Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2023/6776 E., 2025/479 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6776 E., 2025/479 K. (13.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6776
Karar No
2025/479
Karar Tarihi
13.01.2025
Konu
Tazminat, Tapu

4. Hukuk Dairesi 2023/6776 E. , 2025/479 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/496 E., 2022/848 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında görülen muvazaalı işlemin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ......İnşaat Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı .,.... Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti'nde 18.04.2007 tarihinden 10.08.2012 tarihine kadar sigortalı olarak çalıştığını, tazminatlı olarak işine son verildiğini, başka çalışanların da aynı zamanda işten çıkarıldığını, ancak davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile 2012 yılı Ocak ile Ağustos aylarına ait hakedişlerinin bir kısmının ödenmediğini, şirketin biriken borçları ve işçilerinin alacaklarından kurtulmak için davalı ...'ün şirket bünyesinde bulunan ...........Boya ve ......Sanayi Bölgesi, 6617 ada, 10 parselde kayıtlı taşınmazı muvazaalı olarak davalı ...'ya devrettiğini ileri sürerek 10.726,00 TL davacının alacağının tahsili ile yapılan satışın muvazaalı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ......Şti. ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacının alacağı olmadığını, maaşının bankaya yatırıldığını ayrıca elden aldığı avansların olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalının aralarında herhangi bir iş ilişkisi bulunmadığını, davacının alacağından sorumlu olmadığını, satışın gerçek olduğunu muvazaa bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.06.2014 tarihli ve 2014/152 Esas, 2014/234 Karar sayılı kararı ile; davacının tespit davası açmaktaki amacını açıklamadığı gibi dava konusu taşınmazın satışının davacının iş akdinin feshinden önce gerçekleştiğinden hukuki yararı tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 25.11.2019 tarihli ve 2017/5308 Esas, 2019/11045 Karar sayılı ilamı ile; "... Davacı vekili, dava dilekçesinde ve yargılama aşamalarında davalı ...... Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti ile diğer davalı ... arasındaki taşınmaz devrinin muvazaalı olduğunun tespitini istediğini açıklamış ve dava dilekçesi içeriğinden, davanın davacı ...'un davalı işveren....... Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti'den işçilik alacağı tahsilini sağlamaya yönelik olarak açıldığı, bu alacağın tahsilini önlemek amacı ile yapılan ve dava konusu olan taşınmazını muvazaalı olarak diğer davalıya devrettiğinin tespitini istediği, bu tespitteki amacın aslında muvazaalı işlemin iptali ile alacağın tahsilini sağlamak olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme ilamında da açıklandığı üzere alacak davasından muvazaa iddiası tefrik edilerek Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği anlaşılmaktadır. Olayların hukuksal açıdan değerlendirilmesi ve nitelendirilmesi hakime aittir. Bir uyuşmazlıkta maddi olayın taraflarca yanlış nitelendirilmesi hakimi bağlamaz. Hakim tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Mahkemece, bu maddi ve hukuksal olgular dikkate alınarak, davanın işçilik alacağının tahsiline yönelik BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkin olduğu ve böylece davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü ile davanın esasına girilerek öncelikle davacının işçilik alacağının kesinleşip kesinleşmediği veya takibe konulup konulmadığı tespit edilerek, alacağın varlığının tespiti halinde ise muvazaa koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... hakkındaki davanın, bu davalının borçlu şirketin temsilcisi olması nedeni ile pasif husumetten reddine, davalı ... .....nın 25.07.2012 tarihinde rayiç bedelin altında bir fiyat ile borçludan dava konusu parseli satın aldığı, kısa süre sonra sattığı, bu nedenle bu satışta borçlu ile davalı 3. kişi arasında muvazaalı işlemin olduğu, diğer davalı ......Firmasının ise taşınmazı tapudan 02.07.2013 tarihinde satın almasına rağmen, satıştan önce, üçüncü kişiye 28.05.2013 tarihinde 130.000,00 TL, 24.06.2013 tarihinde 777.408,00 TL gibi yüksek rakamlı ödemeler yaptığı, borçlu şirketin toplu olarak işcilerini ikinci satıştan önce çıkardığı, dahili davalı .....şirketinin dava konusu fabrika binası ve depolarını, tapuda satın almadan yaklaşık 2 ay öncesinden başlamak üzere, teminat dahi almadan davalı üçüncü kişiye ödemeler yapmasının yaşam deneyimlerine uygun olmadığı gibi yapılan her iki satışın da mal kaçırma amacı ile yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; dava konusu İstanbul ili,.... ilçesi, .....köyü 6617 ada 10 parsel nolu taşınmazın davalı... Kimya Sanayi ve Ticaret Ltd Şirketi tarafından davalı ...'ya ve davalı ... tarafından davalı ....Tek İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd Şti'ye satışı ile ilgili tasarrufun iptali ile; bu taşınmaz üzerinde davacıya, Anadolu 17. İcra Dairesinin 2014/12395 E sayılı icra dosyasındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olmak kaydıyla cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ......., İnşaat Tic. ve San. Ltd. Şti.vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ........ İnşaat Tic. ve San. Ltd. Şti vekili temyiz dilekçesinde; davacının alacağının hak düşürücü süreye uğradığını, davacının asıl alacaklı olduğu firmanın diğer davalı......olup...... ile dava dışı ... arasındaki ilişkiye ait davalı ....... firmasının bilgisi bulunmadığını, firmanın taşınmaz için banka kredisi kullanarak taşınmazı edindiğini ve 10 senedir iş yeri olarak kullandığını, dava konusu taşınmazı, bedelini banka kanalı ile ödemek sureti ile 28.05.2013 tarihinde 130.000,00 TL, 24.06.2013 tarihinde 777.408,00 TL, 05.07.2013 tarihinde ise 3.195.360,00 TL olmak üzere toplam 4.102.768,00 TL bedel üzerinden satın aldığını, bu bedellerden 130.000,00 TL ve 777.408,00 TL olmak üzere toplam 907.408,00 TL'nin davalı ...'ye ait banka hesabına yatırıldığını, 3.195.360,00 TL'nin ise taşınmazda mevcut banka ipoteği sebebi ile ipoteğin fekki için Ziraat Bankasına ödendiğini, bütün işlemlerin olması gerektiği gibi yasal ve usule uygun olduğunu, dava konusu taşınmazın, devir tarihinden bu yana aktif olarak davalı firma tarafından kullanıldığını ve bütün vergileri ile harçlarının ödendiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi. 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı.......inşaat Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı ...... İnşaat Tic. ve San. Ltd. Şti. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı .......,İnşaat Tic. ve San. Ltd. Şti'ye yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 13.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı