Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2023/13452 E., 2025/6721 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/13452 E., 2025/6721 K. (28.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13452
Karar No
2025/6721
Karar Tarihi
28.04.2025
Konu
Tazminat, Miras

4. Hukuk Dairesi 2023/13452 E. , 2025/6721 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/555 D.İş, 2023/587 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI: 2023/İHK-37514 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2023/175614 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 07.07.2022 tarihinde davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, ...'in sevk ve idaresinde iken karıştığı tek taraflı kaza sonucu araçta yolcu konumunda olan davacılar desteği ...'in vefat ettiğini, davacıların destekten yoksun kaldığını belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik her bir davacı için 5.000,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatı ile kısmi alacak olarak her bir davacı için 1.666,66 TL defin ve cenaze giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; bedel artırım dilekçesiyle talebini davacı ... için 895.878,00 TL, davacı ... için 95.646,00 TL ve davacı ... için 8.476,00 TL olmak üzere toplam 1.000.000,00 TL yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların murisi ve desteğinin işleten sıfatına haiz olduğunu, işletenin kendisine ait araçta yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen kazada ölen kişi konumunda olsa da üçüncü kişi sayılamayacağını, defin gideri talebinin yerinde olmadığını, belediye tarafından bu masrafların büyük bir kısmının karşılandığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıkları, ölüm sebebiyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, davacılar lehine bilirkişi raporu ile belirlenmiş tazminatların sigorta şirketinin yükümlülüğünde olduğu, davacıların cenaze ve def'in gideri taleplerinden feragat ettiği, davacıların desteğin eşi ve çocukları olduğu, ıslahla talep edilen miktarla sınırlı olacak şekilde hüküm kurulduğu gerekçesiyle; başvurunun kısmen kabulü ile 995.000,00 TL tazminatın 26.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile başvuru sahiplerine ödenmesine, fazlaya ilişkin 5.000,00 TL'lik talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; eldeki uyuşmazlıkta başvurucuların desteğinin tek taraflı trafik kazası sonucu vefat ettiği, ZMSS karşı taraf gösterilerek destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat talebinde bulunulduğu, başvurucuların üçüncü kişi konumunda olduğu, işleten (veya sürücü) yakınlarının uğradıkları destek zararının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla başvurucuların destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin taleplerinin trafik sigortası teminatı kapsamında kaldığı, davalıya yapılan başvuruya ilişkin eksiklik bildirilmediği, talebin teminat dışı olması nedeniyle ret cevabı verildiği, bu kapsamda yazılı başvuru şartının gerçekleştiği, desteğin aile nüfus kayıt örneği dosya kapsamında yer almakta olup desteğin üst soyunun bulunmadığı tespit edilerek aktüer hesaplamanın yaptırıldığı, hesap yönteminde hata bulunmadığı, ancak davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin itirazının yerinde olduğu ve kararın bu yönden düzeltilmesine karar verildiği gerekçesiyle; davalı vekilinin itirazının vekalet ücreti yönünden kabulü, diğer itirazların reddi ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davayı 1.000.000,00 TL olarak ıslah ettiklerini, buna rağmen hakem heyetince kısmen kabul kararı verilerek 5.000,00 TL'lik kısmı reddedilerek kalan 995.000,00 TL üzerinden kabul kararı verildiğini, böylece vekalet ücreti bakımından 1/5 oranında tutarların değiştirildiğini, bu nedenle tam kabule ve tam vekalet ücretine hükmedilerek kararın düzeltilmesini talep ettiklerini beyan etmektedir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; murisin işleten sıfatına haiz olduğunu, murisin destekçilerinin destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacağını, davacıların murisi olan işletenin, kendisine ait araçta yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen kazada ölen kişi konumunda olsa da üçüncü kişi sayılamayacağını, zararı doğuran olay işletenin ölümü olup buna dayalı olarak destek zararının davalı sigortadan talep edilemeyeceğini, ayrıca usulüne uygun şekilde yapılmayan başvurunun usulden reddi gerektiğini, zira ölenin anne babasının gösterildiği nüfus kayıt örneğinin iletilmediğini, hesaplamanın %1,8 teknik faize göre yapılabileceğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 07.07.2022 tarihinde davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze def'in gideri talebine ilişkindir. 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "Hükmün kapsamı" başlıklı 297/2. maddesine göre; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli ve zorunludur. Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması veya ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri ya da davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması hallerinde birden çok kişi birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir (HMK 57/1). HMK'nın “İhtiyari dava arkadaşlarının davadaki durumu” başlığını taşıyan 58. maddesinde ise; “İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder” hükmü yer almaktadır. Birlikte dava açma hakkına sahip olanlar davalarını birlikte açmak zorunda değildirler. Bu kişilerden her biri ayrı ayrı dava açabilecekleri gibi, dilerlerse (isterlerse) birlikte de dava açabilirler. İşte bu son hâlde, davacılar arasında dava arkadaşlığı doğar; fakat bu, ihtiyari (isteğe bağlı) bir dava arkadaşlığıdır. İhtiyari dava arkadaşlığında, dava arkadaşı sayısı kadar dava vardır; bu davalar, (mahkemece) birlikte görülür. Bu ise, zaman, emek ve masraftan tasarruf sağlar, tahkikat ve yargılamayı kolaylaştırır ve basitleştirir ve nihayet çelişik hükümler verilmesini önler (Baki Kuru, Medenî Usul Hukuku El Kitabı, C.1, 2. Baskı, Ankara 2021, s. 956). Somut olayda davacılar tek taraflı kazada ölen yolcunun mirasçıları olup bu kişilerden her biri destekten yoksun kalma tazminatı istemli davasını ayrı ayrı açabileceği gibi ihtiyari dava arkadaşı olarak birlikte de açabilirler. Davacılar arasında eldeki davada istemin niteliği uyarınca HMK'ın 57. maddesine göre ihtiyari dava arkadaşlığı mevcuttur. İhtiyari dava arkadaşlığının mevcut olduğu hâllerde davacıların davaları birbirinden bağımsız olup ihtiyari dava arkadaşının sayısı kadar dava vardır. Şu halde İtiraz Hakem Heyetince; her bir davacı hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması, her bir davacının hak, alacak ve yükümlülüklerinin karar yerinde açıkça ve ayrıca gösterilmesi gerekirken, yazılı şekilde tüm davacılar için tek bir tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerektirmiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılar ve davalıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e1fdf7bb46bac1f9 bbe59d19b7845c4e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı