Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2023/12176 E., 2025/8420 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/12176 E., 2025/8420 K. (26.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/12176
Karar No
2025/8420
Karar Tarihi
26.05.2025

4. Hukuk Dairesi 2023/12176 E. , 2025/8420 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/658 E., 2023/1800 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 10.04.2017 tanzim, 15.05.2017 vade tarihli 400.000,00 TL bedelli senet nedeniyle davacıya borçlu olduğunu, vadesi gelen borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafından 14.09.2018 tarihinde ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, borçluya gönderilen ödeme emrinin 13.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğini ve 24.10.2018 tarihinde takibin kesinleştiğini, alacağın tahsili imkanının bulunmadığını, borçlu hakkında icra dairesi vasıtası ile yapılan sorgulamada, borçlu adına kayıtlı herhangi bir gayrimenkul, araç, banka mevduatı, posta çeki mevduatı tespit edilemediğini, borçlunun mevcut ve bilinen adreslerinde haciz işlemi yapıldığını fakat borcun tahsiline yönelik herhangi bir tahsilat yapılamadığını, belirterek borçlu davalı ... tarafından diğer davalı ...'a yapılan satış işlemlerinin İİK. 277 vd maddeleri uyarınca davacının alacaklı olduğu miktar nispetinde tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı borçlu ...'den alacaklı olmadığını, icra dosyasına konu senetlerin sonradan davacı ve borçlu yanca düzenlendiğini, davalı tarafça yapılan tasarrufların açıkça iptale tabi olan işlemlerden olmadığını, akrabalık ilişkilerinin yok denecek kadar uzak olduğunu, müvekkilinin diğer davalıyı hayatında 2 kez gördüğünü, davacı ve davalının tacir olduğunu, müvekkilinin taşınmazı değerinde ipotek borcuyla aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ...; davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ... ile davalı ...'nin adi ortaklıklarının bulunduğu ve 01.06.2015 ile 31.12.2018 tarihleri arasında faaliyet gösterdikleri, böylelikle tacir olan davacı ve diğer davalı ... arasındaki icra takibine konu senedin miktarı ve vade tarihi dikkate alındığında tacir olan davacı tarafından kambiyo senedinin vade tarihinin üzerinden 16 ay geçtikten sonra davalı hakkında icra takibi başlatılması ve devam eden söz konusu icra takibine rağmen dosya arasına celp olunan kayıtlardan taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin devam ettirildiği, icra takibine konu bononun taraflarca her zaman düzenlenebileceği, hususları bir arada değerlendirildiğinde taraflar arasındaki icra takibine konu alacağın gerçek bir alacak olmadığı kanaatine varıldığı, ayrıca tüm dosya kapsamından davalılar arasındaki tasarrufun iptalini gerektiren taraflar arasında arkadaşlık, akrabalık, ticari ilişki gibi borçlunun mal kaçırma kastını, üçüncü kişinin bildiği veya bilebilecek durumda olduğunu gösterir bir yakınlığın da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı borçlu ... ile davacı arasında 01.06.2015 tarihi ile 31.12.2018 tarihleri arasında adi ortaklık bulunduğu, eldeki davaya dayanak senedin tanzim ve vade tarihinde adi ortaklığın devam ettiği, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılan davalarda işin esasına girilebilmesi için öncelikle davanın görülebilme şartlarının tamamının gerçekleşmesinin gerektiği, anılan şartlardan birinin de davacının borçludaki alacağının gerçek olması olduğu, eldeki davada takibe konu edilen senedin tanzimini gerektiren temel dayanağın ortaya konulamadığı, davanın görülebilme şartlarından olan davacının borçludaki alacağının gerçek olduğunun usulünce ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının yerinde görülmeyen istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin taraflar arasında görülmekte olan aynı mahiyetteki bir başka davada alacak borç ilişkisinin tasarruf tarihinden önce doğup doğmadığı yönünden araştırma yapılması ve delillerin toplanması yönünde karar vermişken, bu kez aynı dairenin aynı konu ile ilgili alacağın gerçek olmadığından bahisle istinaf başvurusunun reddine karar verdiğini, davacı ile ... arasındaki hukuki ve ticari ilişkinin 2014 yılında başladığını, taraflar arasında ortaklık sözleşmesi akdedildiğini ve bu kapsamda adi ortaklık kurulduğunu, kurulan adi ortaklıkta davacının %40, davalı ...'nin ise %60 ortaklığı bulunduğunu, davacı ile davalı ...'nin, ... İli ... İlçesi 51014 ada 5 numaralı parselde inşaat sözleşmesi akdettiklerini ve işin devamı sürecinde de inşaat yapım işini devam ettirdiklerini, davacının davalıdan alacaklı olması ve alacağına istinaden davalıdan senet almış olması ile taraflar arasında adi ortaklık olmasının iki ayrı konu olduğunu, taraflar arasında adi ortaklık olmasının davacının alacaklı olduğu miktar için senet almasını ve alacağının tahsili adına icra takibine başlamasına engel teşkil etmediğini, ayrıca bu tespit yapılırken yalnızca kurum kayıtlarına itibar edilmiş olup adi ortaklığın fiiliyatta devam edip etmediği noktasında hiçbir araştırma yapılmadığını, davalının borcu ödememesi ve ödemeyeceğinin anlaşılması üzerine davalı borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından diğer davalı ...'a devredilmiş olup davalıların akraba olduğunu, dolayısıyla davalı ...'un satış işleminin iptale tabi olduğunu bilen ve bilmesi gereken kişiler arasında yer aldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı