4. Hukuk Dairesi 2022/17202 E. , 2025/11277 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/719 E., 2022/2897 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar ... ve ... Ambalaj Makine San. ve Dış Tic. Ltd. Şti tarafından 64.346,04 TL bedelli 28.04.2003 tarihli mal teslimine dayalı bedelin ödenmemesinden kaynaklanan sebepsiz zenginleşme iddiası ile ... . İcra Müdürlüğü’nün 2015/8928 E. Sayılı (eski 2011/22394 E.) dosyası üzerinden davacı idare aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacı idare tarafından süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle takibin haksız olarak kesinleştiğini, yapılan araştırmada TSK ... Tugay Komutanlığının 2001/2003 yılları arasında Kurmay Başkanı olarak görev yapan Kur. Alb. ... ’ın da karışmış olduğu suçtan dolayı (memuriyet görevini kötüye kullanmak) K.K.K. Askeri Mahkemesi’nin 2004/900 E. ve 2004/426 K. Sayılı 24.06.2004 tarihli hükmü ile cezalandırıldığını, söz konusu icra takibinde borçlu olarak adı geçen ... , ... , ... ’nun aynı olayda karışmış oldukları suçtan dolayı (dolandırıcılık) Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/247 E. ve 2010/196 K. Sayılı 12.10.2010 tarihli hükmü ile cezalandırıldığını, söz konusu ceza mahkemesi kararlarından da anlaşılacağı üzere 2001/2003 yılları arasında Kurmay Başkanı olarak görev yapan Kur. Alb. ... sivil firma ... Ambalaj Makine San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ye ait ticari malın tugay sorumluluk sahasındaki depoda depolanmasına müsaade ettiğini ve bu eylemi sonucunda da yargılanarak cezalandırıldığını, dolayısı ile davacı idarenin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığının tespit edildiğini, bu nedenlerle davacı idarenin davalılara borçlu olmadığının tespitini, İİK 72/5 maddesi uyarınca davalıların haksız ve kötüniyetli icra takibi nedeniyle alacağın tamamı kadar tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı idare bünyesinde çalışan memurun davalı şirketi dolandırdığının dava dilekçesindeki ifadeler ile de sabit olduğunu, davacının yazılı bir sözleşme olmadığı iddiasıyla sorumluluğunu bertaraf etmeye çalışmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı idare bünyesinde çalışan memur tarafından kötü niyetli olarak zilyedine geçirilen bedellerin müvekkilline ödenmediğinin tespit edildiğini, 657 sayılı Kanun gereği davacı idarenin sorumluluğunun tartışmasız olduğunu, dava kötü niyetli açılmış olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"...Dayanak yapılan ... . İcra Müdürlüğü'nün 2015/8928 E. sayılı dosyasının incelenmesinde, takip alacaklısının mahkememiz dosyasının davalıları, takip borçlularından bir tanesinin mahkememiz dosyasının davacısı olduğu toplam 229.118,31-TL'lik ilamsız takibin halen derdest olduğu görülmüş, yine tarafların dayanağı Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/247 E. ve 2010/196 K. sayılı dosyanın incelenmesinde, katılanın mahkememiz dosyasının davalılardın ..., sanıklarının dayanak icra dosyasında aynı zamanda icra takibi borçlusu olan ... , ... , ... olduğu, dolandırıcılık suçundan yapılan yargılama sonucu ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verildiği ve bu haliyle kesinleştiği görülmüş, mahkememizce re'sen bilirkişi olarak atanan mali müşavir ... 'dan dayanak rapor alınmıştır. Dayanak yapılan Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/247 E. ve 2010/196 K. sayılı dosyasının içeriği ve KKK Askeri Mahkemesi'nin 2004/900 Esas, 2004/426 Karar numaralı dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde resmi kayıtlara göre icra takibi borçlularından Top. Kur. Alb. ... davacı kurum bünyesinde Tugay Kurmay Başkanlığını asaleten yürüttüğü ve dayanak Askeri Mahkeme kararıyla görevi kötüye kullanmaktan mahkumiyetine karar verilip kararın askeri Yargıtayca onanarak kesinleştiği, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2006/247 E. ve 2010/196 K. Sayılı kararı ile, yine davacı kurum bünyesinde yetki ve sorumlulukları bulunan, dayanak icra dosyasının diğer borçluları olan sanıkların dolandırıcılıktan mahkumiyetlerine karar verildiği, dosyaya sunulan davacı kurum kayıtları ve dayanak dosya içeriklerine göre davacıların bu kişilerin sıfat ve görevlerine bağlı olarak dava konusu alacağın dayanağı malları kuruma teslim ederek faturalandırdıkları ihtilafsız olup, yapılan icra takibi nedeniyle davacı yanın da sorumlu olduğu.." gerekçesiyle menfi tespit davasının reddine, icra inkar tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerini hangi esaslar dairesinde yapacaklarının Kanun ve Yönetmeliklerle belirlendiğini, ihale kapsamı dışında mevzuat gereğince iş/alım yapılamadığını, sözlü olarak dahi kamu kurum ve kuruluşlarında iş/alım yapılması söz konusu olmadığını, ... ve TSK ... Tugay Komutanlığı tarafından icra takibinde dayanak gösterilen mal teslimine ilişkin bir ihale yapılmadığı gibi, ... ve temsilcisi olduğu ... Ambalaj Makine San. ve Dış Tic.Ltd.Şti. tarafından, iddia edilen mal teslimi ile ilgili herhangi bir ihaleye katılınmadığını veya idare ile sözleşme imzalanmadığını, Milli Savunma Bakanlığının iddia edilen borca ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı tarafça yapılan icra takibi nedeniyle davacı yanın davalılara borçlu olmadığına yönelik menfi tespit talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Yasası’nın 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı resmi bir kurum olup ne şekilde mal temin edeceği kanunlarla ve ikincil mevzuatla düzenlenmiştir. Kanunlarla ve ikincil mevzuatla düzenlenen usul dışında davacı resmi kurumun herhangi bir şekilde mal veya hizmet satın alması mümkün değildir. Öte yandan, davalı taraf da tacir olup TTK hükümleri uyarınca basiretli davranma yükümlülüğü altındadır. Somut olayda, ne davalıların ne de dava dışı ... ’nun davacı kurum ile aralarında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı, dava dışı ... ’nun kendisinin davacı kurumla sözleşmesi bulunduğu hususunda davalıları kandırdığı, davalıların dava dışı ... ile davacı kurum arasında mal teminine yönelik herhangi bir sözleşme olmamasına rağmen davacı kuruma mal teslim ettikleri, bu malların davacı kurum bünyesinde çalışan subay tarafından görevinin gereklerine aykırı davranılmak suretiyle depolandığı, bilahare yine aynı subay tarafından anılan malların sahipleri olduğu düşünülen dava dışı şahıslara teslim edildiği, malların teslim edildiği, bu kişilerin dolandırıcılık suçundan cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durum muvacehesinde somut olay değerlendirildiğinde dava dışı kişilerin davalılar aleyhine sebepsiz zenginleştikleri sabit olduğu gibi, davacı kurumun da adam çalıştıran sıfatıyla TBK'nın 66. maddesi kapsamında davalıların zarar görmesinden sorumlu olması gerektiği açıktır. Ne var ki basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalılar da davacı kurum ile dava dışı ... arasında sözleşme bulunup bulunmadığını, varsa kapsamını davacı kurum nezdinde araştırmamışlar, davacı kurum çalışanlarından malların niteliği ve miktarı konusunda teslim fişi almamışlardır. Zararın doğmasında ve artmasında davalıların da kusurları bulunduğu açıktır. TBK'nın 51 “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.”; TBK'nın 52 ise, “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.” hükmünü amirdir. Açıklanan tüm bu sebeplerle davalıların TBK'nın 51... . maddeleri uyarınca müterafik kusurlarının belirlenmesinden sonra davacı kurumun sorumlu olacağı tazminat miktarının tayin ve tespiti gerekirken derece mahkemelerince yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığını düşündüğümden sayın çoğunluğun onama yönünde tezahür eden görüşlerine iştirak edemiyorum.