Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2022/3968 E., 2025/4769 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3968 E., 2025/4769 K. (20.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3968
Karar No
2025/4769
Karar Tarihi
20.03.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2022/3968 E. , 2025/4769 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/486- 2021/926 İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalılar ... ile ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların işleteni, sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın, davacının sürücüsü olduğu araçla karıştığı trafik kazasında davacının bir bacağını kaybettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, iş gücü kaybı nedeniyle 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı ... şirketinden poliçe limiti dahilinde ve temerrüt tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle; 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, maddi tazminat yönünden dava değerini 82.138,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili; davacının bacağının kesilmesi ile kaza arasında illiyet bağı olmadığını, kazanın davacının kusuruyla meydana geldiğini öne sürerek davanın reddini savunmuştur. Davalılar ... ve ... vekili; kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu, davacının bacağının kesilmesine doktorun ihmalinin neden olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

III. YARGILAMA SÜRECİ Mahkemece verilen ilk kararda; davanın kısmen kabulü ile davacı lehine 50.000,00 TL maddi 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nce müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğu, manevi tazminatın düşük hükmedildiğine değinilerek hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada yeniden hesap raporu alınmış ve buna göre davacı tarafça ek dava olarak bakiye 54.308,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı talepli birleşen dava açılmış, yargılama neticesinde asıl davada maddi tazminat talebinin kabulü ile 82.138,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 35.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nce "...mahkemece, asıl dosya bakımından, dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmeye devam edilmesi, birleşen Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/66 Esas sayılı dosyası bakımından davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticaret mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi..." gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde asıl dava yönünden hükmün kesinleşmiş olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dosyanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden mahkemenin yukarıda belirtilen esası ile yargılama yapılmış ve mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne ve 54,308,00 TL'nin davalılar ..., ...'dan olay tarihi olan 16.06.2009 tarihinden, davalı ... şirketinden (poliçe limiti ile sınırlı) ise dava tarihi olan 02.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemekle beraber aksi halde; tazminat hesabına ilişkin alınan bilirkişi raporları da usul ve yasaya aykırı olduğundan hükme esas alınmaması gerektiğini belirtmiştir. Davalılar ... ile ... vekili temyiz dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, davacı için taktir edilen tazminat miktarının hakkaniyete aykırı olarak çok yüksek belirlendiğini belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık, davalıların sorumluluğunda bulunan aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacıda oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 1- Olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde de "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngördüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak (818 sayılı BK m. 60), özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır. Burada üzerinde durulması gereken, 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Ayrıca, ceza davasında şahsi hak talebinde bulunmak şartıyla davaya müdahil olarak katılma halinde de dava zamanaşımı süresinin kesileceği gözardı edilmemelidir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, 16.04.2008 gün 2008/4-326-325, 09.10.2013 gün 2013/4-36-1457 sayılı kararları) Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde; 16.06.2009 tarihinde gerçekleşen trafik kazasının yaralamalı trafik kazası olduğu, huzurdaki birleşen davanın ise 02.02.2018 tarihinde açıldığı görülmektedir. Mahkemece olayda zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu belirtilerek davalılar vekillerinin zamanaşımı def'ilerinin reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ile bağdaşmamaktadır. Zira kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 8 yıl olup, bu süre içerisinde davanın açılmadığı; davacının kazadaki yaralanmasından kaynaklanan ve maluliyetine yol açan zararının kaza tarihinden itibaren oluştuğu, maluliyet artışının olduğuna dair davacı yanın iddia ve ispatının bulunmadığı hususları da dikkate alındığında, temyiz incelemesi yapılan birleşen dava yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de; mahkemece asıl dava yönünden verilen ilk kararda hükme esas alınan hesap raporu yönünden bozma kararı bulunmadığı dikkate alındığında bozma ilamından sonra yeniden hesap raporu alınması hatalı olmuş bu nedenle de temyiz incelemesi yapılan birleşen davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. 2-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin ve davalılar ... ile ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin ve davalılar ... ile ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin ve davalılar ... ile ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ve davalılar ... Sigorta AŞ ve ... ile ...'a iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı