4. Hukuk Dairesi 2022/16117 E. , 2025/9145 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2885 E., 2022/244 K. BİRLEŞEN DOSYA : (Denizli 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/237-2015/139 Esas Karar sayılı dosyası) İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/310 Esas - 2020/16 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı ... vekili ve katılma yoluyla birleştirilen dosyada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili kurumdan emekli olduğu 27.09.2010 tarihine kadar davacı kurumda avukat olarak çalıştığını, emekli olduktan sonra serbest avukatlık yapmaya devam ettiğini, davacı kurum tarafından icra takibi yapılan borçluların şikayeti üzerine davalı hakkında soruşturma yapıldığını, ... Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen 27.07.2012 tarihli ... no.lu soruşturma raporuna göre davalının ahzukabz yetkisi olmamasına rağmen davalı/borçlulardan çeşitli tarihlerde kendi hesap numaralarını vermek suretiyle veya elden para tahsilatı yaptığını, davalının tahsil ettiği paraları müvekkili kurumun hesabına geçirmeyerek haksız kazanç sağladığını, müvekkili kurumun yapmış olduğu soruşturmada davalının çeşitli tarihlerde borçlulardan para aldığını ve müvekkili kuruma ödemediğini ikrar ettiğini, müvekkili kurumca yapılan soruşturmada davalının yine bir kısım borçlulardan almış olduğu paraları müvekkili kuruma vermediğinin soruşturma dosyasındaki beyanlardan ve davalının banka hesap hareketlerinden açıkça ortaya çıktığını, davalı hakkında açılan iş bu soruşturma neticesinde davalıya tahsil ettiği alacakları ödemesi için 05.10.2012 tarih ve 2734 sayılı yazının gönderildiğini ancak şu ana kadar herhangi bir ödemede bulunmadığını, para tahsilatlarını davalının müvekkili kuruma ödemeyerek kurumu zarara uğrattığını, davalının vekalet ücreti tahsil ettiğini ve kurum hesaplarına toplam 2.930,00 TL'nin yatırılmadığını, hukuk dava dosyalarından toplam 17.343,46 TL ayrıca vekalet ücretleri haricinde davalının kendi ikrarıyla sabit olduğu üzere çeşitli tarihlerde bir kısım vekalet ücreti tahsilatı yaptığını, bunların davalının hesaplarına toplam 13.683,50 TL yatırıldığını, davalı müvekkili lehine hükmedilen 13.683,50 TL vekalet ücretlerinin çeşitli tarihlerde tahsil ettiğini ancak müvekkili hesabına geçirmeyerek kendi uhdesinde tutarak müvekkilini zarara uğrattığını, ayrıca davalının çeşitli tarihlerde ..., ... ve ... isimli kişilerden ceza dosyaları vekalet ücreti olarak her biri için 575,00 TL olmak üzere toplam 1.725,00 TL tahsilat yaptığını ancak bu tahsilatı da müvekkiline ödemediğini, bir kısım icra dosyalarından toplam 6.085,07 TL'nin davalı tarafından elden tahsilatı yapılıp kayıtlarından silindiğini ancak tahsil edilen bu alacakların davalının uhdesinde olduğunu, davalının çeşitli mahkeme kararlarında müvekkiline iadesine hükmedilen 15.076,83 TL yargı harçlarını kendi banka hesaplarını vermek suretiyle tahsilatını yaptığını, davalının toplam 76.949,76 TL kadar olan bir kısım vekalet ücretlerini, icra dosya alacaklarını ve harç iadelerini ahzu kabz yetkisi olmadan tahsil ettiğini ancak müvekkilinin hesaplarına aktarılmadığını, davalının hukuka aykırı olarak gerçekleştirdiği tüm bu işlemlerin davalı hakkında ... Genel Müdürlüğü Teftiş Kurul Başkanlığınca sonuçlandırıldığını bu nedenle davalının yetkisiz olarak tahsil edip müvekkili hesaplarına aktarmadığı 76.949,76 TL'nin her bir alacak kalemi için alacağın davalının hesaplarına yatırıldığı tarihten itibaren veya davalı tarafından ne zaman tahsil edildiği belli olmayan alacaklar yönünden davalının ikrar tarihi olan 11.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleştirilen dosyada davacı dava dilekçesinde; davalı kurumda hukuk müşaviri olarak görev yaparken 27.09.2010 tarihinde emekli olduğunu, görev yaptığı süre içinde kurum adına ya da kuruma karşı açılan davalarda vekalet ücretlerinin tahakkuk ettiğini, Hukuk Müşavirliği Yönetmeliği'ne göre görevden ayrılan hukuk müşaviri ve avukatlar görevli iken açıp, kesin olarak sonuçlandırdıkları dava ve icra takiplerinden dolayı tahsil edilen avukatlık ücretinin takipçi avukat hissesinden yararlanacakları, genel dağıtıma katılamayacağı, bu konudaki hakkın 5 yıl geçmekle düşeceği hükmünün yer aldığını, davalı kuruma emeklilik tarihinden sonra vekalet ücretinin ödenmesi için talepte bulunduğunu, ancak davalı kurumun emeklilik nedeniyle ücret talep etme hakkının bulunmadığını bildirdiğini, davalı kurum ile aralarında Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/310 Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, bu nedenlerle şimdilik 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderinin davalıya tahmiline ve aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle işbu davanın Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/310 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde yapılan yargısız infaz sonucu hakkında borçluların şikayeti varmış gibi teftiş raporu sonucuna ve şahsına kısmi ikrarına dayandırılmaya çalışıldığını, oysa hakkında düzenlenen teftiş soruşturmasının başlatılmasının kurum elektrik abonesi olan ...'ın 3. şahsa karşı açmış olduğu Denizli Asliye Hukuk Mahkemesinin alacak davasında ...'a şahsının verdiği kurum kaşe ve onayının dahi bulunmadığı el yazısı ile şahsi olarak düzenlediği yazı gereği kuruma ne miktarda ödeme yapıldığına dair müzekkere yazılması ile tarafına kurumdan bilgi mahiyetinde sorulması ve ... Şirket Müdürlüğüne 26.04.2011 tarihli cevap dilekçesi üzerine başladığını, müfettiş incelemesi sırasında şahsi hesaplarının incelemeye alındığını, yatırılan bedeller içerisinde yakınlarınca sağlanan havale işlemleri hakkında dahi Av. ...'ye bu kişiler ilgi tutularak haklarında kurumca dava takibi olup olmadığı sorulacak kadar hukuki dayanaktan yoksun deneme yanılma yöntemi seçildiğini, teftiş incelemesi sırasında vekalet ücreti olabilecek hesaplara ilişkin beyan verdiğini, Avukatlık Kanunu'na göre vekalet ücretinin dosyaya katılan avukata ait olduğunu, ancak davalı kurumun bu dosyalara ait vekalet ücretinin % 70'inin Av. ...'e ödendiğini, ... Hukuk Müşavirliği Yönetmeliği'ne göre avukatların emekli olduktan sonra dahi 5 yıl içinde karara bağlanan vekalet ücretlerinin ilgili avukatlara limit dahilinde ödendiğini, dava konusu alacak davasının dayanağı olaylar nedeniyle suç duyurusunda bulunduğunu, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/6278 Bak. Muh. nolu soruşturmanın devam ettiğini, kendisinin Kurum borçlu/davalılarına vekalet ücreti alacağı için yazı yazmadığını ve icra takibi yapmadığını, ahzu kabz yetkisinden bahsedebilmek için takip yapması ve Kurum adına tahsil etmesi gerektiğini, bu nedenle Kurumun vekalet ücreti alacakları için 3. şahıslara başvurabileceğini, kendisinden talep edemeyeceğini, 15.08.2008 tarihinde davacı Kurumun özelleşmesi nedeniyle ... Muğla İl Müdürlüğü hukuk servisinde tek başına çaycıdan yardım alarak yürüttüğünü, 20.09.2010 tarihinde emekli olmasından sonra da şirket hukuk müşavirliğinin bilgisi dahilinde davaları takip ettiğini, davalılara ilamlar geldiğinde Kurum hesap nosu verilerek vekalet ücreti talebi yazısı yazdığını, davacı Kurumun kendisinin katıldığı davalara ait vekalet ücretlerini kendisine ödemesi gerekirken serbest avukatlar ile sözleşme yapılarak onlara tahsil ettirerek onlara ödemesinin hukuka aykırı olduğunu, Kurumun davalılar hakkında ilamlı icra takibi yapması gerektiğini, vekalet ücreti borcu bulunmadığını, ... ile ilgili alacak iddiasının şahsının tek yanlı düzenleyip verdiği yazıya dayandığını, borçlunun 17.04.2009 tarihinde Kurumun Vakıfbank hesabına 10.000,00 TL ödeme yaptığını, şahsına 38.605,90 TL tutarlı çek verdiğini, kaldı ki adı geçenin 6111 sayılı Yasa kapsamında Kuruma taksit talebinde bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere kendisinin adı geçenden borcu dışında fazla para aldıysa alacak davası açması gereken kişinin ... olması gerektiğini, dava dilekçesinin E bendinde 3 aboneden tahsilat yapılmasına rağmen kayıtlara ödemenin aktarılmadığı ve sistem kayıtlarının silindiğinin iddia edildiği, halbuki hukuk servisinde abone net sisteminin bulunmadığı, borcun kapatılması işleminin tahsilat servisine yazılan yazı sonucu bu servisçe yapıldığını, kendisinin bilgisayarı emeklilik sonrası öğrendiğini, bu yazıları ağırlıkla çaycı ...'in yaptığını, sistemdeki kapatmayı da ... personeli olmadığından ...'deki arkadaşlarına yaptırmış olabileceğini, harç iadeleri hakkında ise, bu iadelerin dava dosyaları için masraf olarak kullanıldığını, avans kapatmalarının yapıldığını, bu belgelerin Kurumda olduğunu, kendisinin hangi dosyalarda kullandığını hatırlamasının imkansız olduğunu bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleştirilen dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/237 Esas sayılı dosyası ile, müvekkili kurumun vekalet ücreti ödenmediğini iddia ettiğini, kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemeyeceğini, davacının kanunun emredici hükmüne aykırı talebinin kabul edilebilir olmadığını, davacının müvekkili kurum nezdinde hiçbir alacağı olmadığı gibi yapılan usulsüzlükler sebebiyle kuruma borcu bulunduğunun raporla sabit olduğunu, 2010 yılında emekli olan davacının süre yönüyle talep hakkının kalmadığını, davacının memur olarak çalıştığını ve emekli olduğunu, davacının idari başvurusunun 2011 yılında müvekkili tarafından reddedildiğini, davacının varsa hakkını arayacağı yerin idari yargı yeri olduğunu, bu nedenle davacının davasının görevli yargı yerinde dahi açılmadığını, davacının alacağının kuruşuna varıncaya kadar belli olması gerekirken karşı davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının kabul edilemeyeceğini, davacının kurumda çalıştığı dönemde hak ettiği vekalet ücretlerinin kanuni limitler dahilinde ödendiğini, bundan başka hak ve alacağı bulunmadığını, davacı, kurumdan ayrıldıktan sonra elde bulunan dosyaların doğal olarak bir başka avukata tevdi edildiğini, davacının kesin olarak sonuçlandırdığı ve vekalet ücreti karşı davacının emekli olmasından sonra tahsil edilen dosyanın olmadığını, davacının davasını ispata elverişli hiçbir delil sunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan ilk 13.01.2015 tarihli ve 28.05.2015 tarihli ek bilirkişi raporları dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere uygun bulunmakla hükme esas alınarak davalının yetkisi olmaksızın çeşitli dava ve icra dosyalarından vekalet ücreti, borç tahsilatı, harç masraf iadesi olmak üzere 74.574,76 TL kendi hesabına tahsilat yaptığı; her ne kadar davalı tarafça emekli olduktan sonra sonuçlanan dosyalarda da vekalet ücreti ödenmesi gerektiği savunulmuş ise de vekalet ücretinin bizzat ahzu kabz yetkisi olmayan vekil tarafından tahsil edilmesinin mümkün olmaması nedeniyle asıl dosya açısından bu yöndeki savunmaya itibar edilmeyerek davalı vekil tarafından yetkisi olmaksızın yapılan tahsilatların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile iadesi gerektiği sonucuna varılarak asıl dosya yönünden davanın kabulüne; birleştirilen dosya yönünden ise her ne kadar vekil olan davacı tarafından Hukuk Müşavirliği Yönetmeliği'ne göre görevden ayrılan hukuk müşaviri ve avukatlar görevli iken açıp, kesin olarak sonuçlandırdıkları dava ve icra takiplerinden dolayı tahsil edilen avukatlık ücretinin takipçi avukat hissesinden yararlanacakları, bu konudaki hakkın 5 yıl geçmekle düşeceği hükmüne dayalı olarak ödenmeyen vekalet ücretlerinin bulunduğundan bahisle alacak talep etmiş ise de dava dilekçesinde iddianın somutlaştırılmadığı, davacının hangi dosyadan ne kadar ücret alacağı bulunduğunu belirtmediği gibi söz konusu genel talebin hukuk yargılamasında hakim tarafından belirli hale getirilmesi mümkün olmayıp dava dilekçesinin içeriği itibari ile açıklattırılması gerekir nitelikte bulunmadığı, bahse konu dava dilekçesi ile somut iddiaları bulunmayan davacı vekilinin iddialarını ispatlayamadığı her ne kadar son bilirkişi raporu ile dosya kapsamına göre hesaplama yapılmış ise de davacı tarafça talep edilmeyen dosyalar için yapılan hesaplamanın dikkate alınamayacağı, öncelikle davacının hangi dosyalarda ne kadar vekalet ücretine hak kazandığı ile ne kadar vekalet ücretinin ve neden ödenmediğinin ispatı gerektiği bu yönde somut delil bulunmadığından birleşen dosya yönünden iddia ispatlanamadığından davanın reddi gerektiği; Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/325 Esas sayılı dosyasının dosyasının sonucunu etkileyebileceği düşünülse de geçen süreçte dosyada herhangi bir bilirkişi raporu alınmadığı gibi eldeki mahkeme dosyasının bekletici mesele yapıldığı, kaldı ki söz konusu dosyada mahkumiyet ya da beraat kararı çıksa bile önemli olanın vekilin vekaletnamesinde yetkisi olmaksızın tahsilat yapıp yapmadığı olup bu durumun bilirkişi raporu ile belirlendiği gibi vekilin kurum tarafından yapılan soruşturmada da kısmi ikrarı bulunduğundan, dosya sonucunu etkilemeyeceği kanaatiyle ceza dosyasının sonucu beklenmeksizin; "A)Asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 74.574,76 TL'nin dava tarihi olan 15.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine B-Birleşen dava yönünden davanın reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen dava taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınacak nitelikte ve yeterlilikte görülen bilirkişi kurulu rapor ve ek raporlarından ve dosya kapsamından, sonuç olarak davacı kurumda kadrolu ve sözleşmeli avukatların ahzu kabz yetkisinin bulunmadığından kurum lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin tahsilatının kurum yetkili memurlarınca yapılması ya da kurum hesaplarına yatırılması gerektiği, 27.09.2010 tarihinde emekli olan davalının bu tarihten sonra tahsil edilen vekalet ücretlerinden sadece kendisinin açıp takip ettiği ve kesinleştirdiği dosyaların vekalet ücretinden pay alabileceği, soruşturma raporu ve eki belgeler ile davalının karşı taraflardan tahsil ettiği vekalet ücretleri haricinde davacı kurumdan talep edebileceği miktarın 59.497,93 TL olarak hesaplandığı, davalıya yapılan toplam 15.076,83 TL'nin harç iadesi olduğu, söz konusu harçların kurum hesabına iade edildiğinin ispat edilemediği gibi, savunma kapsamında masraf olarak kullanıldığı hususu da kanıtlanamadığından asıl dava yönünden 74.574,76 TL'nin tahsili yönünde verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, taraflar arasında davalı memur da olsa vekalet ilişkisi olduğundan, davalının hesabına gönderilen veya tahsil ettiği miktarın iade yükümlülüğünün emeklilik tarihinden sonra da tahsil edilen miktarlar olduğu dikkate alınarak 11.07.2012 tarihinde doğduğu kabul edilerek faiz başlangıç tarihi yönünden davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü gerektiği, birleşen dava yönünden, davacının emeklilik tarihinden önce doğan vekalet ücretinin tahsilini istediği, memur olan birleşen davacının, dava dilekçesinde takip ettiğini belirttiği ve bunun dışında varsa, davacı tarafından takip edilen bütün davalardan sonuçlanıp, davacının kurum ile ilişiğinin kesildiği tarihten sonra dağıtım cetveline eklenen bir vekalet ücreti kaleminin bulunup bulunmadığının araştırılması suretiyle kendisine ödenmesi istemine ilişkin uyuşmazlık, kamu görevlisine yapılacak ödemelere ilişkin kamu hukuku kurallarına göre çözümlenmesi gerektiğinden idari yargı yerinde açılacak davanın konusunu oluşturacağı, yargı yolunun caiz olmasının dava şartı olarak belirlendiği, kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden (re’sen) dikkate alınacağı, İlk Derece Mahkemesince birleşen davanın öncelikle yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine kararı verilmesi yerine esastan reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı görüldüğü gerekçesiyle asıl dava yönünden davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelen istinaf istemi dışında davacı ve davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davada davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelen istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek suretiyle asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 74.574,76 TL'nin dava tarihi olan 11.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemenin görevli olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması nedeni ile İlk Derece Mahkemesinin kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, birleşen dava yönünden davanın yeniden görülmesi için kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verimiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; asıl dava yönünden alacağa eksik hükmedildiğini, hükme esas alınan 23.12.2019 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyanlarında hesaplama yönünden ayrıntılı olarak beyanda bulundukları hususları tekrar ettiklerini, alacak talepleri 76.949,76 TL olup bu toplam bedele ilişkin olarak alacağın davalının hesaplarına yatırıldığı tarihten itibaren ve davalı tarafından ne zaman tahsil edildiği belli olmayan alacaklar yönünden ise davalının ikrar tarihi olan 11.07.2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talep edildiği halde bütün alacak kalemleri için ikrar tarihinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, birleşen dava, asıl dava ile ilintili olup her ikisinin konusu da “alacak” olduğu için birleşen davanın da genel hükümlere tabi olduğunu ve dava konusu işlemin idari bir işleme dayanmadığını, görev yönünden verilen ret kararının kaldırılması gerektiğini beyan etmektedir. Birleştirilen dosyada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili hakkında emeklilik tarihinden sonra başlayan soruşturma sırasında davalı yanın bilgisi dışında hesabına yatırılan ve müfettiş tespiti ile kendisinden istenilen avukatlık ücreti adı altındaki bedel ve Muğla Deftarlığından hesabına yatan harç iadesi yine müvekkili tarafından davacı hesaplarına yatırıldığını, ancak davacı yanın hesabına ödeme yapılmış olmasına rağmen davacı yanın sunmamış olduğu belge ve makbuzların eksik bilirkişi raporu gereği vekiledenin aleyhine yorumlandığını, Avukatlık Kanunu'na göre avukatlık ücreti dosyaya katılan avukata ödenmesi gerekir iken müvekkilinin adının bulunduğu dosyaların avukatlık ücretinin %70'inin Avukat ...'e ödendiğini, İlk Derece Mahkemesinde başlangıçtan bu yana müvekkiline ait dosyaların farklı saiklerle Avukat ...'e takip için teslim edildiğini ısrarla belirtmelerine rağmen yapılan banka ödeme listelerinin celp edilmediğini, hesaplamalarda eksiklikler bulunduğunu, davacının müvekkilinden vekalet ücreti alacağı bulunmadığını, ...'a bağlı olan ... Muğla İl Müdürlüğünün 233 sayılı KHK'ya tabi Kamu İktisadi Teşebbüsü niteliğinde olup birleşen davacının 399 sayılı KHK'nın eki 1 listesine tabi olarak çalıştığını, KİT’ler Anayasa’nın 165. maddesinde; “Sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı olarak devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıkları” şeklinde tanımlanmış olup, KİT’lerin, yapısı, işleyiş ve temel faaliyetleri 233 sayılı KHK’da, 233 sayılı KHK’ya tabi Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve bunlara bağlı ortaklıkların personelinin hizmete alınmaları, görev ve yetkileri, nitelikleri, atanma, ilerleme, yükselme, hak ve yükümlülükleriyle diğer özlük hakları ise 399 sayılı KHK’da düzenlendiğini, kural olarak KİT personelinin 657 sayılı Kanun’un kapsamı dışında olduğunu, ... Hukuk Müşavirliği Yönetmeliği'nin 36 maddesi d bendi gereğince 'görevde iken açıp kesin olarak sonuçlandırdıkları dava ve icra takiplerinden doğan vekalet ücretinden yararlandırılır' amir hükmü gereğince doğan vekalet ücreti alacağına ilişkin görevlinin yargı yerinin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, ayrıca zamanaşımı defilerinin değerlendirilmediğini beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalının kurum avukatı olarak görev yaptığı dönemdeki takip ettiği dava ve icra dosyalarından ahzu kabz yetkisi olmadan kurum alacaklarını tahsil ettiği ve kurumu zarara uğrattığından bahisle kurum zararının tahsili istemine, birleşen dava davacının emeklilik tarihinden önce doğan vekalet ücretinin tahsili istemine ilişkindir. 1-Dosyanın incelenmesinden; İlk Derece Mahkemesince, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 74.574,76 TL'nin dava tarihi olan 15.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verildiği, karara karşı asıl ve birleşen davanın taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınacak nitelikte ve yeterlilikte görülen bilirkişi kurulu raporu ve ek raporlarından ve dosya kapsamından, asıl dava yönünden 74.574,76 TL'nin tahsili yönünde verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, taraflar arasında davalı memur da olsa vekalet ilişkisi olduğundan, davalının hesabına gönderilen veya tahsil ettiği miktarın iade yükümlülüğünün emeklilik tarihinden sonra da tahsil edilen miktarlar olduğu dikkate alınarak 11.07.2012 tarihinde doğduğu kabul edilerek faiz başlangıç tarihi yönünden davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü gerektiği, birleşen dava yönünden, davacının emeklilik tarihinden önce doğan vekalet ücretinin tahsilini istediği, memur olan birleşen davacının, dava dilekçesinde takip ettiğini belirttiği ve bunun dışında varsa, davacı tarafından takip edilen bütün davalardan sonuçlanıp, davacının kurum ile ilişiğinin kesildiği tarihten sonra dağıtım cetveline eklenen bir vekalet ücreti kaleminin bulunup bulunmadığının araştırılması suretiyle kendisine ödenmesi istemine ilişkin uyuşmazlık, kamu görevlisine yapılacak ödemelere ilişkin kamu hukuku kurallarına göre çözümlenmesi gerektiğinden idari yargı yerinde açılacak davanın konusunu oluşturacağı, yargı yolunun caiz olmasının dava şartı olarak belirlendiği, İlk Derece Mahkemesince birleşen davanın öncelikle yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi yerine esastan reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı görüldüğü gerekçesiyle asıl dava yönünden davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelen istinaf istemi dışında davacı ve davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davada davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelen istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 74.574,76 TL'nin dava tarihi olan 11.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemenin görevli olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması nedeni ile İlk Derece Mahkemesinin kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, birleşen dava yönünden davanın yeniden görülmesi için kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince, asıl dava hakkında inceleme yapılarak karar verildiği, birleşen davada ise davanın yeniden görülmesi için kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiğinin anlaşılmış olmasına göre HMK'nın 359 uncu maddesi doğrultusunda davacıların tüm talepleri yönünden infazı kâbil bir karar verilmesi gerekmektedir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmün esası incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyanın yeniden görülmesi için İlk Derece Mahkemesine gönderileceği belirtilmiş olup birleşen dava bakımından verilen kaldırma kararı ile birlikte asıl dava bakımından işin esasının karara bağlanması usule aykırıdır. Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesince birleşen dava hakkında da HMK'nın 359 uncu maddesine uygun bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Bozma ilamının neden ve şekline göre davacılar vekilinin ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı ve davalı karşı davacı ... ile davalı karşı davacı ...'e iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.