Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2023/6520 E., 2025/5095 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6520 E., 2025/5095 K. (27.03.2025) – Velayet

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6520
Karar No
2025/5095
Karar Tarihi
27.03.2025
Konu
Velayet, Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2023/6520 E. , 2025/5095 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/251 Değişik İş - 2023/260 Karar İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı olan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası neticesinde karşı araçta yolcu olan davacının yaralandığını ve davacının malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve 600,00 TL rapor masrafının yargılama giderleri arasında davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 430.000,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, bu nedenle başvurunun dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyaya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediğini, davalı şirketin ancak sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti oranında sorumlu olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemi esas alınarak yapılması gerektiğini, davacının müterafik kusuru nedeniyle indirim uygulanması gerektiğini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen vekalet ücretinin 1/5'i kadar olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili tarafından dosyaya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlendiği, adli trafik bilirkişiden alınan kusur raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve % 100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi raporunda davacının % 15 maluliyet oranı, davalının % 100 kusur oranı, TRH 2010 Yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi ile sürekli iş göremezlik tazminatının 882.476,12 TL olarak hesaplandığı, aktüer bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile poliçe limiti olan 430.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 03.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada mevcut maluliyet raporu, kusur raporu, aktüer bilirkişi raporu ve hesaplamaların mevzuat ve içtihatlara uygun olduğu, dava konusu kazaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında motosiklette yolcu olan davacının kaskının takılı olmadığının tespit edildiği, aktüer bilirkişi raporunda belirlenen tazminat tutarı üzerinden müterafik kusur indirimi yapılmış olsa bile poliçe teminat tutarı olan ve hüküm altına alınan 430.000,00 TL'den daha yüksek miktar çıkacak olması sebebiyle davalının bu yöne ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı ve davacı lehine takdir edilen vekalet ücretinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı küçük ...'nın 19.01.2006 doğumlu olup başvuru tarihi itibari ile dava ve fiil ehliyetine sahip olmadığını, velayet ilişkisine dayanılmaksızın bizzat davacı küçüğün davacı sıfatı ile yargılamada yer almasının hatalı olduğunu, dava şartı noksanlığı sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirkete 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca usul ve yasaya uygun başvuru yapılmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını, hükme esas alınan kusur raporu hatalı olup dava konusu kazaya ilişkin kusurun tespiti adına Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur raporu alınması gerektiğini, tazminat tutarının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemi esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, davacının kaza nedeniyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsup edilmesi gerektiğini, davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmamış olması nedeniyle temerrüt tarihinin başvuru tarihi olarak esas alınmasını gerektiğini, ıslah edilen tutar yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, ceza yargılaması sırasında uzlaşma sağlanması halinde davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ve davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'ine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davacı küçük ... adına anne ve babası tarafından velayeten verilen vekaletname ile davanın ikame edildiğinin anlaşılmasına, davacı tarafından davalı ... şirketine usul ve yasaya uygun başvuru yapılmış olmasına, davanın kısmi dava niteliğinde olduğunun anlaşılmasına, oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, tazminatı Dairemizin yerleşik uygulamalarına uygun biçimde ve usulünce hesap eden aktüer raporun karara esas alınmış olmasına, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca dava dilekçesinde talep edilen ve ıslah edilen tutar yönünden sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü ilave edilmesi sonucu sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarihten itibaren faiz işletilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacıya kaza nedeniyle ödeme yapıldığına dair dosya kapsamında bilgi ve delil bulunmadığının anlaşılmasına, 18.10.2023 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 26.07.2023 tarih ve 2023/43 Esas -2023/141 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile “04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değiştirilen 253 üncü maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşma sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; …” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiğinden, soruşturma aşamasındaki uzlaşmanın eldeki tazminat davasına etki etmeyecek olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; a-) Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 08.06.2021 tarihinde meydana gelmiş olup dosyada mevcut maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle davacının ''hipertrofik skar ve keloid'' yaralanması nedeniyle davacıda oluşan yara nedbesinin (skar) keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı, davacının “epilepsi; nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar” olarak nitelendirilen rahatsızlığı nedeniyle davacıda sürekli iş göremezliğin oluşup oluşmadığı veya bu bulgunun, sürekli iş göremezlik oranını artırıp artırmadığı, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, ömür boyu sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilerek ve bizzat muayene edilmek suretiyle içerisinde plastik cerrahi uzmanı, nöroloji uzmanı ve beyin ve sinir cerrahi uzmanının da yer aldığı yetkili sağlık kurulundan kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp (davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. b-)6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78. ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesi ve eki Cetvel uyarınca; motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı (kask) takması zorunludur. Davacının motosiklette seyahat etmesine rağmen koruma başlığı (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması İtiraz Hakem Heyetince sonuca etkili olmayacağı gerekçesiyle kabul edilmemiştir. Somut olayda; motosiklette yolcu konumunda bulunan davacının trafik kazası sonucu yaralandığı ve koruyucu başlık (kask) takmadığı hususu, trafik kaza tespit tutanağı ve yaralanmanın yüz bölgesinden olması olgusu ile sabittir. Buna göre; davacının koruyucu başlık (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52. maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. c-)Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. ve AAÜT’nin 17/2. maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

VI. KARAR 1- Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Yukarıda 2 (a), (b) ve (c) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,27.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0fdf14405b7ce61a 7fd0039b4985b042

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı