Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2023/8783 E., 2025/4219 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/8783 E., 2025/4219 K. (12.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8783
Karar No
2025/4219
Karar Tarihi
12.03.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2023/8783 E. , 2025/4219 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/396-2023/397 İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 16.05.2016 tarihinde meydana gelen davalıya zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki aracın karıştığı çift taraflı kazada davacının yaralanarak malul kaldığını, bu nedenle maluliyet artışından kaynaklı olanlar dahil her türlü hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usulüne uygun olmadığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, vekalet ücretinin 1/5 olarak verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sol kol posteriorunda 10x0.5 cm lik hipopigmente kesi skarının kapladığı alanın 5 cm2 olduğu, bu alanın Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; boy ve kilo esas alınarak yapılan vücut yüzey alanı hesaplamasına göre ortalama bir insanın (kilo:70 kg, boy: 170 cm) vücut yüzey alanının 180 cm2 olduğu, davacıdaki skar izinin bu miktarı geçmediği ve maluliyet oluşmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sigorta şirketinin başvurudan önce Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın 18.03.2022 tarihli adli kurul raporuna itirazı olmadığını veya Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş devlet hastanesi raporu talebi bulunmadığını, dosyada sunulu Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nın adli kurul raporunda Yönetmelik ve ekli cetveldeki oranlar dikkate alınarak kıyasen maluliyet tespiti yapmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu, erişkinlerde tüm vücut yüzeyinin 1.8 metrekare olduğunun tıbben bilindiği şeklinde bir varsayımla vücut alanı hesaplaması yapılmasının ve skarın kapladığı alanın bu varsayıma dayalı vücut alanında 180 cm2 yer kaplaması gerektiğinin iddia edilmesinin ve bu alanı kaplamayan skarların özürlülük meydana getirmeyeceğinin kabul edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, skarın boyutunun değil kalıcı olup olmadığının tespitinin yapılması gerektiğini, bunu aksine bir uygulamanın vücut bütünlüğünün korunmasına aykırı olacağını, temel hak ve özgürlüklerin Genel Şartlar ile düzenlenmesi sonucunu doğuracağını belirtmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 16.05.2016 tarihinde meydana gelmiştir. Somut uyuşmazlıkta kaza tarihinin 16.05.2016 tarihi olmasına göre düzenlenecek raporun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olması gerekir. Davacı vekili tarafından tahkim yoluna başvuru dilekçesi ekinde sunulan Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 18.03.2022 tarihli raporun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre adli tıp uzmanı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı ve ortopedi uzmanı tarafından düzenlendiği, başvuranın yaralanması ve maluliyetinin meydana geldiği iddia edilen lezyonların özellikleri, boyutu, kişi üzerindeki anatomik, kozmetik ve psikolojik etkileri dikkate alınarak sol kol üzerinde arka tarafta dirsekle bilek arasında 10x0,5 cm kesi skarı nedeni ile %3 maluliyet oranı belirlendiği, ancak yara izi konusunda uzman hekimin kurulda bulunmadığı anlaşılmıştır. Anılan bu raporun tanziminde heyet mevzuata uygun teşekkül etmediğinden, raporun karara esas alınması mümkün değildir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan 16.04.2023 tarihli adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen raporda "meydana gelen arazın maluliyete neden olmadığı, 3 hafta içinde iyileşeceği, bakıcı ihtiyacı olmadığı" belirlenmiş, bu rapor hükme esas alınmıştır. Bu haliyle dosyada mevcut maluliyet raporları arasında çelişki oluştuğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davacıda meydana gelen skarın niteliği ve kapladığı alan itibariyle meslekte kazanma gücü kaybına etken olup olmadığı ve oranının tespiti yönünden içinde cildiye uzmanı veya plastik cerrahisi uzmanı bulunan heyetçe tüm tedavi belgeleri ve başvuranın yapılacak muayenesi ile tespit olunan arazların kazayla illiyet bağı olup olmadığı irdelenerek düzenlenmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde Hakem Heyetince; davacıya ait Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporu da irdelenmek suretiyle, davacının kaza tarihi ve sonrasındaki tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya içerisine eklenerek, Adli Tıp Kurumu ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalı bölümleri gibi kuruluşlarca muayenesi sağlanarak, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde içerisinde plastik cerrahi/ cildiye uzmanının da bulunduğu davacının ikametgahına en yakın yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı