Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2022/4057 E., 2025/7153 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/4057 E., 2025/7153 K. (06.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4057
Karar No
2025/7153
Karar Tarihi
06.05.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2022/4057 E. , 2025/7153 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/864 Esas 2022/557 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından dava dışı borçlu kişilere karşı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edilmesi üzerine beş günlük itiraz süresi dolduktan sonra, dava dışı borçlular tarafından takibin iptaline yönelik dava açıldığını, icra hukuk mahkemesi tarafından yapılan tebligatın usulsüz olduğu kabul edilerek borçluların usulsüz tebliğe muttali olduğu tarihin tebliğ tarihi kabul edildiğini, borçluların borca itirazlarının kabul edilerek takibin iptal edildiğini, davacı alacaklının hak düşürücü süreden usulsüz tebligat sebebiyle yararlanamadığını, tebligatların davalı kurumun personelleri tarafından yapıldığını, tebligatların usule uygun yapılmış olması halinde itiraz süresi geçtikten sonra yapılan itirazların mahkemece reddedileceğini, takibin devam edeceğini ve davacı alacaklının da alacağına kavuşacağını, bu nedenle davalı kurumun personelinin hatası nedeniyle kusursuz sorumlu olduğunu, davacının maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiilin vuku bulduğu tebliğ tarihi olan 20.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı kurum personelinin kusurunun olmadığını, icra hukuk mahkemesinin davayı kabul etmesinin nedeninin senetlerin kambiyo senedi vasfında olmaması olduğunu, davalı kurum personelinin fiili ile zarar arasında illiyet bağı olmadığını, davalının senedin tarafı olmadığını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takibe konu senetlerin şarta bağlı olduğu, bu sebeple kambiyo senedi niteliğinde olmayacağının dosya kapsamında sabit olduğu, tebligatın usulsüz sayılmasının sebebinin karşı tarafın iş bu tebligata muttali olmadığına dayandığı, davalının kambiyo senedine mazhar olmayan takibe karşı genel hükümler çerçevesinde menfi tespit davası da açabileceği, bu haliyle haksız fiilin tazminat koşullarının oluşmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; icra hukuk mahkemesi tarafından ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediği, bu nedenle takip borçlusunun takibe yönelik itirazının süresinde yapıldığı kabul edilerek senedin bono vasfına haiz olmadığından bahisle takibin iptaline karar verildiği, davacının ileri sürdüğü zararın doğrudan usulsüz tebligattan kaynaklanan bir zarar olmayıp kambiyo senedi vasfına haiz olmayan evrak ile kambiyo takibi yapılmasından kaynaklandığı, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle; davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK 353/1/b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, uyuşmazlığın kambiyo senedine yönelik takibe ilişkin tebligatın yapıldığı sırada kambiyo senedi vasfı taşıyıp taşımadığı noktasında toplandığını, icra hukuk mahkemesinin karar vermesinden önce kambiyo senedi vasfının tartışılması gerektiğini, bu nedenle red kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B.Gerekçe Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2025 tarihinde birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı