3 üncü maddesinde ise işletilme halinde olmayan motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından doğan sorumluluk halleri hüküm altına alınmıştır. Araç işletenin, bir motorlu aracın işletilmesinden doğan zarar nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için 2918 sayılı Kanun uyarınca, aracın motorlu olması, aracın işletilme halinde olması, ortada bir zarar olması, zarar ile fiil arasında uygun bir illiyet bağı bulunması gerekmektedir. Anılan Kanunun 85/1 inci maddesinde düzenlenen sorumluluğun bir tehlike sorumluluğu olduğu doktrinde ve uygulamada duraksamaya meydan vermeyecek şekilde kabul edilmektedir. Aynı Kanunun, 85/3 üncü maddesinde düzenlenen sorumluluğun ise bir tehlike sorumluluğu olmayıp, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere bir kusur sorumluluğu olduğu ihtilafsızdır. Şu halde somut olayda ilk halli gereken husus, birleşen davaya konu aracın dava dışı işleteninin sorumluluğunun bir tehlike sorumluluğu mu, yoksa kusur sorumluğu mu olduğu hususudur. Bu noktada üzerinde durulması gereken en önemli konu ise aracın işletilme halinde olmasından neyin anlaşılması gerektiğidir. Bu hususun her somut olayın ve özellikle araç sürücüsünün amacı nazara alınarak değerlendirilmesi gerekeceği de açıktır. Örneğin kırmızı ışıkta beklemek durumunda olan bir araç sürücüsünün aracının stop etmesi veya sürücünün yol kenarındaki bir yerden adres sormak, herhangi bir şey almak için aracı kısa süreli hareketsiz bırakması, yani aracı terk maksadı taşımaması durumunda işletenin sorumluluğu tehlike sorumluluğu kapsamında olacaktır. Bu genel açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönülecek olursa; davaya konu olayda 20.09.2012 tarihinde davacıların desteği ...’nin dava dışı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki otomobilde yolcu olarak bulunduğu, aracın E-80 TEM otoyolunu takiben İstanbul istikametinden Kocaeli istikametine seyri sırasında sürücü ...’in kalp rahatsızlığı geçirdiği, bu nedenle sürücünün yolun sol ve orta şerit çizgileri üzerinde aracını durdurduğu, akabinde davacıların desteği ...’nin sağlık problemi yaşayan sürücüye müdahale etmek amacıyla araçtan inip sol ön şoför kapısının yanına gelerek açık olan kapıdan sürücüye müdahale etmeye çalıştığı, bu esnada arkadan aynı istikametten sol şeridi takiben gelen sürücü ...’un sevk ve idaresindeki otomobili ile açık olan sürücü kapısına ve kapının yanında yaya olarak bulunan davacıların desteği ...'ye çarptığı, meydana gelen kazada davacıların desteği ...’nin vefat ettiği, dava dışı sürücü ...’in idaresindeki aracın davalı ...Ş. nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunduğunun anlaşılması karşısında, dava dışı sürücü ...’in geçirdiği kalp rahatsızlığı nedeniyle aracı kısa süreli olarak terk maksadı olmaksızın durdurduğu, buna göre de aracın kaza esnasında işletilme halinde olduğu açıktır. Tehlike sorumluluğunda, tehlikeli nesne veya işletme ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının ispat edilmesi sorumluluk için yeterlidir. Şu durumda, dava dışı ...’in idaresindeki aracın kaza esnasında işletilme halinde olduğu, aracın işleteninin sorumluluğunun tehlike sorumluluğu kapsamında kaldığı, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen davalı ...Ş.’nin ise 2918 sayılı KTK’nun 91 inci maddesi uyarınca meydana gelen zarardan sorumluluğunun bulunduğunun anlaşılmasına göre, birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 82b902fd4aa4fb64 d7275fb6397f608e