4. Hukuk Dairesi 2023/4349 E. , 2025/6460 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1386 Esas 2023/422 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİH : 14.07.2020 SAYISI : 2019/149 Esas - 2020/422 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Medya Grubunun yönetim kurulu başkan vekili olduğunu, davalı şirketin içerik sağlayıcı olduğu www....com.tr isimli internet sitesinde 05.04.2019 tarihinde "kim bu "yeni paralel" pelikancılar" başlığı ile yayınlanan haberde müvekkiline suç isnat edildiğini, haberde müvekkilinin yasa dışı bir gruba üye olmakla itham edildiğini, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile kararın yayınlanması talep edilmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraf değişikliği yolu ile davaya dahil edilmelerinin hatalı olduğunu, habere konu iddiaların ilk kez kendileri tarafından dile getirilmediğini, kamuoyunda uzun süredir gündem olan bir konunun kamu yararı gereğince haber yapıldığını, haberin basın özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu haberde somut bir delil olmadan hukuka aykırı şekilde davacıya suç isnat edildiği, davalı tarafından dava konusu habere ilişkin her hangi bir delil sunulmadığı, çalışan olarak belirtilen kişinin çalışan olduğuna dair herhangi bir delil sunulmadığı, çalıştığı kanıtlanamayan kişinin söylemine dayalı haberde görünen gerçeklik şartının oluşmadığı, başka haber sitesi tarafından aynı konuya ilişkin haber yapılması veya davacı ...'ın Hazine Bakanı'nın kardeşi olmasının haberde yer alan isnada görünür gerçeklik durumu kazandırmayacağı, basının haber verme hakkı sınırlarının aşıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...-... Podüksiyon şirketinden tahsili ile davacı ...'a ödenmesine, davacı ... Haberleşme ve Yayıncılık AŞ yönünden dosya tefrik edildiğinden karar verilmesine yer olmadığına, yayın talebinin olay tarihinden itibaren geçen süre dikkate alınarak hukuki yarar sağlamayacağı anlaşılmakla reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu haberde somut bir delil olmadan davacının yasa dışı bir örgütün lideri olduğu ve bu örgütü yönettiği şeklindeki ifadelere yer verildiği, davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı; olay tarihi, saldırının ağırlığı nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu gerekçesi ile tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu haberde müvekkilinin yasa dışı bir örgütün lideri olmakla itham edildiğini, bilinçli olarak hedef alındığını, saldırının ağırlığına göre hükmedilen manevi tazminat miktarının caydırıcı olmadığını, davacı ... Haberleşme A.Ş. yönünden tefrik kararı verilmesinin hatalı olduğunu, internet haberi ile yayının birçok kişiye ulaştığı değerlendirildiğinde yayın talebinin reddedilmesinin de hatalı olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu iddiaların ilk kez ... Tv tarafından dile getirilmediğini, kamuoyunda uzun süredir gündem olan bir konunun kamu yararı gereğince haber yapıldığını, basın özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; www...com.tr isimli internet sitesinde 05.04.2019 tarihinde "kim bu "yeni paralel" pelikancılar" başlığı ile yayınlanan haber nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. Anayasa'nın 26 ncı maddesi şöyledir: "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...." AİHS'nin 10 uncu maddesi şöyledir: "1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. ... 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan bazı ...sınırlamalara ... tabi tutulabilir." TMK'nın "Kişiliğin korunması" kısım başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir: “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” TBK’nın “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58 inci maddesi şöyledir: “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.” Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler ile Anayasa'nın 90 ıncı maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesine göre ulusal hukukun bir parçası hâline gelmiş bulunan AİHS'nin 10 uncu maddesi uyarınca kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 inci maddelerinde yer verilen kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu yayında davacıdan pelikan grubu olarak adlandırdıkları yapılanmanın başındaki kişi olarak bahsedildiği ve haberde bu yapılanmanın "paralel" olarak nitelendirildiğinin, gerçekliğine ilişkin hiçbir somut bilgi bulunmayan yayında davacının yasa dışı bir yapılanmanın lideri olarak tanımlandığının ve bu suretle davacıya somut olgu isnadında bulunulduğunun, kesin yargı içeren şekilde beyanda bulunularak özle biçim arasındaki dengenin bozulduğunun, doğrulanmamış ve/veya yanlış bilgilerin yayılmasında kamunun haber alma hakkı bulunduğunun kabul edilemeyeceğinin (AYM; Enver Kaya (3), B. No: 2020/20482, 06.09.2023, § …), haberde kamu yararının ve toplumsal ilginin bulunmadığının, kullanılan söz ve ifadelerin ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığının, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmesinin; olay tarihi, tarafların konumu, zararın ağırlığı dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının ve güncelliğini yitirmesi nedeniyle yayın talebinin reddedilmesinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan ve davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi. Dava konusu uyuşmazlık; Davalının içerik sağlayıcı olduğu internet sitesindeki 05.04.2019 tarihli yazının ifade özgürlüğü ya da kişilerin şöhret ve itibarına saygı gösterilmesini isteme haklarından hangisinin kapsamında kaldığına ilişkindir. İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir (Anayasa Mahkemesi (AYM); Bekir Coşkun, B. No: 2014/12151, 4/6/2015; Mehmet Ali Aydın, B. No: 2013/9343, 4/6/2015). İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von Hannover/Almanya, B. No: 40660/08). Öte yandan; maddi olgular ile değer yargısı arasında da ayrıma gidilmeli, değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün olmadığı gözetilmelidir (AİHM; Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8/7/1986). Zira, taraflara değer yargılarının doğruluğunu ispat külfeti getirilmesi, hakkın kullanımını imkânsız kılacaktır. Bununla birlikte, değer yargısının da makul bir olgusal temele sahip olması gerektiği, orantılı ve ölçülü bir biçimde ifade edilip edilmediği denetlenmelidir (AİHM; Jerusalem/Avusturya, B. No: 26958/95, 27/2/2001). Ancak belirtmek gerekir ki ifade özgürlüğü sınırsız değildir. En geniş hâlde dahi ifade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12. maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur (AYM; ..., B. No: 2013/1461, 12/11/2014). Bu itibarla, Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret ve itibarının korunmasıdır. Bu tür davalarda mahkemece yapılması gereken; Gerçek veya tüzel kişilerin şöhret ve itibarı ile ifade özgürlüğünün çatışması hâlinde bu iki hak arasında makul bir dengenin kurulmasıdır. Dengeleme yapılırken her bir somut olay bakımından; dava konusu açıklamanın kamu yararına ilişkin bir tartışmaya sağladığı katkı, ilgili gerçek veya tüzel kişinin tanınırlığı, toplumdaki rolü ve işlevi ile yazıya konu olan faaliyetin niteliği, açıklama veya yayının konusu, kapsamı, şekli ve etkileri, ilgili kişinin daha önceki davranışları, bilgilerin elde edilme koşulları ve gerçekliği ile uygulanan yaptırımın niteliği nazara alınmalıdır (AYM; ... (3), B.No: 2015/1220, 18/7/2018). Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya bakılacak olursa; Davaya konu yazı 30 Mart yerel seçimlerinden hemen sonra kaleme alınmıştır. Davacı bünyesinde yazılı ve görsel basını bulunduran bir medya grubunun üst düzey yöneticisi, davalı ise “...” isimli bir internet sitesinin içerik sağlayıcısıdır. Basın özgürlüğü kapsamında ifade özgürlüğünü en geniş şekilde kullanan ve kişilerin şöhret ve itibarı ile karşılaştırıldığında kendisi de diğer hukuk süjelerine göre imtiyazlı ve avantajlı bir konumda bulunan davacının makul eleştiri sınırları daha geniş kabul edilmelidir. Yine bu konumundan dolayı davacı hakkında yapılacak haberlerde ve yazılacak yazılarda kamu yararı olacağı da açıktır. Davaya konu sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilmesi ve kişilik hakları karşısında anılan sözlere üstünlük tanınabilmesi için olgusal temelinin bulunması gerektiği de izahtan varestedir. Davaya konu yazıdaki iddialar daha önce başka internet sitelerinde yayınlandığı gibi siyasiler tarafından da dile getirilmiştir. Buna göre doğruluğu kanıtlanmamış olsa bile davalının bu konuyu gündeme getirip toplumsal bir tartışma başlatmasında yeterli olgusal dayanak bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Son olarak belirtilmelidir ki, davaya konu paylaşımda özle biçim arasındaki dengede bozulmamıştır. Tüm bu açıklamalar ışığında; davaya konu ifadelerin, Yargıtay, AYM ve AİHM’nin istikrar bulmuş içtihatlarına göre; ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı, somut olay bağlamında davalının ifade özgürlüğüne üstünlük tanınması gerektiği düşüncesinde olduğumdan istemin tümden reddi yerine kısmen kabulüne ilişkin mahkeme kararını onayan değerli çoğunluğun görüşüne iştirak edemiyorum. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ebdbdb664137c296 77d52335c8cecccb