Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Ocak 2025 › 2022/15267 E., 2025/640 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/15267 E., 2025/640 K. (14.01.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/15267
Karar No
2025/640
Karar Tarihi
14.01.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2022/15267 E. , 2025/640 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/809 D.İş - 2022/893 K SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-46642 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/183251 İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.09.2013 tarihinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) bulunmayan aracın karıştığı kazada yolcu konumunda bulunan müvekkilin malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.950,00 TL sürekli iş göremezlik ve 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının ve avans faizinin davalı kurumundan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, maluliyet oranının fahiş olduğunu, başvuranın belirsiz alacak davası açmasının HMK'nın ilgili maddelerine aykırı olduğunu, kusur incelemesi yapılması gerektiğini, müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilecek ise kazazedenin yolcu olarak bulunduğu araçta sürücünün ehliyetinin olmadığını bilerek yolculuk yapması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hesaplamaların ZMSS Genel Şart ekinde yer alan TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, müvekkili güvence hesabının sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin temerrüdü oluşmadığından faiz isteminin reddi gerektiğini, başvuruya konu alacağın haksız fiil mahiyetindeki trafik kazasından kaynaklanması nedeniyle avans faiz değil yasal faiz işletilebileceğini, başvuran vekili lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvuranın mevzuata uygun sağlık kurulu raporunu sigorta şirketine ibraz etmediği, başvuru şartını yerine getirmediği, bu haliyle dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle başvuranın başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, başvuru sahibinin, başvuru dilekçesi ekinde... Üniversitesinin 22.10.2021 tarih ve 2021/2602 sayılı sağlık kurulu raporunu ibraz ettiği, raporda ...'nun “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine göre maluliyetin belirlendiği ancak kaza tarihi 20.09.2013 olup, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyetin belirlenmesi gerekirken, bu yönetmeliğin ekinin %60 maluliyeti belirlemek için düzenlendiği, %60'ın altı ve üstünün olmadığı, bu nedenle bir önceki Yönetmelik yani Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin uygulanması gerektiği, başvuran tarafından ibraz edilen sağlık kurulu raporunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre tanzim edildiğinden sonucu itibariyle doğru maluliyet oranı tespit edildiği, başvuranın itirazının yerinde görüldüğü, somut olayda kaza 20.09.2013 tarihinde gerçekleşmiş olup, 7226 sayılı yasa ile duran süreler göz önüne alınsa dahi haksız fiil tarihinden itibaren 8 yıllık uzayan ceza zamanaşımı süresi dolduktan sonra 27.01.2022 tarihinde davanın açıldığı, zararın gelişen durum nedeni ile ortaya çıkmadığı gerekçesiyle başvurunun zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 20.09.2013 tarihinde meydana gelen kazada araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin %4,2 malul kaldığını, her ne kadar kaza 20.09.2013 tarihinde gerçekleşmiş olsa da, müvekkilinin yüzünde kalıcı skar mevcut olduğunu, skarların kalıcı sayılabilmesi için 1 yıl iyileşme süresi öngörüldüğünü bu nedenle müvekkilinin maluliyet oranının tespit edilebileceği en erken tarihin 20.09.2014 olduğunu, uzamış ceza zamanaşımının başlangıç tarihi olarak 20.09.2014 tarihinin esas alınması gerektiğini, ayrıca maluliyeti öğrendikleri raporun 22.10.2021 tarihli olduğunu, bu nedenle de zamanaşımının dolduğundan söz edilemeyeceğini belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi bulunmayan aracın karıştığı kaza sonucu araçta yolcu konumunda bulunan davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 14.01.2025 tarihinde Üye ... ve Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) KARŞI OY Başvuru, çift taraflı trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanma nedeniyle oluşan maddi tazminatın (sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri ) tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince; davacının ibraz ettiği maluliyet raporu, olay tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmediğinden başvurunun usulden reddine karar verilmiştir. Anılan karara, sadece davacı tarafın vaki itirazı üzerine; itiraz hakem heyetince, ibraz edilen maluliyet raporunun olay tarihiinde yürürlükte bulunan yönetmeliğe uygun olduğu tespit ve kabul edilerek, uyuşmazlık hakem heyetinin kararı kaldırılıp başvurunun esasının incelendiği, itiraz merciince, davalı tarafın zamanaşımı def’i değerlendirilmiş; başvurunun zamanaşımı nedeniyle reddine dair yeni hüküm tesis edilmiştr. Anılan kararın temyizi üzerine Dairemiz çoğunluğunca ''Onama'' kararı verilmiştir. Olay; 20/09/2013 tarihinde çift taraflı trafik kazası meydana gelmiş ve davacı bu kaza nedeniyle yaralanmış olup, % 4,2 oranında sürekli maluliyeti oluşmuştur. Bilindiği üzere; Sigortacılık Kanununun 30/23 fıkrası ile, Sigorta Kanununda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri, Yürürlük Kanununun atfıyla da Hukuk Mahkemeleri Kanununun (HMK), sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı, HMK, 353/1-6 fıkrası ile, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delilerin toplanmamış olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde bölge adliye mahkemesince, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verilebileceği, keza; HMK 355 maddesi ile, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun resen gözetileceği düzenlenmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki usul hukukumuzda hakim olan aleyhe karar verme yasağı gereği, taraflardan birisi kanun yoluna başvurmuşsa, inceleme sadece onun lehine ve ileri sürdüğü sebeplerle sınırlı olarak yapılabilecektir. Bu bağlamda dosya incelendiğinde, itiraz hakem heyetince, davacı tarafın itiraz yoluna geldiği ve sadece onun ileri sürdüğü hususlar dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, def’i niteliğinde olan ve kamu düzeninden olmayan zamanaşımı hususunun, keza davalı tarafından itiraza getirilmediği de dikkate alınarak, itiraz yoluna başvuran davacı aleyhine olacak şekilde değerlendirilmek suretiyle sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. Yukarıdaki gerekçeye binaen Dairemiz çoğunluğunun "Onama" görüşüne katılmıyoruz.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Ocak 2025 kararlarının tamamı