4. Hukuk Dairesi 2022/3964 E. , 2025/3364 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1434 - 2022/121 İLK DERECE MAHKEMESİ : Seydişehir 2 Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/128 E.-2021/85 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar- birleşen davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların mirasçıları olduğu traktör sürücüsünün tek taraflı trafik kazasında vefat ettiğini, aracın trafik sigortası bulunmaması nedeniyle davalılara tahkim yargılaması neticesinde 272.968,57 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini belirterek ödemenin rücuen tahsili için davalılar aleyhine başlatılan Seydişehir İcra Dairesi'nin 2019/655 Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar birleşen davacılar vekili cevap dilekçesinde; destekten yoksun kalma tazminatının rücu şartlarının oluşmadığını, talebin haksız olduğunu belirtmişler, birleşen dava dilekçesinde; tahkim yargılamasında 168.852,70 TL tazminatın ödenmesine karar verildiğini, Güvence Hesabının ise asıl alacağı ödediğini ancak faizini ödemediğini beyanla faiz yönünden ... aleyhine başlatılan Seydişehir İcra Müdürlüğü'nün 2016/50 Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre Mahkemenin 2020/128 Esas sayılı asıl dava dosyası yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile davalıların Seydişehir İcra Müdürlüğü'nün 2019/655 Esas sayılı takip dosyasında yapmış oldukları itirazların iptaline, takibin 272.968,57 TL asıl alacak ve 3.432,67 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 276.401,24 TL üzerinden devamına, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, birleşen Seydişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/87 Esas sayılı dosyası yönünden açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar-birleşen davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adiye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar birleşen davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müteveffanın trafik kurallarına dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı nedeniyle tam kusurlu olduğunun kabul edilmesinin başlı başına kasıtlı ya da ağır kusuru bulunduğu anlamına gelmeyeceğinden asıl davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, rücu davasının zamanaşımına uğradığını, birleşen davalarının ise zamanaşımına uğramadığını, davanın reddinin hatalı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, trafik sigortası bulunmayan aracın neden olduğu trafik kazası nedeniyle ödenen tazminatın itirazın iptali yoluyla rücuen tahsili talebi ile destekten yoksun kalma tazminatına işleyen faizinin itirazın iptali yoluyla tahsili talebine ilişkindir. 1- Asıl dava yönünden yapılan temyiz incelemesinde; Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre asıl dava yönünden verilen karar, usul ve kanuna uygun olup, davalılar birleşen davacılar vekilinin asıl dava yönünden sunduğu temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2- Birleşen dava yönünden yapılan temyiz incelemesinde; Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağanüstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir. Buna karşılık 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde de "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı Kanun'un 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngördüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak (6098 sayılı TBK m. 72/I), özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır. Burada üzerinde durulması gereken, 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Ayrıca, ceza davasında şahsi hak talebinde bulunmak şartıyla davaya müdahil olarak katılma halinde de dava zamanaşımı süresinin kesileceği gözardı edilmemelidir. (HGK 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, 16.04.2008 gün 2008/4-326-325, 09.10.2013 gün 2013/4-36-1457 sayılı kararları) Somut olayda; birleşen davada davacılar vekili, davalı alehinde tahkim dosyası ile açılıp kesinleşen destekten yoksun kalma tazminat davasında davacılar tarafından faiz talep edilmemiş olduğundan, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden Seydişehir İcra Müdürlüğü'nün 2016/50 Esas sayılı icra dosyası ile faiz talebinde bulunmuş, davalı ... vekilince birleşen dava yönünden zamanaşımı def'inde bulunulmuştur. Mahkemece; kazanın 14.07.2013 tarihinde meydana geldiği, soruşturma dosyası içeriğine kazanın sürücü desteğin kendi dikkatsizlik ve tedbirsizliği sonucunda meydana geldiği, söz konusu kazanın TCK'nın 179/2. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde kabul edilemeyeceği, bu nedenle somut olayda ceza zamanaşımının uygulanmasını gerektiren bir durumun mevcut olmadığı, asıl tazminat alacağı için talepte bulunmanın bu tazminatın ferisi niteliğinde olan faiz alacağı yönünden zamanaşımını kesmeyeceği gerekçesiyle birleşen dosya davacılarının faiz alacağına ilişkin taleplerinin zamanaşımına uğradığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ile bağdaşmamaktadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında; davaya konu kaza 14.07.2013 tarihinde gerçekleşmiş, birleşen dava ise 25.02.2020 tarihinde açılmıştır. Davaya konu trafik kazası sonucunda eylem, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 inci maddesi kapsamında kalmakta olup, aynı Yasa'nın 66/1-d maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 15 yıldır. Buna göre eldeki davada ceza zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu durumda birleşen davanın esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile zamanaşımı nedeniyle birleşen davanın reddine karar verilmesi hatalı olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. .
V. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalılar birleşen davacılar vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalılar birleşen davacılar vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılar ve birleşen davacılara yükletilmesine, Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 27.02.2025 tarihinde ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Tek taraflı trafik kazası sonucu sürücün ölmesi nedeniyle Davacı ... tarafından mirasçılara ödediği tazminatın rücusuna yönelik mahkemece verilen kabul kararının onanmasına katılmakla birlikte asıl dava ile birleşen ve tek taraflı trafik kazasında yüzde yüz kendi kusuru ile kendi ölümüne sebebiyet veren sürücünün mirasçıları tarafından ... aleyhine açılan faiz alacağına ilişkin davanın zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın reddi kararına ilişkin istinaf talebinin Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddi kararının ‘Aracın sürücüsü olan desteğin yüzde yüz kendi kusuru ile trafik kazasında vefat etmesi nedeniyle davacıların nasıl kendi kusuru ile ölen destekten tazminat talep edemeyeceklerse davalı zorunlu sorumluluk sigortasından da destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceklerdir. Zira bir zarardan işleteni sorumlu tutamadığımız durumlarda trafik sigortasını da sorumlu tutmamız mümkün değildir gerekçesi ile davanın esastan reddi gerekirken zamanaşımı nedeniyle reddi bozma gerektirmiş ise de sonuç itibarı ile ret kararının doğru olduğu ve gerekçesi değiştirilerek onanmasına’ karar vermek gerekirken zamanaşımının dolmadığı ve esastan bir karar verilmesi gerekçesi ile Sayın Çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 59b2852468145084 7c6cabbe463afa3c