Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2022/3381 E., 2025/3987 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3381 E., 2025/3987 K. (10.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3381
Karar No
2025/3987
Karar Tarihi
10.03.2025
Konu
Tazminat, Miras

4. Hukuk Dairesi 2022/3381 E. , 2025/3987 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1462 E., 2021/1360 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Salihli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2015/110 Esas, 2019/158 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 18.10.2014 tarihinde müvekkillerinin murisi ve desteği olan ... 'ın araç ile seyir halinde iken davalılardan ...'ın maliki, ...'in sürücüsü olduğu traktörün, trafiği kontrol etmeden ve traktörde zorunlu olması gereken ışıklandırma ve yansıtıcı ikaz lambaları bulundurmadığı halde aniden yola çıkması sonucunda bu araca çarptığını ve sola doğru savrulduğunu, karşı şeritten gelen ... plakalı araç ile çarpıştığını ve hayatını kaybettiğini, kaza tespit tutanağında davalı ...'e asli kusur verildiğini, Salihli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/6620 soruşturma numaralı dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda da davalı sürücüye birden fazla kusur ile asli kusur atfedildiğini, müvekkillerinin murisine de hızını yol ve trafik durumunun şartlarına göre ayarlamadığı için tali kusur verildiğini, ancak bu tali kusur atfını kabul etmediklerini, ...'in kullandığı ... plakalı aracın davalı Groupama Sigorta AŞ'nin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile kaza tarihini kapsar şekilde sigortalandığını, davalı ... Genel Sigorta A.Ş.'nin de müteveffanın kullandığı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğunu, müvekkillerinin desteği ... 'ın Tedaş emeklisi olup aynı zamanda 20 yıldır zirai faaliyet göstermekte ve gelir elde etmekte olduğunu, ölüm nedeniyle doğrudan müvekkilleri üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumunda desteğin kusurunun davacılara yansıtılamayacağını, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işleteninin tam kusurlu olmaları halinde dahi desteğinden yoksun kalan müvekkilleri yönünden davalı ... şirketinin zarardan sorumlu olduğunu, davalı ... Genel Sigorta A.Ş'ye hasar ihbarında bulunduklarını ve müvekkili ...'a 19.900,41 TL ödendiğini, her ne kadar müvekkiline yapılan ödeme ibraname karşılığı olarak yapılmış olsa da, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111. maddesinin ikinci fıkrasında "tazminat miktarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar ve uzlaşmalar yapıldığı tarihten itibaren iki sene içinde iptal edilir" hükmünün yer aldığını, bu nedenlerle davalı ... şirketinin bakiye zarardan sorumluluğu bulunduğunu, müvekkili ...'ın müteveffanın büyük çocuğu olup psikolojik açıdan sağlık sorunları olduğunu, bu nedenle bu müvekkili bakımından da destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin olduğunu, zira sürekli sağlık sorunları nedeniyle bir işte çalışamaması, öğreniminin yine aynı sebeplerle uzamış olması nedeniyle ailesiyle birlikte kalmaya devam ediyor olması nedeniyle destekten yoksun kaldığının kabul edilmesi gerektiğini, babasını kaybettikten sonra Ege Üniversitesindeki öğrenimini de sonlandırdığını, şu anda da annesi ile birlikte yaşamaya devam ettiğini, müvekkili ...'ın ise ailesinin destekleriyle yüksek lisansına devam ettiğini, destekten yoksun kalma tazminatı belirsiz alacak olarak kabul edildiğinden ileride arttırılmak üzere şimdilik ... için 1.000,00 TL, ... için 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, ... için 70.000,00 TL, diğer müvekkilleri için 50.000,00'er TL manevi tazminat talepleri olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere belirsiz alacak davası niteliğindeki davalarında manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline, destekten yoksun kalma tazminatının davalılar Mapfre Sigorta A.Ş. ve Groupama Sigorta A.Ş'den poliçe limitleri dahilinde sorumlu olmak üzere tüm davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep arttırım dilekçesi ile destekten yoksun kalma tazminatı talebini ... bakımından 106.934,43 TL ve ... bakımından da 67.039,29 TL'ye çıkarmıştır.

II. CEVAP Davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... plakalı traktörün ZMSS olduğunu, sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğu, kusur bakımından ATK raporu alınmasını, müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediği gibi dava açılmasına da sebebiyet vermediğini belirterek bu nedenle aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinden ...'in kullandığı traktöre davacıların murisinin kullandığı aracın arkadan çarptığını, KTK'ya göre arkadan çarpmanın asli kusur olduğunu, bu nedenle müvekkillerine kusur yükleyen bilirkişi raporlarını ve tespitleri kabul etmediklerini, kaldı ki arkadan çarpılan bir traktörün kaza sonrası arka lambalarının yanmadığı yönündeki bir tespitin neye göre yapıldığının da belirli olmadığını, müvekkillerinden ...'ın araç maliki olması nedeniyle aracı işlettiği varsayımıyla davalı gösterildiğini, oysa Salihli Ağır Ceza Mahkemesi'nin dosyası içinde yer alan ...'in ifadelerinden ve dosya içeriğinden de anlaşılacağı üzere ...'in ...'la hiçbir bağlantısı olmadığını, davalı ...'in bekçilik yapmak üzere kazayı yaptığı günden bir gün önce işe başladığını, kendisine traktör kullanmakla ilgili verilen herhangi bir izin ve yetki olmadığını, dolayısıyla izinsiz bir şekilde traktörü kullanması nedeniyle ...'a izafe edilecek herhangi bir kusur ve sorumluluk olmadığını, istenen manevi tazminatın da makul olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Genel Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; aracın, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile şahıs başına 268.000,00 TL'ye kadar azami sorumluluk hadleri ile müvekkili şirkete sigorta ettirildiğini, yapılan başvuru üzerine hasar dosyası açıldığını ve destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yaptırıldığını, davacı ...'ın sigortalı araç sürücüsünün %25 kusur oranına göre 19.900,41 TL destekten yoksun kalma tazminatı hakkı olduğunun tespit edildiğini, 09.01.2015 tarihinde bu paranın davacıya ödendiğini, usul ve yasaya uygun olarak yapılan bu hesaplama ve ödeme sonrasında müvekkili sigorta şirketinin davacılara karşı başkaca bir sorumluluğu kalmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ödeme yaptığı gün itibariyle ödemesi yapılan tazminatın güncellenerek belirlenen maddi tazminat miktarından mahsup edilmesi gerektiğini, ... ile ilgili iddiaların ise kabulünün mümkün olmadığını, ... destek yaşını doldurduğu için destek tazminatı hakkı bulunmadığını, davacı vekilinin kaza tarihinden itibaren faiz talebinin de isabetli olmadığını, müvekkili şirketin ancak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olabileceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Kusur durumunun tespiti için İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinin düzenlediği 07.03.2018 tarih 184 sayılı raporuna göre davalı sürücü ...'in %75, destek müteveffa sürücü ... 'ın %25 kusurlu, dava dışı ...'ün kusursuz olduğunun mütalaa edildiği, Adli Tıp Kurumundan alınan bu raporun, ceza dosyasından teknik üniversiteden alınan bilirkişi heyeti raporu ile ve kaza tespit tutanağıyla örtüşmesi nedeniyle mahkemece de benimsendiği, davalılardan ...'ın diğer davalı sürücü ...'in traktörü kullandığından haberi olmadığına ve bekçi olarak babası tarafından işe alınıp traktörü kullanma izin ve yetkisinin olmadığına dair savunmaya itibar edilmediği, zira, davalı ...'ın kazaya karışan traktörün maliki olup bu durumun davalının da kabulünde olduğu, dolayısıyla gerçek işleten olduğu, davalı için sorumsuzluk koşullarının oluşmadığı, dinlenen tanıkları ile de sorumsuzluğunu ispatlayamadığı, sorumluluğunu ortadan kaldıracak bir delil de dosyaya sunmadığı, dolayısıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereğince doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları servisinin epikriz raporları ve tanık beyanları dikkate alındığında davacı ... için de destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmasının dosya kapsamı ile uyumlu bulunduğu ve düzenlenen raporun hükme esas alındığı, davadan önce davalı .... tarafından davacı ...' a bir kısım ödeme yapıldığı, davacıya ödemenin yapıldığı 09.01.2015 tarihinden işbu davanın açıldığı 12.02.2015 tarihi itibariyle iki yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği, bu itibarla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111. maddesi de dikkate alınarak davalının ödeme nedeniyle davanın reddine karar verilmesine ilişkin savunmasına itibar edilmediği, davacıların üçüncü kişi konumunda oldukları, desteğin yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı, davacıların uğradıkları zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkı olduğu, buna göre davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıkları, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki murisin % 25 kusurunun davacılara yansıtılamayacağı; her ne kadar bilirkişi raporunda kusura göre hesaplama yapılmış ise de bilirkişi raporuna bu açıdan katılmanın mümkün olmadığı ve davalı ...'nin toplam destekten yoksun kalma zararı olan 173.973,72 TL' lik zararın tamamından sorumlu tutulduğu, sonuç olarak; davacılar ... ve ...'ın maddi tazminat davasının kabulüne, davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı zararının 106.934,43 TL, davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı zararının 67.039,29 TL olduğunun tespiti ile, davacı ... için 80.200,82 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davacı ... için 50.279,46 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine, bu tazminat miktarlarına davalı ... Genel Sigorta A.Ş. için temerrüt tarihi olan 19.01.2015 tarihinden itibaren, davalı Groupama Sigorta A.Ş. için dava tarihi olan 12.02.2015 tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... için kaza tarihi olan 18.10.2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacı ... için bakiye 26.733,61 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davacı ... için 16.759,83 TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Genel Sigorta A.Ş.'den temerrüt tarihi olan 19.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesine, davacı ...'ın manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 25.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 18.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ...'ın manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 18.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ...'ın manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 18.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...Ş vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulüne, diğer davalıların istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili ...’e yüklenebilecek herhangi bir kusur olmadığını, müvekkili ...'in diğer müvekkili ...'ın babası tarafından bekçi olarak işe alındığını, kendisine traktör kullanma ile ilgili herhangi bir yetki verilmediğini, kaldı ki gece vakti traktörle hiçbir iş yapılamayacağını, kendisine traktörün anahtarının da verilmediğini, ...’a yüklenilebilecek bir sorumluluk ve izafe edilebilecek bir kusur olmadığını, ... 'ın aracın işleteni olmadığını, sırf araç maliki olması nedeniyle bu kazadan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, kusur ve hesap bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, davacı ... lehine hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatının eksik araştırmayla dayanaksız şekilde hüküm altına alındığını, davacıların zenginleşmesine yol açan bu tazminat miktarının müvekkillerinin ekonomik olarak sarsılmasına yol açacak düzeyde olduğunu, davacının da kusurlu olduğu bir kaza nedeniyle bu düzeyde bir tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 1. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, davacılardan ... bakımından hüküm altına alınan miktar 70.279,46 TL olup temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır. 2. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Davalı ... ve ... vekilinin davacılardan ... hakkında verilen karara yönelik temyizi bakımından incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... ve ... vekilinin, davacı ... hakkında açılan davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davalı ... ve ... vekilinin davacı ... hakkında açılan davaya yönelik temyizi bakımından tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılar ... ve ...'e yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.03.2025 gününde oy birliğiyle karar verildi

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı