Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/4782 E., 2025/2147 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4782 E., 2025/2147 K. (10.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4782
Karar No
2025/2147
Karar Tarihi
10.02.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2023/4782 E. , 2025/2147 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1093 D.İş, 2022/1071 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2022/61987 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/202826 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.07.2016 tarihinde davacının yolcu olduğu motosiklet ile davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davacının tedavisinin sürdüğünü ve gelişen durum bulunduğunu, bu durum nedeniyle maluliyetin arttığı, artan zararın karşılanması için sigorta şirketine yapılan başvuruya olumlu yanıt verilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, 10,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 10,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 30,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 10.11.2022 tarihli dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 255.338,75 TL, geçici bakıcı gideri talebini 3.294,00 TL olarak ıslah etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; usulüne uygun maluliyet raporu ile sigorta şirketine başvuru yapılmadığından talebin usulden reddi gerektiğini, başvuruya eklenen maluliyet raporunun maluliyet oranındaki artışı ispata elverişli olmadığını, kazadan sonra sigorta şirketine başvuru yapıldığını ve sigorta şirketince 01.10.2018 tarihinde davacıya 15.020,57 TL ödeme yapıldığını, davacının bu ödemenin yetersiz olduğu iddiası ile Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yaptığını, hakem heyetince verilen karar nedeniyle davacıya icra kanalıyla 48.813,67 TL ödeme yapıldığını, davacının artan maluliyet nedeniyle tekrar Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğunu ve bu başvuru neticesi hakem heyetince maluliyet oranındaki artış ispat edilemediğinden davanın reddine karar verildiğini ve bu karara yapılan itirazların reddedildiğini, ardından tekrar Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığını ancak bu başvurunun da 24.02.2021 tarihli maluliyet raporunun gelişen ve değişen bir durum olduğuna yönelik tespit içermediğini belirterek usulden reddedildiğini ve yapılan itirazların da reddedildiğini, bu durumda aynı talepli başvuru yapılamayacağından talebin kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, poliçeden kaynaklanan sorumluluğun yerine getirildiğini, maluliyet oranının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesi gerektiğini, maluliyet raporunda başvuranın maluliyet artışının meydana geldiği tarihin, artış oranının, artışın gerekçesinin hatta maluliyetinde artış olduğuna dair ibarenin raporda bulunmadığını, maluliyet artışı iddiasının ispat edilemediğini, hesaplama yapılması halinde TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile hesap yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri taleplerinin poliçe kapsamında olmadığını, kusur oranının tespiti bakımından uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, kask takılmaması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, sigorta şirketi temerrüde düşmediğinden faiz talep edilmesinin yerinde olmadığını, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (AAÜT) göre belirlenen rakamın 1/5'i oranında olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların iddia ve savunmaları, sunulan delillere göre maluliyet raporunda artan maluliyetin ne kadarının gelişen durum ile ilgili olduğunun tam olarak belirtilmediğini, rapordaki bu eksikliğin hakem heyetince tamamlanmasının mümkün de olmadığını, sigorta şirketine usulüne uygun maluliyet raporu ile başvuru yapılmadığından başvuru şartının yerine getirilmediğini belirterek davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunulması üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun olarak, davacı bizzat muayene edilmek suretiyle Üniversite Hastanesi Adli Tıp Anabilim dalınca düzenlenmiş bir rapor olduğunu, dayanağı bulunmayan bir gerekçe ile başvurunun usulden reddinin yerinde olmadığını belirterek davacının itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, 246.165,76 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 3.294,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 249.459,76 TL tazminatın 03.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun maluliyet raporu ile başvuru yapılmadığını, maluliyet raporunun artış oranını göstermediğini bu nedenle başvuru şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davacının artan maluliyete ilişkin talebini Sigorta Tahkim Komisyonunun 2020.E.55932 sayılı dosyasından ileri sürdüğünü, bu davanın reddolduğunu, yapılan itirazların da reddedildiğini, davacının aynı talep ile bu defa Sigorta Tahkim Komisyonunun 2021.E.61057 sayılı dosyasından başvuru yaptığını, bu başvurunun usulden reddedildiğini ve yapılan itirazların da reddedildiğini, aynı taleplerle bir kez daha başvuru yapılamayacağını, talebin kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, maluliyet raporunun artan maluliyetin ispatına yönelik hiçbir tespitte bulunmadığını, sunulan maluliyet raporlarının farklı maluliyet oranları içerdiğini, bu maluliyet oranları arasındaki farkın maluliyet oranındaki artıştan meydana geldiğinin ispatı gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün %75 kusurlu olduğu yönündeki kabulün hatalı olduğunu, bakıcı giderinden %75 oranında kusur indirimi yapılmamasının yerinde olmadığını, progresif rant yöntemi ile hesabın hatalı olduğunu, hesap raporunun denetime elverişli olmadığını, geçici bakıcı giderinin poliçe kapsamında olmadığını, geçici bakıcı giderinin brüt asgari ücret ile hesaplanmas��nın hatalı olduğunu, davacının kask kullanmaması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, yaralanma bölgesinden davacının kask takmadığının anlaşıldığını, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, sigorta şirketi temerrüde düşmediğinden faiz talebinin kabulünün yerinde olmadığını, vekalet ücretinin AAÜT'ye göre belirlenen rakamın 1/5'i oranında olması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı trafik kazası sonucu oluşan maluliyetinde artış olduğunu iddia ederek artan maluliyete ilişkin tazminat isteminde bulunmuştur. Davacıya eldeki davadan önce tazminat ödemesi yapan davalının hukuki durumunun, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri uyarınca alınacak yeni bir raporda, artan maluliyet ile gelişen durum olup olmadığı sorunu çözüldükten sonra değerlendirilmesi gerekir. Gelişen durumun varlığı hâlinde gelişen durum yönünden yeniden dava açılabilmesi mümkündür. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği hâlde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Trafik kazası sonucu yaralanmalar nedeni ile ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık “gelişen durum” ve dolayısıyla gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olmaktadır. Böyle hâllerde zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş sayılamaz. Gelişen durumun söz konusu olup olmadığı her olaya özgü olarak dosyaya sunulan delillere göre belirlenir. Bu itibarla; davacıdaki yaralanmanın hangi tarihli tedaviyle tamamen iyileştiği, iyileşme sonrası aynı yaralanma nedeniyle gelişen bir durumun bulunup bulunmadığı, varsa gelişen durumun hangi tarihte sona erdiği kesin olarak belirlenmelidir. Çünkü tedavinin ne zaman sona erdiği ve sürekli iş göremezlik oranının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir hâle geldiği, gerçek zararın tespiti açısından önemlidir. Somut olayda davacı davaya konu kaza nedeniyle maluliyetinde artış meydana geldiğini belirterek iş bu başvuruyu yapmıştır. Bu başvurusuna Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Uygulama Araştırma Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 18.02.2022 tarihli raporunda kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş ve maluliyet oranının %21 olduğunu gösteren rapor eklenmiştir. Bu raporda maluliyet, sol femur fraktürü, sol tibia fraktürü, sol ulna proksimal fraktürü ve nazal kemikte oluşan fraktür nedeniyle belirlenmiştir. Davacının daha önce de Sigorta Tahkim Komisyonuna aynı kaza nedeniyle sürekli maluliyet istemli başvurusu bulunduğu ve bu başvuruya ekli raporda maluliyet oranının %14 olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır. Dosyaya ekli yukarıda açıklanan maluliyet raporda ilk raporda maluliyetin eksik belirlendiği nazal kemik fraktürünün maluliyet nedeni olmasına rağmen hiç dikkate alınmadığını, ortopedi ve travmatoloji notunda sadece kısalığın hesaplandığı, kişideki eklem hareket kısıtlılığı ve yürüyüş bozukluğunun değerlendirilmediği belirtilmiştir. İlk rapora göre belirlenen maluliyet oranı üzerinden sigorta yargılamasında sürekli maluliyet tazminatı belirlenmiş, söz konusu kararlar kesinleşmiştir. Bu durumda ilk raporda belirtilen %14 maluliyet oranı kesinleşmiştir. Artık davacının yaralanması dolayısıyla ilk raporda dikkate alınmamış olduğu anlaşılan nazal kemik fraktürü, kişideki eklem hareket kısıtlılığı ve yürüyüş bozukluğu nedeniyle maluliyet belirlenmesi mümkün değildir. Bu yaralanmalar gelişen durum olarak kabul edilerek artan maluliyet belirlenemez. Ancak yine dosyaya sunulu anılan maluliyet raporunda tedavilerin devam ettiği, ulna kırığına yönelik 21.06.2019 tarihinde davacının opere edildiği belirtilmiştir. Raporda bu ameliyat sonrası gelişen yeni bir durum olup olmadığı, maluliyette bir artış olup olmadığı, artış var ise oranı belirlenmemiştir. Açıklanan nedenlerle İtiraz Hakem Heyetince kaza sonrasındaki tüm tedavi belgeleri, hasta tabela müşahede kayıtları getirtilip, davacının sürekli iş göremezliğini belirleyen tüm raporlar ve eldeki dosyaya sunduğu hükme esas alınan %21 maluliyet oranı içeren rapor karşılaştırılarak ilk rapordan sonra davacının tedavi görüp görmediği, raporlar arasında maluliyet oranının belirlenmesine etki eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığını, artan maluliyetinin olup olmadığını belirlemeye elverişli, üniversite hastanesinden oluşturulacak heyetten gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 3. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin müterafik kusura ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.

VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 3. Yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin müterafik kusura yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 398d5a088c7fd596 a1e5b6582e7a70d7

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı