Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2022/6130 E., 2025/8012 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/6130 E., 2025/8012 K. (20.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6130
Karar No
2025/8012
Karar Tarihi
20.05.2025
Konu
Tazminat, Miras

4. Hukuk Dairesi 2022/6130 E. , 2025/8012 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/130 E., 2022/448 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının belediye başkanlığı yaptığı dönem ile ilgili olarak İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan denetim raporuna göre 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49/8 maddesine aykırı olarak fazladan işçi alımı yapıldığını, bu şekilde kurum zararına sebebiyet verildiğini, davalı aleyhine denetim raporuna istinaden ihtiyaç fazlası personele yapılan 145.317,82 TL harcamanın kanuni faizi ile birlikte toplam 159.776,94 TL üzerinden ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek takibe vaki itirazın iptali ile davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız olduğunu, yasada belirlenen miktarın tahmini bir değer olduğunu, bu nedenle davalının gerçek anlamda kamu zararına neden olduğundan bahsedilemeyeceğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyanın incelenmesinde, 2008, 2009, 2010 yıllarında 5393 sayılı Kanun'un 49/8. fıkrasında %40 olarak belirlenen sınır oranının aşıldığı, bu durumun gerek denetim raporu ile gerekse mahkemece alınan bilirkişi heyet raporu ile sabit olduğu, bu nedenle aşılan dönemlerde belediye başkanlığı görevini yürüten ...'ın oluşan zarardan sorumlu olduğu, davalıların ...'ın mirasçısı olarak sorumluluklarının bulunduğu, davacının alacak miktarı yargılama sonucunda belirlendiğinden icra ve inkar tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının asıl alacak 159.776,94 TL yönünden iptaline, şartlar oluşmadığından icra ve inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar murisinin belediye başkanı olarak görev yaptığı dönemde 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49. maddesine aykırı olarak işçi çalıştırılmış ise de; zarara esas işçilerin belediyenin kamu hizmeti olan görevlerini yerine getirmek için fiilen çalıştıkları, bu işçilerin gerçekte çalışmadıkları yönünde bir iddianın ve delilinin dosya kapsamında bulunmadığı, yapılan hizmet karşılığında bedel ödendiği anlaşıldığından, kamu zararı unsuru gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun kabulüne, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.2020 gün ve 2018/208 esas, 2020/383 karar sayılı kararının kaldırılmasına, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası (b) bendinin 2. maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, yapılan işlemin kanuna aykırı olduğu hususunun açık olduğunu, davalının ihtiyaç olmamasına rağmen siyasal amaçlarla personel alımı yapmak suretiyle kamu zararına neden olduğunu, bu durumun denetim raporu ile ve mahkemece alınan bilirkişi heyet raporu ile sabit olduğunu, davanın kabulü gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerledirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalılar murisinin belediye başkanlığı yaptığı dönemde 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49/8. maddesine aykırılık nedeniyle uğranılan idare zararının davalı mirasçılardan ödetilmesi amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde ... ve ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, davalılar murisinin belediye başkanlığı yaptığı dönemde 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49/8 maddesine aykırılık sebebiyle uğranılan idari zararının tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulü ile takibe yönelik itirazın iptaline ilişkin karara karşı davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında karar verilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine yapılan inceleme sonunda sayın çoğunluk tarafından kararın onanmasına karar verilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49/8 maddesinde “Belediyenin yıllık toplam personel giderleri, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın yüzde otuzunu aşamaz. Nüfusu 10.000'in altında olan belediyelerde bu oran yüzde kırk olarak uygulanır. Yıl içerisinde aylık ve ücretlerde beklenmedik bir artışın meydana gelmesi sonucunda personel giderlerinin söz konusu oranları aşması durumunda, cari yıl ve izleyen yıllarda personel giderleri bu oranların altına ininceye kadar yeni personel alımı yapılamaz. Yeni personel alımı nedeniyle bu oranın aşılması sebebiyle oluşacak kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren hesaplanacak kanunî faiziyle birlikte belediye başkanından tahsil edilir. Personelin her türlü alacakları zamanında ve öncelikle ödenir.” hükmü yer almakta olup, bu düzenlemeye göre idare zararının ne şekilde oluştuğu açık bir şekilde belirlenmiştir. Mahkeme gerekçesinde açık bir şekilde belirtildiği üzere davalılar murisi tarafından yapılan işçi alımlarının yasal düzenlemeye uygun olmadığı sabittir. Her ne kadar mahkemece usulsüz olarak alınan işçilerin Belediyede çalışarak hizmet verdikleri ve kendilerine bu nedenle ödeme yapıldığı, bu nedenle de zarar oluşmadığı belirtilmiş ise de, davanın dayanağı 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49/8 maddesi olup, davalı tarafça maddedeki düzenlemeye aykırı şekilde işçi alımı yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda yasal düzenlemeye aykırı şekilde alınan işçilere yapılan ödeme ile zarar oluşmuş olup, mahkemenin işçilere fiili çalışmalarının karşılığının ödenmesi sebebiyle zararın oluşmadığı gerekçesine katılmak mümkün değildir. Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.02.2014 gün, 2013/4-489 esas, 2014/98 sayılı kararında bu husus “… Madde metninde sorumluluk koşulları düzenlenmiş ve toplanan deliller ile işçinin usulsüz olarak alındığı ve bu surette kamu zararına neden olunduğu belirlenmiş olup, alınan işçilere hizmeti karşılığı kurumca ücret ödenmesi gerçekleşen zararı ortadan kaldırmaz.” şeklinde ifade edilmiştir. Bu durumda; Bölge Adliye Mahkemesince, davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, bu kararın ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyoruz. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f5abe5478febdf11 9e3115a5ebdecea9

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı